
Spotify, bugün “2024 Yılın Özeti”ni açıklayarak Türkiye’de ve dünyada en çok dinlenen sanatçı, şarkı, albüm ve podcast’leri duyurdu.
Spotify, 2024 Yılın Özeti kapsamında yılın en çok dinlenen sanatçı, şarkı, albüm ve podcast’lerini açıkladı. Spotify’ın 2024 Yılın Özeti’ne göre Türkiye’de bu yıl da en çok dinlenen sanatçı Semicenk olurken, en çok dinlenen şarkı Era7capone, Batuflex ve Narco’dan CISTAK oldu. Semicenk geçen yıl olduğu gibi 2024’te de Spotify’da en çok dinlenen sanatçılar listesinde birinci sırada yer aldı. Semicenk’i Top 10 şarkı sıralamasında üç şarkısıyla birden yer alan Lvbel C5 takip etti. Türk Popu’nun kraliçesi olarak anılan Sezen Aksu yılın en çok dinlenen üçüncü sanatçısı olurken BLOK3 ve UZI ise dördüncü ve beşinci sırada yer aldı. 2024’te rap müzik hakimiyetini sürdürürken, Sezen Aksu’nun yanı sıra, Hande Yener ve Dedublüman’ın varlığıyla da en çok dinlenen Top 10 sanatçı listesinde çeşitlilik dikkat çekti.
2024’te Türkiye’de en çok dinlenen sanatçılar:
1. Semicenk
2. Lvbel C5
3. Sezen Aksu
4. BLOK3
5. UZI
6. Ati242
7. Motive
8. Hande Yener
9. Dedublüman
10. cakal
2024’te Türkiye’de en çok dinlenen şarkılar:
1. “CISTAK” - Era7capone, Batuflex, Narco
2. “Lan” - Zeynep Bastık
3. “DOĞUŞTAN BERİ HAKLIYIM (tmm)” - Lvbel C5
4. “Sezen Aksu” - Lvbel C5
5. “Yakışıklı” - KÖFN, Simge, Salman Tin
6. “Sen Bilmezsin” - Dedublüman
7. “SUBMARINER” - AKDO, Lvbel C5
8. “Yansıma” - Derya Uluğ, Asil Gök
9. “Renklensin” - Reynmen
10. “Dale Don Dale” – ElMusto
2024’te Türkiye’de en çok dinlenen albümler:
1. Manifesto - Ati242
2. 7EDI - Era7capone
3. EL CHAVO - UZI
4. OBSESİF - BLOK3
5. ROMANTİK - Motive
6. Fatih - Mabel Matiz
7. Kan - UZI
8. Nefes - Derya Uluğ
9. Yaramızda Kalsın - Onur Can Özcan
10. Silah Gibi - Cash Flow
2024’te Türkiye’de en çok dinlenen kadın sanatçılar:
1. Sezen Aksu
2. Hande Yener
3. Gülşen
4. Simge
5. Melike Şahin
6. Sertab Erener
7. Ebru Gündeş
8. Zeynep Bastık
9. Bengü
10. Derya Uluğ
2024’te Türkiye’de en çok dinlenen podcast’ler:
1. Kendine İyi Davran
2. Ortamlarda Satılacak Bilgi
3. Hayalhanem Podcast
4. Meksika Açmazı
5. Merdiven Altı Terapi
6. Terapist Koltuğu
7. Hikayeden Adamlar
8. Portal ile Yansıma
9. Psikopatika
10. Barış Özcan ile 111 Hz
2024’te dünya genelinde en çok dinlenen sanatçılar:
1. Taylor Swift
2. The Weeknd
3. Bad Bunny
4. Drake
5. Billie Eilish
6. Travis Scott
7. Peso Pluma
8. Kanye West
9. Ariana Grande
10. Feid
2024’te dünya genelinde en çok dinlenen şarkılar:
1. “Espresso” - Sabrina Carpenter
2. “Beautiful Things” - Benson Boone
3. “BIRDS OF A FEATHER” - Billie Eilish
4. “Gata Only” - FloyyMenor, Cris Mj
5. “Lose Control” - Teddy Swims
6. “End of Beginning” - Djo
7. “Too Sweet” - Hozier
8. “One Of The Girls (with JENNIE, Lily Rose Depp)” - The Weeknd
9. “Cruel Summer” - Taylor Swift
10. “Die With A Smile” - Bruno Mars, Lady Gaga
2024’te dünya genelinde en çok dinlenen albümler:
1. THE TORTURED POETS DEPARTMENT: THE ANTHOLOGY - Taylor Swift
2. HIT ME HARD AND SOFT - Billie Eilish
3. Short n’ Sweet - Sabrina Carpenter
4. MAÑANA SERÁ BONITO - Karol G
5. eternal sunshine - Ariana Grande
6. 1989 (Taylor’s Version) - Taylor Swift
7. SOS - SZA
8. Lover - Taylor Swift
9. Fireworks & Rollerblades - Benson Boone
10. Starboy - The Weeknd
Seda Gazioğlu’nun “O Kedi Siyah Mıydı?” başlıklı kişisel sergisi, 11 Aralık 2024 - 11 Şubat 2025 tarihleri arasında Haliç Sanat-3’te sanatseverlerle buluşacak.
Seda Gazioğlu yeni sergisinde, “Bir gölge-bir kedi geçti... Geriye sadece bir soru kaldı: O kedi siyah mıydı?” sorusunu alıp derin bir keşif yolculuğuna çıkıyor. Sergi, alışılmışın dışındaki sanatsal dili ile izleyiciyi kendi korkuları ve ritüelleriyle yüzleşmeye davet ederken, bilinmeyenin getirdiği kaygıyı hafifletme arzusunu ön plana çıkartıyor. Sanatçının multidisipliner tekniklerle ürettiği eserlerinden oluşan bu sergide, burun buruna gelindiğinde karşısında çaresiz kaldığımız ölüm korkusu ve buna karşılık güvenli liman olarak sığındığımız batıl inançlar özelinde insan zihninin topografisi, sosyal ritüeller ve de toplumsal örüntüler üzerine yoğunlaşıyor. Sanatçı, antik halılar üzerine yağlı boya, paslanmaz çelik, kumaş üzeri nakış, mermer ve ayna gibi daha birçok malzeme ile ürettiği sanat eserleriyle, batıl inançlar üzerinden nesilden nesile aktarılmış ve bu coğrafyaya ait gündelik geleneklerin görünmeyen yüzlerini gözler önüne seriyor.
Seda Gazioğlu’nun “O Kedi Siyah Mıydı?” sergisi, 11 Aralık 2024 - 11 Şubat 2025 tarihleri arasında, İBB Miras’ın gerçekleştirdiği restorasyon çalışmalarının ardından yeniden açılan ve İBB Kültür’ün düzenlediği etkinliklere ev sahipliği yapan Haliç Sanat-3’te sanatseverlerle buluşacak.
Galerist, Türk ressam ve opera sanatçısı Semiha Berksoy’un kapsamlı retrospektif sergisini 6 Aralık’tan itibaren Berlin’deki Hamburger Bahnhof - Nationalgalerie der Gegenwart’ta sanatseverlerle buluşturacak.
Küratörlüğünü müzenin direktörleri Sam Bardaouil ve Till Fellrath'ın üstlendiği, yardımcı küratörlüğünü ise Emily Finkelstein ve Agnes Rameder’in gerçekleştirdiği sergiye, Silvana Editoriale Milano tarafından yayımlanacak Hamburger Bahnhof katalog serisine dahil bir yayın eşlik edecek.
Berksoy’un (1910-2004) Almanya’daki ilk geniş kapsamlı retrospektifinde, sanatçının 60 yılı aşkın, çok yönlü ve katmanlı sanat pratiği mercek altına alınıyor. “Semiha Berksoy: Singing in Full Colour”, sanatçının 1930’lardan itibaren görsel sanatlar ve sahne sanatları dünyasında çığır açan kariyerini bütüncül bir bakış açısıyla sunuyor. Seçilen 100’e yakın eserin yanı sıra arşiv belgeleri, film klipleri ve ses kayıtları, Berksoy’un opera performansları ile resimleri arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor. Sergi, Berksoy’un annesi Fatma Saime’ye duyduğu derin bağlılık, Berlin yılları ve yaşamı boyunca sanat tutkusunu besleyen kültürel ve ideolojik figürler etrafında şekillenirken, sanatçının resme olan benzersiz, spontane ve cesur yaklaşımı ön planda tutuluyor.
Türkiye kültür sanat tarihine damgasını vurmuş bir sanatçı ve primadonna olan Semiha Berksoy’un retrospektifi, 2026 yılında ise İstanbul Modern’de sergilenecek.
“Sanata çok yönlü yaklaşımıyla gerçek bir öncü olan Berksoy, Türkiye’nin ilk sesli filmi İstanbul Sokaklarında ve ilk Türk operası Özsoy operasında sahne almış; yurtiçi ve yurtdışında sayısız önemli temsilde rol almıştır. 1936 yılında Atatürk tarafından opera eğitimi için Berlin Yüksek Müzik Akademisi’ne gönderilen Berksoy, 1939'da Richard Strauss’un 75. doğum günü kutlamalarında büyük övgülerle sahnelenen Ariadne auf Naxos’ta Ariadne rolüyle büyük beğeni toplar. Berlin Yüksek Müzik Akademisi’ni birincilikle bitirerek ‘Birinci Sınıf Opera Sanatçısı’, ‘Başartist (Primadonna)’ ve ‘Devlet Sanatçısı’ unvanlarına layık görülür. Aynı yıl, II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla ülkesine döner ve Türk Devlet Opera ve Balesi'nin kurulması ile Ankara Devlet Konservatuvarı’nın açılmasına, Alman yönetmen Carl Ebert ile birlikte katkıda bulunur. Berksoy’un Berlin ile bağlantıları ilerleyen yıllarda da devam eder; 1969’da Berlin’de Haus am Lützowplatz’ta bir kişisel sergi açar ve eserleri, Recent Art from İstanbul (Haus der Kulturen der Welt, 1998) ve İstanbul Next Wave (Martin-Gropius-Bau, 2010) gibi sergilerde yer alır. Bu süreçte Berksoy, Berlin’in kültürel hafızasında daha fazla yer edinir.
Otodidakt olarak olgunlaşan pratiğinde Semiha Berksoy, farklı disiplinlerin kesişmesinde kendi dönemine göre oldukça erken yakaladığı aktarım dili ile gerçek bir avangard sanatçıdır. Onun bu şaşırtıcı öngörüsü, operayı, resmi, müziği, dramayı, beden sanatını, performansı, enstalasyonu, şiiri ve edebiyatı birleştiren bütüncül sanat pratiğinin temelini oluşturur.
Yaşamını sanata adayan ve görsel sanatlarla her zaman yakından ilgilenen Semiha Berksoy'un eserleri, 5. İstanbul Bienali, 1997; Manifesta II, 1998; 51. Venedik Bienali, 2005; 14. Sharjah Bienali, 2019 ve La Lune Du Voyage Réel aux Voyages Imaginaires (Grand Palais), 2019; Lyon Bienali, 2022 ve 60. Venedik Bienali, 2024 gibi önemli uluslararası sergilerde yer almıştır.”
Künye:
3. Semiha Berksoy, Do Sesi, 1964, Duralit üzerine yağlı boya, 99 x 69 cm. Sanatçı varisleri ve Galerist'in izniyle
4. Ariadne auf Naxos akşamı odasında, Berlin, 1939
Elektronik müziğin ve ses yerleştirmelerinin öncü sanatçılarından David Tudor’ın yeni müzik alanındaki üretimlerini keşfe açan “Devreler, Yankılanmalar, Buluşmalar” başlıklı festival 6, 7 ve 8 Aralık’ta Arter’de gerçekleşecek.
“David Tudor: Devreler, Yankılanmalar, Buluşmalar” festivali, besteci David Tudor’ın ve ondan ilhamla kurulan Composers Inside Electronics Inc. üyelerinin eserlerinin icra edileceği iki özel konserin yanı sıra yaratım süreçlerine ve sesin kurgulanmasına odaklanan bir de atölyeyi katılımcılarla buluşturacak.
6 Aralık Cuma akşamı saat 20.00’de gerçekleşecek konserde “Neural Synthesis”, “Pulsers” ve “Microphone”; 7 Aralık Cumartesi akşamı saat 20:00’de gerçekleşecek konserde “Untitled”, “Speaking in Tongues” ve “Pepscillator” adlı eserler, Phil Edelstein, John D.S. Adams, Michael Johnsen ve Gökhan Deneç tarafından icra edilecek. 8 Aralık Pazar günü 13.00 – 17.00 saatleri arasında gerçekleşecek “Sahne Arkası, Keşif ve Uygulamalar” başlıklı atölye çalışması ise konserlerde yer verilen eserlerin yaratım süreçlerine ve sesin kurgulanmasına odaklanacak.
“David Tudor: Devreler, Yankılanmalar, Buluşmalar” festivalinin biletlerine Biletix ve Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Künye: Fragment 2, David Tudor ve Sophia Ogielska, Toneburst Maps and Fragments serisi, Sophia Ogielska ve Andy Ogielski koleksiyonu
Sarkis’in “Gökkuşağı Renkleriyle Çocukların Yağmur Çağrısı” başlıklı kişisel sergisi 4 Aralık 2024 - 5 Ocak 2025 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de sanatseverlerle buluşacak.
Sarkis’in Venedik ve Mardin bienallerinde gerçekleştirdiği çocuk atölyelerinden ilhamla hayata geçirilen “Gökkuşağı Renkleriyle Çocukların Yağmur Çağrısı” başlıklı sergide, İstanbul’un Dolapdere semtindeki çocukların bireysel ve kolektif üretimlerinden oluşan eserler yer alıyor. Yağmurun evrensel deneyimi gibi, çocuk atölyeleri de galerinin bulunduğu bölge ve çevresindeki komşu dernekler ve okullarla hazırlanan sergide, renkli yağmur betimlemelerini andıran 49 ayna yer alıyor. Cam yüzeylere parmak dokunuşlarıyla oluşturulan renk katmanları, izleyiciyi dokunmanın anlamı ve kolektif üretimin gücü üzerine sorgulatıyor. Sergi, bir arada olmak üzerine yeniden düşünmeye ve ortak deneyime dair bir alan sunuyor.
Künye:
1. Rain with Rainbow Colors (The Call of the Children) no.32, Mirror, watercolor and fingerprints
2. Rain with Rainbow Colors (The Call of the Children) no.43, 2024 Mirror, watercolor and fingerprints
3. Rain with Rainbow Colors (The Call of the Children) no.11, 2024 Mirror, watercolor and fingerprints
4-5.Gökkuşağı Renkleriyle Yağmur (Çocukların Çağrısı) Atölyesinden Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Jack Kurland’ın üç yaş ve üzeri okurlarına duyguları ifade etmenin önemini hem esprili hem de iç ısıtan bir hikâye ile anlattığı kitabı Hiçbir Şey Yapmak İstemeyen Kedi, Nazlıcan Kabataş’ın çevirisiyle hep kitap’tan çıktı.
“Bir zamanlar bir kedi vardı ve bu kedinin canı... hiçbir şey yapmak istemiyordu! Ne yumakla oynamak, ne arkadaşıyla partiye gitmek ne de uzaya çıkan ilk kedi astronotlardan biri olmak ilgisini çekiyordu. Bir gün arkadaşı ona nesi olduğunu sorunca nihayet gerçek ortaya çıktı. Gırgır’ın her teklifi geri çevirmesinin arkasında başka bir sebep vardı.”
The Imperial Russian Ballet Company, Çaykovski’nin unutulmaz başyapıtı Swan Lake-Kuğu Gölü Balesi ile 20, 21 ve 22 Ocak 2025 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Anadolu Oditoryum Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak.
Pek çok uluslararası festivalde sahne alan The Imperial Russian Ballet Company, Çaykovski’nin unutulmaz başyapıtı Swan Lake-Kuğu Gölü Balesi ile Türkiye turnesi kapsamında ilk kez izleyiciyle buluşacak. Swan Lake-Kuğu Gölü Balesi, Ment Event-Armoni organizasyonuyla 20, 21 ve 22 Ocak 2025 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Anadolu Oditoryum Salonu’nda, 23 Ocak 2025’te Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Osmangazi Salonu’nda 24 Ocak 2025’te ise Ankara Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde sahnelenecek.
Bolşoy Tiyatrosu solisti Gediminas Taranda tarafından 1994 yılında kurulan dünya çapında ünlü dansçılarla iş birliği yaparak büyük başarılar elde eden ve The Imperial Russian Ballet Company tarafından sahnelenen Kuğu Gölü Balesi, koreografisi, kostümleri ve Çaykovski’nin unutulmaz müziği ile izleyicilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Rus klasik balesinin doğuşu sayılan, Çaykovski’nin unutulmaz başyapıtı Kuğu Gölü Balesi’nde kötü bir güç tarafından kuşa dönüştürülen Odette’in, masalsı bir atmosferde, aşk, ihanet ve dönüşüm temalarını işleyen hikâyesi anlatılıyor.
“Genç prens, kuğu prensesine sonsuz aşkına yemin eder, ancak kötü büyücü Odile’e aldanarak bu sözüne ihanet eder. Sonunda, balenin kasvetli sonu değişir ve prens ile kuğu, kötü büyüyü bozarak parlak bir apoteoz ile sonlanır.”
Swan Lake-Kuğu Gölü Balesi’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Leyla Pekmen’in resim ve heykellerini bir araya getiren “Su Gibi” başlıklı sergisi 5 Aralık 2024 - 17 Ocak 2025 tarihleri arasında BüroSarıgedik’te sanatseverlerle buluşacak.
Doğaya ve suya bir övgü ve teşekkür niteliği taşıyan “Su Gibi” sergisi, izlemekten ve zihnine görsel notlar düşmekten keyif alan Pekmen resimleri ile izleyiciyi sanatçının yanından bakmaya davet ediyor. Serginin merkezinde hem fiziksel hem de duygusal bir tema olarak Pekmen’in işlerine ilham veren suyun değişken doğası yer alıyor. Su, giderek, manzaranın içinde bir duyguya dönüşürken cesur renk blokları ve zengin dokular sanatçının anlatısını güçlendiriyor. Sergideki resimlerde -heykellerde de- başka başka edimlerde bulunan, yatan, koşan, yüzen, duran, bakan, dalan pek çok figür bulunuyor. Bu figürler bir yandan resimlerin hikâyesini kurarken diğer yandan birer süs gibi, gerçek bir işlevden azade, manzaranın yüzeyinde süzülüyorlar. Pekmen’in yarattığı gerçeküstü doğa, üzerinde taşıdığı insanlar olmaksızın var olan, onlar tüm oluşlarıyla durup geçtikten sonra da olmaya devam edecek bir soylulukta. Bu ikilik, ilk bakışta görülen, mesafeden seçilen, aşikâr olan ile yaklaşınca seçilen, teker teker incelenen ve örtük olan arasında, resimlerin izlenme biçiminde de sürüyor. Pekmen’in “tabloları” betimledikleri doğa manzarası ve anlar buketi gibi karşısına geçip uzun uzun seyredilmeyi arzuluyor. Sanatçı bir anlamda kendi edimini resme bakandan talep ediyor hatta onu buna zarifçe zorluyor.
Leyla Pekmen şunları söylüyor: “Benimkisi iyimser bir başkaldırı. Beni mutlu eden anları biriktiriyor, onları birbirinin yanına ekliyorum. İyinin altını çiziyor, onu abartıyorum. Bu anlarla izleyicinin de kolaylıkla ilişki kuracağını umuyorum. Bu kalabalığın arasında kendi hatıralarından bir parça buluyorlar muhakkak. O güzel duyguyu geri çağırmalarını sağlıyor. Bu masalsı hisle donanmış olarak gerçeklikle mücadele ediyoruz.”
Bu yıl 31’incisi düzenlenen Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanan, Murat Fıratoğlu’nun yazıp yönettiği Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, 13 Aralık’ta vizyona girecek.
81. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde Orizzonti Jüri Özel Ödülü’nün, 35. Ankara Film Festivali’nde ise En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Kurgu Ödülü’nün sahibi olan Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, Siverek’te domates hasadında çalışan Eyüp’ün parasını ödemeyen patronu Hemme’yi öldürmek için öfkeden gözü dönmüş bir şekilde evinden çıktığı süreçte başından geçenleri ele alıyor.
“Kadınlar birkaç dönümlük arazide domatesleri dilimliyor, erkekler ise kasalardan domatesleri indirip, araziye yayıyor ve dilimlenen domatesleri tuzluyorlardır. Yaklaşık iki haftadır yevmiyeleri ödemiyordur Hemme. Eyüp, önceden İzmir’e taşınmış, orada tutunamayınca geri dönmüş, Şükran ile evli, aslen Siverekli bir adamdır ve borçlarını ödemek zorundadır. Eyüp, Hemme’den parasını ödemesini istediğinde gerginlik çıkar ve küfürleşmeden sonra Eyüp parasını almak için silahına başvurmaya karar verir.”
Bir Film dağıtımıyla vizyona girecek Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Künye:
Yönetmen: Murat Fıratoğlu
Senaryo: Murat Fıratoğlu
Oyuncular/ Ses Sanatçıları: Murat Fıratoğlu, Ali Barkın, Fırat Bozan, Salih Taşçı, Güneş Sayın, Sefer Fıratoğlu
Yapımcı: Murat Fıratoğlu
Görüntü Yönetmeni: Semih Yıldız
Kurgu: Eyyüp Zana Ekinci
Yapım Yılı: 2024
Süre: 82 dk.
Dağıtım: Bir Film
İthalat: Murat Fıratoğlu
Kadir Öztoksoy’un “The Gallery of Mutation” başlıklı kişisel sergisi 4 Aralık 2024 - 13 Ocak 2025 tarihleri arasında Artopol Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
Kadir Öztoksoy’un yeni sergisi “The Gallery of Mutation”, toplumsal normların dayatıldığı bir dünyada bireyin rolünü, modern tüketim alışkanlıklarını ve güzellik algısını sorgularken güçlü bir sanatsal eleştiri sunuyor.
Üç bölümlük “The Gallery Of Mutation” çalışması, “Fake Plastic Dreams”, “Conditional Love” ve “Diet of Depression” başlıklarıyla farklı yönlerden ele alınıyor. Öztoksoy’un, Johan Huizinga’nın “Homo Ludens (Oyuncu İnsan)” kuramından ilham alarak geliştirdiği bu eserler, Amerikalı iş insanı Ruth Handler’ın 1959 yılında ikonik bir figür hâline getirdiği Barbie’nin arka planında, toplumun dayattığı idealleri irdeleyen çarpıcı görüntüler sunuyor. İlk bölüm “Fake Plastic Dreams”, Barbie’nin güzellik ve cinsiyet normlarıyla oluşturduğu sahte mutluluk ve kabul standartlarını ele alarak, kadın bedeni üzerinden idealize edilen yapay bir dünyayı gözler önüne seriyor. Ardından gelen “Conditional Love”, kadın-erkek ilişkilerinde güç ve bağımsızlık kavramlarının toplumsal kalıplarla nasıl sınırlandırıldığını, güçlü kadın olma baskısının birey üzerindeki etkileriyle sorguluyor. Son olarak, “Diet of Depression” tüketim alışkanlıklarını eleştirerek, estetik normları sürdürme çabasının yarattığı içsel çelişkileri yansıtan ironik bir anlatım sunuyor ve izleyiciyi tüketim kültürünün dayattığı yüzeyselliğe dair düşünmeye davet ediyor.
“The Gallery of Mutation” sergisi, günümüz iletişim araçlarıyla desteklenen çürümüş estetik değerleri ele alarak bir “uyanış” çağrısında bulunuyor. Sergide Kadir Öztoksoy, izleyicilere “Gördüğümüz, görüldüğümüz tüm bu hâllerin ötesinde bir gerçek olabilir mi?” sorusunu yöneltiyor.
Kadir Öztoksoy’un “The Gallery of Mutation” başlıklı kişisel sergisini 4 Aralık 2024 - 13 Ocak 2025 tarihleri arasında 42 Maslak’ta yer alan Artopol Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.