
2023 yılında Yağmur Demirtaş ve Gizem Yöngül tarafından kurulan tiyatropallas, Şimdi Ne Yapacağız oyununu 18 Ocak’ta, Romeo’yu Beklerken oyunu ise 1 Şubat’ta Kadıköy Feyk Sahne’ne tiyatroseverlerle buluşacak.
Sarah Grochala’nın yazmış olduğu Romeo’yu Beklerken, savaş ortamında güvenli alan ile güvensiz alan ayrımının nasıl birbirine karışıp değişebileceğini gösterirken mim, absürt ögeler ve gerçekçi tiyatro dinamiklerinden yararlanarak savaşın acımasızlığı ve saçmalığını ele alıyor. Ülkü Şahin’in yönettiği oyunda Talya karakteriyle Gizem Yöngül, Edhem karakteriyle Hamdi Malcı ve Raneen karakteriyle Sevda Küpeli yer alıyor. 2023 senesinin aralık ayında prömiyerini yapan oyun, İstanbul’da çeşitli sahnelerde sahnelenmeye devam ediyor.
Tiyatronun kurucu, oyuncu ve yazarlarından Gizem Yöngül’ün yazıp yönettiği Şimdi Ne Yapacağız?, modern dünya karmaşasını ikili ilişkiler üzerinden mizahi bir dille seyirciye aktarıyor. Leyla ve Zafer çiftinin evlerinde düzenledikleri nikah töreninde geçen oyunda çift sade bir tören beklentisindedir. Organizatör Feridun Bey’in tören konseptini yanlış anlamasıyla gelişen olaylar, uzun süredir birlikte olan çiftin ilişkilerindeki yanlış anlaşılmalara da ışık tutuyor. Oyunda Leyla karakterine Yağmur Demirtaş, Zafer karakterine Ömer Uslu ve organizatör Feridun Bey karakterine Yusuf Burak Kurtoğlu hayat veriyor. 2024 yılının mayıs ayında Feyk Sahne’de prömiyerini gerçekleştiren oyun, izleyicilere günümüz ilişkilerini sorgulama alanı yaratıyor.
Künye:
1-3. Şimdi Ne Yapacağız Oyunu
4-6. Romeo’yu Beklerken Oyunu
Yiğit Yazıcı’nın eskiz defterlerinin daha önce ortaya çıkmamış bir bölümünün de yer aldığı “Eskiz Defterimin Gizli Sayfaları” başlıklı sergi, ArtMate Project aracılığıyla, 20 Ocak 2025 tarihine kadar Genesis İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.
Yiğit Yazıcı’nın Genesis İstanbul’da ilk defa izleyici karşısına çıkan eksizleri 1990-1995 seneleri arasındaki yarattığı eskiz defterlerinin bugüne kadar hiç görülmemiş bir parçasını gözler önüne seriyor. Sanatçının “en pür, korkusuz, müdahalesiz yanını yansıttığını” söylediği eskiz defterinin sınırlı print’lerinin yanı sıra, sergide son dönem tuval resimlerinden oluşan bir seçkisi de yer alıyor.
Yiğit Yazıcı sergi hakkında şunları söylüyor: “Resim yapmaya başladığım üniversite dönemimden başlayarak, ‘Eskiz Defterlerim’, bir süre heyecanlarımı paylaştığım ve hayatımı direkt olarak resimle ve yazıyla aktardığım dostlarım oldu. Eskiz defterleri sanatçının anlarına şahitlik eder. Zaman makinası gibidir, yaşamınızın senaryosunu içinde barındırır. Bu sergide eskiz defterlerimin daha önce tanıtılmamış bölümlerini, fine art print baskılar ile izleyicilerin beğenisine sunuyorum. Ayrıca sergide son dönem tuval resimlerimden de bir seçki yer alıyor.”
Ines Garland’ın siber zorbalık, yas tutma, duygularla baş etme gibi önemli konuları hafif ve mizahi bir dille ele aldığı, Maite Mutuberria’nın resimlediği romanı Lilo, Emrah İmre’nin çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
10 yaş ve üzeri okura hitap eden bu kitap hafif anlatısıyla derinlikli bir hikâye sunuyor. Romanın kahramanı Emi’nin anne babası birkaç günlüğüne seyahate çıkacağı için, büyükannesi, büyükbabası ve köpekleri Lilo'yla beraber kalır. Lilo bir zamanlar sevecen ve şakacı olan Emi'nin artık inatçı, telefonuna yapışık yaşayan, ağlamak için odasına kapanan bir çocuğa dönüştüğünü fark eder. Üzüntü ve korkuyu kokular aracılığıyla algılama konusunda özel yeteneği olan Lilo, kurnaz sokak köpeği Olivertwist ve gizemli kedi Berenice'nin yardımıyla Emi'nin hayatını kimin mahvettiğini bulmaya çalışır.
“Yaşım on üç veya on dört, yani çocuk yaştayım, ama köpek yıllarıyla kaç bilmiyorum, çünkü insan yıllarına göre köpek yaşı hesaplamayı bilmiyorum. Ama yakın yaştaki çocukların nasıl olduklarını biliyorum -sahibim Emi on bir yaşını yeni doldurdu-, meydana gittiğimizde, evimin bahçesinin önündeki sokaktan geçtiklerinde ve okul çıkışında bir sürü çocuk görüyorum. On üç yaşındaki bir çocukla on dört yaşındaki bir çocuk aynı değildir tabii, ama o yaşlardaki çocukların yaptıklarını görünce aşağı yukarı onlarla yaşıt olduğumu tahmin ediyorum. Aslında bütün çocuklar birbirinden farklı ama bir yandan da benzeşiyorlar.”
Seçkin Pirim’in İtalya’daki ilk kişisel sergisi 19 Ocak 2025 tarihine kadar Triennale Milano’da sanatseverlerle buluşuyor.
Tommaso Tovaglieri’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi, Seçkin Pirim’in reçine, kâğıt, alüminyum, cam ve mermer gibi farklı malzemelerle ürettiği eserlerinden oluşuyor. Minimalist heykellerinde bilgisayar destekli ve el yapımı unsurları bir araya getiren Pirim, teknoloji ile geleneksel zanaatkârlık arasında dinamik bir diyalog kuruyor. Triennale Milano’nun iç ve dış mekânlarına yayılan sergi, sanatçının soyut formlara ve ışık kullanımına ilgisini vurgulayan bir seçki sunuyor. Palazzo dell’Arte’nin dışında sergilenen, polyester ve otoboyası kullanılarak üretilen The Gate of Eye başlıklı anıtsal heykel serginin başlangıç noktasını oluştururken, Pirim’in mekâna özgü yaklaşımını gözler önüne seriyor. İç mekânda ise sanatçının Vertical Touch ve Seven Days gibi eserleri yer alıyor.
Seçkin Pirim’in daha önce sergilenmemiş eserlerinin de yer aldığı sergi, form, renk ve tekrar eden desenlerle izleyicilerin mekânsal algısını zenginleştiren bir deneyim sunuyor. Sanatçının kullandığı yarı saydam malzemeler ve ışık oyunları, hareket ve derinlik duygusunu güçlendiriyor.
Seçkin Pirim sergi hakkında şunları söylüyor: “Müze Trienalle de Milano sergisi İtalya’da gerçekleştirdiğim ilk kişisel sergim olmasının yanı sıra, bu zamana kadar yapmış olduğum en büyük işlere sahip, kapsamlı bir sergi. Sergide yer alan işlerin bir kısmı bu sergi için yapıldı ve ilk kez burada sergileniyor. Bir kısmı ise küratör Tommaso Tovaglieri’yle karar verdiğimiz yeni işlere göz kırpan bir seçkiye ait. Kendi adıma bu serginin benim için yeni düşünce biçimlerine kapı açtığını söyleyebilirim.”
Fotoğraflar: Gianluca Di Ioia
Arter, yeni yılda da Öğrenme Programı kapsamında düzenlenen farklı etkinliklerle sanatseverleri bir araya getirmeye devam edecek. Osmanlı tarihçisi, araştırmacı, akademisyen ve yazar Cemal Kafadar’ın, Arter’de izleyicilerle buluşan Yasemin Özcan’ın “Islak Zemin” sergisinde yer alan belli eserlere odaklanan “Aslanlarla Ceylanlar Üzerine” başlıklı konuşması, 4 Ocak’ta Sevgi Gönül Oditoryumu’nda düzenlenecek. Bir üretim yöntemi olarak metin kullanımına odaklanan “Çağdaş Sanatta Üretim Yöntemleri: Yasemin Özcan Eşliğinde Filizlenen Karakterler” başlıklı atölye çalışması ise 18 Ocak’ta gerçekleşecek.
Arter, Yasemin Özcan’ın “Islak Zemin” başlıklı kişisel sergisinde yer alan, sanatçının Alevi-Bektaşi geleneğine referansla ürettiği Köşeler (2022), Kıymetini Bilene (2003) ve Kaygulu Abdal Çıkmazı (2016) isimli eserleri bağlamında bir konuşma gerçekleştirmek üzere Osmanlı tarihçisi, araştırmacı, akademisyen ve yazar Cemal Kafadar’ı ağırlayacak. Herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak düzenlenen “Aslanlarla Ceylanlar Üzerine” başlıklı konuşma, 4 Ocak 2025 Cumartesi günü saat 17:00’de Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleşecek. Cemal Kafadar konuşmasında Özcan’ın ailesinden devraldığı Alevi geleneğini ele alarak kıymet bilme, yas tutma, iz bırakma ve doğadaki döngüsel süreçleri kabul etme gibi konulara değinecek. Kafadar, sanatçının bu bağlamda ürettiği ve geçmiş sergilerinde izleyicilerle buluşan Kolon (2005) ve Aslanlarla Ceylanların Kucağında (2016) adlı eserlerine de değinerek, bu geleneklerin sosyokültürel tarihine dair uzun yıllara yayılan kendi çalışmaları ile eserler arasında kurduğu ilişkiyi aktaracak.
Arter’in “Çağdaş Sanatta Üretim Yöntemleri” başlıklı atölye serisinin üçüncüsü, Yasemin Özcan yürütücülüğünde 18 Ocak 2025 Cumartesi günü saat 14:00’te gerçekleşecek. Her bölümünde başka bir sanatçının farklı bir mecrayı katılımcıların deneyimine açması hedeflenen bu atölye çalışmasında Özcan, yaklaşık otuz yıla yayılan kavramsal sanat pratiğinde bir üretim yöntemi olarak metin kullanımına odaklanacak. Sanatçının pratiğine dair kısa bir sohbetin ardından katılımcılar atölye için hazırlanan arşivden bir karakter seçip bu karakterin kendilerine hissettirdikleri üzerine düşünecekler. Seçtikleri karakterin ismi, mesleği ve kişilik özelliklerine dair ihtimalleri tartışarak onu canlandıracak, başka bir ifadeyle “filizlendirecekler”. Bu tartışmadan yola çıkarak karakterlerine dair kısa bir metin kaleme alan katılımcılar, daha sonra bu metni grupla paylaşacaklar. Arter’in Atölye alanında gerçekleşecek atölyenin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Arter’deki etkinlikler hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1. Yasemin Özcan: Islak Zemin Sergiden görünüm Küratör: Eda Berkmen Arter, 2024 Fotoğraf: flufoto (Barış Aras & Elif Çakırlar)
2. Yasemin Özcan Kıymetini Bilene 2003 Fotoğraf, kaset, ses kaydı Ses kaydı: 45” Değişken boyutlar Fotoğraf: flufoto (Barış Aras & Elif Çakırlar)
3. Yasemin Özcan Ankara (Islak Zemin serisi) 2024 Seramik karolar üzerine aşındırılmış metin Değişken boyutlar Fotoğraf: flufoto (Barış Aras & Elif Çakırlar)
Sophie Schoenwald’ın kaleme aldığı, Günther Jakobs’un resimlediği, yılın en güzel zamanında paylaşmak ve başkalarını mutlu etmek üzerine bir hikâye anlatan Hayvanat Bahçesinde Yeni Yıl adlı kitap Duygu Türker’in çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.
Okul öncesi okurları hayvanat bahçesinde yeni yıl coşkusuyla buluşturuyor bu hikâye. Yeni yıl yaklaşırken kirpi ve arkadaşları, hem büyük bir kutlama yapacak hem de birbirlerine hediye vereceklerdi. Kirpi en sevdiği papyonu zürafaya, zürafa elinden bırakmadığı aynasını hipopotama hediye etti. Ne yazık ki kimse hediyesinden memnun kalmadı… Kahramanımız kirpi, bu duruma acilen bir çözüm bulmaya karar verdi!
Erkan Kolçak Köstendil’in yazıp sahneye koyduğu tek kişilik tiyatro oyunu 12 Numaralı Adam, geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa’daki temsiliyle 100. dünya şehrinde sahnelenmiş oldu.
8 sezondur dünyanın birçok yerinde sahnelenen 12 Numaralı Adam, 5 kıta, 21 ülke ve 99 şehirde toplam 200 kez izleyicilerle buluştu. Kalede kalmak, aile olmak, yalnız kalmak, çizgilerin dışına çıkmak üzerine odaklanan ve izleyicileri taraftara dönüştüren oyun, yeni yılda da sahnelenmeye devam edecek.
“Yıllarını aynı takımda geçirmiş bir kaleci ...
İki maç üst üste yediği hatalı goller nedeniyle yedek kalmış ve iki sene boyunca tekrar kaleye geçeceği günü beklemiştir. Kader onu kalesine belki de hiç top gelmeyecek bir maçta tekrar kaleye geçirir.
Bu 90 dakika onun; geçmişini, yaşadıklarını, seçimlerini ve hayatı, seyirciyle beraber sorguladığı bir doksan dakikaya dönüşecektir. Erkan Kolçak Köstendil’den kalede kalmak, aile olmak, yalnız kalmak, çizgilerin dışına çıkmak üzerine tek kişilik bir oyun.”
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin etkinlik mekânı BlackBox, 5 Ocak Pazar gününden itibaren sanat tarihi, resim, seramik, kent hafızası, edebiyat ve yemek kültürü gibi birbirinden farklı konulardaki seminerleri sanatseverlerle buluşturacak.
Sanat eleştirmeni ve yazar Ayşegül Sönmez’in 20. yüzyıldan her ay farklı bir on yıllık dönemin etkili sanat akımlarını ele aldığı “Ayşegül 20. Yüzyılda” etkinliği 5 Ocak Pazar günü 14.00’te Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’ndeki eserler ışığında 1940’lı yılların sanat anlayışına odaklanacak.
İstanbul’da yaşayan ve üreten, eserleriyle şehre ve insanlara ilham veren sanatçıları ve yazarları bir araya getiren Blackbox’ın yeni etkinlik dizisi “İstanbul Hafızası”nda Bahar Çuhadar her söyleşide bir konuk ile hafızalardaki İstanbul’u konuşacak. Serinin ilk konuğu oyuncu Sumru Yavrucuk olacak. Etkinlik ise 9 Ocak Perşembe günü 16.00’da gerçekleşecek.
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinden ilhamla düzenlenen “Gül İrepoğlu Anlatıyor” konferansları 11 Ocak Cumartesi günü 14.00’te tarladan ve bağdan gelen meyve sebzelerin, denizden çıkan balığın ve kaynaktan akan suyun insanlara nasıl ulaştırıldığına dair hikâyelere odaklanacak. “Pazara Gitmeye Bayılırım! Sokak Simidine de... Tuvalde Çarşı-Pazar” başlıklı konferansta, yerli ve yabancı sanatçıların pazar yerlerini, dükkânları ve sokak satıcılarını göz alıcı bir canlılıkla işlediği eserler incelenecek.
Doç. Dr. Seda Yavuz’un 19. yüzyıl Avrupa sanatında natürmortun yolculuğunu anlatacağı “Avrupa Sanatında Natürmort: Empresyonizmden Günümüze” semineri 15 Ocak Çarşamba günü 16.00’da düzenlenecek.
Sanatçıların hayatları, etkilendikleri sanat akımları, ilham kaynakları ve öne çıkan eserlerinin konu edildiği “Tanıdıkların Gözünden” etkinliğinde 25 Ocak Cumartesi günü 14.00’te Türk seramik sanatının öncülerinden Sadi Diren konuşulacak. Katılımcılar, geleneksel seramik tekniklerini modern sanat anlayışıyla birleştirerek Türk çağdaş sanatına önemli katkılarda bulunan Diren’i, önce öğrencisi olan, sonrasında uzun yıllar asistanlığını yapan Prof. Dr. Süleyman Belen’in anlatımıyla dinleme fırsatı bulacak.
Sanat tarihinde hafiyeliğe çıktığımız “Seza Sinanlar Uslu ile İz Sürüyoruz” seminerlerinin 21 Ocak Salı günü 16.00’da düzenlenecek “Pera’da Üç Fransız Ressam” başlıklı etkinliğinde Mekteb-i Sultani’nin resim öğretmeni, Beyoğlu yangınını resmeden François-Claude Hayette, Saray’ın davetiyle İstanbul’a gelen ve Köçeyan Konağı’nı resimleyen Hippolyte Dominique Berteaux ve Şişli Metamorphosis Kilisesi’nin dış cephe mozaiklerini yapan Prétextat Lecomte’un yaşamları ele alınacak.
Doç. Dr. Aslıhan Erkmen, 23 Ocak Perşembe günü 16.00’da vereceği “Minyatür Sanatında Yeme İçme Kültürü - Sözelden Görsele Lezzet ve Ziyafet: İki Osmanlı Sûrnâmesinden Yiyecek Tasvirleri” başlıklı seminerde, 16. ve 18. yüzyıllarda hazırlanan iki resimli nüshaya odaklanacak: Dönemin sözel ve görsel atmosferini günümüze taşıyan Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî’deki tasvirler üzerinden Osmanlı yemek kültürü ve ziyafet adabı incelenecek.
Dünya klasikleri, modern klasikler ve Türk edebiyatının önemli eserlerinin gazeteci Emrah Kolukısa moderatörlüğünde, alanında uzman isimlerle birlikte konuşulduğu “Arka Kapak” etkinliğinin 30 Ocak Perşembe 16.00’da düzenlenecek bölümünde ise E.T.A. Hoffmann’ın Kum Adam isimli eseri, Doç. Dr. Şebnem Sunar ile incelenecek.
BlackBox’ta düzenlenecek etkinliklerin biletlerine Biletix üzerinden, ayrıntılı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.
Mieko Kawakami’nin okurlara kendin olmaya, aşka ve melankoliye dair unutulmaz bir hikâye anlattığı kitabı Gece Yarısı Tüm Aşıklar, Sinan Ceylan’ın çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
Kawakami’nin uluslararası çoksatan romanı Memeler ve Yumurtalar, 2020 yılında TIME’ın en iyi 10, New York Times’ın ise en iyi 100 kitabından biri seçilmişti. Bu romanıyla da kadınların farklı seçimlerini ve bu seçimlerin sonuçlarıyla baş etme biçimlerini incelikli bir dille anlatıyor.
Fuyuko Irie, Tokyo’da yalnız yaşayan, otuzlarında bir redaktördür. Dışarıdan çalıştığı yayınevindeki meslektaşı Hijiri’den başka pek kimseyle teması yoktur. Yalnız ve tekdüze yaşamını hareketlendirmek üzere gittiği kültür merkezinde Mitsutsuka adlı bir adamla tanışır. İkisi her hafta buluşup sohbet etmeye başlarlar. Fuyuko’nun duyguları derinleştikçe, etrafına ördüğü duvarları yıkmaya doğru adım adım ilerler.
“Şiddetli bir rüzgâr esti. Kendimizi adını bilmediğim kocaman bir ağacın altında dikilip sayısız yaprağın eşzamanlı titremesini izlerken bulduk. Yakınlarda bir karga ötüyordu ve gecenin siluetleri iyice belirginleşmişti. Gecenin gölgelerinde sadece ikimiz vardık.”
John Wick filminde yer alan “Think” şarkısıyla dikkatleri üzerine çeken dream pop ikilisi Kaleida, 11 Şubat 2025’te IF Performance Hall Beşiktaş’ta müzikseverlerle buluşacak.
İngiltere ve Almanya’dan iki yetenekli müzisyen Christina Wood ve Cicely Goulder’den oluşan Kaleida, 2014 yılında yayımladığı ilk teklisi “Think” ile John Wick filminde yer alarak dünya çapında ün kazandı. Ardından çıkardıkları tekliler ve albümlerle büyük bir hayran kitlesin ulaşan grubun “99 Luftballons” şarkısına yaptığı cover da büyük ilgi gördü ve bu şarkı, Charlize Theron’un başrolünde olduğu Atomic Blonde filminde yer aldı. Dream pop'un atmosferik ve derin melodilerini, synth-pop’un modern tınılarıyla harmanlayan Kaleida, güçlü vokallerle dinleyicilerine etkileyici bir deneyim sunuyor.
11 Şubat 2025’te IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek Kaleida konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.