
Sanatsal üretim ve sanat teorileri tartışmaları gerçekleştirme amacıyla bir grup sanatçının bir araya gelerek kurduğu Atölye Altı; Emrah Önal, Ferhat Yüksekbağ, Hüseyin Çubuk, Serhat Yüksekbağ ve Roxy Sapan’ın katılımıyla bir grup sergisi gerçekleştiriyor. Sanatçıların resim ve heykel üretimlerinin yer alacağı “Atölye Altı Sergisi”, 2-8 Mart tarihleri arasında Mecra - Kadıköy’de görülebilecek.
Öte yandan şimdiye kadar Ahmet Telli, Özcan Yaman, Ezgi Bakçay, Sungur Savran, Sadık Usta, Osman Erden, Mustafa Kemal Coşkun gibi şiir, sosyoloji, siyaset, felsefe ve sanat tarihi gibi birçok alandan teorisyenin konuşmalarını organize eden grup, bu sergi ekseninde Feyyaz Yaman ve Fırat Arapoğlu’nun katılacağı bir söyleşiye de ev sahipliği yapacak.
Kapak Görsel: Emrah Önal - Ebed II 72x175x71, alçı ve metal, 2018
Norveç’in en çok okunan yazarlarından, ülkemizde Doppler romanıyla tanınan Erlend Loe’nun yirmi dilde yayımlanan romanı Naif. Süper, Siren Yayınları etiketiyle 8 Mart’ta raflardaki yerini alacak.
Dilek Başak'ın dilimize çevirdiği kitapta Loe, bu romanda karşımıza son derece sempatik ve kafası bir o kadar karışık bir kahraman çıkarıyor ve onun anlam arayışına ortak olmamızı sağlıyor. Yirmi beşine basmasına rağmen dünyaya uyum sağlayamadığını, amatörlüğüyle yaşamdan dışlandığını hisseden naif kahramanımız, zaman hızla akıp giderken insanların her sabah uyanıp koşa koşa işe gitmesi karşısında şaşkınlığa uğruyor ve yaşadığı buhranın devasını kitaplarda, ormanlarda ve oyuncakçı dükkanlarında arıyor. Bu romanın evreninde en karmaşık kuramlar en basit gerçeklerle aynı ağırlığı taşıyor ve yaşamın her saniyesi aynı ciddiyeti hak ediyor... Hayatın anlamı mı dediniz? Liste yapmanın güzelliğinde, oyun oynamanın öneminde ve anların -veya sayfaların- arasında bir yerde yatıyor ve onu keşfetmenizi bekliyor.
42 Maslak Art!SPACE Gallery #1, Ahmet Tükenmez’in “Beyond the Horizon/ Ufkun Ötesinde” sergisine ev sahipliği yapıyor. 8 Mart tarihinden itibaren görülebilecek olan sergi, insanın kendisini farklı uzamlarda nasıl algılayabileceğine odaklanıyor.
“Beyond the Horizon / Ufkun Ötesinde” sergisinde Ahmet Tükenmez, mukavvayı farklı şekillerde kullanarak yarattığı imgelerle ve renk kullanımıyla gündelik hayatta gördüğümüz objeleri kendi gerçekliğiyle yansıtıyor. Hangi parçanın ne zaman ve hangi koşullarda doğru yeri bulacağı kişinin hayal gücüne, pratikliğine ve tahmin gücüne bırakılıyor. Ufkun ötesine geçildiğinde doğru parçanın doğru yeri en kısa zamanda bulabileceğini vurgulayan sergide; var olanı değil “öte”de olanı görmenin önemli olduğunun altı çiziliyor. Bu bağlamda bir yapbozu andıran sergide yapbozun parçalarını birleştirmek izleyiciye kalıyor ve izleyicinin kendi etkisini kurgulayıp kurgulamadığı mercek altına alınıyor. Böylelikle farklı perspektifler ortaya çıkarılıyor.
Küratörlüğünü İsmet Doğan’ın yaptığı, görsel dilin sonsuzluğuna vurgu yapan Ahmet Tükenmez’in “Beyond the Horizon / Ufkun Ötesinde” adlı sergisi 7 Nisan tarihine kadar, 42 Maslak Art!SPACE Gallery #1’de görülebilir.
Kapak Görseli: Ahmet Tükenmez - İsimsiz
Yıldızların altında, KüçükÇiftlik Park’ın yeşil yüzü KüçükÇiftlik Bahçe’de müziğin özgür ruhu %100 Urban Music, 21 Nisan Cumartesi günü Intergalactic Lovers, Yasemin Mori, Kesmeşeker ve The Away Days ile kaldığı yerden devam ediyor. Yerli, yabancı birçok grup ve sanatçının sahne alacağı seri her türden müzikseveri bir araya getirecek.
Intergalactic Lovers, 2008 yılında kurulduğundan bu yana Fadeaway ve Delay single’ları ile Belçika’nın en ünlü radyolarının listelerine girmeyi başardı. Çarpıcı sesli vokalist Lara Chedraoui, gitarist Maarten Huygens, basçı Raf De Mey ve davulcu Brendan Corbey’den oluşan Intergalactic Lovers, 15 Eylül'de yayımlanan Exhale albümüyle çıtayı bir kez daha yükseltti. Grubun vurucu, özgün ve yeniliğe açık ruhunu iyice yansıtan albümün tanıtım turnesi kapsamında uzun bir yolculuğa çıkan Intergalactic Lovers'ın 21 Nisan’da durağı KüçükÇiftlik Bahçe olacak.
Karine Lambert’in ayrı geçmişlerden, ayrı dünyalardan gelmiş iki yabancının seksenine merdiven dayamış bir aşk hikâyesini anlattığı kitabı O Zaman Dans, Nebula Kitap etiketiyle yayımlandı.
Marguerite, 78 yaşında eşi Henri’yi kaybettiğinde kendini yapayalnız hisseder. Henri hayattayken saçından elbisesine kadar onun adına karar vermekle kalmamış, oturacakları evi seçmiş, kaç çocuk yapacaklarına bile önceden karar vermiştir. Marguerite ise hep sabırlı ve ölçülüdür, ruh hâlini ifşa etmeden eşinin karakterine uyum sağlayan sessiz bir gölge gibidir.
Marcel, Cezayir’den Fransa’ya göçtükleri gemide elini tuttuğu kıza âşık olmuş; bu neşeli, başına buyruk, hayat dolu kadınla evliliğinde neredeyse elli seneyi devirmiştir. Nora göçüp gittiğinde çok sevdiği karısıyla beraber yaşama sevincini de kaybeder.
Bu iki yabancının yolları bir şekilde kesişir. Kalpleri ısıtan, ezber bozan, isyan fişeklerini ateşleyen, her yaşta sevmeye, sevilmeye, dans etmeye teşvik eden unutulmaz bir hikâye anlatırlar.
“Yaşlanmanın keyfini de umutsuzluğunu da içinde barındıran, sadelikle yazılmış; muhteşem, iyimser, sıklıkla da komik bir aşk hikâyesi. Kalbi genç kalanlar için. Mükemmel.” —Daily Mail
İsmail Güzelsoy’un 12. yüzyılda Artuklu Sarayı’ndan 20. yüzyılda Kars ve İstanbul’a uzanan aşk, dostluk ve insan üzerine şiirsel bir anlatı sunduğu son romanı Hatırla, Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı.
Güzelsoy, Hatırla’da 800 yıl önce Artuklu Sarayı’nda El-Cezerî isimli mühendisin yaptığı karmaşık robotları, İstanbul sokaklarının kana bulandığı eylül günlerini, kartopu oyununu canıyla ödeyen çocuğu, bireysel ve kolektif acıları anlatıyor.
Zulmün, adaletsizliğin hükmüne son vermek, şenliğin ve neşenin hüküm sürdüğü bir hayat kurmak düşündüğümüzden daha kolay olabilir mi? Sokaklarda dans eden bir kız çocuğu acımasız tiranların zulmünü yıkabilir mi? Evet, diyor Hatırla. Çünkü sokaklarda dans edilmediği zaman orada kan akıyor.
Arka arkaya sıralanan sürprizlerle birbirine bağlanan sekiz yüz yıllık iki serüvenin şiirsel romanı Hatırla. Zamanın yalnızca bir hatırlama yolculuğu olduğunu fısıldıyor bize. Umudun son kırıntısı da tükendiği zaman kapımızı omuzlayıp ruhumuzu ele geçiren bir aşkı tarif ediyor. Cibeş İso, Zakir, Suzan, Samet, Kedi Şulbu... Her biri kendi aykırı dünyasından çıkıp hatıralarınıza ortak olacak.
Her yaştan okurun baş ucu kitabı haline gelen Elena Favilli ve Francesca Cavallo’nun yazdığı, Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler kaldığı yerden yeni asi kızlarla devam ediyor. İkinci kitabıyla Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, hep kitap etiketiyle 28 Şubat’ta raflardaki yerini alacak.
Avrupa’da ilk kez, İngiltere ile aynı anda Türkiye’deki okurlarla buluşacak. Kitapta bu kez bizim için bir sürpriz var: Selda Bağcan! Bağcan’ın da aralarında bulunduğu yüz asi kadının ilham verici maceraları, olağanüstü illüstrasyonlarla renklenmiş hayatları masalsı bir anlatımla gözler önüne seriliyor.
Müze Evliyagil, küratörlüğünü Beral Madra’nın üstlendiği “Düşünme İkonları: İmgeler ve Metinler” sergisini ağırlayacak. Sergi, Müze Evliyagil Koleksiyonu’ndan bir araya gelen 23 sanatçının üretimlerinden oluşuyor.
Koleksiyonda yer alan, özellikle 1940-1970 arasında soyut resimleri ile Türkiye modernizmini simgeselliğe, tinselliğe ve düşünselliğe yönlendiren ve hayatta olmayan sanatçıların resimleri için aynı dönemde bu tür resmin oluşumunu etkileyen felsefeciler ve düşünürlerden metinler seçildi. Post-modern süreçte uluslararası düşünce sistemleriyle etkileşime giren iki kuşak sanatçı ise koleksiyondaki resimleri için kendi düşüncelerini yansıtıyor.
Evliyagil Müzesi Koleksiyonu’ndan seçilmiş̧ yapıtlarla oluşturulan bu sergi, epistemolojik krize karşı savunma ve direnme seçeneği olarak düşünme eylemi ile sanat üretimi arasındaki ilişkiye odaklanıyor.
“Düşünme İkonları: İmgeler ve Metinler” sergisi, 17 Mart – 30 Aralık tarihleri arasında Müze Evliyagil’ de görülebilir.
Kapak Görseli: Nejad Devrim - İsimsiz (Untitled), Kağıt üzerine guaj, Gouache on paper, 27x56 cm
Kayleen ve Doug’ın sekiz yaşındalarken okul revirinde karşılamaları, büyük bir aşka ve kronik bir yaralanmaya dönüşür. Aşk yaraları sarabilir mi? Ya aşkın kendisini yaralamışsak? İyileşmek mümkün mü? Ölümcül Çocuk Parkı Yaraları sevmek, sevilmek, büyümek, yaralanmak ve yaraları sarmakla ilgili tüm mahremiyetimize ışık tutan, aşkı kendimizde yeniden keşfetmemiz için cesaretlendiren, kışkırtıcı, yalnız ve hüzünlü çağdaş bir aşk masalı...
2010 Pulitzer Drama Ödülü finalisti, bol ödüllü oyun yazarı Rajiv Joseph’in kaleme aldığı, Sami Berat Marçalı’nın dilimize çevirdiği, yönetmen koltuğunda Barış Gönenen’in oturduğu Ölümcül Çocuk Parkı Yaraları’nın yönetmen yardımcılığını Beybin Başerdem yapıyor. Oyunun ışık ve dekor tasarımını Onur Alagöz, proje asistanlığını ise Yeşim Çelebi üstleniyor.
Merve Bulut ve Ümit Yaşar Bekar’ın oyuncu kadrosunda olduğu Ölümcül Çocuk Parkı Yaraları, TOY İstanbul’un kendi prodüksiyonu olan üçüncü oyunu. Oyun, 28 Şubat 2018, Çarşamba akşamı saat 20.30’da TOY İstanbul’da sahnelenecek. Oyunun biletleri, Biletix’ten ve her gün 13.00’ten itibaren açık olan TOY İstanbul gişesinden temin edilebilir.
Idan Ben-Barak ve Julian Frost’un çocuklara sağlığımızı olumsuz etkileyen mikropların nerelerde ve nasıl barındıklarını anlattıkları Bu Kitabı Yalama, Uçan Balık etiketiyle yayımlandı.
5 yaş ve üzeri okurlar için hazırlanan bu grafik roman tişört, diş, kitap ve deri gibi farklı yüzeyler üstünde bulunan mikroplar arasında bir gezintiye çıkarıyor. Öykü ve çizimleriyle, yüzeyleri çok yakından görme imkânı sağlayan elektron mikroskobuyla çekilen fotoğraflarla çocuk-yetişkin herkesin ilgisini çekmeyi başarıyor.
Mikroplar her yerde. Bazen bir denizin dibinde, bazen Everest Dağı'nın zirvesinde. Hatta kimi zaman, bir kitabın içinde! Üstelik çok da küçükler. O kadar küçükler ki, onları görebilmenin tek yolu mikroskopla bakmaktan geçiyor... ya da daha kolayı, bu kitabı okumaktan.