
ENKA Sanat, yeni sezonda her yaştan sanatsevere hitap eden geniş bir etkinlik programını katılımcılarına sunuyor.
4 Şubat’ta Güvenç Dağüstün ve Burçin Büke imzası taşıyan Geleneklerin Yankısı başlıklı projenin dünya prömiyeriyle başlayacak programda, genç sanatçılara sahne açan “ENKA Sahne Gala Konseri” ve çocuklara yönelik gölge tiyatrosu Çöp Canavarı’nın yanı sıra, son zamanların öne çıkan tiyatro oyunlarından geniş bir seçki yer alıyor. Usta tiyatrocular Genco Erkal, Yıldız Kenter ve yönetmen Işıl Kasapoğlu’nun hayat hikâyelerini anlatan belgeseller, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde peş peşe ücretsiz olarak gösterilecek.
ENKA Sanat’ın yeni sezon programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Etkinlik Programı:
4 Şubat Salı, saat 20.30 / Güvenç Dağüstün & Burçin Büke “Geleneklerin Yankısı: Doğu ve Batı’nın Uyumlu Buluşması”
13 Şubat Perşembe, saat 20.30 / Bana Kimse Ne Olduğunu Anlatmadı
18 Şubat Salı, saat 20.30 / Borusan Quartet “Oda Müziğinin Ustaları”
23 Şubat Pazar, saat 14.00 / Çöp Canavarı
25 Şubat Salı, saat 20.30 / Ölüyor mu ne?
11 Mart Salı, saat 20.30 / Yarın Belki de
16 Mart Pazar, saat 15.00 / ENKA Sahne Gala Konseri
19 Mart Çarşamba, saat: 20.30 / Macbeth
21 Mart Cuma, saat: 20.30 / Müfettişler
27 Mart Perşembe, saat: 17.00 / Belgesel Maratonu (17.00-18.30 Genco, 18.45-20.45 Caniko, 21.00-23.00 Anlatmadan Yapamam)
7 Nisan Pazartesi, saat: 20.30 / Mercaniye Çok Yaşa
14 Nisan Pazartesi, saat: 20.30 / Estragon Şapkasını Lucky’ninkinin Yerine Giyer ve Lucky’nin Şapkasını Vladimir’e Uzatır
24 Nisan Perşembe, saat: 20.30 / Martı mıyım?
28 Nisan Pazartesi, saat 20.30 / Babil Kuleleri
6 Mayıs Salı, saat 20.30 / Borusan Quartet “Yansımalar”
8 Mayıs Perşembe, saat 20.30 /Zuhal Olcay
Artopol Gallery, sunucu ve yapımcı Ömer Öztürk’ün “Orada” başlıklı kişisel sergisini 11 Şubat-9 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Son 10 yılını bu projeye hazırlıkla geçiren Ömer Öztürk, “Orada” sergisiyle, analog makinesi ve panoramik format kullanarak çektiği fotoğrafları hikâyeleştirip filme dönüştürüyor. Ömer Öztürk, genetik bir nedenle renk körlüğü yaşamaktadır ve eserlerinde dijital dünyadan ve photoshop tekniklerinden tamamen bağımsız kalmayı tercih ediyor. Bu sergide, siyah beyaz fotoğraflarının yanı sıra, renklerin canlılığını hissedeceğiniz cam baskı tekniği ve klasik fine art kâğıt baskı yöntemlerini birleştirerek göz alıcı bir görsel deneyim sunuyor.
“Orada” sergisi, izleyiciyi Capri Adası, Roma, Paris, Barcelona, Prag, Atina gibi dünya çapında ünlü şehirlerin yanı sıra Kapadokya, Vatikan ve Como Gölü gibi benzersiz lokasyonlara da götürüyor. Sergideki Güney Afrika’da çekilen ve bir sonraki serginin ilk karesi olarak paylaşılan Afrikalı Amerikanlar adlı fotoğraf da dikkat çekiyor.
Sergi boyunca Art Pop Quiz Night gibi interaktif bir deneyim de sanatseverlerle buluşacak. Serginin 11 Şubat’ta gerçekleşecek açılışında ziyaretçiler sanatçının ve galerinin konuğuyla birlikte sergiyi gezebilecek.
Künye:
1. Roma'da Tenis
2. Faraglioni Kayalarına Doğru
3. Sevgili Eşek Arıları
Işıl Kasapoğlu’nun yönetmenliğinde sahneye uyarlanan Barda oyunu, prömiyerini 7 Şubat’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapacak.
2007 yılında beyaz perdede izleyiciyle buluşup, kısa sürede kült bir filme dönüşen Serdar Akar’ın Barda filmi, Işıl Kasapoğlu’nun yönetmenliğinde tiyatro sahnesine taşınıyor. Serhat Yiğit’in yazıp oyunlaştırdığı Barda, “Biz Size Ne Yaptık?” sorusuyla izleyiciyi derin bir ikileme sürüklemeyi ve gerilim dolu hikâyesiyle izleyenlere unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefleyerek; şiddetin bireysel mi, yoksa toplumsal bir sorun mu olduğunu cesurca sorguluyor. Tardu Flordun’un çete liderini canlandırdığı ve on yıl aradan sonra tiyatro sahnesine dönüş yaptığı oyunda, filmden farklı olarak eklenen çetenin kadın üyesi karakterine ise Deniz Çakır hayat veriyor. Oyunda Tardu Flordun ve Deniz Çakır’a; Barış Özkan, Onur Olgun, Mehmet Konu, Hivda Zizan Alp, Egehan Kars, Mete Toygar Durak, Meriç Taner Kadıoğlu, Derya Kahya, Seda Soysal ve Toygun Elaldı eşlik ediyor.
Müzik direktörlüğünü Volkan Akkoç’un üstlendiği, Onur Olgun’un müzik asistanı olarak görev aldığı oyuna özel bestelenen “Sürgün Su” şarkısı ve birçok şarkı sahnede izleyicilerle buluşacak. Oyunun ışık, dekor ve kostüm tasarımları, alanlarında ödüllü isimler Cem Yılmazer ve Nalan Alaylı imzası taşırken, oyunun yardımcı yönetmen koltuğunda ise Nilüfer Alptekin Noyan oturuyor.
Işıl Kasapoğlu oyunla ilgili şunları söyledi: “Bedava şiddet yani Fransızcada ‘Violence Gratuite’, hepimizin içinde var. Bunun ortaya çıkması için iğne başından küçük noktalar yeterli. O küçük noktaya değdi mi, o şiddet çıkıyor ortaya. Bundan kendimizi nasıl alıkoyacağız, onu düşünmeliyiz. Yoksa hepimizde var bu durum. İyi ve kötü hep içimizde. Yin-yang diye bahsettiğimiz şey burada geçerli. İnsan ne iyidir ne kötüdür; yok öyle tek bir şey. Önümüze çıkan fırsatlar ve engeller bizi belirliyor. Yaşamda tek bir kelime bütün dünyayı değiştirebilir. Tek bir kelimenin içinde günlerce at koşturabiliriz. ‘Kötü yetiştiler, kötüler’ diye bir şey yok. En iyi yetişen insan da bir anda katil olabilir.”
Barda oyunu, 7 Şubat’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde prömiyerini yaptıktan sonra, şubat boyunca İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Bursa’da sahnelenmeye devam edecek.
Program:
7 Şubat / Lütfi Kırdar Kongre Merkezi, İstanbul
9 Şubat / Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi, İstanbul
12 Şubat / Eskişehir Vehbi Koç Kültür Merkezi
18 Şubat / Ankara Meb Şura Salonu
19 Şubat / İstanbul CKM
20 Şubat / İstanbul CKM
26 Şubat / Bursa Merinos
Künye:
Yöneten: Işıl Kasapoğlu
Oyunlaştıran-Yazan: Serhat Yiğit
Yardımcı Yönetmen: Nilüfer Alptekin Noyan
Işık ve Dekor Tasarımı: Cem Yılmazer
Kostüm Tasarımı: Nalan Alaylı
Müzik Direktörü: Volkan Akkoç
Müzik Asistanı: Onur Olgun
Sahne Amiri: Anıl Yıldız
Prova Asistanı: Hilal Soylu
Afiş Fotoğrafı: Sinan Arslan
Afiş Tasarımı: Berkcan Okar
Yapım: Vigor
Yapımcı: Serdar Akkaya
Basın Danışmanı: Bircan Silan
Oyuncular:
Selim: Tardu Flordun
Gülsüm: Deniz Çakır
Kırkbeş: Onur Olgun
Patlak: Barış Özkan
Tufan: Mehmet Konu
Nil: Hivda Zizan Alp
Kaan: Meriç Taner Kadıoğlu
Ceren: Derya Kahya
Batu: Mete Toygar Durak
Çırak: Toygun Elaldı
Sevgi: Seda Soysal
Sinan: Egehan Kars
Müzisyen: Dilara Çivici
Ferruh Karakaşlı’nın “Kaotik Harmoni” başlıklı kişisel sergisi 12 Şubat-20 Mart tarihleri arasında Galeri / Miz’de sanatseverlerle buluşacak.
Ferruh Karakaşlı’nın dört farklı serisinden oluşan kişisel sergisi “Kaotik Harmoni” baskın kültürün değerlerinden farklılaşarak kültürel toplum içindeki alt kültürlerin dışarıda kalan, önemsenmeyen, görünmeyen varlıklarını; yani ayrıksı olanı estetik hâle getiriyor. Eserlerindeki semboller, imajlar, göstergeler, imgeler aslında İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı’da simgesel bir muhalefet olarak ortaya çıkan yerleşik düzenle çatışan ve egemen kültürün dilini simgesel bir biçimde bozan alt kültürleri, yeni bir yüzey üzerinden görünür kılıyor.
Viyana’da heykeltıraş ve ressam Alfred Hrdlicka ve Hundertwasser gibi Avusturyalı sanatçıların atölyesinde çalışmış Karakaşlı; üretimlerinde semboller, şehir göstergeleri, bükülmüş varlıklar, doğa nesneleri, geometri, kültürel motifler; kaos ile yaratıcı uyumun, renklerin ve imgelerin birleşimini gözler önüne seriyor. Sanatçı, bu kültürel olguları oldukları hâliyle görünür kılıyor ve estetik potansiyellerini, kendi bağlamları içinde sunuyor. İzleyicilere şehrin yansımalarını bir buluşma anı olarak deneyimletmeyi hedefliyor. Koordinatörlüğünü Begüm Gazioğlu Ballı’nın üstlendiği “Kaotik Harmoni”, alt kültürlere, kentsel yaşamın dinamiklerine ve kozmik bir düzene dair bir keşif sunuyor ve hem kişisel hem de kolektif düzeyde bir buluşmaya davet ediyor.
Tarık Tufan’ın Osmanlı’dan günümüze akan dokunaklı bir aile hikâyesi anlattığı yeni romanı Gece Açan Çiçekler, Doğan Kitap’tan çıktı.
İstanbul’un Vefa semtinde ayakta kalan son ahşap konaklardan biri; Canfeda Konağı, namı diğer Uğursuz Konak. Konağa hapsolmuş genç bir kadın; Halide. Yıllardır konaktan uzakta hayatlar süren kardeşleri; Cihangir, Zeliha ve Nihal. Annelerinin ölümünün ardından, konağın satışı için son kez bir araya gelen kardeşlerin talihsiz alınyazılarının gizemini çözecek sadece bir geceleri var. Geçmişle yüzleşirken, konağın senelerdir kilitli tutulan odasının kapısı aralanınca, ailenin günahları ve suçlarıyla konağın sakladığı sırlar ortaya dökülür. Yüz yılı aşan bir uzaklıkta, Osmanlı zindanlarında, ölümünü bekleyen, saf bir aşkın peşindeki genç adam; Derviş Ali. Tek umudu devrik Sultan Abdülhamid’in Baş Ressamı Zonaro’nun yardımıdır. Halide ve Derviş’in yazgılarını buluşturan, arafta kalmış, yaralı ruhları birleştiren çarpıcı bir son.
“Hapsoldukları yerde gözlerini kapıya dikmiş son bir umutla birilerinin gelmesini bekliyorlardı. Istırap yüklü ruhlarının tek kurtuluşu buydu. Hayatlarının o en uzun gecesinde hikâyelerini anlatmayı seçtiler. Çünkü insan ölünce bedeni çürür, geriye yalnız hikâyesi kalır ve bütün hikâyeler gece anlatılır.”
Komedyen, yazar ve televizyon sunucusu Trevor Noah, 23 Nisan’da Volkswagen Arena’da sahne alacak.
Emmy ödüllü sanatçı Trevor Noah, The Daily Show’daki yılları boyunca sadece komedi dünyasında değil, aynı zamanda güncel olaylara getirdiği mizahi bakış açısıyla da adından sıkça söz ettirdi. Noah’ın mizah, zekâ ve özgünlük karışımı onu kısa sürede dünyanın en sevilen şovmenlerinden biri hâline getirdi. Born a Crime adlı otobiyografisiyle uluslararası çok satanlar listesinde yer alan Noah, Grammy Ödülleri’nin modern döneminin en sevilen sunucularından biri oldu. Noah, Spotify’ın orijinal podcast’i What Now? With Trevor Noah adlı podcast’in sunuculuğunu yapıyor ve burada eğlence dünyasının önde gelen isimleri, sporcular ve düşünce liderleriyle özgün ve düşündürücü sohbetler gerçekleştiriyor.
Trevor Noah’ın 23 Nisan’da Volkswagen Arena’da sergileyeceği performans hem zekâ hem de mizah dolu dakikalar vadediyor. Bu gösteride sanatçı günlük hayatın komik yanlarını ve dünyanın dört bir yanından gözlemlerini mizahi bir şekilde ele alacak. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, Ergin Varlıbaş’ın “Hava Durumu: Sağanak Aşklı (Weather Forecast: Downpour Love)” başlıklı kişisel sergisini 12 Şubat-15 Mart tarihleri arasında Ekavart Gallery’de sanatseverlerle buluşturacak.
Burcu Ölmez’in küratörlüğünü üstlendiği “Hava Durumu: Sağanak Aşklı” sergisi, aşkın enerjisini ve karmaşıklığını çok boyutlu bir perspektifle ele alıyor. Eserlerinde neon ışıkların çarpıcı etkisini farklı malzemelerle birleştiren Ergin Varlıbaş, sergisinde izleyicileri aşkın duygusal ve felsefi katmanlarını keşfetmeye davet ediyor.
“Aşk, bazen hafif bir esinti gibi ruhumuzu okşar, bazen de ansızın bastıran bir sağanak gibi tüm benliğimizi sarar. Ergin Varlıbaş, ‘Hava Durumu: Sağanak Aşklı’ sergisinde bu duygusal yoğunluğu neon ışıkların enerjisi ve çeşitli materyallerin uyumuyla sanatseverlere sunuyor.
Sanat tarihinin en güçlü temalarından biri olan aşk, Dante’nin Beatrice’e duyduğu mistik hayranlıktan Frida Kahlo’nun Diego Rivera’ya yazdığı tutkulu mektuplara, Gustav Klimt’in Öpücük başyapıtına kadar pek çok eserle anlatılagelmiştir. Varlıbaş, bu evrensel duyguyu klasik anlatımın ötesine taşıyarak, aşkı modern bir dille yeniden yorumluyor. Eserlerinde neon ışıkların çarpıcı etkisini farklı malzemelerle birleştiren sanatçı, izleyiciyi aşkın duygusal ve felsefi katmanlarını keşfetmeye davet ediyor. Victor Hugo’nun ‘Aşk, güneşi bile söndürebilecek bir kuvvettir.’ sözünü hatırlatan bu sergi, aşkın enerjisini ve karmaşıklığını çok boyutlu bir perspektifle ele alıyor.
Sergide yer alan Küf serisi de dikkat çekiyor. Sanatçı, terk edilmiş bir yapının duvarlarındaki küf desenlerinden ilham alarak, yaşamın dönüşüm ve yenilenme döngüsünü zarif bir şekilde görselleştiriyor. Küf, yalnızca bozulmanın değil, aynı zamanda doğanın kendi yaratım sürecinin bir sembolü olarak karşımıza çıkıyor.”
Fredrik Backman’ın hayata ve ölüme, farklı olmaya dair hikâyesiyle okuru kahkahalarla hüzün arasında sürükleyen romanı Büyük Annem Size Özürlerini İletmemi İstedi, Elif Nihan Akbaş’ın çevirisiyle Kairos Kitap’tan çıktı.
Yedi yaşında ve farklı bir çocuk olan Elsa ile yetmiş yedi yaşında ve çılgın bir kadın olan büyükannesinin hikâyesi bu. Balkona çıkıp paintball tabancasıyla yabancıları vuracak kıvamda çılgın birinden bahsediliyor. Aynı zamanda da Elsa’nın en iyi arkadaşı. Ve tek. Elsa geceleri, büyükannesinin masallarına, Uyur Uyanıklar Diyarı’na ve herkesin farklı olduğu, kimsenin kendini normal olmak zorunda hissetmediği Micama Krallığı’na iltica ediyor. Elsa'nın macerası büyükannesi ölüp de ardında hata yaptığı insanlara verilecek bir dizi özür mektubu bırakınca başlıyor. Büyükannesinin mektupları onu ayyaşlar, canavarlar, saldırgan köpekler ve huysuz ihtiyarlarla dolu apartmanda kapı kapı gezdirirken bir yandan da masalların, krallıkların ve kimselere benzemeyen bir büyükannenin ardındaki gerçeklere kapı aralıyor.
“Büyükanne, Elsa kendini bildi bileli bu masalları anlatırdı. Başlarda yalnızca Elsa’nın uyumasını sağlamak ya da onu Büyükanne’nin gizli diline alıştırmak içindi. Biraz da Büyükanne tam da bir büyükannenin olması gerektiği gibi kafadan çatlak olduğundan. Ama son zamanlarda bu masallar başka bir boyut daha kazandı. Elsa’nın tam olarak tanımlayamadığı bir şey.”
MUBI, şubat seçkisi ile ödüllü filmlerden ünlü yönetmenlerin klasiklerine, pek çok yapımı sinemaseverlerle buluşturacak.
Miraç Atabey’in küçük bir Karadeniz köyünde trajikomik bir kuşak portresi sunan çıkış filmi Zamanımızın Bir Kahramanı, Kanadalı yönetmen Kazik Radwanski’nin bol sürprizli ilişki draması Matt ve Mara (Matt and Mara), aralık ayında kaybettiğimiz usta yönetmen Şerif Gören’e adanmış beş filmlik özel bir seçki, tüm zamanların en ünlü video oyunlarından Grand Theft Auto’nun dünyasında Hamlet’i sahnelemeye çalışan iki oyuncunun hikâyesi Grand Theft Hamlet ve Alexander Payne’in komediyle dramı başarıyla harmanlayan Oscar ödüllü filmi Geride Kalanlar (The Holdovers), MUBI’nin şubat seçkisinde öne çıkan yapımlar arasında yer alıyor. Ayrıca Nefin Dinç’in festivallerde büyük ilgi gören belgeseli Şarap Rengi Deniz, Eshkol Nevo’nun aynı adlı romanından uyarlanan Nanni Moretti imzalı Üç Aile, Roman kültürüne dair filmleriyle tanınan Cezayir asıllı Fransız yönetmen Tony Gatlif’in prömiyerini Cannes’da yapan filmi Transylvania, Can Baran’ın yazıp yönettiği kısa film Apartman Boşluğu ve Lee Isaac Chung’un, dünya prömiyerini yaptığı 16. Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü ve Seyirci Ödülü’ne layık görülen yarı otobiyografik filmi Minari MUBI’de gösterime girecek.
Dirimart’ın Londra’nın Mayfair bölgesindeki yeni mekânı 2025 yılı içerisinde sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Kurumun uluslararası ilk galeri mekânı olma özelliğini taşıyan Dirimart Londra, zemin kat dahil olmak üzere iki katta toplamda 275 metrekarelik sergileme alanına ev sahipliği yapacak. Mayfair’de yer alacak galeri, Dirimart’ı Londra’daki dinamik sanat hayatının merkezinde konumlandıracak. Açılış sergisi ve 2025 programı ilerleyen aylarda duyurulacak yeni galeri mekânı, yeni nesil sanatçıları desteklemeyi amaçlamanın yanı sıra, kuşaklar arası etkileşim, bölgesel ve bireysel çeşitlilik, küresel iş birliği gibi temaları keşfetmek için bir zemin oluşturmayı hedefliyor.
2002 yılında Hazer Özil tarafından kurulan Dirimart, Türkiye’den sanatçıları uluslararası sanatçılarla bir araya getirerek eleştirel diyalog ve kültürel etkileşimi teşvik vizyonuyla yolculuğuna başladı. Photo London, Frieze Sculpture, Venedik Bienali, Art Cologne, ART SG ve The Armory Show gibi prestijli sanat etkinliklerine katılımıyla galeri, uluslararası çağdaş sanat sahnesinde kendine saygın bir yer edindi. Ayşe Erkmen, İnci Eviner, Sarkis ve Nuri Bilge Ceylan gibi Türkiye’nin önde gelen sanatçılarının yanı sıra, Shirin Neshat, Sarah Morris ve Tomokazu Matsuyama gibi uluslararası isimleri de temsil eden Dirimart’ın Londra’da açacağı galeri, onun uluslararası sanat ortamına ulaşma yönündeki projeksiyonunun devamı niteliğini taşıyor.
Galeri mekânının renovasyonu, New York merkezli mimarlık ofisi studioMDA tarafından hayata geçirilirken studioMDA’nın tasarım felsefesi, sanatta fiziksel ve kurumsal şeffaflığı vurguluyor. Markus Dochantschi tarafından yürütülen ve stüdyonun Londra’daki ilk galeri projesi olan renovasyon, modern estetik anlayışını Mayfair’in tarihi dokusuyla harmanlıyor. Galerinin caddeye bakan geniş pencereli cephesi, zemin kattaki ana sergi alanına doğrudan bir bakış sunuyor. Ziyaretçilerin, onları Dirimart’ın temsil ettiği sanatçıların ve geçmiş sergilerinden kitapların yer aldığı bir kütüphane köşesiyle karşıladığı lobi alanından galeriye giriş yapması planlanıyor.
Dirimart’ın kurucusu Hazer Özil, Londra’daki yeni galeri mekânını hakkında şunları söyledi: “Dirimart’ta sanatçılarla iş birliğimizi büyütmek her zaman önceliğimizdi. Yayıncılık faaliyetlerimiz ve eleştirel diyaloğu destekleme misyonumuz doğrultusunda, kapsayıcı ve uluslararası bir platform yaratmayı hedefliyoruz. Türkiye’den yola çıkan galerimiz, Londra’da küresel bir sanat mekânı olmayı, coğrafi sınırlarla tanımlanmak yerine çeşitliliği kucaklamayı amaçlıyor. Londra’daki yeni galeri mekânımızı açmak, global hedeflerimizi ileri taşımak ve Dirimart’ı uluslararası bir galeri olarak konumlandırmak adına cesur bir adım niteliğinde.”
Markus Dochantschi, galerinin tasarımına dair şunları söyledi: “Galerinin mimarisi, sanat eserleri ile mekânsal bağlam arasında kesintisiz bir diyalog kurmayı hedefliyor. Görsellik ve işlevselliği bir araya getiren tasarımımız, Dirimart’ın kapsayıcılık ve erişilebilirlik vizyonunu yansıtıyor.”
Dirimart’ın Londra Direktörü Levent Özmen ise yeni mekân hakkında şunları söyledi: “Shirin Neshat, Sarah Morris, Candida Höfer ve Hermann Nitsch gibi uluslararası sanatçıların İstanbul’daki ilk sergilerini düzenlemiş; Ayşe Erkmen, Sarkis, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Nuri Bilge Ceylan üzerine kapsamlı monografiler yayımlamış bir galeri olarak sanatçılarımızı farklı coğrafyalarla buluşturmak temel misyonumuz oldu. Londra’daki yeni mekânımızla bu mirası daha da ileri taşıyarak sanatçılarımızı Londra’nın dinamik sanat ortamıyla buluşturmayı ve yeni sergilerle iddialı projelere ev sahipliği yapmayı hedefliyoruz.”
Künye: Dirimart Londra. Fotoğraf: Francesco Russo