
SALT Araştırma’ya 2014’te devredilen Altuğ-Behruz Çinici Arşivi, herkesin katılımına açık programlarla yorumlanmaya devam ediyor. Altuğ-Behruz Çinici Arşivi’ne odaklı üçüncü konferans, Kalebodur’un desteğiyle 24 Ekim’de 14.00-16.30 arasında SALT Galata, Oditoryum’da gerçekleştirilecek.
Bu kapsamda düzenlenen üçüncü konferansta, SALT’ın daveti üzerine arşivi inceleyen konuşmacılar, kamuya açılma aşamasındaki arşivden çeşitli projelere odaklanacak.
Mimarlık kuramcısı Sibel Bozdoğan, Altuğ-Behruz Çinici’nin şehir ölçeğine yaklaşan projelerini örneklendirecek; mimarların, işlevselliğe dayalı tipik şehir kurgusunu tekrarlamak yerine, insan ölçeğine öncelik veren tasarımlar geliştirme çabasını irdeleyecek.
Mimarlık kuramcısı Esra Akcan, mimarların Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsü sonrası kariyerlerindeki süreklilik ve ikilemleri arşivdeki çizimler üzerinden yorumlayarak olası bir mimari duruşu kurgulayacak.
Mimar ve akademisyen Burak Erdim ise, ODTÜ kampüsünün tasarımını Soğuk Savaş’ın uluslararası iş birliği ve rekabet ortamında inceleyecek; arşivin 1950 ve 1960’lı yılların mimarlık kültürünün tanımlanmasına katkılarını değerlendirecek.
Konuşma dili Türkçe’dir.
Bu yıl 25. yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali 21-31 Ekim tarihleri arasında dünyaca ünlü sanatçıları ve toplulukları müzik severlerle buluşturmaya devam ediyor.
Şehrin pek çok yerinde gerçekleştirdiği konserlerle, atölyelerle ve panellerle katılanlara keyifli zamanlar yaşatan festivalin, konserlere katılamayanlara da bir sürprizi var. Festival kapsamında gerçekleşecek Kerem Görsev Quartet ve Jülide Özçelik konserleri ViV Live üzerinden canlı olarak yayınlanacak.
24 Ekim Cumartesi saat: 20.30’daki Kerem Görsev Quartet’in ve 27 Ekim Salı günü saat: 20.30’da Jülide Özçelik’in Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki konserlerini canlı olarak www.akbanksanat.com adresinden izleyebilirsiniz.
Bienal Belleği 9
14. İstanbul Bienali soruşturmamız devam ediyor. Akademisyen, yazar, küratör Rana Öztürk’e en çok etkilendiği işi sorduk. Oyunu Francis Alÿs’in Ani’nin Sessizliği ve Cevdet Erek’e ait Bir Ritim Mekanı – Otopark çalışmalarından yana kullandı.
“Bienal’de farklı nedenlerle hoşuma giden ya da bienal çerçevesinde etkili bulduğum birçok iş oldu. İçlerinden en beğendiğimi seçmek zor. Ancak benim için öne çıkan bir işi soracak olursanız ben bir değil iki işten bahsetmek istiyorum.
Birincisi Francis Alÿs’in Ani’nin Sessizliği adlı, film, kuş düdükleri ve görsel malzemelerden oluşan sunumu. Alÿs, bir zamanların önemli yerleşimlerinden, artık harabe halindeki Ermeni kenti Ani’nin terk edilmiş kalıntılarına bir çocuk oyunuyla yeniden yaşam getiriyor. Filmde, kuşları çağırmak için birbirinden farklı pek çok kuş sesini taklit eden düdükleri öttürerek kalıntılar arasında koşuşup saklanan bir grup çocuğun kuş çağırma ritüeli toplu bir senfoniye dönüşüyor. Böylelikle Alÿs’in yalın bir dille gösterdiği bir çocuk oyunu, sadece doğayı taklit etmenin ötesine geçerek çözümsüz kalmış politik meselelerin, derin acıların, tamiri mümkün olmayan bir boşluğun ifadesi ve iyileşmenin aracı oluyor.
İkincisi ise Cevdet Erek’e ait Bir Ritim Mekanı – Otopark. 1940’larda inşa edilmiş ve yıkımı planlanan bir otoparktaki çalışma, boşaltılmış bu mekanı sesle yeniden canlandırarak yeni bir deneyim alanı yaratıyor. Sanatçı, çeşitli mimari öğeler de kullanarak oldukça minimal bir dille kurguladığı bu alan içinde ziyaretçiyi, ses, ritim ve boşlukla karşı karşıya bırakıyor. Alÿs’in filminin aksine mekan içinde dolaşarak bir tür performans yapan ziyaretçinin kendisi bu kez. Otopark çevresinden gelen seslerle de karışan ritimler, mekanın geçmişi ve şimdisini, gündelik hayatı, yaşam, devinim ve dönüşümü duyumsatıyor.
Her iki iş de yalın bir dille, ses, müzik, ritim ve hareket yoluyla bir boşluğa, zamana, tarihe dikkat çekiyor, her ikisi de bir tür toplanma çağrısı gibi…”
Burhan Doğançay’ın en son 1992 yılında Moskova ve Saint Petersburg’da gerçekleşen sergisinde yer alan Golden Metal Door eseri, bu yıl Contemporary Istanbul’da sanatseverlere sunuluyor. 1991 tarihli bu eser, Doğançay’ın az sayıda yapıtlaştırdığı “Kapı” serisinde yer alıyor.
“Kapı” serisinden eserler dünyanın dört bir yanındaki müzelerin daimi koleksiyonlarında yer alıyor. Bu müzelerden bazıları: Doğançay Müzesi, Istanbul Modern, Elgiz Müzesi, Albertina Müzesi, Viyana, Kunsthalle Mannheim (Almanya), Rusya Devlet Müzesi, Neuberger Museum of Art (New York), Kennedy Museum of Art, (Ohio) University of Colorado ve Kutztown University Museum (Pennsylvania, ABD).
Bu serinin müzayedeler de çok az çıktığını belirtmekte fayda var. Öyle ki “Kapı” eserlerinden biri, 2010 yılında Fransa’da 360.000 usd’ye satıldığında, sanat dergilerine haber olmuştu.
Burhan Doğançay’ın bu Golden Metal Door eserini ve sanatçının 1977 tarihli fotoğrafından ilham alarak gerçekleştirdiği Strictly Swiss tablosunu Contemporary Istanbul’da 12-15 Kasım arasında, Doğançay Müzesi standında görebilirsiniz.
Yönetmen Paul Thomas Anderson’ın galasını New York Film Festivali’nde, dünya prömiyerini MUBI’de yaptığı filmi Junun İstanbul Film Festivali ve MUBI işbirliğiyle 28 Ekim saat 21.30’da tek gösterimle Rexx Sineması’nda olacak.
Film, 2015 baharında, Shye Ben Tzur, Paul Thomas Anderson ve Jonny Greenwood’un “Rajasthan Express” müzisyenleri tarafından Hindistan’ın kuzeyindeki 15. yüzyıldan kalma Mehrangarh Kalesi’nde ağırlanışını ve burada Radiohead’ın yapımcısı Nigel Godrich’ın yardımlarıyla, Hindistan’ın dört bir yanından gelen müzisyenlerle besteci ve şair Ben Tzur’un albümü üzerinde yaptıkları çalışmayı konu alıyor.
Özel gösterimin biletlerine bugün saat 10.30’dan itibaren Biletix, ana gişe İKSV ve gösterim günü 10.30-21.30 arasında Rexx Sineması’ndan temin edebilirsiniz.
Galeri Işık 3-21 kasım tarihleri arasında ressam Asım İşler’in 1987-92 yıllarında Paris’te üretmiş olduğu büyük boyutlu akrilik ve yağlıboya resimlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Kaya Özsezgin’in yaptığı sergide İşler’in sanatında 1988’den itibaren başlayan soyut dışavurumcu tarzdaki yeni evrenin başlangıcı sayılan “Op. 89” başlıklı çalışma başta olmak üzere birçok önemli yapıtı yer alıyor.
Kırmızı Oda, Siyahlı Salome, Bir Hayal Ülkesine Gezinti, Moderato Cantabile, The Poster of Posters, OPUS 89, gibi eserlerin sergileneceği “İkinci Paris Dönemi Resimleri 1987-1992” başlıklı sergi sanatçının görkemli tuval çalışmalarını bir araya getiriyor.
Eserleri, bugüne kadar yurt dışında, Victoria and Albert Museum-Londra Bibliothéque Nationale de Paris- France, “Hayter -Atelier 17”-Paris, Cité Int des Arts Association- Paris gibi birçok yerde sergilenen İşler’in kapsamlı son sergisini kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz.
Gustav Klimt'in 1899-1910 yılları arasındaki "Golden Phase" dönemi kuşkusuz ki yıllardır birçok farklı disipline ilham vermiştir. Son olarak sanatçının bu yıllar arasında ürettiği ikonik tablolar Vienna’s Life Ball için yeniden tasarlandı. Inge Prader'in usta sanatçının eserlerinden iham alan fotoğrafları, unutulmaz resimlerin canlı modellerle yeniden kurgulamasıyla ortaya çıktı.
Style Bible ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte HIV ve AIDS hastalıkları için fon sağlamanması amaçlanıyor. Kupalar, oyun kartları ve hatta kedi köpek mama kaselerinde dahi karşılaşabildiğimiz Klimtin bu unutulmaz tabloları güzellik, çöküş, karanlık ve güç temalarını işliyor. Inge Prader'in diğer işleri şuradan incelenebilir. http://www.prader.at/index2.php
Farklı inanışlarda ve hikayelerde bir yere sahip olan, Hicrî takvime göre Muharrem ayının onuncu günü olarak bilinen “Aşure Günü” Salt Beyoğlu ev sahipliğindeki Gastronomika’da gerçekleşecek bir etkinlikle ayın iki önemli ritüelini yerine getirecek.
Etkinlik 24 Ekim saat 18.00-20.00 saatleri arasında malzemeleri türlü bakliyatlardan oluşan aşure yapımı ve Erkan Tekçi tarafından Alevi-Bektaşi sözlü kültürüne ait deyişleri ve nefesleri saz ile seslendireceği iki saat sürecek bir programdan oluşuyor.
Gastronomika’nın özel yorumuyla pişen aşure ikramıyla paylaşarak artacak muhabbete, müzikle kurulacak iletişime siz de dahil olun. Katılım ücretsiz ve herkese açıktır.
SALT Beyoğlu: İstiklal Caddesi 136, Beyoğlu
Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden Prix Medici ve Prix Femina’nın yabancı romanlar listesinde Tükiye’den iki yazarın isimleri de yer alıyor. Bu isimler Kinyas ve Kayra, Zargana, Daha gibi çok satanlar raflarından adını sildirmeyen romanlarıyla yazar Hakan Günday ile sosyolog ve yazar Oya Baydar.
Dünya çapında tanınmış yazarlara verilen bu ödüllere Hakan Günday, Galaade tarafından "Encore" başlığıyla yayınlanan “Daha” ile Oya Baydar’ın "Sıcak Külleri Kaldı" romanı "Et ne reste que des cendres" adıyla Phebus tarafından yayınlanan kitabıyla aday oluyor.
Bugüne kadar hiçbir Türkiyeli yazara Prix Femina verilmemiş; Prix Medici’yi ise Orhan Pamuk, Kar romanıyla kazanmıştı. Prix Femina’nın sonucu 4 Kasım’da, Prix Medici’nin sonucu ise 6 Kasım’da ilan edilecek.
Galerist, İngiltere’nin gelecek vaad eden genç ressamı Daniel Crews-Chubb’ın ‘Zumbi ve Belfie’ başlıklı sergisine, 23 Ekim – 21 Kasım 2015 tarihleri arasında iki farklı mekanında eşzamanlı olarak yer veriyor. Crews-Chubb’ın İstanbul’da ürettiği desen, resim ve duvar yerleştirmesinden oluşan son dönem işleri Galerist’in Tepebaşı’ndaki ana sergi mekanı ile Şişhane’deki proje alanı Studio*’da izlenebilir.
Londra sanat çevreleri tarafından heyecanla izlenen ressamlardan biri olan Crews-Chubb, üretim sürecinde soyut ve figüratif kavramların tekrarlanması üzerine yoğunlaşıyor. Sanatçı, uyum ya da çatışmanın ayırt edilemediği, belirsiz bir ilişkinin içinde şıkışıp kalmış bir çiftin (Zumbi ve Belfie), cesur ve naif figürlerini içeren arketipik motifi tekrarla resmediyor. Resimlerin tamamı aynı motifi içermesine karşın, herbiri kendine has renk, doku ve hissiyata sahip nitelikler taşıyor.