GÜNDEM
  • 30-12-2024

    John Wick filminde yer alan “Think” şarkısıyla dikkatleri üzerine çeken dream pop ikilisi Kaleida, 11 Şubat 2025’te IF Performance Hall Beşiktaş’ta müzikseverlerle buluşacak.

    İngiltere ve Almanya’dan iki yetenekli müzisyen Christina Wood ve Cicely Goulder’den oluşan Kaleida, 2014 yılında yayımladığı ilk teklisi “Think” ile John Wick filminde yer alarak dünya çapında ün kazandı. Ardından çıkardıkları tekliler ve albümlerle büyük bir hayran kitlesin ulaşan grubun “99 Luftballons” şarkısına yaptığı cover da büyük ilgi gördü ve bu şarkı, Charlize Theron’un başrolünde olduğu Atomic Blonde filminde yer aldı. Dream pop'un atmosferik ve derin melodilerini, synth-pop’un modern tınılarıyla harmanlayan Kaleida, güçlü vokallerle dinleyicilerine etkileyici bir deneyim sunuyor. 

    ​11 Şubat 2025’te IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek Kaleida konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1464
  • 30-12-2024

    Bilsart, Basim Magdy’nin “Fil, Sirkin Sahibi ve Palyaçolar” başlıklı kişisel sergisini 8 Ocak-8 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Basim Magdy’nin .artSümer’de yer alan “Every Subtle Gesture Casts a Shadow on The Future” sergisi ile eş zamanlı olarak Bilsart’ta Crystal Ball ve The Dent filmleri izleyiciye sunulacak.

    Crystal Ball (2013), geleceğe bir bakış atar ama gördüğü şeyin dünle aynı olduğunu keşfediyor. Magdy’nin kameralarının kırık yapısından ışık, benzersiz bir şekilde yayılıyor ve siyah-beyaz görüntülerde zamanı çökertiyor, sonsuz gri tonlarıyla her şeyin birbirine karışmasını sağlıyor. The Dent (2014) filminde ise umutsuzca umutla hipnotize olmuş, bilinmeyen bir şehir Olimpiyatlara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Absürtlükle harmanlanmış bir ütopik vizyonu açığa çıkaran metin katmanları, her şeye rağmen harekete geçmenin değerlerini ve tehlikelerini düşünmeye davet ediyor. Kolektif inanç ve onun sürekliliğine dair melankolik bir kutlama sunuyor.

    Künye:
    1-2. Basim Magdy, The Dent 
    3-4. Basim Magdy, Crystal Ball 

    0
    0
    1162
  • 30-12-2024

    Yuta Takahashi’nin ölümün kabullenilişini farklı farklı anlatılarla ele aldığı Japonya’nın çok satan kitabı Chibineko Mutfağı: Kalbe Dokunan Tatlar, Serhat Temel’in çevirisiyle Athica Yayınları’ndan çıktı.

    “Kaybettiğiniz Sevdiklerinizle Son Bir Kez Daha Buluşmak İster miydiniz?” alt başlığına sahip kitap ölümü olduğu gibi, hayatın bir parçası olarak kabul ediyor. Takahashi, “Sevdiklerinizi bir kez daha görebilseydiniz, onlara ne söylerdiniz?” sorusunu yöneltiyor okuruna.

    ​“Bir kafe düşünün, size bir şans daha veren… Ölmüş sevdiklerinizle bir yemek yeme şansı sağlayan Chibineko Mutfağı kalbinize dokunacak. Kotoko, ağabeyini trajik bir kazada kaybettiğinden beri derin bir yasla boğuşmaktadır. Ancak Chibineko-tei adındaki gizemli bir restoran, ona beklenmedik bir mucize sunar: Hayatını kaybeden kardeşiyle son bir kez buluşma şansı…

    Şef Kai’nin hazırladığı yemek, Kotoko’yu kaybettiği ağabeyiyle buluşturur. Deniz kıyısındaki bu sıcak mekânda, kedinin huzur verici mırıltısı eşliğinde, Kotoko’nun yalnızca bedeni değil, ruhu da doyar. Kederin ve umut dolu anıların buluştuğu bu küçük restoranda tatlar, anılarla iç içe geçer. Kaybedilenler, bir yemeğin kokusunda ve tadında bir an için geri döner.”

    0
    0
    1489
  • 29-12-2024

    2009’da hayatını kaybeden dünyaca ünlü arp sanatçısı anısına düzenlenen 2. Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali, 14-19 Ocak 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek.

    2. Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali, farklı yaş kategorilerindeki arp ve oda müziği yarışmaları, ustalık sınıfları, söyleşiler ve atölyelerin yanı sıra Sioned Williams, Ece Yavaş ve Florence Sitruk, Giedra Julija Tutkute ve Trio Granados, Şirin Pancaroğlu ve Anne-Sophie Bertrand ile Arpanatolia’nın konserlerine ev sahipliği yapacak. Festivalin, İstanbul İngiltere Başkonsolosluğu’ndaki özel açılış daveti ve Pera Müzesi’ndeki Ceren Necipoğlu Doğum Günü Özel Konseri haricindeki tüm etkinlikleri, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek.

    Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı öğretim görevlisi ve Arp Sanat Dalı Başkanı, dünyaca ünlü arp sanatçısı ve pedagog Ceren Necipoğlu, Brezilya’nın Rio de Janerio şehrinde verdiği konserden dönerken, 1 Haziran 2009’da Air France Havayolları’na ait uçağın Atlas Okyanusu’na düşmesi sonucu yaşamını yitirdi. Sanatçının anısına, ablası Ayşe İmre Tüylü’nün önderliğinde düzenlenen Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali, ilk kez Ocak 2020 yılında gerçekleşti. Festival, ömrünü arp sanatına adayan Necipoğlu’nun “paylaşarak öğrenme” misyonunu yaygınlaştırmayı, katılan tüm gençlerin yeni ufuklar keşfetmesine yardımcı olmayı ve Türkiye’de arp sanatının gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyor.

    2. Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali, solo arp yarışmalarının jüri başkanı, BBC Senfoni Orkestrası’nın 28 yıllık emekli baş arpisti, uluslararası arp sanatçısı ve Londra Kraliyet Müzik Akademisi Onursal Araştırma Üyesi Sioned Williams’ın 14 Ocak Salı akşamı İstanbul İngiltere Başkonsolosluğu’nda düzenlenen özel davette vereceği konserle başlayacak. Ceren Necipoğlu’nun öğrencisi Ece Yavaş ve dünyaca ünlü arp sanatçısı Florence Sitruk’un, müzikseverleri arp tarihini şekillendiren derin hikâyeler ve eşsiz yeteneklerle buluşturacağı özel bir repertuvar seslendirecekleri konser, 15 Ocak Çarşamba akşamı saat 19.00’da AKM Çok Amaçlı Salon’da gerçekleşecek. 17 Ocak Perşembe akşamı 19.00’da aynı salonda gerçekleşecek Gençlik Konseri’nde, ilk festivalde Young Hope kategori birincisi olan Giedra Julija Tutkuté ve Oda Müziği kategorisi birincisi Trio Granados’u temsilen grubun piyanisti Kalle Peura, kendi müzikal yolculuklarını yansıtan özenle seçilmiş eserler seslendirecekler. Türkiye’nin önde gelen arp sanatçılarından Şirin Pancaroğlu ve Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası baş arpisti Anne-Sophie Bertrand’ın özenle seçilmiş bir repertuvar sunacağı duygu yüklü Ceren Necipoğlu Doğum Günü Özel Konseri ise 18 Ocak Cumartesi saat 20.00’de Pera Müzesi’nde düzenlenecek. 2. Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali, 19 Ocak Pazar akşamı saat 20.00’de AKM Tiyatro Salonu’nda düzenlenecek ödül töreni ve kapanış konseriyle sona erecek. Solo Arp Yarışmaları ve Oda Müziği Yarışması’nın kazananlarının ödüllerini alacağı gecede Çağatay Akyol (arp), Ferhat Erdem (kaval-ney-sipsi-cura) ve Cemal Özkızıltaş (otantik perküsyon) Arpanatolia projesi kapsamında sahne alacak.

    ​2. Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1697
  • 29-12-2024

    Ferda Art Platform, baskı sanatını tarihsel ve çağdaş bir perspektifle ele alan “Print” başlıklı sergiyi 4 Ocak 2025 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Print”, uluslararası galeriler ve sanat kurumlarıyla yapılan iş birlikleri sayesinde, geçmişin ikonik eserleri ile çağdaş sanatçıların yenilikçi çalışmaları arasında diyalog kuran bir seçkiyi izleyicilere sunuyor. Sergi, baskı sanatının modern dünyadaki yerini yeniden değerlendirirken, bu medyanın bir üretim aracından öte, bağımsız bir sanatsal ifade biçimi olduğunu vurguluyor. Sergide; Fahrelnissa Zeid, Joan Miró, Roy Lichtenstein, Hakkı Anlı, Hüseyin Aksoy, Güneş Terkol, Eda Şarman, Ebru Uygun, Seydi Murat Koç, Georg Baselitz, Per Kirkeby, Austin Eddy, Daniel Richter, Aslı Çavuşoğlu, Fevzi Tüfekçi, Ömer Uluç, Gülsün Karamustafa, Gert & Uwe Tobias yer alıyor.

    ​Künye: Georg Baselitz, Winterschlaf VI, 2014 Çizgi gravür, şeker kaldırma aquatint | Line etching, sugar lift aquatint, 69 x 82 cm, 10 Edisyon // Edition of 10

    0
    0
    1147
  • 29-12-2024

    Susan Sontag’ın deneysel kurgu alanındaki ilk çalışması olan derinlikli anti-romanı İyiliksever, Duygu Şahin’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    İlk kez 1963’te yayımlanan ve Sontag’ı dünyaya duyuran bu eser, eğlenceli olmasının yanı sıra rahatsız edici ve derinlikli bir kitap. İyiliksever, zengin ve hoşgörülü babası tarafından desteklenen, alışıldık insani hırslardan yoksun Hippolyte adlı genç bir adamın rüyalarını yorumlamak için hayatını kullanışını konu alıyor. Üniversitenin üçüncü sınıfında yazdığı bir makale sayesinde arzuladığı entelektüel çevreyle tanışma fırsatı bulan Hippolyte, zamanının çoğunu, birçok incelikli konuşmacının uğrak yeri olan Frau Anders’in salonunda geçirir. Çok geçmeden üniversite eğitimini yarıda bırakır. Daha sonraları bir dizi rahatsız edici rüya görmeye başlar ve bir karar verir: Bundan böyle hayatını yorumlamak için rüyalarını kullanmak yerine, rüyalarını yorumlamak için hayatını kullanacaktır.

    “Henüz mutlulukla uzlaşamıyorum. Şiddetli bir ironi gırtlağımı sıkıyor. Düşlerimi ele geçiriyor. Beni korkunç, faydasız eylemlere itiyor. Kendimi fazla ciddiye almama neden oluyor ve rüyalarımdaki suç ortakları ile akıl hocaları dışında, başka birini ciddiye almamı engelleyerek son buluyor.” 

    0
    0
    1318
  • 28-12-2024

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri serisi kapsamında 11 Ocak Cumartesi 19.30’da gerçekleşecek yılın ilk konserinde Seikilos Quartet’i konuk edecek.

    Müzik tarihinin en eski eserlerinden biri olan “Seikilos’un Şarkısı”ndan ilham alarak kurulan ve I. kemanda Sevil Ulucan Weinstein, II. kemanda Rüzgâr Turgay, viyolada Beste Tıknaz Modiri ile viyolonselde Yılmaz Bişer’den oluşan Seikilos Quartet; konserde Haydn’dan Ravel’e, J. Strauss’tan Puccini’ye kadar uzanan geniş bir repertuvarı dinleyicilerle buluşturacak.

    ​Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan bir seçkinin yer aldığı “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonda 11 Ocak Cumartesi 19.30’da gerçekleşecek konser, dinleyenlere hem sanatsal hem de atmosferik bir müzikal yolculuk vadediyor. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1043
  • 28-12-2024

    Gabriela Těthalová’nın “Hiperbol Yükseliş” başlıklı kişisel sergisi 8 Ocak-16 Şubat 2025 tarihleri arasında Dirimart’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Gabriela Těthalovátçı, Fransız şair ve eleştirmen Mallarmé’nin Düzyazı (Des Esseintes için) eserinden ilhamla oluşturduğu en yeni çalışmalarını içeren sergisiyle, İstanbul’da da ilk kez izleyici karşısına çıkacak.

    Gabriela Těthalová’nın sanatsal pratiği, yazı formundaki müziği resimle karşılaştırmasıyla başlıyor. Sanatçı müzik, edebiyat, şiir ve görsel sanatlarda ritmin rolünü araştırırken bilinçle erişilmesi güç estetik değerler üzerine soyut eserler oluşturmayı amaçlıyor. Sanatçının eserleri, matematiksel yapılar ile çiçeksi ve somut unsurları bir araya getirirken, çoğunlukla kelimelerle ifade edilemeyen soyut bir güzellik yaratıyor. Těthalová’nın yaklaşımı, modern güzelliğin karmaşıklığını gizemli kılmayı değil, soyutlama konusunun disiplinler ve kuşaklararası bir perspektifle yeniden değerlendirilmesini amaçlıyor.

    Sergide sanatçı, bilgi teorisi, internet ağları ve kriptografi üzerine inşa edilen çağdaş toplum estetiğine katkı sağlamanın yollarını araştırıyor. Bu noktada izleyiciler, genellikle denklemler ve formüller aracılığıyla ifade edilen matematiksel mekanizmaların, nasıl titizlikle detaylandırılmış görsel kompozisyonlara dönüştüğünü deneyimliyor. Sergide resimlere eşlik eden yerleştirmeler ise malzeme, resim, performans ve dil arasındaki ilişkiler üzerine daha fazla düşünmeyi sağlayarak sergiyi zenginleştiriyor. Sergi; Uzay Ağları, Çoğul Kökler, Büyü Aygıtları ve Çiçek Anatomileri gibi soyut evrenler yaratırken ortak köklerimizi vurguluyor. Bu kökler, bilinmeyene olan merakımızı teşvik ederken sezgisel anlayışımızı geliştiriyor.

    Künye:
    1. Hypnotic Space Web 2024 tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 180 x 170 cm
    2. La Trompette d`Eté 2024_ uval üzerine yağlı boya oil on canvas 170 x 160 cm

    0
    0
    1436
  • 28-12-2024

    Sarah Robinson’un bedenin, psikolojinin ve çevresel etkileşimin iç içe geçtiği bir alan olarak “yuva” kavramını ele aldığı, mekânın insan yaşamındaki anlamını araştırdığı Yuva - Beden, Mesken, Zihin adlı kitabı Burag Garen Beşiktaşlıyan’ın çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.

    Yuva, geleneksel mimari anlayışların ötesine geçerek doğanın formlarından ve süreçlerinden ilham almanın gerekliliğine vurgu yapıyor ve aynı zamanda ışık, renk, doku gibi çevresel unsurların insan psikolojisindeki etkilerini ele alıyor. Robinson; yaşadığımız mekânların deneyimlerimizi ve algılarımızı nasıl şekillendirdiğine ve kendi bedenlerimizin, mimari tasarımın ne denli ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekiyor. Yuvayı, yalnızca dış dünyadan koruyan bir yapı olarak değil, içsel dünyamızı da düzenleyen, bize güven ve huzur sağlayan bir alan olarak tanımlayan bu çalışma, bedenin birincil mimari deneyim olduğunu vurgulayarak duyularımızın ve bedenlenmiş bilişimizin mekân anlayışımıza etkisini inceliyor.

    “Dünya tecrübemiz, zihinlerimizin içsel manzarası ile kurulmuş gerçekliğimiz arasındaki bir kaynaşmadır.”

    0
    0
    1339
  • 27-12-2024

    Can Kılcıoğlu’nun yazıp yönettiği, Vildan Atasever, Nazlı Senem Ünal ve Deniz Karaoğlu’nun rol aldığı Küçük Balkon oyunu, 16 ve 17 Ocak’ta Maximum Unique Box’ta, 29 Ocak’ta Fişekhane’de ve 15 Şubat’ta da Mall of İstanbul Biletinial Moi Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.

    Küçük Balkon oyunu, izleyicileri özdeşleştiğimiz karakterin sürekli değiştiği, sert ama çocuksu, psikanalitik bir yolculuğa çıkarıyor. İki kişilik bir ilişki hikâyesi gibi başlayan oyun, ablanın, aniden eve girişiyle yön değiştirip bir abla-kardeş hesaplaşması ve sıkı bir kız kardeşlik hikâyesine dönüşüyor. Oyundaki abla ve kardeşe Vildan Atasever ve Nazlı Senem Ünal hayat verirken onlara Deniz Karaoğlu eşlik ediyor.

    “‘Bize o balkonda hiç yer yoktu, annem minnacık iki çocuğunu oraya sığdıramadı.’

    Tadilatı yarım kalmış bir evin salonu. Yerlerde kablolar, kutular, duvarlardan sarkan borular, prizler, toz, kir… Üstü naylon, çarşaf ve gazete kaplı eşyalar...

    İki kişilik bir ilişki hikâyesi gibi başlayan ‘Küçük Balkon’, ablanın, aniden eve girişiyle yön değiştirip bir abla-kardeş hesaplaşması ve sıkı bir kız kardeşlik hikâyesine dönüşür. Annenin hastalığıyla aniden yarım kalan tadilat, bu abla kardeşin anneleriyle yarım kalmış bütün konularının da konuşulmasına eşlik eder. Adeta eşyaların üzerindeki örtüler kaldırıldıkça altlarında gizlenen, saklı kalmış tüm konular su yüzüne çıkar. O gece asıl amaçlarına ulaşamayan üç karakteri absürt ve zor durumların içinde, bir yandan hepsiyle ayrı ayrı bağ kurarak, duygularını anlayarak izleriz. Hem bulundukları durum komiktir hem de aynı durum boğazımızda bir yumru oluşturur.”

    Küçük Balkon oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1161
DAHA FAZLA
Geldanlage