
Volkan Aslan'ın 14. İstanbul Bienali paralelinde düzenlenecek kişisel sergisi Mükemmel Bir Gün (The Perfect Day), 1 Eylül'de Pi Artworks İstanbul'da açılıyor. 2013 yılında ürettiği bir neon yerleştirmesi, 13. İstanbul Bienali kapsamında Galata Özel Rum İlköğretim Okulu'nda sergilenen sanatçı bu sergisinde, galeri sınırları içinde özerk bir mekan yaratıyor.
Volkan Aslan, Pi Artworks İstanbul'daki yeni sergisi için, galeriyi hakimiyeti altına alan ve adeta mekan içinde mekan yaratan sürpriz bir enstalasyon kurguluyor. Burada, günlük hayatta sık sık karşımıza çıkan, çoğu zaman dikkatimizi dahi çekmeyen olağan nesneleri ve aletleri dönüştüren, onlara farklı fonksiyonlar kazandıran sanatçı; galeri mekanına dair genelgeçer algıları yerle bir ederek beklentileri de boşa çıkarıyor. Galeriye adım attığı andan itibaren bu bütünsel yerleştirmenin etkisi altına giren ziyaretçi, ironik bir yaklaşım ve şaşırtıcı görselliğin yanı sıra doğrudan göndermede bulunmayan sahnelerle baş başa kalacak.
"Herhangi Bir Gün" (yerleştirme, Arter, 2010), her biri ismini haftanın günlerinden alan yedi bölüm halinde kurgulanmış "Hatırlamayı Unutm"a (kişisel sergi, Arter, 2013) ve "Hiç Yaşanmamış Bir Gün"den (kişisel sergi, Pi Artworks Londra, 2014) sonra Aslan, yeni sergisine "Mükemmel Bir Gün" ismini veriyor. Bu başlıkların hiçbiri bugünü ya da belirli bir zaman dilimini esas almıyor. Zamanla ilgili, herkes için ortak bir referansı olan gün kavramına duygusal anlamlar yüklemiyor. Bazı tarihler, belirli günler herkes için farklı bir şey ifade edebilir. Kiminin en sıradan günü, bir diğeri için 'mükemmel bir gün' olabilir.
Sanatçının burada mükemmel olarak nitelendirdiği ise, heyecanla, yeni bir işe başlamaya hazırlanılan gün. Bu yüzden sergi, bir tür başlangıcı yansıtıyor. Yerleştirmenin tüm unsurları da, henüz tamamlanmamış, hazırlık veya yapım aşamasında izlenimi vermek üzere kurgulanmış.
Kullandığı alçı, neon gibi malzemeleri en yalın halleriyle ele alıyor Aslan. Şaşalı bir anlatımdan, anında kendini ele veren formlardan ve direkt sözlerden kaçınıyor. Neonları birer çizgi gibi kullanarak, yerleştirmesinde desenin en sade haline iniyor. Bu çizgileri, anlaşılır bir forma ya da yazılı ifadeye dönüştürme amacı gütmüyor. Burada kavramsalla soyut arasında gezinen bir dil kullanıyor. Yerleştirmeyi oluşturan malzemeler, ham hallerine yakın bir noktada duruyorlar; fakat yine de sanatçının yarattığı kurgu içerisinde var oluyorlar.
Sonuç olarak "Mükemmel Bir Gün", kurumsal eleştirilerin ya da bireysel hafıza ve öznel hesaplaşmaların yaratacağı sınırlar içerisine hapsolmayan, izleyicinin de sanatçının kendisinin de yakasına yapışmayan bir sergi olarak nitelendirilebilir.
Doğumunun 100. yılında Aziz Nesin’i edebiyatı, mizahı, hayat görüşü, politik duruşu ve geleceğe bıraktıkları açısından daha yakından tanımak ve değerlendirmek amacıyla düzenlenen sergi yoğun talep üzerine uzatıldı. 2 Ağustos'a dek ziyaret edilebilecek sergi Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivine geniş yer ayırıyor. Nesin Vakfı tarafından organize edilen serginin birincil amacı, günümüz Türkiye’sinde Aziz Nesin’i kendisine yüklenen değil; oluşturduğu ve yaşattığı değerlerle tanımak ve tanıtmak.
Sergi içeriği, Nesin Vakfı arşivinde korunan çeşitli kaynaklardan derlenen belge ve yayınlardan, Aziz Nesin’in güncelerinden, mektuplarından, notlarından, yayımlanmış ve yayımlanmamış eserlerinden, onun üzerine yapılan yazı-çizilerden, fotoğraf, karikatür, afiş ve benzeri çeşitli görsel malzemelerden, biriktirdiği, kullandığı objelerden ve metinlerden oluşuyor. Yazarın yaşamı süresince ortaya çıkardıklarının yanı sıra, ömrüne sığdıramadığı işleri de sunuluyor. Sergide Fatih Pınar ve Burcu Kolbay tarafından hazırlanan, Nesin Vakfı öğrencileri ve çalışanlarıyla yapılan video-röportajları temel alan “Aziz Nesin Yaşıyor” belgeseli ile Nesin Vakfı fotoğrafları da yer alıyor.
Multi-enstrümantalist, prodüktör ve müzisyen Luis Vasquez’in post-punk, darkwave projesi The Soft Moon 10 Eylül’de Salon’da. Vasquez, son albümü Deeper’da hazırladığı öfke, intihar temalı müziğiyle içsel bir yolculuğu anlatıyor.
Vasquez, müziğinde saykodelik Anadolu rock müzisyenlerinden de esinlenirken The Soft Moon konseri sonrasında Selda Bağcan ve Erkin Koray gibi Türk saykodelik rock müzisyenlerinden oluşan bir seçkiyle dj setin başına geçiyor. Konserde yerinizi almak için şimdiden biletlerinizi alın.
EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Plastik Sanatlar Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterlik/Doktora Programı öğrencilerinin eserlerinden oluşan Yeditepe’de Zaman V “Çok Sesli Yaklaşımlar” sergisine 8 - 31 Temmuz 2015 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Bu sergi özgün olmayı amaçlayan katılımcılar için bir sıçrama tahtası niteliği taşıyor. Sergi, bireysel gelişmelere özgür bir alan yaratmayı hedef alarak, bireysel eğilimlerini çağdaş plastik değerlerle uyum içinde çözümlemeyi bilen katılımcıların yaratıcı eserlerini izleyici ile buluşturuyor.
Sergide resim, heykel, enstalasyon, video art ve özgünbaskı gibi farklı disiplinler yer alıyor. Sergi de yer alan kalabalık sanatçı listesinde: Özgür Akkan, Aşkın Akman, Aysel Arısoy, İlsu Aslan, Aylin Ataç, Abdülkadir Avcı, Eda Aygün, Abidin Müslüm Baysal, Toprak Bek, Nesrin Bingöl, Aysun Coolen, Ayla Doğutaş Çakmak, Fatma Çakmak, Elif Çatlıoğlu, Zeynep Seda Dinçay, Leyla Emadi, Işıl Eraslan, Osman Selçuk Eroğlu, Fatma Guliyev, Reyhan Gülses, Refiye Güneş, Elvan Güngör, Filiz Hatipoğlu, Ceyda Göksal İnceoğlu, Ezgi Karadoğan, Hatice Karadoğan, Gamze Kuyumcu, Berrak Küçük, Maartiz, Nazmiye Ece Macit, İlayda Medenci, Gizem Malkoç, Mihriban Mirap, Devran Öksüz, Ebru Özgüz, Ali Özhilal, Oya Özkan, Doruk Paksoy, Nedret Pekcan, Şenay Pilatin, Mohammed Rassizadeh, Işıl Savaşer, Selman Sincar, Didem Soysal, Ümit Şahin, Devrim Kurtuluş Şendur, Beril Taşkent, Fadime Türk, Meryem Uçar, Deren Ümit, Meral Yıldız bulunuyor.
*Resim İlsu Aslan'a aittir.
Elgiz Müzesi’nin yeni Süreli Sergiler ve Mezzanine etkinliği adını Sean Henry’nin Plaza Worker’ından almakta, sergi kavramının da esin kaynağı olmakta bu iş. Plaza Worker, evrak çantasını yastık olarak kullanan; ayakkabılarını, çoraplarını çıkarmış, yalınayak, gri takım elbise içinde biraz büzülerek uyuyan veya uyumaya çalışan, bir sonraki gün için dinlenmeye çalışan bir ofis çalışanını şeffaf ve ‘musalla taşı’ benzeri yüksek bir bazada sunan sanatçının işi, farklı olumsuz yorumlara açık, düşündürücü bir iş.
Elgiz Müzesi, Beybi Giz Plaza Teras’ı ile çağdaş sanata ve heykel sanatına verdiği önem ile Maslak plaza çalışanlarının konumlarına farklı bir bakış açısı getirmeye çalışmakta. Biraz sonra Sean Henry’nin takım elbiseli adamı da çoraplarını ve ayakkabılarını giyecek, dişlerini fırçalayacak, bir karton bardak kahve kapacak ve saat tam 9.00’da masasının başında olacak.
Süreli Sergiler bölümü için seçilen diğer işler de “yoruma açık imaları barındıran” ve ağırlıklı olarak farklı malzemeler, tekniklerin kullanıldığı tek figürü konu edinen yapıtlar. Ve bu işler iki gruba ayrılabilirler. İlk grup 2012 – 2014 yıllarındaki Teras Sergileri veya daha önceki müze sergilerinden yapılan ve yeni alımlardan oluşmakta: Ömer Emre Yavuz, Hakan Bakır, Tanzer Arığ, Hande Şekerciler, Çağdaş Erçelik, Kağan Toros, Mahmut Aydın, Saim Gökhan Ercan, Rahmi Aksungur, Çayan Yılmaz, Derya Özparlak, Yunus Tonkuş.
Diğer grup, eski ve yeni uluslararası tanınmışlığa sahip heykel sanatçılarından yapılan alımlardan oluşmakta (Thomas Houseago, Tony Cragg, Seçkin Pirim) ve önceki ilk grup ile benzerlikleri de farklılıkları da olan ve özde aynı kaygıları içeren işler, Aron Zsolt Majoros’un, Luis Vidal’ın ve Oliver Blanckart’ın yapıtları. İşlerim tümüne hakim olan duygu “kalabalık içindeki plaza çalışanının yalnızlığı ve çaresizliği”. Her plaza Kral Übü’leri, Luis Vidal’ın küçük kızgın adamlarını, Oliver Blanckart’ın Hammal’larını ve diğer özelliklere sahip bireylerini barındırmıyor mu bir bakıma?
Elgiz Müzesi’nin heykel sanatına odaklandığı son beş yılın önemli etkinlikleri, Ufuk Hattı ile 7. Sergisini gerçekleştirecek Teras’ın 2012, 2013, 2014 Sergi Kurulum videoları, Teras Sergileri’nin kısa tarihinin belgeselleri olarak “Plaza Çalışanı” sergisine son noktayı koymaktalar.
“Meselemiz keyifli alışkanlıklar yaratmak” diyerek yola çıkan Bitti, Gitti. bugüne kadar katılımcılarıyla onlarca keyifli atölye gerçekleştirdi. Pratik çözümlerle, geleneksel teknikleri güncelleyerek serigrafi baskılar, iğne deliği kameralar, defter dikişleri, enstrüman yapımları, geri dönüşümlü kağıtlar, aynalardan çiçek dürbünleri ve daha nice keyifli atölyeler yapıldı.
Bu atölyelerden birisi de “Serigrafi Baskı ve Yastık Yapma Atölyesi” 19 Temmuz saat 14.00-16.30 arasında gerçekleşecek. Tek bir atölyede hem baskı yapmayı hem de yastık yapmak isterseniz bu etkinlik tam size göre.
Etkinlik bileti almak için: http://shop.bittigitti.com.tr/collections/atolyeler/products/serigrafi-baski-atolyesi
Kötü karakteri bol DC Comics’in ünlü çizgi romanı Suicide Squad’ın aynı isimle çekilen ve kadrosunda oldukça ünlü isimlerin yer aldığı filmin ilk fragmanı yayınlandı.
Robert Kanigher ve Ross Andru'nun yarattığı karakterleri sinemaya uyarlayan isim Justin Marks olurken yönetmen koltuğunda da David Ayer yer alıyor. DC Entertainment ve Warner Bros'un ortak yapımcılığında hayata geçen projenin kadrosunda ise Jared Leto, Will Smith, Joel Kinnaman, Margot Robbie, Jai Courtney, Cara Delevingne, Jesse Einsenberg, Gary Sinise gibi isimler yer alıyor. Filmin 5 Ağustos 2016’da vizyona girmesi bekleniyor.
Filmin fragmanı için: https://www.youtube.com/watch?v=PLLQK9la6Go&feature=youtu.be
Einstein, İzafiyet Teorisi’ni bisiklete binerken düşünmüştür. Ünlü yazar H.G. Wells bisiklet tutkusunu “Ne zaman bisiklet üzerinde bir yetişkin görsem, insanlığa dair umutlarım artar.” lafı ile ifade etmiştir. Bisikletin tek bir mucidi yoktur.
Yaz aylarının gelmesi ile birlikte tekrar yollara çıkan bu iki tekerlekli ulaşım aracının tarihini hiç merak ettiniz mi? Rahmi M. Koç Müzesi, bisikletlerin yıllar içerisindeki değişimine ışık tutan koleksiyonu ile bisiklet tutkunlarını bekliyor.
Kışın soğuğunda gizli saklı köşelere kaldırılan bisikletler havaların ısınmasıyla birlikte teker teker sokağa çıkıyor. Rahmi M. Koç Müzesi ise, yaz aylarının bu vazgeçilmez tutkusunun tarihine özel koleksiyonu ile ışık tutuyor.
Koleksiyonda, ilki 1870’lerde üretilmiş olan ve çok ender bulunan farklı marka ve modellerdeki bisikletler yer alıyor. İki tekerlekli bisikletlerin dengede duramayacağına inanılan zamanlardan kalma üç ve dört tekerlekli bisikletlerin de bulunduğu nostaljik koleksiyon ile tarih adeta tekrar canlanıyor.
Çin devlet sanatçısı Xu Hongfei’nin Nişantaşı Sanat Parkı'nda açılacak sergisi için yoğun güvenlik önlemleri alındı. “Tombul kadınların dayanılmaz cazibesi” olduğunu söyleyen Hongfei’nin sergisinin adı ‘Cazip Tombullar’. Sanatçının heykelleri bir galeri mekânında değil; İstanbul’daki Nişantaşı Sanat Parkı, Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi ve Ortaköy Meydanı’nda sergilenecek.
Çin’deki Müslümanların maruz bırakıldığı baskıyı protesto etmek isteyenlerin ‘çekik gözlü’lere saldırı haberleri sebebiyle serginin organizatörleri, heykellerin korunması için emniyet müdürlüğüyle görüşülüp ayrıca bir güvenlik şirketiyle anlaşıldığını söylüyorlar.
İstanbul’daki sinefilleri ve sanatseverleri buluşturan Fil’m Hafızası farklı bir temayla, özel konuklarla, kısa film seçkisiyle ve ödüllü yarışmalarıyla etkinliklerinden bir yenisini daha düzenliyor.
Yeni teması komedi olan “Tematik Gece” etkinliğinin ev sahipliğini ironik ve mizahi haber diliyle takip ettiğimiz internet sitesi Zaytung’un kurucusu Hakan Bilginer yapacak.
Gecede ayrıca “Shorts of Humor” başlığıyla komedi türünde 6 kısa film gösterimi olurken, gecenin en özel anlarını Karanlık Kutu ve 40 Haramiler fotoğrafçılarından Benek Özmez ölümsüzleştirecek ve Soundtrack Quiz de sinefillerin hafızalarını zorlayacak.
Etkinlik 22 Temmuz Çarşamba saat 20.30’da Asmalımescit Mürekkep’te gerçekleşecek. Biletler Biletix’te.
Kısa Film Programı:
Leonard in Slow Motion (2014) Peter Livolsi / ABD – İngiltere – Kanada / 9’ Leonard'ın ağır çekimde yaşadığı hayatı, ofiste hoşlandığı kızın başka bir şehre tayininin çıktığını duymasıyla değişir. Artık bir şekilde normal dünya düzenine uyum sağlayarak, çok geç olmadan onun kalbini çalması gerekmektedir.
Border Patrol (2013) Peter Baumann / Almanya / 15' Büyük maça yetişmeye çalışırken ormanda büyük bir gizemle karşılaşan iki polis bu sorunla ilgilenecek mi? Yoksa bu olay bir başkasının problemi haline mi gelecek?
Discipline (2014) Christophe M. Saber / İsviçre / 11’ Küçük bir markette gelişen olaylar zincirinde, sözünü dinlemeyen kızı üzerinde disiplin kurmak isteyen babanın davranışı diğer müşterilerin de olaya dahil olmasıyla herkesin problemi haline gelir ve bir noktadan sonra kaos kaçınılmazdır.
Dating Eliza (2015) Peter Lydon / ABD / 13’ Eliza'nın internetten tanıştığı birisiyle olan randevusuna hiç hesapta yokken ailesinin de dahil olmasıyla gelişen olaylar herkes için büyük bir sürpriz olur.
Moving On (2014) Marcia Fields & Mike Spear / ABD / 11’ Cannes Film Festivali dahil birçok festivalin resmi seçkisinde yer alan bu kısa film bir sabah uyandığında gelen nakliye firması sayesinde sevgilisinin onu terk ettiğini ve evden taşınması gerektiğini öğrenen Mike'ın trajikomik hikayesini konu alıyor.
Dondurma (2014) Serhat Karaaslan / Türkiye / 15’ Küçük bir köyde yaşayan Rojhad'ın tüm haylazlıklarının nedeni sıcak bir yaz günü dondurma alabilmek içindir. Toronto Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapan film nerede olmaktan çok çocuk olmakla ilgili.