GÜNDEM
  • 19-01-2016

    Uluslararası turnesine İstanbul’dan başlayacak olan, Broadway’in dev prodüksiyonu, Shrek Müzikali üç hafta boyunca 22 şovla izleyiciyle buluşacak.

    Oscar ödüllü DreamWorks animasyon filmini temel alan canlı bir adaptasyon olan müzikal, 10 konteynerlik dev seti, 60 kişilik kadrosu ve canlı orkestrasıyla müzikal tarihinin en renkli ve eğlenceli yapımlarından biri olarak görülüyor.

    Orijinal dilinde ve Türkçe üstyazıyla sergilenecek bu kostüm ve makyaj harikası yapım  22 Ocak – 7 Şubat tarihleri arasında Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahnelenecek. Gösteri, 6 yaş ve üzeri izleyiciler için uygundur. Biletler Tixbox ve Zorlu PSM gişelerinde.

    0
    0
    2672
  • 19-01-2016

    66.Berlin Film Festivali’nin ‘’Generation Kplus’’ yarışma bölümüne ilk kez bir Türk belgeseli seçildi. Kültür Bakanlığı’nın desteklediği, yönetmeniliğini ve yapımcılığını Mete Gümürhan’ın üstlendiği Genç Pehlivanlar adlı belgesel  Gümürhan tarafından “bir spor belgeseli değil, çocukların mücadelelerini anlatan hayatlarından kesitler aktaran bir belgesel’’ olarak tanıtıldı.

    Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gelip Güreş Eğitim Merkezi'ne yatılı olarak yerleşen çocukların başlarından geçenlerin anlatıldığı film, çocuklarla yetişkinleri, bedenle toplumu, kırsalla şehri, gelenekselle modern olanı, duygusalla komediyi bir arada barındırıyor.

    Mete Gümürhan, bu belgeselle birlikte ülkemizin ve ata sporumuz olan güreşin tanıtımının önemine de dikkat çekti. Genç Pehlivanlar Belgeseli, 66. Berlin Film Festivali’nin yanı sıra Avrupa'nın en büyük çocuk filmleri festivali olan Cinekid Film Festivali, Selanik Film Festivali ve Antalya Film Forum’a seçildi.

    0
    0
    1802
  • 19-01-2016

    Daha önce Everest etiketiyle yayınlanan Spinoza’nın Günlüğü ile çok ses getirmişti Şener Özmen. Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası romanı Abdullah Koçal’ın çevirisiyle, Everest dünya edebiyatından okurun karşısına çıkıyor! Ve yine Özmen’in sert, sarsıcı diliyle okuyucuyu karşı karşıya bırakıyor.

    Roman, Sertac Karan’la açılıp, Sertac Karan’la kapanıyor. Okuyucu Sertac’ın iç sesini, yaşadığı zorlu coğrafyayı, öğretmenliğinde başına gelenleri, muhafazakârlarla yaşadığı sorunları, İmam Hatip Lisesi’ni, Diyarbakır’ı, Sertac’ın evlilik hayatını, daralan çemberleri yeni bir dille izliyor. Müdahale edilebilir bir izleyicilik; Şener Özmen’in “dipnotları” yeni kapılar açmaya müsaade ediyor. Kitapta hikâyenin yarım kalma ihtimali var. Keza dipnotların da.

    Sanatın her sahasında “yenilikçi” bir ton tutturup, çok cesur işlere imza atan Şener Özmen, sadece Kürtçenin değil, çevrildiği ve çevrileceği bütün dillerin de avangardı olmaya aday. Kifayetsiz Hikâyeler Müsabakası da bunun önemli yapıtaşlarından biri.  

    0
    0
    1657
  • 19-01-2016

    Genç sanatçı ve tasarımcıları desteklemek amacıyla kurulmuş olan ARMAGGAN Art & Design Gallery, bu yıl dördüncü kez düzenlediği SANAT 7/24 sergisini 20 Ocak – 29 Mart 2016 tarihleri arasında gerçekleştiriyor.

    “Sanat Her Zaman Her Yerde” başlığı altında açtığı sergiyle ARMAGGAN Art & Design Gallery, kavramsal özelliklerinin yanı sıra işlev yüklenen sanat eserlerine kapılarını açıyor. “Sanat gündelik yaşamın içindedir, insanidir ve gereklidir” çıkış noktasıyla kurgulanan sergi, bu mottoyu takip ederek 21 sanatçının eseriyle “Sanat eseri 7/24 yanımızda nasıl olur?”, “Sanat gündelik hayata nasıl dahil olur?” gibi sorulara yanıt arıyor.

    Sergi küratörü ve galeri koordinatörü Şanel Şan Sevinç sergi konusunda, “Sanat 7/24 isimli serginin çıkış noktası, sanatı gündelik hayata nasıl dahil edebiliriz ile başladı. Son üç yıldır yapılan sergilerde sanatçılarımızın cevabı genel olarak tasarım öğesini sanatlarına dahil ederek oldu. Sanatçının desenlerini taşıyan şarap dolabı, kitaplık, koltuk, aydınlatma gibi. Bazı sanatçılarımız ise sanat eserlerinin ismini ve hikayesini sergiye ithaf ederek, kimisi bugüne dek kullanmadığı hayatın içinden olarak tanımladığı renkleri serine yansıtarak bu soruyu cevapladı. Ortak nokta ise ’bugün’ ve ‘her an’ sanatçıların kesiştiği noktalardı” dedi.

    Türkiye'de fonksiyonel sanat üzerine yapılan tek sergi olma özelliği taşıyan sergide: Ayser Çobanoğlu, Begüm Yıldırım, Çetin Pireci, Ceyda Oskay, Dinçer Güngörür, Belgin Yücelen, Banu Damcı, Egemen Kemal Vuruşan, Emel Vardar, Gül Delemen, Koray Akay, Nesren Jake, Rüya İdil Akdur, Semra Ecer, Sultan Acar, Suzet Fransez, Tina Varon, Yıldanur Ketenci, Yücel Kale, ve Ozan Emre Han gibi sanatçılar yer alıyor.

    0
    0
    2805
  • 18-01-2016

    Türk Modern ve Çağdaş Sanatı’nın en önemli ustalarının yanı sıra dünya müzelerinde yer alan çağdaş sanatçıların birbirinden önemli ve görkemli eserleri, 34. Beyaz Müzayede’de sanatseverlerle buluştu. Sanatseverlerin yoğun ilgisiyle gerçekleşen müzayedede en yüksek fiyatlı eser 500 bin TL’lik satışla Neşet Günal’ın Yaşantı II adlı eseri oldu.

    Türk Çağdaş ve Modern Sanatı’nın en büyük ustalarından biri olan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun en bilinen ve önemli yapıtlarından 1975 tarihli Kırmızı Kahve, 350 bin TL’ye satılarak müzayedenin ikinci en yüksek fiyata satılan eseri oldu.

    Müzayedede 300 bin TL’lik satış rakamlarıyla, en yüksek fiyatlı 3.eser ise 2010 yılında kaybettiğimiz Türk çağdaş sanatının önemli ustalarından Ömer Uluç’un koleksiyonerler tarafından en tercih edilen dönemi olan 1980’li yıllara ait, 1988 tarihli, Nü ve Kedi isimli eseri ile Fahrelnissa Zeid’in Pastoral Senfoni isimli eseri oldu.

    Komet’in iki senede tamamladığı, bugüne kadar yapmış olduğu en büyük iki eserden biri olan Gülü Ver; Bindik Bir Alamete isimli eseri ise 275 bin TL’ye alıcı bulurken Türk modern sanatının bir diğer önemli ustası Cevat Dereli’nin en görkemli ve büyük başyapıtlarından olan Balıkçı, Kedi ve Martı 225 bin TL’ye satıldı.

    Yerli ve yabancı 127 sanatçıya ait 262 seçkin eserin satışa sunulduğu 34.Beyaz Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi’nde tüm eserler müzayedeye katılan sanatseverler tarafından büyük ilgi gördü ve müzayedede satışa sunulan eserlerin tamamına yakını satıldı.

    0
    0
    2382
  • 18-01-2016

    Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz efsane sanatçı David Bowie, 15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nde özel bir bölümle anılacak.

    Her yeni gün, yeni bir sürpriz açıklayan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nin son sürprizi sinemadan müziğe pek çok alanda unutulmaz eserler vermiş, 70’lerden bugüne, tarzı ve duruşuyla sanat ve moda dünyasını derinden etkilemiş David Bowie’nin anısına hazırlanan “David Bowie …” bölümü oldu. Bowie’nin ilk filmi de olan kült bilimkurgu “The Man Who Fell to Earth/Dünyaya Düşen Adam” ve vampir filmlerine yepyeni bir soluk getiren “The Hunger/Açlık”, yenilenmiş kopyalarıyla​ gösterilecek.

    15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 18-28 Şubat 2016 tarihlerinde İstanbul’da, 3-6 Mart 2016 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilecek. !f İstanbul’un biletleri 5-7 Şubat tarihlerinde İstanbul için, 19 - 21 Şubat tarihlerinde de Ankara ve İzmir için biletix’te satışa sunulacak.

    0
    0
    1221
  • 18-01-2016

    Bora Başkan’ın “Yaban Makinsan - Savage Humanchine” adlı sergisi 24 Aralık 2015 - 13 Şubat 2016 tarihleri arasında Amerikan Hastanesi Operation Room Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Felsefi metinler ve görsel temsiller arasındaki bağlantılar üzerine çalışan sanatçının mekana özgü olarak tasarladığı 4. kişisel sergisi Pazar günleri hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında Amerikan Hastanesi “Operation Room”da sanatseverleri bekliyor.

    1982 yılında İstanbul’da doğan sanatçı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans derecesini İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nden aldı. 2008 yılından itibaren çeşitli üniversitelerde görsel kültür ve tasarım üzerine ders verdi. Halen Kadir Has Üniversitesi’nde ders veriyor.

    2006 yılından bu yana yurt içinde ve yurt dışında çeşitli grup sergilerine katılan sanatçı, bireysel olarak 2014 yılında "Sur/face MachinErrs", 2013 yılında "I’ve Never Felt So Close" ve 2012 yılında ise "Chosive" sergisini sanatseverlerle buluşturdu.

    0
    0
    3714
  • 18-01-2016

    Mixer'de açılan, fotoğraf kavramının günümüzde ne anlama geldiğini araştıran “İmgeyle” sergisi, bu konu üzerinde çalışan sanatçıların, fotoğraf ve video mecraları arasındaki sınırları bulanıklaştıran işlerini bir araya getirerek bu mecraların geçirdiği evrimi inceliyor.

    Bu iki mecra arasındaki geçişlerin ve kesişme anlarının yarattığı imgesel illüzyonu yeniden yorumlayan sergi, lensin öteki tarafından baktırabilmeyi, izleyiciye “neye bakıyoruz” sorusundan çok, “nasıl bakıyoruz” sorusunu sordurmayı amaçlıyor.

    Fotoğraf, zaman odaklı bir araç olarak ele alındığında, diyafram açıklığını ve poz süresini ayarlayan sanatçı, zamanın algıya ne kadar müdahale edeceğine organik bir yaklaşımla karar verir. İmgeyi oluştururken zaman algısının uzamı nasıl etkilediğini araştırır; imgenin temsili ile başa çıkmada kendi yöntemlerini geliştirir.

    İmgelerle dolu görselliğin algımızı işgal ettiği bu günlerde, imge kavramının kendi gerçekliğini sorgulayan ve zamanı kullanarak imgenin kendisini yorumlayan bu eserler, zaman kavramıyla aralarında, kendi lisanlarını oluşturuyorlar ve birbirinden farklı gerçekliklerin kapılarını aralıyorlar.

    Sergide yer alan 12 genç sanatçıdan Begüm Yamanlar’ın birçok katmanı birleştirerek meydana getirdiği işleri, izleyiciyi doğal bir ışık oyununa maruz bırakırken bir tür üst-gerçeklik yaratıyor ve bu sayede kendi imgelerini türetiyor. İsmail Eğler’in heykel yerleştirmesi ise zamanı manipüle ederek gerçeklik algısını değiştiriyor. Şener Soysal'ın polaroid filmin doğasındaki tekillik halini bozarak oluşturduğu fotoğraf serisi, Elena Lyakir’in zamanın izini süren kareleri, Egemen Tuncer'in bilgisayar ortamında görselleştirdiği yarış araçlarının koruma kafesleri, Fırat Giraygil'in ise hiçbir dijital müdahalede bulunmadan çektiği resimsel fotoğrafları, İrem Sözen'in görsel bir duygu günlüğü olarak nitelendirdiği Recall serisinden çalışmaları, Erdem Aydın’ın hareketli fotoğrafları, Nikolaj Rasmussen’in gerçek-dışı çiçekleri, Işıl Arısoy Kaya’nın zamanda kaybolan renkleri, Can Dağarslanı’nın optik manipülasyonlardan ziyade organik algı değişimlerini açığa çıkaran fotoğrafı ve Julie Nymann’ın video çalışması sergide yer alan diğer işlerden.

    16 Ocak tarihinde açılan sergi, 13 Şubat'a dek ziyaret edilebilecek.

    0
    0
    4448
  • 18-01-2016

    Pera Müzesi Şubat ayında iki yeni sergiyi ağırlayacak. Metafizik resim akımının öncüsü, 20. yüzyılın en sıra dışı sanatçılarından Giorgio de Chirico, “Dünyanın Gizemi” adlı kapsamlı bir sergiyle Türkiye’de ilk kez Pera Müzesi’nde yer alacak.

    Türkiye’deki az sayıda, bilinçli ve sürekliliği olan koleksiyonların en önemlilerinden biri üzerinden, koleksiyonerliğin izini süren ve tematik bir seçkiyle hazırlanan “Anı ve Süreklilik, Huma Kabakcı Koleksiyonu’ndan Bir Seçki” sergisi ise farklı kuşakların koleksiyonerliğe bakışına ışık tutacak.

    Pera Müzesi, metafizik üzerine yapıtlarıyla gerçeküstücülüğe esin kaynağı olan ikonik sanatçı Giorgio de Chirico’nun (1888-1978) eserlerini, Roma, Giorgio ve Isa de Chirico Vakfı işbirliğiyle sergiliyor. “Giorgio de Chirico” sergisi ile sanatçı ilk kez babası Evaristo de Chirico’nun doğduğu kent olan İstanbul’u eserleriyle ziyaret ediyor. Sanatçının yaklaşık 70 resim, 2 litografi serisi ve 10 heykelini bir araya getiren sergi, 1909 tarihli erken dönem eserinden 1970’lerin ortalarına, son dönem yapıtlarına dek uzanıyor.

    “Anı ve Süreklilik: Huma Kabakcı Koleksiyonu’ndan Bir Seçki” sergisi ise iki kuşak tarafından sürdürülen, modern ve çağdaş sanat eserleri içeren bir özel koleksiyonu ele alıyor. Sergi için oluşturulan seçki, Türkiye’de özel koleksiyonerlik anlamında az bulunan, belli bir bilinç ve sürekliliğe sahip Huma Kabakcı Koleksiyonu’na tematik olarak eğiliyor. Sergi ile koleksiyonun bütüne ait iç tutarlılığına, farklı kuşaklardan aldığı katkılara, dönem dönem sanat tarihsel bir nesnellikle yaşadığı dönüşümlerine dikkat çekilmesi hedefleniyor.

    24 Şubat Çarşamba gününden itibaren görülebilecek her iki sergi de 1 Mayıs 2016 tarihine kadar gezilebilecek. 

    0
    0
    9
  • 18-01-2016

    FİL'm Hafızası'nın kült filmlerden oluşan BELONG Party Series'in konuğu bu kez efsane ajan James Bond.

    İstanbul’daki parti hayatına yeni bir soluk getirmeyi hedeflediği BELONG partileriyle FİLM'm Hafızası sanat, eğlence, sosyalleşme ve interaktiviteyi bir arada sunuyor. 27 Ocak akşamı düzenlenecek Bond gecesinde bugüne kadar James Bond'a hayat veren ünlü oyuncular ve Bondlar kadar üzerine konuşulan Bond kızları hatırlanacak.

    Dr. No, From Russia with Love, Live and Let Die, Licence to Kill gibi unutulmaz filmlerle James Bond kuşağının takipçileri sinefiller, partide ayrıca Kıyı Müzik'in hazırladığı parçalarla gecenin devamına dansı da ekleyecekler.

    Konsepte uygun yarışmalar ve sürprizlerin yanı sıra James Bond’u hatırlatan her şey 27 Ocak, saat 21:00’de Roxy’de olacak.

    0
    0
    1567
DAHA FAZLA
Geldanlage