
Bonnie G. Smith’in 1450’den günümüze tarihi kadınların gözünden okumak isteyenler için eleştirel bir pencere sunduğu çalışması Dünya Tarihinde Kadınlar, Merve Öztürk’ün çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Smith; tarih kitaplarında çoğu zaman sadece birer yan karakter olarak yer alabilen kadınların görmezden gelinen hikâyelerini kaleme alıyor. Dünya Tarihinde Kadınlar; Çin’den Rusya’ya, Afrika’dan Asya’ya, kabile yaşamından modernizme, Sanayi Devrimi’nden kurtuluş mücadelelerine, kıtaları ve çağları aşan bir kitap. Bu kitaptaki kadınlar özgürlükleri kısıtlanmış, köle olarak alınıp satılmış, şiddete maruz kalmış, seks işçisi olarak ticarete konu olmuş, ihtiyaç duyulduğunda askere alınmış, lüzum halinde eve kapatılmış, çiftçi ve işçi olarak çalışmış, hükümdar, şair, yazar, mucit, bilim insanı, güçlü hareketlerin başını çekmiş eylemciler ve aktivistler olarak yaratıcılıklarını göstermiş, her dil, din ve ırktan kadınlar.
“Bu kitaptaki hikâyelerde, hoş ve alışılmadık tarihî karakterler başrolde yer alıyor – alışılmadık, çünkü onlar kadınlar ve kızlar... Dünya tarihinde önemsiz sayılan kadınlar hakkında, hatta önemli olanlar hakkında bile çok az şey biliyoruz ama bazıları hatırlanmaya değer olmaktan fazlasını ifade ediyor.”
Ferahnaz Apdiç’in “Bir çizgi yürüyüşe çıkar” başlıklı kişisel sergisi 16 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında Büyükdere35’te sanatseverlerle buluşacak.
Ferahnaz Apdiç’in, Paul Klee’nin “Bir çizgi yürüyüşe çıkmış bir noktadır” ifadesinden ilham alarak oluşturduğu sergi; doğum, çocukluk, gençlik, olgunluk ve ölüm gibi insanın yaşam evrelerini ele alıyor. Tüm bu süreç, çizgilerin kıvrımları, yön değişimleri ve boşluklarıyla sanatçının yapıtlarında ifadesini buluyor. Sanatçı bu çizgi anlayışıyla insan yaşamının başlangıcından sonuna doğru olan akışını ifade ediyor. Apdiç’in yapıtları, insanın karmaşık ve çözülmesi güç içsel dünyasına bir gönderme yapıyor. Her bir kesit bir yolculuğun; her bir renk, bir duygunun; her bir soyut form ise bir yaşam evresinin sembolü hâline geliyor.
Künye:
1. Rüyada mıyım, kağıt üzerine karışık teknik, 70x100 cm, 2024
2. İçimdeki karmaşalar, karton üzerine mürekkep ve akrilik kalem, 120x80 cm, 2024
3. Karşımda mısın, kağıt üzerine karışık teknik, 41,5x31 cm, 2024
Alp Gökalp’in yazdığı ve Bige Doğu’nun resimlediği, hikâyesiyle yetişkinlik ile çocukluk arasına renkli bir kuran Bay Bay, Bay Diş, Can Çocuk’tan çıktı.
Bay Diş; 4 yaş ve üzeri okuru ile “Çocukluk, yerini yetişkinliğe bıraktığında, tamamen kaybolup gider mi? Yoksa bir parçasıyla bize hep eşlik ederken, ara ara buluşup kucaklaşacağımız o özel günleri mi bekler?” sorularının cevabını buluyor.
“Bay Diş, onun ilk süt dişiydi. Küçük bir sızıyla başlamıştı gelişi. Derken biraz feryat, biraz figan, pıt diye doğuvermişti Bay Diş. Az zaman geçirdiler birlikte çünkü çocuk büyüyecekti. Hayatı öğrenecek, gezip görecek, sevip sevilecekti. Bay Diş ise bekleyecekti. Ta ki bir daha görüşecekleri güne dek...”
Sinematek/Sinema Evi, yeni yılın ilk etkinlikleri ile sinemaseverlerle buluşmaya devam ediyor.
Yeni Hollywood akımının devrim yaratan filmleri, canlı müzik eşliğinde Germaine Dulac filmlerinin izlenebildiği Sessiz Perşembe gösterimleri, Macar Sineması’nın klasikleri, dünya sinemasının önemli yapıtlarının restore hâllerinden bir seçki, FilmKoop İle Bağımsız Filmler ve yönetmen söyleşileri Sinematek/Sinema Evi’nde izleyicilerle buluşacak.
7 Ocak Salı günü gösterilecek Köpeklerin Günü (Dog Day Afternoon) filmi öncesi Engin Ertan bir sunum yapacak. 12 Ocak Pazar günü gerçekleşecek Neandria filminin gösterimi sonrasında FilmKoop iş birliğiyle yönetmen Reha Erdem ile Pelin Esmer moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirilecek. Ayrıca Sessiz Perşembe programı kapsamında gösterilecek Germaine Dulac’ın Sigara filmine Ezgi Daloğlu müzikleriyle eşlik edecek.
Sinematek/Sinema Evi’nde gerçekleşecek etkinlikler hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Sinematek/Sinema Evi Etkinlik Programı:
Köpeklerin Günü (Dog Day Afternoon)
Sidney Lumet / 1975
7 Ocak Salı 20.00
Kadın Katili (Peeping Tom)
Michael Powell / 1960
8 Ocak Çarşamba 20.00
Aşk Mevsimi (The Graduate)
Mike Nichols / 1967
11 Ocak Cumartesi 14.00
Taksi Şoförü (Taxi Driver)
Martin Scorsese / 1976
11 Ocak Cumartesi 18.30
Neandria
Reha Erdem / 2024
12 Ocak Pazar 14.00
Karadaki Ada (Sziget a szárazföldön)
Judit Elek / 1969
12 Ocak Pazar 18.30
Aralık sonunda Arkas Sanat’ta başlayan farklı yaş gruplarına yönelik farkındalık odaklı Yavaş Bakış Atölyeleri, yıl boyunca Arkas Sanat’ın farklı lokasyonlarında devam edecek.
Yavaş Bakış Atölyeleri, katılımcılara yalnızca sanat eserlerine bakmayı değil, onlarla derin bağlar kurmayı ve bu bağlar üzerinden kişisel anlamlar yaratmayı hedefliyor. Sanat terapisti ve eğitmeni Seren P. İlkdoğan tarafından tasarlanan atölyelerde mindfulness teknikleri ve dışavurumcu sanat terapi yöntemleri bir araya geliyor. Atölyeler, terapi niteliğinde olmamakla birlikte; sanatın ve yaratıcılığın onarıcı ve dönüştürücü etkisini deneyimlemeyi ve katılımcıların kendilerine dair farkındalık kazanmalarına alan açmayı amaçlıyor.
Yavaş Bakış Atölyeleri hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ocak Ayı Programı:
Hayali Gezegenlerin Ritmi
(Ebeveyn - Çocuk Sanatla Etkileşim Atölyesi, 5-8 Yaş)
Tarih: 18 Ocak, Cumartesi
Saat: 11.00-13.00
Yer: Arkas Sanat Merkezi
İçten Dışa Dıştan İçe Yansımalar
(Yetişkin Atölyesi)
Tarih: 18 Ocak, Cumartesi
Saat: 16.00-18.00
Yer: Arkas Sanat Bornova Mattheys Köşkü
Dualite Oyunu
(Yetişkin Atölyesi)
Tarih: 19 Ocak, Pazar
Saat: 14.00-16.00
Yer: Arkas Sanat Alaçatı
Ümit Güçlü’nün dijitalleşen dünyada sanatın nasıl form değiştirdiğini ve şairlerin bu süreçteki rolünü incelediği çalışması Hakikat Sonrası Şiir, Ketebe Yayınları’ndan çıktı.
Hakikat Sonrası Şiir, şiirin tarihsel serüvenine dair geniş bir sorgulama yapıp, “post-truth” yani hakikat sonrası döneme karşı nasıl bir direniş gösterebileceğini tartışıyor. Şiirin hem toplumsal hem bireysel anlamda yitimini sorgulayan eser, şiir okurlarını, hakikatin ötesinde bir dünyanın sınırlarını zorlamaya davet ediyor.
“Şiir üzerine düşünmek, aynı zamanda geriye kalan her şey üzerine düşünmekle mümkün. Bu noktada bir seçim yapmamız zorunlu hâle geliyor. Ya düşünce tarihi ve sanat tarihi ile yoğun bir ilişki kurup bu ilişki biçimini şiirlerimizde görünür kılacağız ya da şair olmanın sadece şiir yazmakla ilgili olduğu yanılgısına kapılıp, daha konforlu ve daha kolay ulaşılan alanlardan şiire yaklaşmaya çalışacağız. Açıkçası sadece şiir yazarak şair olmaya çalışmanın doğru bir yol olduğunu düşünenlerden değilim.”
CSO Ada Ankara, ünlü isimlerin konserlerinin yanı sıra çeşitli etkinliklerden oluşan zengin bir programla yeni yılda da müzikseverlerle buluşmaya devam ediyor.
CSO Ada Ankara, ocak ayı boyunca her yaştan katılımcıya yönelik pek çok etkinlikten oluşan geniş bir programı ziyaretçileriyle buluşturacak. Bir ay boyunca filmden konsere pek çok etkinlik CSO Ada Ankara’da gerçekleşecek. Programın detaylarına ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.
Emel Ezal’ın “Huzurlu Bir Rahatsızlık Hissi” başlıklı ilk kişisel sergisi 1 Şubat’a kadar Labirent Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.
Emel Ezal’ın sergiye adını veren Huzurlu Bir Rahatsızlık Hissi resminde ve sergide yer alan hemen tüm işlerinde izleyiciler, varoluşsal gerilimlerini yansıttığı, sınırlarını keşfettiği, içsel dünyasındaki zıtlıklarla yüzleştiği deneyim sürecinin yansımalarına dair bir karşılaşmaya tanık oluyor. Ezal’ın Derinin Altına Sığmaya Çalışıyorum isimli işinde, psikolojik olarak, “deri” kavramı, iç dünyasıyla dış dünyası arasındaki sınırı simgeliyor. Anzeui’nin deri-ben kavramı gibi, deriyi hem biyolojik hem de duygusal bir sınır olarak ele alıyor. Emel Ezal’ın resimlerinde kullandığı parlak renkler, egzotik bitkiler, alışılmışın dışında kadrajlar, belli belirsiz mekânlar ve hiçbir zaman tam anlamıyla kavrayamadığımız figürler -ki resimlere verdiği isimlerden bu figürlerin Emel olduğunu anlıyoruz- izleyicide susturulamaz bir merak duygusu uyandırırken bir yandan da bizi derin bir huzursuzluğa sürüklüyor. Merak ve izliyor/bakıyor olmanın verdiği mahcubiyet adeta iç içe geçiyor.
“Ulu bir ağacın gölgesinde, yıldızlı bir gecede ya da olağanüstü bir günbatımında yaşamımızın ayaklarımızın altından çekildiği bir duraksama anı yaşamayanımız yoktur. Bazen insan, böylesi huzur bulduğu anlarda bile, bir tür rahatsızlık hissiyle karşılaşır. Bu, dış dünyadan gelen yoğun gürültü, hayatın karmaşası ya da zihin içerisindeki çatışmalardan bağımsız bir his olabilir. Huzurun ta kendisi gibi görünen bu durum, insanın içsel dünyasında huzurun ve kaygının bir arada var olabildiği ilginç bir ikilemdir. Kaygı bizi özümüze yaklaştırırken hem olumlu hem de olumsuz duyguları aynı anda uyandırarak, dünyadaki yerimizi yeniden sorgulamamızın potansiyelini de taşır.
Bir gün doğumunu izlerken hissettiğimiz huzurun yanında, bu doğal güzelliğin geçici olduğunu ve zamanla kaybolacak olan her şeyin üzerine düşündüğümüzde hissettiğimiz rahatsızlık vardır. Doğanın büyüleyici manzarası, aynı zamanda insanın kendi varoluşunu sorgulayan bir içsel çatışma yaratır. İçsel bir huzur, dışsal huzurun varlığıyla çelişebilir. Bu rahatsızlık, aslında kişinin huzurun ardındaki geçiciliği ve kaçınılmaz sonları kabul etme korkusuyla yüzleşmesidir.”
Künye:
1. İsimsiz, 2022, tuval üzerine akrilik, 62x140cm
2. Otoportre, 2024, tuval üzerine akrilik ve yağlı boya, 65x50cm
3. Huzurlu Bir Rahatsızlık Hissi, 2023, tuval üzerine akrilik ve yağlı boya, 140x93cm
Uzman Klinik Psikolog Lucy Maddox’un bir yıl döngüsünü çerçeve olarak kullandığı, her aya özel psikolojik terapi fikirleriyle farklı konularda yenilenme reçeteleri sunduğu kitabı Bugün Yeniden Başlıyorsun: Terapi Odasından Tavsiyeler, Hilal Söğütlü’nün çevirisiyle Düşbaz Kitaplar’dan çıktı.
Zihinsel dayanıklılığı artırmaya ve daha bilinçli bir yaşam tarzı benimsemeye yönelik pratik öneriler içeren bu kitap, bilimsel araştırmalara dayalı basit egzersizler ve farkındalık teknikleriyle okurlarına daha mutlu, dengeli ve tatmin edici bir hayat yolunda adım adım rehberlik ediyor. Maddox, yılı aylara bölerek bu süreçlerde duygu durumumuzda olacak muhtemel değişimleri ve bunları nasıl faydalı hale dönüştürebileceğimizi, danışanlarından örnekler vererek açıklıyor.
“Attığımız her adımın temelinde psikoloji var. Eylemlerimizde, kararlarımızda, vazgeçişlerimizde, arzularımızda… İnsan olmanın doğasında duygu, dolayısıyla psikoloji var ve hissettiğiniz bütün o duygular o kadar doğal ve geçici ki… Yeter ki bunun farkında olalım.”
Tiyatro Fütursuz yapımı Yüzleşme oyunu, 11 Ocak Cumartesi saat 20.30’da Tiyatro Oyun Kutusu Sahnesi’nde, 25 Ocak Cumartesi saat 20.30’da ise Tatavla Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.
Bir zamanlar, gerçekte yaşanmış bir olayı kaleme alan İngiliz yazar Graham Farrow’un oyunu Yüzleşme, Sevda Deniz Karali’nin çevirisi ve Yeşim Sarı’nın yönetimiyle sahneye taşınıyor. Tiyatro Fütursuz’un ilk projesi olan Yüzleşme’de Orhan Gediz ve Sevser İskifoğlu’nun rol alıyor. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Kaybıyla, dibe çakılan bir adam. Adalet dengesini sarsabilecek medyatik bir güçle; toplumsal yaklaşımların yönünü etkileyebilen bir kadın. Sonucunda neredeyse parlatılmış bir suç. Bunun tam ortasında kendine düşen adaleti sağlamak için dipten sürprizlerle çıkan, aynı adam. Belki de sorulacakların ve söyleneceklerin yönüne yeniden karar verilecek bir yüzleşme hâli...”
Künye:
Yazan: Graham Farrow
Çeviren: Sevda Deniz Karali
Yöneten: Yeşim Sarı
Oyuncular: Orhan Gediz, Sevser İskifoğlu
Kostüm ve Işık Tasarım: Efe Arslan
Müzik Beste: Beste Kaptanoğlu
Sahne Düzenleme: Yeşim Sarı
Yönetmen Yardımcısı: Resul Yıldız
Reji Asistanı: Seniye Ezgi Baykal
Afiş Tasarım ve Fotoğraf: Yeşim Sarı
Afiş Uygulama ve Kitap Basım: Erkan İskifoğlu
Asistan: Eylül Öztekin
Oyun Fotoğrafları: Volkan Erkan
Yapım: Fütursuz