
KAIROS, 11 sanatçının bedenin ve zihnin sınırlarını zorlayan günümüz hikâyelerine odaklandığı “Korbut Flip” başlıklı sergiyi 31 Ocak-22 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“Korbut Flip”, sanatçıların üretimleriyle bedenin ve zihnin sınırlarının zorlandığı günümüz hikâyelerine odaklanıyor. Hakikatin sınırlarını kaybettiğimiz bir çağda sanatçıların kendi ölümcül dönüşlerini incelikle nasıl planladıklarını izlemeye davet ediyor. Sergide; Alptekin Soy, Can Akgümüş, Deniz Pasha, Ecem Yüksel, Erol Eskici, Fulya Çetin, İlhan Sayın, Kazım Şimşek, Murat Balcı, Semra Çelik, ŞANT’ın eserleri izleyicilere sunuluyor.
“Olga Korbut’un 1972 Münih Olimpiyatları’nda sergilediği ‘Ölümcül Dönüş’ olarak adlandırılan Korbut Flip, bedenin sınırlarını aşan bir cesaret eylemi olarak hatırlanır. Bu cesaret, yalnızca fiziksel bir başarı değil, aynı zamanda genç bir bedenin siyasallaştırılmasının açık bir göstergesidir. Paralel olmayan asimetrik barlarda icra edilen bu çığır açıcı hareket, fiziksel sınırların aşılmasına dair bir manifesto niteliğindedir.
Bedenin ve yaratıcılığın doruk noktasına ulaştığı anlar, bir özgürlük eylemi midir, yoksa bir iktidar sahnesi mi? İnsan, sınırlarını aşarken, aynı zamanda kimin sınırlarını yeniden çizdiğinin farkında mıdır? Susan Sontag’ın dediği gibi, “Her performans bir gösteridir, ama her gösteri bir savaş alanıdır.” Sporcular ve sanatçılar, kendi iradelerinden bağımsız olarak bu gösterinin savaşçıları hâline gelir. Onların yaratıcılığı ve bedensel çabaları, bireysel olmaktan çıkar, sistemin kolektif iradesine teslim edilir. Sansür ve propaganda, bu iradeyi yöneten en keskin araçlardır: Ne gösterileceği ve neyin görünmez kılınacağına dair verilen kararlar, iktidarın sınırlarını çizer.”
Künye:
1. Ecem Yüksel, Stalkers, 2018, 95 x 120 cm, oil on canvas
2. Can Akgümüş, Orlando, London Olympics, 1948_ 2025, 50x50cm, Framed Archival Pigment Print 5+2 AP
3. Erol Eskici, Gym (homo ludens), 2018, 200 x 200 Acrylic on canvas
4. Fulya Çetin, İsimsiz(Alice), 2015, 130 x 220cm, Oil on canvas
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, N Kolay sponsorluğunda, 11-22 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 44. İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü, sinema ve tiyatro oyuncusu Zuhal Olcay’a sunulacak.
Sanat yaşamına sayısız tiyatro oyunu, film ve müzik albümü sığdıran usta oyuncu ve şarkıcı Zuhal Olcay’a ödülü, festivalin 11 Nisan Cuma akşamı düzenlenecek açılış töreninde verilecek.
Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olan Zuhal Olcay, 1980’li yıllarda, başta ilk televizyon filmi Sönmüş Ocak ve ardından Parmak Damgası olmak üzere ekranda çeşitli yapımlarda rol aldı. Bu süreçte, ekranın yanı sıra tiyatro sahnesinde de yer aldı ve kendisine Avni Dilligil Tiyatro Ödülü'nü kazandıran Martı (1986) oyunu ve şarkıcılık kariyerinin başlamasında büyük etkisi olan Evita (1989) müzikaliyle izleyiciyle buluştu. Amansız Yol (Ömer Kavur, 1985) filminde rol aldı; Sahte Cennete Veda (Tevfik Başer, 1989) filmindeki performansıyla Almanya’da Altın Film Şeridi En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. Sinemadaki bu başarısı Orhan Pamuk’un Kara Kitap romanından uyarlanan, İstanbul Film Festivali’nde Yılın En İyi Türk Filmi ve Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Ödüllerini kazanan Gizli Yüz (Ömer Kavur, 1991) ile devam etti. Hiçbiryerde (Tayfun Pirselimoğlu, 2002) ile başta İstanbul Film Festivali olmak üzere yurtiçi ve yurtdışında pek çok ödülün sahibi oldu. Kel Diva (2024) oyunuyla 26. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu Ödülü başta olmak üzere pek çok ödül kazandı. 2024’ten bu yana Oyuncular Sendikası Başkanı olarak görev yapmaktadır.
Sait Faik Abasıyanık’ın anısını yaşatmak adına her yıl bir öykücüye verilen ve Darüşşafaka Cemiyeti ile İş Bankası Kültür Yayınları’nın iş birliğiyle düzenlenen 71. Sait Faik Hikâye Armağanı’na başvurular başladı.
Bu yıl diğer yıllardan farklı olarak Sait Faik Hikâye Armağanı’nın Onursal Jüri Başkanı Doğan Hızlan adına “Doğan Hızlan Özel Ödülü” de verilecek. Kısa listeye kalan yazarlardan birine takdim edilecek bu özel ödül, Armağan’ın sonucu ile birlikte duyurulacak.
71. Sait Faik Hikâye Armağanı ve Doğan Hızlan Özel Ödülü’nün ön jürisi, Emrah Kolukısa’nın koordinatörlüğünde toplanacak. Ön jüride Seray Şahinler Demir, Eray Ak ve Ali Bulunmaz yer alıyor. Jüri ise Prof. Dr. Nazan Aksoy, Prof. Seval Şahin, Cemil Kavukçu, İhsan Yılmaz, Faruk Duman, Darüşşafaka Cemiyeti Kültürü ve Tarihi Komisyonu Üyesi Beşir Özmen ve Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’den oluşuyor.
Yarışmaya katılacak yazarların, başvuru yapacakları hikâye kitabından on beş (15) nüshayı, 28 Şubat 2025, Cuma günü saat 17.00’ye kadar Darüşşafaka Cemiyeti’ne elden ya da posta yoluyla ulaştırması gerekiyor. Yarışmaya katılacak hikâye kitaplarının 2024 yılında yayımlanmış olması, herhangi bir ödül almamış olması ve yazarın daha önce Armağan’ı kazanmamış olması gerekiyor. Ön jüri ve jürinin değerlendirme süreçlerinden geçecek başvuruların kazananı mayıs ayı içinde açıklanacak.
Konsept ve koreografisi Ekin Tunçeli’ye ait olan çağdaş dans performansı heartquake, 31 Ocak Cuma saat 20.00’de Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek.
Hareket araştırmasının çıkış noktasını bedenin yaşadığı coğrafya ile somatik ilişkisi üzerinden kurgulayan heartquake adlı performans; çeşitli “sallantılı” hâlleri, arayışlar, ilişkilenmeler ve inşa edememeler üzerinden koreografik bir örgüyle sahneye taşıyor. Bedenin yaşadığı coğrafya ile kurduğu somatik ilişkiye odaklanan gösteri, bir yaşam tarzı hâline gelen “sallantılı” hâllerin ve yıkımlara rağmen ayakta kalma çabalarının izini sürüyor.
“Sürekli değişen belirsizlikler denizi içinde hayalini kurduğumuz gelecek yok olup giderken hayal kurmaya nasıl devam edebiliriz? Antik kentlerin depremlerle yerle bir oluşunu dinleyerek büyüdüğümüz bu topraklarda, eninde sonunda yıkılacağını bildiğimiz bir yapıyı nasıl ve ne şekilde inşa edebiliriz? Devam edebilmek için unutmaktan başka çare yokken, ne tür bir bellek ve yapma hâlinden bahsedebiliriz? Çabalamaların, bir yere varamamanın, çok verimli olup bir verim elde edememenin, yorulmaların, duramamaların normalimize dönüştüğü, altından faylar geçen, üzerinde Sisifos’un kayasını yuvarladığı coğrafyada bunların aksi belki de buraların doğasına aykırıdır ve her yıkıma rağmen baki olan tek şey bizlerin çabasıdır.”
31 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek heartquake performansının biletlerine Biletix ve Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.
Fotoğraf: Jonas Bilberg
EVİN, eşzamanlı olarak açılışı gerçekleşen iki karma sergiyi sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Furkan Akhan, Emel Ezal, Ilgaz Gürün ve Ece Haskan’ın eserlerinden oluşan “Yeni!” başlıklı sergi 15 Şubat’a kadar, “EVİN’Salon” başlıklı karma sergi ise 29 Mart’a kadar izleyicilerle buluşacak.
Furkan Akhan, Emel Ezal, Ilgaz Gürün ve Ece Haskan’ın eserlerinden oluşan “Yeni!”, ikinci kuşak bir koleksiyoner olan Osman Yiğit Çetin ve sanatçı bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisi, EVİN’in galeristi olan Osman Nuri İyem tarafından geliştirildi. Bu proje, Osman Yiğit Çetin’in uzun yıllardır sıklıkla düzenlediği; bağımsız genç sanatçıların yapıtlarını izleyici, koleksiyoner ve sanat profesyonelleriyle buluşturan kısa süreli etkinlikleri daha kapsamlı bir sergiye dönüştürme fikriyle ortaya çıktı. “Yeni!”, genç sanatçıların çağdaş resim alanındaki yaratıcı çabalarını desteklerken, izleyiciye ülkemiz sanatının yeni yeteneklerini yakından tanıma imkânı sunuyor.
Paris’in tarihi Salon sergilerinden esinlenen “EVİN’Salon” başlıklı sergi, sanat alanında geçmiş ve geleceği, geleneksel ve yenilikçi yaklaşımları, bireysel ve kolektif üretimleri bir arada düşündürmeyi amaçlıyor. Sergi, resim, heykel ve fotoğraf gibi geleneksel medyumların yanı sıra gravür ve serigrafi gibi baskı yöntemlerinden dijital ve yapay zekâ temelli yapıtlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Sergide; Kuzgun Acar, Rahmi Aksungur, Setenay Alpsoy, Avni Arbaş, Yüksel Arslan, Kader Genç, Hakan Gürsoytrak, Ilgaz Gürün, Defne Hadiş, Nasip İyem, Nuri İyem, Ömer Koçağ, Komet, Temür Köran, Orkhan, Güneş Terkol, Emin Turan, Devin Oktar Yalkın, Cansu Yıldıran yer alıyor.
18. yüzyılda Paris’te düzenlenmeye başlayan ve zaman içinde kamuya açık hâle gelmeleri ile birlikte sanat eleştirisinin doğuşuna zemin hazırlayan Salon sergileri, yalnızca bir sergi biçimi olarak değil, aynı zamanda sanatsal çeşitliliği ve yeniliği teşvik eden bir kültürel fenomen olarak tarihe geçti. “EVİN’Salon”, bu fenomene çağdaş bir bakış getirerek, günümüz sanat pratiklerinin çok yönlülüğünü ve derinliğini göstermeyi hedefliyor. Galerinin sanatçılarının yanı sıra misafir sanatçıların da yapıtlarının yer aldığı sergi, toplumsal dönüşüme paralel olarak başkalaşan izleyici-yapıt ilişkisini tartışmak için bir alan yaratıyor. Ayrıca sanat yapıtlarının galeri mekânında sergilenmesi, deneyimlenmesi ve kritiğinin kamusal alanda yapılmasının önemini vurgularken sanat izleyicisini bu alanda aktif bir katılımcı olmaya davet ediyor. Sergi boyunca düzenlenecek etkinlikler yoluyla ziyaretçiler bu konular üzerine düşünme fırsatı bulacak. “EVİN’Salon”, yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Küratör, galerici ve tasarımcı Şule Gazioğlu’nun mekânsal tasarımını üstlendiği sergi, EVİN’in kendine edindiği sanat alanında geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurma misyonunu gözler önüne seriyor.
Künye:
1. Ece Haskan, Oyun Çadırı, Tüab, 130x90 cm, 2023
2. Ilgaz Gürün, Tüyb, 25,5x25,5 cm, 2022
3. Emel Ezal, Yankı, Tüab, 120x73 Cm, 2024
4. Furkan Akhan, İsı̇msı̇z, Tüab, 198x90 Cm, 2024
5. Devı̇n Oktar Yalkın, Ağustos Ayında Tı̇lden, Pı̇gment Mürekkep Baskı, 36x53 cm, 2016, 6+2 AP Edisyon
6. Kader Genç, Olay Mahallı̇ _ I Need More, Küyb&Yağlı Pastel, 152x131 cm, 2024
7. Rahmı̇ Aksungur, Sı̇yam, Alçı, 23 X 14 X 57 cm, 1992
8. Temür Köran, İsı̇msı̇z, Tüyb, 90 X 65 cm, 1997
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlenen “Yazar-Editör Sohbetleri” serisinin 2025’teki ilk konukları 30 Ocak akşamı Ercan Kesal ve Yenal Bilgici olacak.
Edebiyat dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren serinin bu buluşmasında hekim, oyuncu, yazar ve senarist Ercan Kesal ve gazeteci Yenal Bilgici, Pera Müzesi Oditoryumu’nda nehir söyleşi türüne dair edebi ve derin bir keşfe çıkılacak. Etkinlikte, Kesal ile Bilgici’nin birlikte kaleme aldığı ve geniş ilgi gören iki nehir söyleşi kitabı Cebimdeki Ekmek Kırıntıları (2022) ve İsim Şehir Film Roman (2024) üzerinden hayat, hikâyeler ve insanın kendine ve zamana dair arayışları konuşulacak. “Gerçek evimiz neresidir? Hikâyemizi en iyi kim anlatır? Zamanla hesabımız ne zaman başlar?” gibi sorulara cevap aranacak.
30 Ocak Perşembe akşamı 18.00’de Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlik ücretsiz olacak ve rezervasyon alınmayacak.
Bir Film tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen 11!, 31 Ocak-2 Şubat tarihleri arasında Adana, Antalya, Balıkesir, Bodrum, Bursa, Çanakkale, Çorlu, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, Kocaeli, Mersin ve Samsun’da sinemaseverlerle buluşacak.
Seçkide yer alan bazı filmler, yalnızca bu özel etkinlik kapsamında gösterilecek. Program kapsamında gösterilecek filmler arasında; yönetmen Pablo Larraín’in büyük diva Maria Callas’ın hikâyesini anlattığı, Angelina Jolie ve Haluk Bilginer’li Maria, yakın zamanda açıklanan BAFTA adaylıklarına 12 dalda adaylıkla damga vuran Konsey, başrolündeki Kate Winslet’a Altın Küre adaylığı getiren, ünlü fotoğraf sanatçısı Lee Miller’in gerçek hikâyesini izleyeceğimiz Lee, 2024 Cannes Film Festivali’nde Camera d'Or ödülüne layık görülen Armand, Cillian Murphy’in 80’ler İrlanda’sında bir aile babasını canlandırdığı Böyle Küçük Şeyler, yönetmen Türker Süer’in Venedik, Toronto, Stockholm gibi prestijli festivallerin resmi seçkilerinde yer alan, başrollerini Berk Hakman ve Ahmet Rıfat Sungar’ın paylaştığı filmi Gecenin Kıyısı, Christophe Honoré’un Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmi Marcello Mio, Venedik, Adana ve Ankara film festivallerinden pek çok ödülle dönen Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, Oscar adayı I Lost My Body’nin yönetmeni Jérémy Clapin’in izleyiciye ölümle yaşam arasında sıra dışı bir yolculuk sunan fantastik filmi Bu Sırada, Dünya’da, ünlü oyuncu Ben Whishaw’un Sovyet şairi Eduard Limonov’a etkileyici bir performansla hayat verdiği Limonov ve Wim Wenders’in 4K restorasyonlu versiyonuyla ilk kez Türkiye’de izleyici karşısına çıkacak başyapıtı Berlin Üzerindeki Gökyüzü bulunuyor.
11! hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Gösterimleri Yapılacağı Sinemalar:
Adana Cinema Pink (01 Burda)
Antalya Cinnetime (Özdilek)
Antalya Paribu Cineverse (Migros)
Balıkesir Cinema Pink (10 Burda)
Bodrum Cinemarine (Oasis)
Bursa Nilüfer Cinetime (Özdilek)
Bursa Paribu Cineverse (Podyum Park)
Çanakkale Paribu Cineverse (17 Burda)
Çorlu Cinemarine (Orion)
Diyarbakır Paribu Cineverse (Ceylan Karavil Park)
Edirne Cinemarine (Erasta)
G.Antep Paribu Cineverse (Forum Gaziantep)
Kocaeli İzmit Cinemarine (Symbol)
Kocaeli İzmit Paribu Cineverse (41 Burda)
Mersin Cinens (Saya Park)
Mersin Paribu Cineverse (Forum Mersin)
Samsun Paribu Cineverse (Piazza)
Özge Enginöz ve Gözde Mulla’nın çalışmalarından oluşan, küratörlüğünü Gamze Öztürk’ün üstendiği “dünyaya uzanmak” başlıklı sergi 30 Ocak-11 Nisan tarihleri arasında Kasa Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
İnsan ve dünya arasında süregelen çok katmanlı ilişkiden ilham alan “dünyaya uzanmak” sergisinde dünyaya uzanmak kavramı, bir varlığın kendi sınırlarını aşarak çevresiyle bağ kurmasını ve dünyayla birliğini ifade ediyor. Bu ilişkiler ağının olanaklarını ev üzerinden araştırmayı amaçlayan sergi, izleyiciyi bu çerçevede Özge Enginöz ve Gözde Mulla arasında gelişen diyaloğu keşfetmeye davet ediyor.
Canlı ve cansız varlıkları olağan bağlamlarının dışında buluşturan Özge Enginöz, nesnelerin kabul gören anlamlarını sorguladığı çalışmalarında sıklıkla ev mevhumunu irdeliyor. Hasar kavramına odaklanan Enginöz, yanma, yok olma, bozulma ya da kül olma süreçleri çerçevesinde dünyayla ve birbirimizle ilişkilenme biçimlerimizi sorguluyor.
Her evi yaşantının izlerini barındıran bir araştırma alanı olarak gören Gözde Mulla, kâğıt ve kalemi pek çok olasılıkla buluşturarak bir mekân olarak evin imkânlarını anlamaya çalışıyor. Mulla, mekânın belleği ile siyasal, toplumsal ve kültürel olguların mekândaki yansımalarını boşluk ve eşik kavramları üzerinden ele alıyor.
Serginin anlatısı, Kasa Galeri’nin mekânsal kurgusu etrafında şekilleniyor. Birbirine bağlanan odalarda, evin kuruluşuna, kurulmaya devam edişine ve tamamlanmayan tabiatına, son olarak tüm bu edimlerden geriye kalanlara ilişkin bir izlek sunuluyor. Serginin İngilizce başlığı “coming closer to the world”, Ursula Le Guin’in insanın dünyayla başka türlü ilişkilendiği bir toplumsal örgütlenme biçimi hayal eden Hep Yuvaya Dönmek kitabından geliyor. Kitaptaki, Vadi’de Yeryüzü Evleri’nde Yaşayanlardan Kendilerinden Önce Yeryüzü’nde Yaşamış Olanlara isimli şiirden alınan sergi başlığı, serginin atıfta bulunduğu temaları çözümlemek için yeni ihtimaller sunuyor.
Künye:
1. Gözde Mulla, Gece Serisi: Az Sesli, 2020. Kâğıt üzerine karakalem, LED, 60x80 cm
2. Özge Enginöz, Kav Mantarı, 2022. Alçı, sprey boya, değişebilir boyutlarda
Can Baydar’ın Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanacak yeni konsept albümü Her Şey Geçer’in “Kasabadaki Yabancı” isimli ilk şarkısı yayımlandı.
Dokuz şarkıdan oluşan, derin hikâye yapılarıyla dikkat çeken bir albüm olarak öne çıkan Her Şey Geçer, indie alternatif rock müziğinin köklerine inerek modern bir anlatım diliyle şekilleniyor. Albümün ilk teklisi “Kasabadaki Yabancı”, yabancı birinin hiç bilmediği bir kasabaya gelişinin ardından yaşadığı hayat değişimlerini anlatırken, melankoli ve umut arasında dengede kalmaya çalışan bir modern rock sound’unu dinleyicilere sunuyor. Şarkı, albümün tematik başlangıcını simgeliyor. Söz ve müziği Can Baydar’a ait olan şarkı, rock müziğin enerjik dinamiklerini duygusal bir derinlikle harmanlayarak, dinleyiciyi albümün yarattığı ilham verici dünyaya çekiyor.
Can Baydar, “Kasabadaki Yabancı” şarkısı için şunları söylüyor: “Henüz tanımadığı, adını bile bilmediği, gelecekte karşısına çıkacağını umduğu ‘gerçek aşkı’ için yazdım bu şarkıyı. Filmlerde olduğu gibi kasabaya bir yabancı gelsin ve hayatında yeni bir dönem başlasın istiyor. Ancak bu bekleyiş yüzünden şimdiyi kaçırıyor ve bu sebeple ‘geleceğin kendisine saldırdığını’ düşünüyor.”
Sözlerinde melankoli, kaybolmuşluk hissi, geçmişe özlem ve geleceğin belirsizliğine anlam yükleme arayışının ön plana çıktığı Her Şey Geçer, alışılmadık düzenlemeleriyle dinleyicilerine özgün bir müzikal deneyim sunuyor. Albüm, sıradanın ötesine geçerek farklı bir tema ve yaklaşım yaratıyor. Indie alternatif rock müziğin köklerine duyduğu bağlılığı modern bir müzikal üslupla ele alan Can Baydar, albümdeki her parçayı, müziğiyle kurduğu ilişkiyi yeniden keşfederek, kendi sanatsal evrimini yansıtıyor.
Can Baydar’ın “Kasabadaki Yabancı” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.
Madrid merkezli İspanyol indie rock grubu Hinds, ilk İstanbul konserini %100 Müzik katkılarıyla 12 Şubat gecesi Blind sahnesinde verecek.
Madrid’de kurulan Hinds, Ana Perrote ve Carlotta Cosials’ın enstrüman öğrenmeye, şarkı yazmaya ve bir grup kurmaya karar vermeleriyle bir anda yükselişe geçti. 2016 tarihli ilk albümü Leave Me Alone ile büyük başarı yakalayan grup, bu başarıyı 2018’de gelen I Don't Run albümüyle devam ettirdi.
Glastonbury, Coachella, Fuji Rock ve daha pek çok festival sahnesine konuk olan grup, The Strokes, Coldplay ve 5SOS gibi büyük grupların açılışını da yaptı. Son albümü VIVA HINDS, Rolling Stone tarafından yılın en iyi albümleri arasında gösterildi. İkili, bu yılın başında çıktıkları Avrupa turnesi kapsamında Türkiye’de de konser verecek.
%100 Müzik Sunar: Hinds konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.