GÜNDEM
  • 19-07-2016

    İstanbul Modern, “Yumurtalı Renkler Atölyesi” ile çocukları sanat tarihi boyunca boyanın nasıl üretilip kullanıldığına dair bir yolculuğa davet ediyor.

    “Yumurtalı Renkler Atölyesi”nde çocuklar mağara resimlerinden Rönesans resim ve fresklerine uzanan bir yelpazede boyanın yapım hikayesini öğrenecek. Teorik bilgilerin aktarıldığı sunumdan sonra çocuklar yumurta, ceviz, baharat gibi organik maddeleri kullanarak kendi boyalarını üretecek ve bu boyalarla resimler yapacaklar.

    Temmuz sonu-ağustos başı arasında devam edecek, 20 kişiyle sınırlı atölyelerin ücreti 30 TL olup rezervasyon gereklidir. Bilgi ve rezervasyon için egitim@istanbulmodern.org mail adresinden veya (212) 334 7341 numaralı telefon hattından ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1895
  • 19-07-2016

    Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Melis Behlil’in Hollywood’un küreselleşmesini  incelediği kitabı İngilizce olarak Hollywood is Everywhere: Global Directors in the Blockbuster Era ismiyle Amsterdam Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı.

    Behlil, kitabında 1975-2005 yılları arasında Hollywood’da çalışan yabancı yönetmenler üzerinden Hollywood’un nasıl küreselleştiğini anlatıyor. Kitap, James Bond filmi yönetmenleri, kendi filmlerini tekrar Hollywood şirketleri için çeken yönetmenler ve müzik videoları ile reklam yönetmenliklerinden gelen yönetmenler olarak üç bölüme ayrılıyor. Kitaba amazon.com ve aup.nl adreslerinden ulaşabilirsiniz.

    Hollywood is Everywhere: Global Directors in the Blockbuster Era
    Doç. Dr. Melis Behlil
    Amsterdam University Press

    0
    0
    2585
  • 19-07-2016

    Laurent Seksik’in yüzyılın dâhisi Albert Einstein, eski karısı Mileva ve oğulları Eduard’ın hikayesini ele aldığı kitabı Eduard Einstein Vakası, Sosi Dolanoğlu çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Sürgündeki babasından ayrı bir çocukluk geçiren Eduard, Freud’a hayrandır ve ileride psikiyatr olmak istemektedir. Eduard yirmi yaşında şizofreni teşhisiyle Burghölzli Kliniği’ne yatırılır. Kalan ömrü boyunca da bu hastalıkla cebelleşir. Annesi Mileva, 1948 yılında ölene kadar hep onun yanındadır ama babası Einstein’ın bu hastalıkla yüzleşecek cesareti yoktur. Eduard, çektiği acılara, korkunç tedavilere, yapayalnızlığına rağmen içindeki iyiliği korumak için uğraşır; nefret ettiği babasını bile hep mazur görmeye çalışır.

    “Asrın dâhisinin babam olması hiçbir zaman bir işime yaramadı.”

    Eduard Einstein Vakası

    Laurent Seksik

    Çev.: Sosi Dolanoğlu

    Can Yayınları

    20TL

    0
    0
    13863
  • 18-07-2016

    Space Debris Art, Zeynep Sağım ve Tina Hovi'nin birlikte yarattıkları projeleri "Sığınaktan Uzak"a ev sahipliği yapıyor. 

    Sergi, iki arkadaşın seneler içinde biriktirdikleri konuşmalar, yazışmalar, aralarında yaptıkları fikir alışverişlerinden ortaya çıkan bir proje niteliğinde. Kariyer olarak ilk başta kendisine fotoğrafçılığı seçmemiş olduğu halde yıldızı bu şekilde parlayan fotoğrafçı Vivian Maier'dan esinlenen ikili, Maier'in izole hayatını bir başlangıç noktası olarak ele alıyorlar. Yalnızlık kavramını objektif bir şekilde inceliyorlar. Yalnızlıkla birlikte gelen "kovuğuna çekilme" eylemini bir yana bırakıp bir keşif gezisine çıkıyorlar. Bu gezinti, Deleuze ve Guattari'nin felsefesi kapsamında "şizofrenik" bir yürüyüşe dönüuor.  

    Bu proje kapsamında ikili, sergi alanını geçici bir sığınak haline getirerek, gezintilerinden kalan kişisel notları, kavramsal eskizlerinin de dahil olduğu fotoğraf enstalasyonlarıyla yalnızlıklarını yeni bir bakış açısıyla incelemeyi hedefliyor. Proje 23 Temmuz'a kadar görülebilir. 

    0
    0
    1550
  • 18-07-2016

    Bomontiada'daki Alt sanat mekanı, Ahmet Öğüt'ün heykel, yerleştirme ve video disiplinlerinde ürettiği yeni eserlerinden oluşan "Tam Gün Devam" isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. 

    Sergi, bir bütün olarak adalet ve direniş kavramlarına odaklanıyor. Diğerleri Saldırırken isimli, 2016 tarihli bronz heykel yerleştirmesi, tarihi protestolar sırasında çekilmiş fotoğraf karelerini temel alıyor. Başka yeni bir iş olan Altı Aylık (2016), kapanmış veya el değiştirmiş sanat tabelalarını bir araya getiriyor. Hafif Zırhlı ise The Marmara Pera Oteli'nin tepesindeki ekranda oynayan bir videoyla beraber küçük ölçekli bir modelden oluşur. 

    Ahmet Öğüt'ün dünya tarihinde önemli bir yeri olan protestolar üzerinden direniş kavramını irdelediği sergisi, 9 Ekim'e kadar bomontiada Alt sanat mekanında görülebilir.

    0
    0
    2487
  • 18-07-2016

    Sinan Sülün’ün genç sesli, usta işi öykülerinin yer aldığı ilk kitabı Karahindiba, İletişim Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.

    İşsizlikleri, çeyrek biletleri, bir pelikanın ürperen tüylerini, uzun yolu, eski tanışları, inmeyen şişlikleri anlattığı kitabında Sülün, sakin ve iyicil, içli serzenişlerde bulunuyor.

    Acılar ve ayrılıklar nasıl günlere yayılırsa, mutluluk ve aşk da anlara yayılır. Aşk andır, kısadır, kesintilidir. Ayrılık saatlerdir, günlerdir, kesintisizdir. Aşk parçadır, ayrılık bütün. Doğrudan kalbe verilen kısa şoklar gibidir aşk. Beden kalpten başlayarak kasılır, sarsılır. Bazen verilen aşk kalbe fazla gelir. Âşık kaybedilir. Bazen de tam dozundadır, yeterlidir. Bu gibi durumlarda âşık salisenin binde biri bir zaman diliminde uyur, uyanır. Görülen yeniden görülür, duyulan yeniden duyulur. Yaşanılan yeniden yaşanır.”

    Karahindiba

    Sinan Sülün
    İletişim Yayınları
    ​15 TL

    0
    0
    4890
  • 18-07-2016

    Ferit Edgü’nün, Camus’den Beckett’e, Sait Faik’ten Mehmet Günsür’e, Rembrandt’tan Dubuffet’ye, Bedri Rahmi’den Avni Arbaş’a, yazarları ve ressamları bir araya getirdiği kitabı Buluşmalar: Yazarlar / Ressamlar, Sel Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

    Kitaplarını okurken düşüncelerine, resimlere bakarken kendi düşüncelerine dalıp giden yazar, sanat eşliğinde edebiyatın yollarına düşüyor.

    “Eski Orta Asya Türk geleneğine göre, bir hükümdar öldüğünde öte dünyada yalnızlık çekmemesi ve yolunu sürdürmesi için olsa gerek, atıyla ve hatunuyla gömülürmüş. Doğrusu, öte dünyaya inanmasam da, kitaplarım ve resimlerimle gömülmek isterdim ben. Bu yaşamı bana onlar dayanılır kıldığına göre, ölümü de haydi haydi dayanılır kılacaklarına inandığımdan...” (Kitaptan)

    Buluşmalar: Yazarlar / Ressamlar
    Ferit Edgü
    Sel Yayıncılık
    16 TL

    0
    0
    5327
  • 18-07-2016

    1992 doğumlu Elif Biradlı'yı fotoğraf ve video çalışmalarıyla tanıyoruz. Biradlı, çekimlerindeki kostümlerden metinlere kadar her şeyi kendisi hazırlıyor. Çalışmaları ağırlıklı olarak psikolojik etkiler barındırıyor ve her biri ayrı bir hikaye anlatıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde fotoğraf ve video üzerine eğitimi devam eden Biradlı, 2016 yılında fotoğraf ve video çalışmalarıyla Mamut Art Project'te yer aldı.

    İddialı ve zorlayıcı çalışmalarıyla dikkat çeken fotoğrafçının Mamut'ta yer alan video çalışmasını kimileri defalarca izlerken kimileri ise görmeye bile katlanamamıştı. Zira bu absürt video derisi alınmış etten bir adamın sıradan bir kasaptaki görüntüsünden oluşuyordu. Biradlı'nın çalışmalarında kara mizahi bir sürrealizm gözlemleniyor. Sanatçı, temaları olan korku ve tutku arasındaki tansiyonu; primitif çizimler, kostümler ve maskelerle üretim sürecine de yansıtıyor.

    0
    0
    16447
  • 16-07-2016

    1983 Adıyaman doğumlu Ahmet Doğu İpek ilk solo sergisini 2012 yılında Sanatorium’da gerçekleştirdi. “Multitude” adlı ilk sergisinin ardından birçok solo ve karma sergiye dahil olan sanatçı yaşamına ve çalışmalarına İstanbul’da devam ediyor.

    Küçüklüğünden beri çizim ve üç boyutlu nesneler üzerine kafa yorduğunu söyleyen sanatçı, kaotik desenleriyle tanınıyor. Çalışmalarında sıklıkla siyah rengini kullanan İpek, 2015 ve 2016 yıllarında Art Dubai'ye katıldı.

    0
    0
    3852
  • 15-07-2016

    Yazılarının temel konusu kültür ve insan ilişkileri olan hiciv ustası Mihail Bulgakov’un gazete ve dergilerde yayımlanmış hicivli kısa eleştirilerinin bir araya getirildiği Kızıl Moskova, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı. 

    Bulgakov’un kaleme aldığı fantastik gerçekçi eserlerinin büyük bir kısmı doğrudan gerçek olaylara dayanır. Kızıl Moskova’daki öyküler de onun Sovyet rejiminin kurulduğu o ilk yıllarda karşılaştığı olayları alaya alan ve eleştirilen öykülerdir. Bu metinleri 21. yüzyılda okurken bizim sosyal medya sayfalarında sıkça karşılaştığımız, daha bir türe oturtamadığımız alay ve eleştiri biçimlerine benzetmek de mümkün; sonuçta bunlar, bu feulleiton’lar da, gazete ve dergilerde çok kişiye ulaştırılıp yaygınlaştırılmak üzere yazılmıştır.

    “Moskova’yı en son bundan en çok altı ay önce görmüş olanlar şimdi kenti tanıyamazlar; Yeni Ekonomi Politikası (Moskova halkı artık kısaca NEP diyor buna) öylesine değiştirdi onu.

    Adım adım başladı bu… az az… Sağda solda tahta perdeler kaldırıldı, arkalarından uzun bir aradan sonra tozlu, donuk dükkân vitrinleri görünmeye başladı. Boşaltılmış yapıların derinlerinde lambalar yanıyor, onların ışığında hayat kıpırdıyor: Çiviler çakılıyor, mıhlanıyor, tamiratlar yapılıyor, içleri malzeme dolu sandıklar, kutular açılıyor. Yıkanıp temizlenmiş vitrinler aydınlatılmış. Sergilerin üzerinde yuvarlak, güçlü lambalar yanıyor ya da vitrinlerin çevresinde parlak ışıyan borular var.

    Yoksul düşmüş Moskova’nın bunca malı hangi gizli hazinelerden çıkardığını anlamak olanaksızdır. Ama bulmuş ve hepsini bol bol aynalı vitrinlere boşaltmıştı, tezgâhlara yığmıştı.”(Kitaptan)

    Kızıl Moskova
    Mihail Bulgakov
    Can Yayınları
    19,5 TL

    0
    0
    3126
DAHA FAZLA
Geldanlage