
Her ay farklı bir sergiye ev sahipliği yapan Lucca’nın sanat projesi Lucca Art, 10. yıl etkinlikleri kapsamında yeni bir sanat projesine imza atıyor.
Lucca, 07 - 29 Temmuz 2015 tarihleri arasında, ünlü ressam Kemal Kara’nın eski İstanbul’dan ilham alıp tuvale yansıttığı, “Namı Olmayan Giremez” adlı kişisel resim sergisine ev sahipliği yapıyor. “Namı Olmayan Giremez” sergisi ile başarılı sanatçı Kemal Kara, öykü ve romanlardan tanıdığımız, çizgi romanlarımızda, tiyatro ve sinema alanında örneklerini izlemiş olduğumuz, eski İstanbul karakterini içinde bulundukları atmosfer ile bu kez resim evrenine taşımayı deniyor.
Siyah beyaz fotoğraflardan yansıyan, tarihe düşülmüş notları hatırlatan nostaljik kurguyu, açık ve koyu değerlerin zıtlığı üzerine kurulu grafik bir anlatım lehinde sadeleştiren sanatçı Kemal Kara, kompozisyonların çoğunda figürlerini belirsiz bir arka plan eşliğinde değerlendiriyor. Bazı kompozisyonlar, figürlerle beraber devreye giren, rahatlamasına çalışılmış mekân detaylarıyla daha geleneksel bir desen anlayışına taşınırken, söz konusu mekân detayları başka bir grup çalışmada figürleri de dışlayarak, kendi başına bir kompozisyon kurgusu oluşturuyor. Bu kompozisyon kurgusu ile adeta çekilmekte olan bir dönem filminin platosundan alınan görüntüleri izleyiciye aktarıyor. Sergi, 07 – 29 Temmuz tarihleri arasında Lucca’da ve online olarak da www.karakemal.com da gezilebilir…
Eşsiz yorumu,siyasi duruşu ve kategorize edilemeyen sanatıyla dünyada geniş hayran kitlesine sahip, Türk müziğinin en özel isimlerinden biri olan Selda Bağcan 1971’den bugüne hit olmuş 40 şarkısını bir araya getirdi.
Bağcan, ABD’de The Times gazetesinde yayınlanan “Dünya Müziğinde Yaşayan Efsane ve Tarihi Kadın Şarkıcılar” listesindeki 81 ismin arasına “Efsane Anadolu Şarkıcısı” olarak adını yazdırırken; İngiltere’de ise ünlü Rolling Stones dergisinin “100 Yılın En İyi 100 Kadın Vokali” listesinde yer aldı. “40 Yılın 40 Şarkısı” adını verdiği albümde sanatçının biyografisi, müzik ve siyasal geçmişinin de anlatıldığı bir bölüm yer alıyor. Albüm 13 Temmuz’dan itibaren Majör Müzik etiketiyle raflarda ve dijital platformlardan temin edilebilecek ayrıca gelecek aylarda sınırlı sayıda üretilen Long Play’ler de satışta olacak
Nerkiz Akçura Atölyesi, Türk kültürüne Hizmet Vakfı hedefleri çerçevesinde, sanat bilincini uyandırmaya ve estetik algıyı geliştirmeye katkıda bulunmak amacıyla her yıl sezon boyunca ürettikleri çalışmalardan örnekleri Anadolu’nun bir kasabasında ya da köyünde sergiliyorlar. İlkini geçen yıl Kapadokya’nın İbrahimpaşa Babayan Köyü’nde gerçekleştiren Nerkiz Akçura Atölyesi sanatçıları, bu yıl 10. yılını kutlayan Baksı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Baksı Müzesi’nin özellikle 10’uncu yılını kutladığı günlerde orada olmaktan dolayı memnuniyetlerini belirten Nerkiz Akçura “Baksı Müzesi, sanat projelerinin yanı sıra bölgede kadın istihdamı ve çocuk eğitimine yönelik çalışmaları ile de toplumsal fayda noktasında buluştuğumuz bir oluşumdur” dedi. Bu sebeple Nerkiz Akçura Atölyesi, her yıl geleneksel hale getirmeyi amaçladıkları Anadolu’da Sanat etkinlikleri çerçevesinde bu yıl sergiyi Baksı Müzesi’nde yapmaya istediler. Eğitmenleri ressam Nerkiz Akçura ile birlikte sergide eserleri ile yer alanlar; Handan Bağdatlıoğlu, Makbule Büyükbayrak, Elif Demirci, Oya Kimyonsen ve Nejla Özkandemir. Sergi 26-31 Temmuz tarihleri arasında ziyaret edilebilir.
Mixer, 24 Temmuz – 28 Ağustos tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi öğrencilerinin “Fotoğraf Kitabı Tasarımı” dersinde konsept tasarımından uygulamasına kadar geliştirdikleri fotoğraf kitaplarından bir seçkiye ev sahipliği yapıyor.
Son yıllarda fotoğrafla ilgilenen sanatçıların sıklıkla tercih ettiği bir sanatsal pratik olarak karşımıza çıkan fotoğraf kitapları, fotoğrafların sunumuna farklı bir boyut kazandırarak ayrı birer sanat nesnesi statüsü kazanıyorlar. Sabancı Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi’nde paralel olarak Murat Germen, Aslı Narin, Melis Bağatır ve Eren Sulamacı tarafından yürütülen “Fotoğraf Kitabı Tasarımı” dersinde üretilen fotoğraf kitaplarından bir seçki 24 Temmuz – 28 Ağustos 2015 tarihleri arasında Pazartesi hariç her gün Mixer’de görülebilir.
Sergiye katılan öğrenciler:
Kadir Has Üniversitesi’nden
Yıldız Didem Kaya, Elif Büşra Doğan, Leandra Haupt, Selma Köran, Melike Kahraman
Sabancı Üniversitesi’nden
Dila Yumurtacı, Didem Erbaş, Kira Leskinen, Lu Chen Ringo, Camille Bertagna, Kaytsen Jama, Ute Stiglmair, Aljaz Tepina, Derya Yıldız, Holly Flores
Reklam, medya, pazarlama ve iletişim dünyasının buluştuğu Kristal Elma Yaratıcılık Festivali kapsamında bu sene 27.’si düzenlenen Kristal Elma Reklam Ödülleri en yaratıcı reklam projelerini aramaya devam ediyor.
Reklamcılık Vakfı ve Reklamcılar Derneği tarafından da duyurulan yarışmaya 6 Temmuz- 7 Ağustos tarihleri arasında online olarak başvuru yapılabilecek. Bu yılın teması “fame” olarak belirlenen festivalde Türkiye’den ve yurt dışından alanında başarılı kişilerin katılacağı 80’den fazla konferans, seminer, panel, atölye, forum gerçekleşmesi bekleniyor. Siz de projenize güveniyor ve en yaratıcı fikir bende diyorsanız başvuru tarihlerini sakın kaçırmayın.
Başvuru için: https://basvuru.kristalelmafestivali.com/Agency/Login
Geniş Açı Proje Ofisi'nin koordinasyonunu yaptığı World Press Photo 15 Sergisi, 11 Ağustos Salı günü saat 19:30'da Forum İstanbul'da açılıyor. Dünya fotomuhabirliğinin bir yıllık güncesi niteliği taşıyan ve bir önceki yılın dünya gündemine oturmuş olaylarına dair fotoğrafların yer aldığı World Press Photo Sergisi, 12 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında, üst üste yedinci kez Forum İstanbul'un ev sahipliğinde izleyicilerle buluşuyor. Bu yılki açılışın onur konukları, WPPh15'te ikişer ödül kazanan Sergei Ilnitsky ve Bülent Kılıç olacak.
Sergi kapsamında, her yıl olduğu gibi paralel etkinlikler de gerçekleştirilecek ve geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da etkinliklerin bir kısmı şehrin farklı noktalarına yayılacak.
Sergei Ilnitsky ile Fotojurnalizm Atölyesi: Fotoğraftan Hikâyeye
WPPh15'in ilk onur konuğu, hem yaşanan çatışmalar nedeniyle kaos ortamına sürüklenen Ukrayna'da çektiği fotoğrafla ‘Genel Haberler Tek Fotoğraflar' kategorisinde Birincilik Ödülü'ne hem de Rusya’da düzenlenen FIS Kayakla Atlama Dünya Kupası’nda çektiği fotoğraflarla 'Spor Hikâyeler' kategorisinde İkincilik Ödülü'ne değer bulunan Rus fotoğrafçı Sergei Ilnitsky olacak.
1974 doğumlu Ilnitsky, 2003 yılından beri European Pressphoto Agency için çalışıyor. Ilnitsky, 11-12-13 Ağustos tarihlerinde gerçekleştireceği atölye kapsamında hem katılımcılarla sektördeki deneyimlerini paylaşacak hem fotoğraflarla hikâye anlatmanın pratik noktalarını anlatacak hem de katılımcıların atölye sürecinde üretecekleri çalışmaları analiz edecek. Katılımın 12 kişiyle sınırlı olacağı ücretsiz atölyeye başvurular 5 Ağustos'ta sona erecek. Atölyeyle ilgili ayrıntılı bilgi için: http://www.gapo.org/
Salt Beyoğlu'nda Sunumlar
WPPh15'in diğer onur konuğu Agence France Presse muhabiri Bülent Kılıç ise 13 Ağustos Saat 18:00'de SALT Beyoğlu'nda Ilnitsky ile birlikte bir sunum gerçekleştirecek. Birçok medya kurumu tarafından 2014 yılının en iyi basın fotoğrafçıları arasında gösterilen Kılıç, Berkin Elvan’ın cenazesinden sonra çıkan çatışmalarda çektiği fotoğrafla ‘Flaş Haberler Tek Fotoğraflar’ kategorisinde Birincilik Ödülü'ne değer bulunurken, Kobani'de ISIS'e yönelik düzenlenen hava saldırısının ardında bıraktığı duman, toz ve alevleri gösteren fotoğrafıyla da ‘Flaş Haberler Tek Fotoğraflar’ kategorisinde Üçüncülük Ödülü'nü kazandı.
Fotomataron: İstanbul'da Alışveriş
Geçtiğimiz yıl ara verilen Fotomaraton etkinliği, 'İstanbul'da Alışveriş' başlığıyla 28-30 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek. Fotomaraton ile ilgili ayrıntılı bilgi, jüri üyeleri ve ödüller ile ilgili detaylar önümezdeki günlerdehttp: //www.gapo.org/ sitesinden duyurulacak.
Amsterdam merkezli World Press Photo Vakfı tarafından düzenlenen World Press Photo Sergisi, Forum İstanbul’un katkıları, Dutch Postcode Lottery’nin desteği ve dünya çapında Canon’un sponsorluğunda gerçekleşmektedir.
Son yıllarda adından sıkça söz edilen neo-soul müziğin güçlü topluluklarından Hiatus Kaiyote, Avustralya Büyükelçiliği'nin 2015 "Australia in Turkey" seri etkinlikleri kapsamında 15 Temmuz Çarşamba günü 22. İstanbul Caz Festivali kapanış partisi için İstanbul’a geliyor. Hiatus Kaiyote, festivalin kapanış konserini Theo Croker ve Michael Kiwanuka ile birlikte Uniq İstanbul'da gerçekleştirecek.
Kaiyote’yi uluslararası üne kavuşturan şarkı; 2013 yılında “En İyi R&B Performansı” ödülüne aday gösterilen "Nakamarra".. Topluluğun ayrıca ilk albümleri “Tawk Tomahawk” ve daha sonra 2015 Mayıs ayında yayınladıkları “Choose Your Weapon” adlı albümleri bulunmakta.
Çağdaş sanat platformu Art50.net, 2015 yazı boyunca online platformuna ek olarak Bodrum’daki sanatseverlere Torba ve Yalıkavak’ta 2 mekanda sanata “yakın bakış” sunuyor.
Genç, farklı ve yükselen sanatçılara destek sağlama idealinde birleşen Art50.net ve Casa dell’Arte bu yaz güzel bir işbirliğine adım atıyor: Art50.net 2015 yaz sezonu sonuna kadar, sanatçılarının özgün eserleri ile Bodrum’daki sanatseverleri Torba’daki Casa dell’Arte Oteli’nin ev sahipliğinde bir araya getiriyor. Sergide eserleri bulunan isimler Aslı Dinç, Azime Sarıtoprak, Ayşegül Karakaş, Deniz Yılmazlar, Güliz Baydemir, Özgür Demirci ve konuk sanatçı Shirley Verrette.
Sanatseverlerin en az üç günde gezebileceği 14. İstanbul Bienali’nde, İstanbul Modern, ARTER, Özel İtalyan Lisesi ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu gibi mekânlar karma sergiye ev sahipliği yaparken, diğer tüm mekânlarda tek sanatçı ya da sanatçı topluluklarının işleri görülebilecek.
Galata-Tophane-Beyoğlu Bölgesindeki Mekânları Yürüyerek Keşfedin
Bienal gezisine, Bankalar Caddesi üzerinde, 19. yüzyılda, Osmanlı Bankası’nın merkez binası olarak Fransız asıllı Levanten mimar Alexandre Vallauri tarafından tasarlanan ve 2011 yılında restore edilerek yeniden açılan SALT Galata ile İstanbul doğumlu İtalyan mimar Antoine Tedeschi tarafından 1863 yılında Neo-Rönesans stilinde inşa edilen tarihi Sümerbank binası ve yakın zamanda yeniden açılan Vault Karaköy The House Hotel’den başlanabilir.
Buradan deniz seviyesine doğru giden yolun sol tarafında yer alan, 1913 yılında Vasileios Kouremenos tarafından inşa edilen ve şu anda Sabancı Üniversitesi'ne ait olan Minerva Han içindeki Kasa Galeri’ye geçilebilir. Kemeraltı Caddesi’nden devam eden rotada ise neo-klasik mimariye sahip Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ziyaret edilebilir.
Bu rotadaki bir sonraki mekân, Tophane Meydanı’nın 1957-58 yıllarındaki düzenlenmesi sırasında ambar olarak, ünlü mimar Sedad Hakkı Eldem yönetiminde inşa edilen, 2003 yılında Türkiye’nin ilk modern ve çağdaş sanat müzesine dönüştürülen ve 11 Aralık 2004 yılında açılan İstanbul Modern olacak. İstanbul Modern, bienal kapsamında karma serginin yanı sıra tarihi konumlandırmalara da ev sahipliği yapacak.
1950’li yıllara kadar tütün deposu olarak kullanılan ve şu anda kâr amacı gütmeyen bir sergi alanı olarak faaliyet gösteren DEPO da bienale ev sahipliği yapacak. Tophane bölgesindeki Boğazkesen Caddesi üzerinde yer alan bir otopark ve bir dükkân da bienal mekânları arasında. 1894’teki İstanbul depreminden üç yıl sonra, 1897’de inşa edilen Brukner Apartmanı, yazar Orhan Pamuk tarafından 1999 yılında satın alındı ve Masumiyet Müzesi'ne dönüştürüldü. Masumiyet Müzesi de bienale ev sahipliği yapacak.
1861 yılında kurulan ve 1919 yılında Tom Tom Kaptan sokağındaki bugünkü yerine taşınan Özel İtalyan Lisesi bir diğer bienal mekânı. Bu mekânın çeşitli katlarında beş sanatçının projesi yer alacak. Aziz Eugène konağı olarak bilinen, 1869’da inşa edilmiş Fransız Yetimhanesi ise bienalin ziyarete açık olmayan, üç “hayali” mekânından biri olacak.
Zenovitch ailesi tarafından 1890’larda inşa edilen ve 2010 yılında The House Hotel Galatasaray olarak yenilenen otelin bir odası ile yine Galatasaray bölgesindeki Bostanbaşı Sokak’ta yer alan eski bir ev de bienalin sergi mekânlarından olacak. 1901 yılında inşa edilen Cezayir binası da bir sanatçı projesine ve bienal kapsamındaki kamusal program etkinliklerine ev sahipliği yapacak.
Ziyaretçiler, İstiklal Caddesi’nden Tünel Meydanı’na doğru ilerlerken, 1863 yılında kurulan İtalyan işçi derneği Società Operaia tarafından yaptırılan ve adını 19. yüzyılda uzun yıllar İstanbul’da yaşamış Giuseppe Garibaldi’den alan Casa Garibaldi binasını görecekler. Restorasyon çalışmaları devam eden bu bina da bienalin ziyarete açık olmayan “hayali” mekânlarından biri olarak konumlanıyor.
İstiklal Caddesi üzerinde 1910’lu yıllarda mimar Petraki Meymaridis Efendi tarafından “Meymaret Han” adıyla inşa edilen ve 2010 yılında Vehbi Koç Vakfı tarafından kâr amacı gütmeyen bir sergi alanına dönüştürülen ARTER binası, üç sergi katında bienale ev sahipliği yapacak.
19. yüzyıl sonunda inşa edilen ve Anadolu Pasajı olarak da bilinen ayakkabı dükkânı FLO da 4. katında bir sanatçının çalışmasını ağırlayacak.
Orijinali 1893 yılında mimar Achille Manoussos tarafından tasarlanan Bristol Oteli binasının, 2005'te cephesi korunarak renove edilmesiyle inşa edilen Pera Müzesi de üçüncü katıyla bienal mekânları arasında yer alıyor. Bu bölgedeki son sergi mekânı ise, Kamondo ailesi tarafından 19. yüzyılda inşa ettirilen ve 2007 yılında restore edilerek 2012’den beri hizmet veren ADAHAN Otel’in bir odası ile otelin altında bulunan Sarnıç olacak.
Kabataş-Kadıköy-Büyükada Rotası
Kadıköy ve Büyükada’da da farklı mekânlar 14. İstanbul Bienali projelerine ev sahipliği yapacak. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde yer alan bir sanatçı atölyesi de mekânlardan biri olacak.
Büyükada’da, 1997 yılından bugüne kadar toplu taşıma aracı olarak hizmet veren Kaptan Paşa Deniz Otobüsü, bienal süresince iskelede kalarak sergi mekânlarından biri olacak. Büyükada Halk Kütüphanesi ise bienal konuklarını karşılayacak mekânlar arasında. Art Nouveau tarzından esinlenerek 1908-1911 tarihlerinde Kaludi Laskaris tarafından inşa edilen Splendid Palas Oteli’nin beş odası ve avlusu, bienal projelerini ve kamusal program etkinliklerini ağırlayacak.
19. yüzyılda inşa edilen, 1961 yılına kadar özel konut olarak kullanıldıktan sonra Balıklı Rum Hastanesi Vakfı tarafından satın alınarak 2010 yılına kadar pansiyon olarak hizmet veren Rizzo Palas, 19. yüzyılın ikinci yarısındaki inşasının ardından İtalyan mimar Raimondo D’Aronco tarafından 1894 depreminden sonra restore edilen Mizzi Köşkü Büyükada’da yer alan sergi mekânlarından. Adadaki diğer mekânlar ise, 1907-1908 yıllarında Ermeni bir tüccarın kızları için inşa ettiği, Troçki’nin sürgünde olduğu dönemde kısa bir süre yaşadığı tahmin edilen ve son zamanlarda Türkiye’de dizi çekimleri için kullanılan Çankaya 57 ile Yanaros Köşkü, diğer adıyla Troçki Evi. Troçki’nin 1932-1933 yılları arasında yaşadığı Troçki Evi, 1850’li yıllarda Nikola Demades tarafından inşa edildi.
Bienal Şişli’den Tarihi Yarımada ve Rumelifeneri’ne Uzanacak
14. İstanbul Bienali’nin Şişli bölgesinde iki sergi mekânı olacak: 1903-2004 yılları arasında Anarad Hığutyun Okulu olarak hizmet verdikten sonra yeniden inşa edilerek 2015 yılında açılan Hrant Dink Vakfı ve Agos’un yeni binası ile Agos’un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in Ocak 2007’de önünde öldürüldüğü, Pangaltı’daki vakfın ve gazetenin eski merkezi Hrant Dink Vakfı ve Agos - Parrhesia Alanı.
Bienal şehrin tarihi yarım adasına kadar uzanacak. İstanbul’un fethinden 24 yıl sonra, 1477’de Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilen en eski yapılardan biri olan Küçük Mustafa Paşa Hamamı da sergi mekânlardan biri olacak. 1990’lı yıllara kadar hamam olarak kullanılan bu yapı 1900 m2'lik bir alana sahip. Sultanahmet ile Bizans duvarları arasında kalan, Haliç’e kısa bir yürüme mesafesinde bulunan hamamın iki ayrı girişinde iki sanatçının işleri bulunacak.
Bienalin son iki mekânı da Kuzey Marmara’da yer alıyor. Rumelifeneri’nde, üçüncü köprü inşaatının da yakından görülebildiği deniz feneri bir sanatçının projesine ev sahipliği yapacak. Soğuk savaş döneminden kalan paslanmış bir radarın bulunduğu Boğazın Anadolu yakasındaki Riva Kumsalı da bienalin ziyarete açık olmayan mekânları arasında yer alacak.
Bienalin geçici mekânı Kastellorizo (Meis)
Son olarak, bienalin geçici mekânlarından biri de Türkiye kıyılarından iki kilometre uzaklıkta olan Yunanistan adası Kastellorizo (Meis). Adada 7-13 Eylül 2015 tarihleri arasında Fiorucci Art Trust işbirliğiyle bir proje gerçekleştirilecek.
Yaz sezonunda tiyatroya ara vermeyin. Tiyatro Karakutu mizah yüklü oyunu “Yaka Paça” ile 24 Temmuz – 31 Temmuz tarihlerinde saat 21.00’de Tiyatro Karakutu sahnesinde olacak.
Her oyunu o güne özel bir gösteri halinde oynayan sekiz oyuncudan oluşan ekip, gündelik hayatın eğlenceli yanlarını anlattıkları, gittikçe komedi dozunun arttığı, yeri geldiğinde seyircinin de oyuna dahil olduğu bir buçuk saatlik keyif dolu bir oyun deneyim sunuyorlar.