GÜNDEM
  • 27-01-2025

    Björn Natthiko Lindeblad, Caroline Bankler, Navid Modiri’nin başarıdan sadeliğe, belirsizlikten huzura uzanan bir yaşam hikâyesi anlattıkları Yanılıyor Olabilirim - Kuzeyli Bir Keşişten Hayat Dersleri adlı kitap Nazlı Berivan Ak’ın çevirisiyle Doğan Novus’tan çıktı.

    Kitap, İsveç’te yayımlandığı günden itibaren kitap listelerini altüst edip Storytel tarafından “En İyi Kurgudışı Ödülü”ne layık görüldü. Bir arkadaş sohbeti gibi kaleme alınan Yanılıyor Olabilirim sadece bir insanın hikâyesi değil; aynı zamanda herkesin yaşadığı kaygıların, arayışların ve umutların bir yansıması.

    Hayatın karmaşık doğasını anlamaya çalışan herkes için bir ayna görevi gören bu kitap, zihnimizin tuzaklarını ve bu tuzaklardan nasıl özgürleşebileceğimizi gösteriyor. Her düşünceye inanmak zorunda olmadığımızı hatırlatıyor, kendi içimizdeki huzuru bulmanın yollarını sunuyor ve modern dünyada kaybolmuş hissettiğimiz anlarda nasıl yeniden bağ kurabileceğimizi gösteriyor.

    ​“İş dünyasında başarıyla parlayan bir kariyeri geride bırakıp Tayland ormanlarında bir keşiş olarak yaşamayı seçen Lindeblad, bu radikal kararıyla içsel dinginliğin izini sürüyor. Ancak hayat ona yeni zorluklar sunuyor: ALS teşhisi, hem fiziksel hem de zihinsel bir mücadeleyi beraberinde getiriyor.”

    0
    0
    962
  • 26-01-2025

    Müzisyen ve prodüktör dok, “BENG” isimli ilk EP’sini Ses Deposu etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.

    Dört enstrümantal parçadan oluşan “BENG”, dinleyicileri şehirlerin gece atmosferlerinde duygusal bir yolculuğa çıkaran özgün bir müzik deneyimi sunuyor. dok, bu projede şehrin enerjisini, huzursuzluğunu ve içindeki umudu notalarla dile getiriyor. Dinleyicileri 14 dakikalık işitsel yolculuğa çıkaran EP, her bir parçasıyla farklı hikâyelere kapı aralıyor ve dinleyicinin kendi şehir deneyimlerini yeniden hayal etmesine olanak tanıyor.

    Berkant “doktor" Kılıçkap adıyla yıllarca farklı projelerde yer alan sanatçı, 2017 yılında kendi projesi olan dok ile bağımsız müzik sahnesine adım attı. İlk EP’si “BENG”, büyük şehirlerin gece ruhunu ve sokakların saklı hikâyelerini güçlü tınılarla keşfe çıkarıyor. Müziğinde kaotik ama büyüleyici şehir atmosferlerini betimleyen dok, dinleyicilerini her parçada farklı bir hikâye yaratmaya davet ediyor. Ritmik, görsel ve atmosferik bir işitsel yolculuk sunan dok, hem yerel hem de evrensel seslerle dinleyicisinin kendi keşif yolculuğunu başlatmasını hedefliyor.

    ​dok’un “BENG” isimli ilk EP’sini buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    866
  • 26-01-2025

    John Berger’ın kızı Katya Berger ile birlikte yazdığı Uykuya Yatmak, Beril Eyüboğlu’nun çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Mantua’da San Giorgio Kalesi’ndeki “Gelin Odası”nın duvar resimleri, baba ve kız, John ile Katya Berger arasında bir sohbet başlatır. Dünyanın uykuya yatmak için tasarlanmış bu en güzel odasında, onlarla birlikte bakarken, resimlerin bir yandan her şeyi açıkça gözler önüne serdiğine, diğer yandan pek çok şeyi gizlediğine şahit oluyor okur.

    “Nisyan hiçlik mi?
    Hayır. Hiçlik şekilsizdir, nisyan ise dairesel.
    Ya rengi? Mavi mi?
    Nisyanın renklendirilmeye ihtiyacı yoktur, o kendi kendini şekillendirir;
    nisyan izler bırakır, tıpkı küçük beyaz çakıl taşları gibi. Hiçlik, herhangi bir
    çakıl taşının ya da hafızanın önünde ya da arkasındadır.
    Her şey bütünüyle sadece nisyan içinde kavranabilir. Bu nedenledir ki
    nisyan, unutkanlığın aksine, kendine has bir kesinliğe sahiptir.
    Nisyan hayatta kalmanın bir yoludur.
    Nisyan, uykunun uyanıklığa ödünç verdiği bir meleke midir?
    Hayır, nisyan uykudan ödünç alınmış değildir. Uyku yaratıcıdır;
    nisyan kemikleri ezer, onlara nüfuz eder, muhafaza eder, toprağa
    karıştırır.
    Belki de nisyan seçmeyi değil, nedenselliği silip yok ediyor. Biz de çoğu
    zaman seçimlerimizden çok nedenlerimizle ilgili yanılırız.
    ​Biz ebeveynlerimizin unutamadıklarının tortusuyuz. Artıklarız biz.” (Açılış bölümünden, s. 10)

    0
    0
    1011
  • 25-01-2025

    Magnus von Horn’un 2024 Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son filmi Şişli Kız (The Girl With The Needle), MUBI’de gösterime girdi.

    Oscar’da bu yıl Danimarka’nın resmi adayı olan Şişli Kız, Avrupa Film Akademisi tarafından da iki ödüle layık görüldü. Genç fabrika işçisi Karoline’in I. Dünya Savaşı sonrası Kopenhag’da hayatta kalma mücadelesine odaklanan film, seyirciye bir kadının acımasız bir dünyada şefkat ve erdem arayışını anlatan sarsıcı ve bir o kadar da etkileyici hikâyesini sunuyor. Gerçek bir hikâyeye dayanan film, dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde büyük ilgi gördü.

    Von Horn’un minimalist anlatımı, yüksek kontrastlı siyah-beyaz estetiği ve dışavurumcu atmosferi, hikâyeyi bir dönem draması olmaktan çıkarıp evrensel bir anlatıya dönüştürüyor. Seyirciyi hem görsel hem de duygusal açıdan içine alan, etkileyici bir psikolojik dram olarak öne çıkan filmin başrollerini Vic Carmen Sonne, Trine Dyrholm, Besir Zeciri ve Joachim Fjelstrup paylaşıyor.

    “I. Dünya Savaşı’nın ardından Kopenhag’da ayakta kalmaya çalışan işsiz, terk edilmiş ve hamile bir genç kadın, gizlice bir evlat edindirme operasyonu yürüten bir kadının yanında işe girer. İkili beklenmedik bir bağ kursa da ani bir keşif her şeyi değiştirecektir.”

    0
    0
    2334
  • 25-01-2025

    8+1 Galeri ve Percepted Project iş birliğiyle düzenlenen “Blank Space” başlıklı karma sergi, 25 Ocak-7 Şubat tarihleri arasında 8artı1 Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.

    Farklı pratik ve disiplinlerden gelen 11 sanatçının son dönem eserlerinden oluşan “Blank Space”, çağdaş sanatın güncel ifade biçimlerini keşfetmek isteyenler için özel bir deneyim sunuyor. Barış Köksal, Dicle Çiftçi, Elif Nil, Elif Yurtsever, Emre Yetkin (Skunkkie), Gazi Sansoy, Hülya Sözer, Pınar Birim, Şeyma Türk, Yağmur Yılan, Zeynep Abacı’nın eserlerini izleyiciye sunan sergi, farklı pratiklerden doğan fikirlerin bir araya geldiği, sınırların ve kategorilerin yeniden düşünülerek genişletildiği bir zemin yaratıyor. Sergi, çağdaş sanatın bugününe dair güçlü bir perspektif sunarken izleyiciyi aktif bir katılımcı olmaya çağırıyor.

    Sanatçıların yaratıcı süreçlerini, çağın estetik ve sosyal sorularını ele alarak, yenilikçi ifade biçimleriyle görünür kılan sergi, her bir sanatçının kendi “boşluğunu” nasıl doldurduğunu, disiplinlerin iç içe geçtiği bir kompozisyonun nasıl doğduğunu ve bir sanat yapıtının yalnızca bir nesne değil, bir deneyim olarak nasıl varlık kazandığını gözler önüne seriyor.

    Birbirinden farklı dillerin, yöntemlerin ve anlatıların harmanlandığı bir alan yaratıyor. İzleyicinin yalnızca eserleri gözlemlemekle kalmayıp, her bir eserin yarattığı boşlukta kendi anlamlarını bulmasını sağlamayı hedefliyor. “Blank Space”, sanatın kolektif bir deneyim olarak dönüştürücü gücünü kutluyor ve bu gücü disiplinler arası bir zeminde paylaşıyor.

    0
    0
    1113
  • 25-01-2025

    Kültürel eleştirmen ve akademisyen yazar Barry Sanders’ın modern dünyanın birey üzerindeki yıpratıcı etkilerini ele aldığı eleştirel çalışması Naif Ruhlar: İnsanın Yok Oluşu, Aydın Çavdar’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

    Kitap; teknolojik gelişmeler, şehirleşme, tüketim kültürü gibi unsurlar karşısında insan doğasının nasıl dönüşüme uğradığını irdelerken insanlığın yok oluş sebeplerini ortaya koyup okurları kurtuluşunun çarelerini de düşünmeye davet ediyor. Sanders, insanın ruhsallığının ve derin düşünme kapasitesinin, modern dünyanın baskısı altında giderek daha fazla törpülendiğini, bireyselliğin kayboluşunu gözler önüne seriyor.

    “Barry Sanders, modern toplumun bireye karşı kayıtsızlığını inceliyor. İnsana gösterilen ilginin yavaş yavaş azaldığı Sanayi Devrimi ile sözlerine başlayan Sanders, insani etkileşimlerin yitip gittiği, ölüme ve hayata karşı ortak tutumlarda radikal değişikliklerin ortaya çıktığı modern çağa uzanırken insanı insan yapan unsurların kaybolmasından yakınıyor. Günlerimiz, dikkat göstermemizi gerektiren ve bizi kendi dünyamızdan çıkarıp insanlık dışı, kısır ve soyut bir dünyaya iten bitmek tükenmek bilmez bir bilgi bombardımanıyla dolu. Aynı zamanda kolektif bilinç duygusunu da kaybettik. Bu kayıp, Avrupalı güçlerin yükselişine ve dünya çapında sömürgeleşmeye kadar uzanan iki yüzyılda doruğa ulaştı. İşte bu ortamda zehrimizi, köktenci yaklaşımların çeşitli biçimleri arasından seçiyoruz; bunların her biri yalnızca diğerine yönelik tehdit oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda insanlığın ta kendisine karşı bir tehdit oluşturuyor. Sanders insanlığın yok oluşunun sebeplerini ortaya koyarken, kurtuluşunun çarelerini düşünmemize yardımcı oluyor.”

    0
    0
    1140
  • 24-01-2025

    Salt’ın “Tasarımcının Notu” sergisine eşlik eden “Punto, Pikaj, Baskı!” gösterim programı, 2 Şubat’a kadar Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da sanatseverlerle buluşuyor.

    24 Ocak-2 Şubat tarihlerinde Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleştirilecek program, tasarımda 1980’lerden itibaren yaşanan değişime odaklanıyor. Elle çalışmanın ağırlıkta olduğu konvansiyonel tasarım pratiklerinden dijital teknolojinin yarattığı devrimsel etkiye, bugünün kitap ve tasarım ilişkisinde belirleyici olan döneme yakından bakıyor. Sekiz belgesel filmden oluşan seçki, Kuzey ve Güney Amerika’dan Avrupa ve Uzak Doğu’ya farklı coğrafyalardan deneyimleri bir araya getiriyor.

    Seçkinin ilk filmi Graphic Means: A History of Graphic Design Production [Grafik Araçlar: Grafik Tasarım Üretiminin Tarihi] (2017), dijital öncesi dönemden masaüstü bilgisayarın yaygınlaşmasına uzanan süreçte tasarımın serüvenini ele alıyor. Tasarımcı Briar Levit imzalı film, tasarım ve matbaacılık alanlarında dijital teknoloji kullanımının toplumsal etkilerini de ortaya koyuyor. Book-Paper-Scissors [Kitap-Kâğıt-Makas] (2019) ise Japonya’nın önde gelen kitap tasarımcılarından Nobuyoshi Kikuchi’nin yazı tipi ve mizanpajdan şömize kadar çeşitli tasarım elemanlarını titizlikle ele aldığı yaratım sürecine odaklanıyor. Meslek hayatı boyunca 15.000’i aşkın kitap tasarımı yapan Kikuchi’nin “metne kendimce kapı aralıyorum” diye ifade ettiği kavramsal yaklaşımını, tasarım dünyasındaki etkisini, yazar ve yayıncılarla çalışma deneyimlerini aktarıyor.

    ​Eda Sezgin ve Salt’tan Fatma Çolakoğlu tarafından hazırlanan programda yer alan tüm filmler, orijinal dilinde Türkçe altyazılı ve ücretsiz olarak gösterilecek. “Punto, Pikaj, Baskı!” gösterim programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye: Graphic Means: A History of Graphic Design Production [Grafik Araçlar: Grafik Tasarım Üretiminin Tarihi] (2017) filminden bir kare ©Briar Levit

    0
    0
    1107
  • 24-01-2025

    Salt’ın “Tasarımcının Notu” sergisine eşlik eden “Punto, Pikaj, Baskı!” gösterim programı, 2 Şubat’a kadar Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da sanatseverlerle buluşuyor.

    24 Ocak-2 Şubat tarihlerinde Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleştirilecek program, tasarımda 1980’lerden itibaren yaşanan değişime odaklanıyor. Elle çalışmanın ağırlıkta olduğu konvansiyonel tasarım pratiklerinden dijital teknolojinin yarattığı devrimsel etkiye, bugünün kitap ve tasarım ilişkisinde belirleyici olan döneme yakından bakıyor. Sekiz belgesel filmden oluşan seçki, Kuzey ve Güney Amerika’dan Avrupa ve Uzak Doğu’ya farklı coğrafyalardan deneyimleri bir araya getiriyor.

    Seçkinin ilk filmi Graphic Means: A History of Graphic Design Production [Grafik Araçlar: Grafik Tasarım Üretiminin Tarihi] (2017), dijital öncesi dönemden masaüstü bilgisayarın yaygınlaşmasına uzanan süreçte tasarımın serüvenini ele alıyor. Tasarımcı Briar Levit imzalı film, tasarım ve matbaacılık alanlarında dijital teknoloji kullanımının toplumsal etkilerini de ortaya koyuyor. Book-Paper-Scissors [Kitap-Kâğıt-Makas] (2019) ise Japonya’nın önde gelen kitap tasarımcılarından Nobuyoshi Kikuchi’nin yazı tipi ve mizanpajdan şömize kadar çeşitli tasarım elemanlarını titizlikle ele aldığı yaratım sürecine odaklanıyor. Meslek hayatı boyunca 15.000’i aşkın kitap tasarımı yapan Kikuchi’nin “metne kendimce kapı aralıyorum” diye ifade ettiği kavramsal yaklaşımını, tasarım dünyasındaki etkisini, yazar ve yayıncılarla çalışma deneyimlerini aktarıyor.

    ​Eda Sezgin ve Salt’tan Fatma Çolakoğlu tarafından hazırlanan programda yer alan tüm filmler, orijinal dilinde Türkçe altyazılı ve ücretsiz olarak gösterilecek. “Punto, Pikaj, Baskı!” gösterim programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3
  • 24-01-2025

    Hernan Diaz’ın 2023 Pulitzer Kurgu Ödülü kazanan, bir muktedirin iktidarının nerede olduğuna ve sermayenin asıl hikâyesine dair kaleme aldığı romanı Güven, Kerem Sanatel’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Güven; durmadan değişen bakış açısıyla ve birbirleriyle dinamik ilişkiye giren farklı anlatılarla, çok boyutlu bir başyapıt olarak tanımlanıyor. İlk romanı Uzaklarda ile finale kaldığı Pulitzer Kurgu Ödülü’nü ikinci romanı ile kazandı Diaz. 2022’de aynı zamanda kurgu alanında Kirkus Ödülü’ne layık görülen Güven, Booker adaylarından biriydi ve Washington Post’tan New York Times’a pek çok yayın tarafından yılın en iyi kitaplarından biri olarak gösterildi.

    ​“Amerikan sermayesinin ünlü ailelerinden birinin eksantrik oğlu, New York Borsası’nın en gözde yatırımcısı hâline geldiği para imparatorluğunda, sadece menkul kıymetlerin değil tüm dünyanın kaderini değiştirecek gelişmelerin de mimarı olur: Büyük Buhran’ın arkasındaki bu adam aslında kimdir ve bizzat onun arkasında aslında ne vardır? En az kendisi kadar ilginç eşiyle kurduğu hayat ne gizler barındırmaktadır? Söylentiler ne kadar doğrudur? Hakikat nereden kimin baktığına göre değişiyorsa kime güvenilebilir?”

    0
    0
    1626
  • 23-01-2025

    2. Sanat Dünyamız Film Günleri, “Bir de Buradan Bak” başlığıyla 25-27 Ocak tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Sanat Loca’da sinemaseverlerle buluşacak.

    Sanat Dünyamız dergisinin 2024’te 50. yılını kutlamak amacıyla başlattığı Sanat Dünyamız Film Günleri bu yıl ikinci kez düzenlenecek. Küratörlüğünü sinema yazarı Engin Ertan’ın üstlendiği seçki, arşiv materyallerini kullanarak bir anlatı oluşturan kısa ve uzun metraj filmlerden, videolardan oluşuyor. Seçkideki filmler arşiv materyalleri aracılığıyla tarihe farklı yerlerden bakmayı öneriyor. Programın öne çıkan filmleri arasında yer alan Johan Grimonprez imzalı Soundtrack to a Coup d'Etat / Bir Darbenin Soundtrack’i İstanbul’da ilk kez izleyici karşısına çıkacak.

    Film günleri açılışını 25 Ocak’ta seçkide öne çıkan uzun metraj belgesellerden olan, ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde gerçekleşen Olmak İstediğim Her Şey Değilim / I’m Not Everything I Want to Be / Jeste nejsem, kým chci být ile yapacak. Seçki kapsamında ayrıca; Touching Feeling, 36, Bina / The Building / Das Haus, Döndüğün Zaman Ev / Home When You Return, Zarafet ve Şiddet Arasında / Between Delicate and Violent, Bir Aile Filmi / A Family Film, Tatlı Kurgular / Tender Fictions, UNDR, Bir Fedai Film / A Fidai Film, Bir Darbenin Soundtrack’i / Soundtrack to a Coup d'Etat, Üç Dakika: Bir Uzatma / Three Minutes: A Lengthening ve Çiçekler Sessizce Tanıklık Ediyordu / The Flowers Stand Silently, Witnessing filmleri izleyicilerle buluşacak.

    ​​2. Sanat Dünyamız Film Günleri hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    999
DAHA FAZLA
Geldanlage