
Dünyanın önde gelen mimarlık etkinliklerinden Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin 16. edisyonu bu sene 26 Mayıs – 25 Kasım tarihleri arasında düzenleniyor.
Küratörlüğünü Kerem Piker’in, yardımcı küratörlüğünü Cansu Cürgen, Yelta Köm, Nizam Onur Sönmez, Yağız Söylev ve Erdem Tüzün’ün üstlendiği Vardiya projesi kapsamında bienal süresince haftalık vardiyalar hâlinde Venedik’e gidecek mimarlık öğrencileri, bienalin bu yılki teması Freespace / Serbestmekân kavramı çerçevesinde geniş katılımlı bir projeye dahil olacak.
Venedik Bienali 16. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda yer alacak projenin ayrıntıları, proje ekibi tarafından, 6 Mart Salı akşamı Salon İKSV’de düzenlenen bir basın toplantısıyla paylaşıldı. Küratör Kerem Piker, Vardiya’nın kavramsal çerçevesi ve nasıl ortaya çıktığına dair bilgi verdi. Türkiye Pavyonu’nun salt bir sergileme mekânı olmaktan çıkarak bir buluşma, karşılaşma ve üretim mekânına dönüşmesini amaçlayan Vardiya projesiyle öğrencilerin yalnızca bienal takipçisi değil, aynı zamanda bienalin etkin bir üreticisi hâline gelmeleri hedefleniyor. “Bienal ne için var?”, “Bienal kimin için var?” ve “Bienal ne işe yarar?” sorularını yanıtlayan dünyanın pek çok farklı yerinden beş yüze yakın mimarlık öğrencisi arasından seçilen katılımcılar, ziyaretçileri bienallerin amacı ve rolü hakkında düşünmeye çağıracak. Mimarlık dünyasının bütün taraflarının bu karşılıklı oyun ve bağ kurma fırsatından yararlanmasını bekleyen Vardiya, aynı zamanda genç ve yaratıcı zihinlerin bireysel ve kolektif deneylerini güncel mimarlık gündemlerinin merkezine yerleştirmeyi umuyor.
Kapak Görsel: Vardiya Tasarım
Burhan Sönmez'in 30'dan fazla dile çevrilen romanı İstanbul İstanbul, EBRD 2018 Edebiyat Ödülleri'nde son üç finalistten biri oldu.
2017 yılında Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası tarafından British Council ve Londra Kitap Fuarı ile ortaklaşa başlatılan EBRD Edebiyatı Ödülleri'nde kısa listede yer alan altı yazardan biri Burhan Sönmez olmuştu. Şimdi de Sönmez, Daša Drndić (Hırvatistan) ve Boris Akunin (Rusya) ile son üç finalistten biri.
Birinci olan yazar ve çevirmen 20.000 euro para ödülünü eşit olarak paylaşacak. Kazanan kişi, Londra One Exchange Square'deki Londra Kitap Fuarı ile aynı saatte 10 Nisan 2018 tarihinde EBRD'nin genel merkezinde bir ödül töreninde ilan edilecek. 11 Nisan 2018 tarihindeki Londra Kitap Fuarı'nda, bu yıl EBRD operasyon bölgelerinden Baltık ülkelerinden kitaplar sergileyen özel bir etkinlik düzenlenecek.
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Bağımsız müzik festivali IndieCity Festival geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Partapart ve Red Bull Music iş birliğiyle altıncı kez müzikseverleri ağırlayacak. Üç farklı mekânda, 10’u aşkın konserle gerçekleşecek IndieCity’de; Alman prodüktör Benedikt Frey, Red Bull Music Academy mezunlarından Turan Demir, Partapart kurucuları İlker Çiftçi ile Can Çakmakçı’nın elektronik müzik projesi Men With a Plan, Pachanga Boys, Hippie Dance gibi projelerle tanıdığımız Meksikalı DJ Rebolledo gibi isimler DJ kabinini paylaşacak.
9 Mart Cuma gecesi Salon İKSV’de Aisha Devi, İskeletor, R.A.N ve FFRW sahne alırken, MAMA’da Benedikt Frey, Tufan Demir ve Partapart’ın kurucusu İlker Çiftçi ile Can Çakmakçı’nın projesi Men With a Plan müzikseverlerin karşısında olacak.
10 Mart Cumartesi gecesi ise Salon İKSV’de Vox Low, Kid Fourteen, Affet Robot ve Forlorn Hope’un performanslarının ardından MiniMüzikhol’de çeşitli elektronik müzik projelerine imzasını atmış Rebolledo, Tel Aviv’den Autarkic ve İstanbul’dan Mind Shifter sahnede olacak.
İsveç Başkonsolosluğu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kadın Araştırmaları ve Uygulama Merkezi ile Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği Türkiye’nin ilk Kadın Yazısı Festivali, 9-18 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek.
Edebiyat ve toplumsal cinsiyetin konuşulup tartışılacağı festivalde 10 gün boyunca 4 farklı mekânda 10 panel, 6 okuma/söyleşi, 3 yuvarlak masa, 3 forum toplantısı, 4 atölye, 2 performans ve bir de sergi olacak.
İsveç ve Türkiye'den yaklaşık 100 katılımcıyı bir araya getirecek festival boyunca “kADIN YAZIsı” başlığı altında, edebiyat ve toplumsal cinsiyet farklı yönleriyle ele alınacak, atölyelerde yeni eserler yaratılacak.
Festival boyunca bütün etkinlikler herkese açık ve ücretsiz olacak. 20 kişiyle sınırlı olacak olan atölyelere öncesinde kayıt yaptırılması gerekiyor. Etkinlik programına ve kayıt formuna buradan ulaşabilirsiniz.
Görsel: nancy kouta
Zilberman Gallery, Bettina Klein ve Naz Cuguoğlu küratörlüğünde gerçekleşen “Huzursuz Anıtlar” grup sergisine ev sahipliği yapacak. Guido Casaretto, Vajiko Chachkhiani, Antonio Cosentino, Lara Ögel, Mykola Ridnyi, Walid Siti ve Christine Würmell’in çalışmalarından oluşan sergi, 6 Mart tarihinde kapılarını açıyor.
“Huzursuz Anıtlar” sergisi, politik ideolojilerin bir sonucu olarak kontrol edilemez bir hızda değişen şehri merkezine alarak, otoriteler tarafından anıt olarak atanmayan, fakat bireyler için zaman içerisinde birer anıta dönüşen objelere odaklanıyor. Sergide yer alan çalışmalar bildiğimiz anlamdaki anıt kirini temsil etmenin ötesine geçmeyi amaçlıyor. Kişisel anıları beraberinde taşıyan ya da harekete geçiren objeler ve geçmişte inşa edilmiş olması gereken ya da gelecekte inşa edilebilecek olan anıtlar üzerinden kamusal heykellerin sembolik ve ekonomik anlamlarıyla ilgileniyor.
“Huzursuz Anıtlar” sergisi, 28 Nisan tarihine kadar, Zilberman Gallery’de görülebilecek.
Polisiye edebiyatımızın usta kalemlerinden Ahmet Ümit’in yeni bir “Başkomser Nevzat” romanı olan Kırlangıç Çığlığı, Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Roman, 300 bin ilk baskı adediyle Türkiye’de bir ilki de gerçekleştirdi. Ümit, bu romanında “Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem?” sorusunun ardına düşüyor. Başkomser Nevzat, yardımcısı Komiser Ali ve kriminolog Zeynep 2012’de 12 cinayet işleyen bir seri katil olan Körebe’nin peşinden gidiyor. Çocuk tacizcileri, Suriyeli göçmenler, organ mafyası, çocukluk denen dünyanın ne denli belirleyici olduğu, suçlu diye baktığımız insanların da aslında başkalarının günahlarını taşıdıklarını anlatıyor.
Statü ve önyargı kavramlarını lüks bir rezidansta yaşamaya başlayan, birbirlerine üstünlüklerini kanıtlamaya çalışan ve hiç görmedikleri biri hakkında planlar kuran iki komşunun hayatı üzerinden anlatan Craft Tiyatro prodüksiyonu 10 11 12 oyunu, seyirciden gelen yoğun istek üzerine 16 Mart’ta UNIQ Hall sahnesinde olacak.
Ezgi Mola ve Enis Arıkan’ın göz dolduran performansıyla büyük beğeni toplayan 10 11 12 bakış açıları farklı iki insanın başına gelen maceraları gözler önüne seriyor. Tek perdeden oluşan ve 16 Mart’ta UNIQ Hall’de sahnelenecek 10 11 12 oyununun biletleri tükenmeden yerinizi ayırmak için www.biletix.com adresine ulaşmanız yeterli.
Altan Çelem’in Millî Reasürans Sanat Galerisi için hazırladığı “Günlük II” sergisi, 1 Mart tarihinde kapılarını sanatseverlere açtı.
Millî Reasürans Sanat Galerisi’ndeki bu sergisi için iki seneyi aşkın süredir ürettiği resimlerinde mekân olarak kente, yaşam olarak burada varlığını sürdüren insan tiplemeleri ve ilişkilerine günümüzü biçimlendiren ögelerle bakmayı başaran Çelem, eserlerini bu bakışın duyarlılığıyla şekillendiriyor.
Çelem üslubunu manzaralardan, figürlere dek mekân ve zaman içinde belirip kaybolan görünümlere tanıklık eden bir keskinliğe taşıyor. Kaçınılmaz olan bu tanıklık, zamanı gündelik hayattan kent kültürüne, mekân algısından ruh-beden ilişkisine kadar geniş bir çerçeveden ele alan ve “modernizmin efendisi” diye anılan ünlü Fransız düşünür Henri Lefebvre’nin söylemlerine konu edindiği eksene yaklaştırıyor.
Altan Çelem’in “Günlük II” sergisi, 31 Mart tarihine kadar Millî Reasürans Sanat Galerisi’nde görülebilir.
Irk ve cinsiyet ayrımcılığını görünür kılan romanlarıyla okurların belleğinde eşsiz bir yer edinen Nobel ve Pulitzer ödüllü yazar Toni Morrison’ın Sula isimli romanı Ülker İnce çevirisiyle, Sel Yayıncılık tarafından yayımlandı.
Kadın olmanın kuşatılmışlığını birlikte, yoksulluk ve yoksunluk içinde büyürken öğrenen iki kız arkadaş üzerinden suçu dahi paylaşmanın, aşkın ve ihanetin çarpıcı hikâyesi Morrison’un şiirsel dilinde hayat buluyor. Toplumsal normları kabullenişle, kendini bulma ve özgürleşme çabasının çelişkisi dönemin çetin atmosferinde gitgide çözümsüz bir hal alırken, farklı olana karşı duyulan korkunun birleştirici gücü Morrison’un usta kalemiyle gözler önüne seriliyor.
Güvendikçe yara almanın, sahiplenişin yarattığı esaret korkusunun, yaralara ama en çok da yaralayanlara duyulan özlemin, bütün olma, tamamlanma arayışının ve her şeye rağmen ayakta kalmanın; kadın olmanın incelikli hikâyesini anlatıyor Sula.
Gülfem Kessler imzalı “Anniversary of Memories” sergisi, 1 Mart tarihinde RenArt Gallery & Art Consultancy’de sanatseverlerle buluştu.
Sanat eğitimini Hollanda Kraliyet Akademisi’nde tamamlayan Kessler, uzun yıllar Hollanda, ardından New York ve Meksika’da yaşadı. Anılarından yola çıkarak ürettiği, son dönem portre ve desen çalışmalarının yer aldığı “Anniversary of Memories”, sanatçının Türkiye’ye döndükten sonra gerçekleştireceği ilk kişisel sergisi.
Gülfem Kessler’in çalışmalarında fark edilen transparan etki, kendi hazırladığı pigment boyaları kullanmasıyla ortaya çıkıyor. Sergide yer alan eserler arasında farklı bir çizgiye sahip dört portre çalışması, sanatçının farklı zaman ve coğrafyalarda başlayıp bitirdiği, New York’tan Urla’daki atölyesine kadar uzanan bir seriden oluşuyor.
Gülfem Kessler’in “Anniversary of Memories” sergisi, 31 Mart tarihine kadar RenArt Gallery & Art Consultancy’de ziyaret edilebilir.