GÜNDEM
  • 25-07-2016

    Donna Tartt’ın 2014 yılında Pulitzer Ödülü alan kitabı Saka Kuşu, yönetmen John Crowley tarafından beyazperdeye taşınıyor. Filmin uyarlama senaryosu ise Tinker Tailor Soldier Spy isimli filmin de uyarlamasına imza atan Peter Straughan’a emanet.

    Uluslararası alanda bestseller olan Saka Kuşu, geçtiğimiz nisan ayında Pegasus Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmıştı. Romanın kahramanı 13 yaşındaki Theodore Decker, ilgisiz bir baba ve kendini ona adayan bir annenin oğludur. Bir patlamada mucizevi biçimde hayatta kalır. Ama New York gibi koca bir şehirde kimsesiz bir çocuk olmak hiç de kolay değildir. Annesine özlem duyan Theodore’un tutunabileceği tek bir şey vardır, küçük, sarı saka kuşu.

    Hayatın, kaybın, ölümün, takıntıların, bağımlılığın, aşkın, kaderin ve kadersizliğin romanı olarak tanımlanan Saka Kuşu film projesinin çalışmaları Nina Jacobson ve Brad Simpson desteğiyle RatPac Entertainment ve Warner Bros tarafından devam etmekte.

    0
    0
    6646
  • 25-07-2016

    Yaşamı boyunca 200’e yakın hikayeyi kaleme alan Jack London’ın hayatın kavgasına dair öykülerinin yer aldığı Meksikalı, Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Yaşadığı dönemin toplumsal karmaşalarına duyarsız kalmamış ve tıpkı romanları gibi hikâyelerinde de bu meselelere eğilen yazar, Meksikalı’da da bireyin sınıfsal kavgasını, toplumsal olayları ve insan-sistem çelişkisini anlattığı 12 hikâye yer alıyor. Anlatış tarzında trajik ama bir yandan da destansı bir ton tutturan London’ın bu hikayelerinde de diğerlerinde olduğu gibi deniz tutkusu karşımıza çıkıyor.

    “Dövüş kurallarından eser yoktu bu oyunda. Boks değil, bir cinayet gerçekleştiriliyordu. Danny, arenada vahşet gösterisindeymiş gibi elinden gelen tüm gaddarlığıyla saldırıyordu. Seyircilerin heyecan ve taraf tutmaları öyle bir noktaya gelmişti ki Meksikalı’nın hâlâ ayakta olduğunu görmüyorlardı. Rivera’yı unutmuşlardı. Danny saldırdıkça Rivera ufalıyor, kayboluyordu. Bu iki- üç dakika böyle devam etti. Birden ayrıldılar ve Meksikalı göründü. Dudağı patlamıştı, burnu kanıyordu. Sırtının iplere çarptığı yerlerinden kanlar sızıyordu. Ama göğsünün soluk soluğa kalkıp inmediğini, gözlerinin her zamanki gibi soğuk bir biçimde parladığını fark edemediler. Antrenman ringlerinde ihtiraslı şampiyonların bu vahşice saldırışlarına az mı karşı koymuştu. Onun üzerinde az mı öldürücü vuruş atakları denenmişti. Seferi yarım dolardan, haftada on beş dolara kadar bunlara dayanmasını öğrenmişti. O, zor bir okulda, zor bir öğrenim yapmıştı.” (Kitap)

    Meksikalı
    Jack London
    Çev.: Şemsa Yeğin

    0
    0
    3524
  • 21-07-2016

    SALT'ın bir süredir düzenlediği Uzun Perşembe etkinlikleri kapsamında SALT Galata 28 Temmuz günü saat 22:00'ye kadar açık olacak. 

    Saat 19:00'da Almanya'dan memlekete kesin dönüş yapan misafir işçilerin kurdukları evleri inceleyen "Göçebe Mekanlar" sergisinin Şebnem Yalınay Çinici ile Eleştirel Sergi Turu gerçekleşecek.

    Saat 20:00'de ise yönetmeliğini Ilinca Calugareanu'nun üstlendiği 215 yapımı Chuck Norris vs Communism filminin gösterimi düzenlencek.

    Etkinlik kapsamında SALT Araştırma 20:00'ye kadar, Osmanlı Bankası Müzesi ise saat 22:00'ye kadar gezilebilecek.

    0
    0
    2454
  • 21-07-2016

    Ransom Riggs’in kurgu ile fotoğrafçılığı etkileyici bir şekilde bir araya getirdiği romanı Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    New York Times bestseller listesinden 108 haftadır inmeyen roman, eski fotoğraflar eşliğinde her yaştan okuyucuya bir okuma macerası sunuyor.

    Yaşadığı korkunç aile trajedisi yüzünden Galler kıyılarındaki, dünyadan uzakta kalmış bir adaya yolculuk eden on altı yaşındaki Jacob, burada Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocuklar Yetimhanesi'nin yıkıntılarını keşfetmekle kalmayıp, Bayan Peregrine'in çocuklarının sadece tuhaf olmaktan çok daha fazlası olduğunun farkına varır.

    Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları
    Ransom Riggs
    İthaki Yayınları
    25 TL

    0
    0
    7686
  • 21-07-2016

    Fadime Uslu’nun “Kırlangıçlar üstümüzden geçiyor mu hâlâ?” sorusunu sorduğu kitabı Yüzen Fazlalıklar, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Yüzen Fazlalıklar, sessiz bir günün, sıcak ve hareketsiz bir öğle sonrasının nelere gebe olabileceğini haber veren öykülerden oluşuyor. Uslu’nun anlattığı öykünün kahramanlarını aslında yakından tanıyoruz. Birbirinin içinden doğan bu öykülerde anlattığı “modern” kadınlara yer veriyor. Yazar okuyucuyu yazlık mekânlarda, kenti uzaktan gören gürültüsüz semtlerde, kalabalık ailelerin hüzünlü, kırılganlıklarla dolu ilişkilerinde dolaştırıyor.

    “Fotoğraflara bakarken bulmak istediğimiz neydi; çocukluğumuz değildi, gençliğimiz değildi, gençliğimiz değildi, yıllar içinde değişen bedenlerimizin anısı hiç değildi. Günden güne değişen şeylerin tanımsız bir sürenin sonunda geri dönülmez bir yabancılaşmanın eşiğine gelmesi kaçınılmaz olur. Yaşlılık gibi. İlişkilerdeki samimi dürüstlük gibi şeyler.”(Kitaptan)

    Yüzen Fazlalıklar
    Fadime Uslu
    Can Yayınları
    10,5 TL

    Görsel: Marisa Betts

    0
    0
    2278
  • 21-07-2016

    Türker ve Deniz Yılmaz Akman'ın birlikte yarattığı Papier Atelier, Mayıs-Haziran aylarında gerçekleştirdikleri Polar Bear Project kapsamında Avrupa'nın dokuz farklı şehrinde kağıttan kutup ayısı yerleştirmeleri yarattılar. İkili şu anda projenin son ayağı olan İstanbul yerleştirmesine hazırlanıyorlar.

    Kağıt, kolay ve hızlı işlenebilir olması, özel bir alana ihtiyaç duymaksızın her yerde şekillendirilebilmesi, alışılmışın dışında mekânlarda karşılaşıldığında insan üzerinde bıraktığı etki bakımından Akman ikilisinin vazgeçilmez malzemesi.

    İkili; Roma, Floransa, Milano, Münih, Prag, Bratislava, Budapeşte, Zagreb, Belgrad şehirlerini dolaşarak bir tren vagonu, kafe tuvaleti, dondurmacı vitrini, bisiklet sepeti, otel odası komidini gibi insanların günlük yaşamlarında görmeye hazırlıklı olmadıkları yerlere birer kutup ayısı bıraktılar. Proje, İstanbul'da bir yerlere bırakılacak kutup ayısıyla tamamlanacak. Bu son kutup ayısı için ise beklemedeyiz.

    0
    0
    2121
  • 20-07-2016

    Bir kitap düşünün anahtar kelimeleri 90’lar, grunge müzik, fanzin, enjektör, sado-mazo ilişkiler, halüsinasyon, arayış, çözümleme. Anahtar kişileri ise incitmekten ve incinmekten korkmayanlar, en çok kendinden korkanlar, hayata zaaflarından bağlı olanlar, hep gitme hayali kuranlar, ailesinden kaçıp kendi çetesini kuranlar, kurtulanlar olsun.  Zeynep Alpaslan’ın ilk romanı Pagoda’da bahsediyoruz.

    “Özlem babasının sırtındaki pagoda dövmesine dikti gözlerini. Elini kalbine götürdü. Kalbi yoktu. Kalbi orada, o beş katlı, ahşap Japon tapınağının içinde, Buda’nın kalıntıları arasında muhafaza ediliyordu. Ne zamandır ölüyüz?
    Kadının portakal büyüklüğündeki kalbi örümcek ağlarıyla kaplıydı. 
    Pagodanın dövme mavisi çatısının üzerinde minik bir kuzey yıldızı duvar çivisinde unutulmuş bir ev anahtarı gibi asılıydı. Sen asla kaybolmayacaksın.”

    Okumayı bıraktığınızda bile zihninizde konuşmaya devam edecek olan Pagoda, Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

    Pagoda
    Zeynep Alpaslan
    Everest Yayınları
    22 TL

    0
    0
    2701
  • 20-07-2016

    Philippe Claudel’in 2013 yılında Jean-Jacques Rousseau otobiyografi ödülüne layık görülen kitabı Kokular, Sel Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

    Yaşarken üzerinde durmadığımız, tarif edemediğimiz ne varsa hepsinden edebiyat abidesi çıkarmayı başaran ender yazarlar arasında yer alan Claudel, çocukluktan ergenliğe, delikanlılıktan orta yaşa, mutluluğun hüzünle iç içe geçtiği bir tür koku sözlüğü yaratıyor.

    Okuyan herkesin aşina kokularundan bir şeyler bulabileceği kitapta geçmişin kısacık anlarından başlayarak bellekten övgüye, sıradan, mahrem yaşantıların kutlanıp ebedileştirildiği kısa metinlere dönüşüyor. Kitapta yalnızca geçmişe güzelleme değil, sizi siz yapan o günlere ve o kokulara bir teşekkür bulabilirsiniz.

    Kokular
    Philippe Claudel
    Çev.: Gözde Zeynep Çaylı
    Sel Yayınları
    14 TL

    0
    0
    5147
  • 20-07-2016

    LVR-LandesMuseum Bonn, Landschaftsverband Rheinland ve Lep Breuer Ailesi işbirliğiyle düzenlenen Leo-Breuer Ödülü’nün bu seneki sahibi Türk sanatçı Şakir Gökçebağ oldu.

    Jürinin oybirliği ile ödülel layık görülen sanatçı, kendine has malzeme teknikleri, doğu-batı sanat geleneklerini sentezlemesi, konstruktif sanata hakimiyetiyle öne çıkıyor.

    Leo Breuer Ödülü kapsamında 20 Eylül’de GKG-Bonn’da Şakir Gökçebağ’ın sergisi açılacak. Ödül töreni ise 21 Eylül’de LVR-Landes Museum Bonn’da yapılacak.

    0
    0
    4167
  • 20-07-2016

    Pera Müzesi, “Mario Prassinos: Bir Sanatçının İzinde, İstanbul-Paris-İstanbul” sergisi kapsamında “Dokunun Ardındaki Suretler” panelini düzenliyor.

    22 Temmuz Cumartesi günü gerçekleşecek olan panel, Işıl Ertüzün moderatörlüğünde, serginin küratörü Seza Sinanlar Uslu ve klinik psikologlar Meral Erten ve Berrak Karahoda’nın katılımıyla gerçekleşecek Panel, Mario Prassinos’un resim, illüsttrasyon, dokuma örnekleri ve gravürlerini farklı sanatsal ve psikanalitik okuma biçimleri üzerinden ele alacak.

    Prassinos’un sürrealizmle başlayıp realizme dönen, özgün anlatım diliyle ortaya kolduğu eserleri İstanbul’daki anılarından izler yaşıyor.  Türk Peyzajları serisinde, doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği yerlere ait belleğinde kalmış izleri tekrar hayata geçiriyor. Bu bakımlardan sanatçının eserleri ve hayatı psikanalitik çağrışımlar kapsamında bir çok okuma sunuyor. 

    0
    0
    2336
DAHA FAZLA
Geldanlage