
Günümüz modern dans sahnesinin en yaratıcı isimlerinden biri olan Fransız akrobat, aktör ve performans sanatçısı Yoann Bourgeois’nın He Who Falls (Düşen Kimse) projesi Fransız Kültür Merkezi iş birliği ile 11 Kasım 2018’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak. Heyecan verici gösterinin biletleri ise dün satışa çıktı.
Ulusal Sirk Sanatları okulu CNAC’de akrobasi eğitimi alan Bourgeois, kendi ekibini kurmadan önce dört yıl boyunca saygıdeğer dans topluluğu Compagnie Maguy Marin’de yer aldı. Pantheon’da sergilenen Energy and Balanced, Cavale, Le mecanique de l’histoire gibi dünyaca ünlü eserleriyle adından söz edilen genç sanatçı, dönen platformlar ve trambolin entregrasyonlarından faydalanarak performanslarını benzersiz hâle getiriyor. Devrim niteliğindeki teknik kullanımlarını poetik bir element haline getiren Bourgeois, sanatındaki dehayı ortaya çıkarıyor.
Bu yıl 23’üncüsü gerçekleşecek olan, 470 yayınevi, sivil toplum kuruluşu ve pek çok yazarın katılım sağlayacağı İzmir Kitap Fuarı, 14-22 Nisan 2018 tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda (Kültürpark) düzenlenecek.
Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A. Ş. tarafından, Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğinde hazırlanan fuar, yaklaşık 120 kültür etkinliğine ev sahipliği yapacak. Aralarında Gülten Dayıoğlu, Doğan Hızlan, Canan Karatay, Ahmet Ümit, İlber Ortaylı, Müjde Ar, Deniz Kavukçuoğlu, Canan Tan, Altan Öymen, Doğan Cüceloğlu, Cemre Birand, Arif Keskiner, Ataol Behramoğlu, Yüksel Pazarkaya, Mavisel Yener, Sinan Canan, Doğu Yücel, Behiç Ak, Ercan Kesal, Cem Yılmaz, Teoman, İrfan Değirmenci, Aytül Akal, Hikmet Anıl Öztekin, Oya Baydar, Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Telli, Mine Soysal, İhsan Eliaçık, Sinan Meydan, İbrahim Kaboğlu, Mine Söğüt, Kemal Hamamcıoğlu, Ahmet Şimşirgil, İsmail Saymaz ve Hicabi Demirci’nin de bulunduğu pek çok yazar, şair, oyuncu ve bilim insanını okurlarıyla buluşacak. Ayrıca fuar, araştırmacı yazar Atilla Oral’ın arşivinde bulunan, az bilinen ve çoğu yayımlanmamış olan Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflarından oluşan sergiye ev sahipliği yapacak.
Fuarda bu yıl yakın zamanda kaybettiğimiz yayıncı, şair Enver Ercan, “Enver Ercan: Şair, Yayıncı, Edebiyat Adamı” başlıklı panellerle anılacak. Açılış konuşmalarını Doğan Hızlan ve Deniz Kavukçuoğlu’nun yapacağı anmada, Özge Ercan, Metin Celâl, Kenan Kocatürk, Mehmet Erte ve Haydar Ergülen konuşmacı olarak yer alacaklar.
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Ülkü Tamer de Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği tarafından 16 Nisan Pazartesi günü düzenlenecek “Ülkü Tamer'i Anıyoruz” etkinliğinde anılacak. Ölümlerinin 25. yılında Metin Altıok ve Behçet Aysan, Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından 14 Nisan Cumartesi günü düzenlenen “Sivas Ağıtı…” başlıklı panelde anılacak.
Bunların dışında fuarın uluslararası konukları da olacak. Polisiye edebiyatın önemli isimlerinden İrlandalı yazar Glenn Meade; İtalya’dan Maria Ermelinda De Carlo, Donatella Bruno, Anna Sonia Cuna ve Rosa Lorena Guarascio pedagojik eğitimde yeni yaklaşımları tartışmak üzere bir araya gelecek. İtalyan yazar ve yemek pişirme eğitmeni Rita Monastero, Soluğun Mucizesi kitabı ile tanınan Yunan yazar Dimitris Sotakis katılımcılar arasında. Ayrıntılı programa buradan ulaşabilirsiniz.
Türk şiirinin önde gelen şairlerinden, Garip akımının kurucularından Orhan Veli Kanık, 1914'te bugün doğdu. 36 yıllık kısacık hayatına ve Türk şiirine bir dünya sığdırdı:
-İlk şiirleri 1936 yılında Varlık Dergisi’nde yayımlandı.
-Bazı şiirlerini Mehmet Ali Sel mahlasıyla yayımladı.
-1941’de Melih Cevdet ve Oktay Rifat’la birlikte şiirde eski kalıpların yerine yalın anlatımı ve konuşma dilini şiire yaklaştıran yeni şiir akımı, Garip akımını kurdu.
-Şiiri toplumsal olandan koparıp, bireyselleştirdiler.
-Orhan Veli’nin çokça bilinen Eskiler Alıyorum şiirinde geçen “Bir de rakı şişesinde balık olsam” dizesi, Ahmet Haşim’in Bir Günün Sonunda Arzu adlı şiirindeki “akşam, yine akşam, yine akşam göllerde bu dem bir kamış olsam!” dizelerine göndermedir.
-1948 yılında arkadaşlarıyla Yaprak isimli dergiyi yayımlama kararı aldı. Hatta derginin devam edebilmesi için ceketini ve Abidin Dino’nun hediye ettiği resimleri sattı.
-Orhan Veli, 1950’de Ankara’da belediyenin açtığı çukura düştü ve başından yara aldı. Olaydan birkaç gün sonra rahatsızlanması sonucu hastaneye kaldırılan şair, geçirdiği beyin kanaması sonucu 14 Kasım günü yaşama veda etti.
-Orhan Veli’nin mezar taşını Abidin Dino tasarladı, Nevzat Kemâl inşa etti. Kötü niyetli insanlar tarafından zarar gören taştan bugün geriye sadece “Orhan Veli/ 1914-1950” yazısı kaldı.
-Son olarak baharın gelişine istinaden Orhan Veli'yi Güzel Havalar şiiriyle analım isteriz:
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’yı içine alan Vişegrad bölgesini ve kültürünü desteklemeyi amaçlayan 3. Vişegrad-Türk Kültür Festivali‘nin bir parçası olan “‘Beden, Ruh, İsyan – Performans, Fotoğraf, Kavramsal” sergisi, 42 Maslak Art!SPACE Gallery’de sanatseverlerle buluştu, Gama Art Gallery’nin hayata geçirdiği sergi, 12 Nisan’da kapılarını açtı.
Küratörlüğünü Martin Maryška ve Lenka Klodová’nın yaptığı “Beden, Ruh, İsyan – Performans, Fotoğraf, Kavramsal” sergisine davet edilen dört sanatçı kolektifi beden ve ruh temasına meydan okuyor. Bu genç sanatçıların geliştirdiği sanatsal stratejiler, Macar sanatçı János Szirtes’in aksiyon sanatı ile yüz yüze geliyor. Beden sanatını zamansal bir hedef gibi gören Macar sanatçı, Orta Avrupa sanat akademilerinde eğitimlerine devam eden genç kuşakların beden perspektiflerine yeni bir akışkanlık getiriyor. Sergide beden; sanatçıdan farklı bir tema ya da konu olarak değil, çeşitli kültürel ya da sosyal olguları kavramaya ve ölçmeye yardım ediyor.
“Beden, Ruh, İsyan – Performans, Fotoğraf, Kavramsal” sergisi 12 Nisan -30 Nisan tarihlerinde haftanın her günü, 42 Maslak Art!SPACE Gallery’de görülebilecek.
İsviçreli yazar Germano Zullo ile illüstratör Albertine’nin hayatta keşfedilmeyi bekleyen küçük ayrıntılar üzerine hazırladığı kitapları İncelikli Şeyler, Damla Kellecioğlu çevirisiyle, Desen Yayınları tarafından yayımlandı.
2011 Sorcières Ödülü’nün yanı sıra 2012 New York Times En iyi Resimli Kitap Ödülü ve 2014 São Paulo Büyük Ödülü’ne değer görülen İncelikli Şeyler okurları umut veren bir dünyaya davet ediyor. Küçücük bir ayrıntının bile dünyayı değiştirmeye yetebileceğini gösteriyor.
“Kamyonun arkasındaki tüm kuşları gökyüzüne salan bir adam, en köşede ufacık, utangaç bir kuş görür. Bu ufak, siyah kuşun uçup arkadaşlarının peşine takılmak gibi bir niyeti yoktur. Çünkü bazı günler farklıdır. Bu günleri farklı kılansa ayrıntılardır ve biri bile dünyayı değiştirmeye yeter…”
Kale Grubu’nun 60. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında sanatseverlerle buluşturduğu Füreya Koral’ın en kapsamlı retrospektif sergisi, genç seramik sanatçılarına ilham veren bir burs fonuna dönüştü. İlk çağdaş seramik sanatçılarımızdan Füreya’nın aramızdan ayrılışının 20. yılında, “anmak kadar anlamak” ve “anlatmak” fikrinden yola çıkarak hazırlanan serginin çıkış noktası, gelenek ile yeniliğin kesiştiği yerde, zorluklara rağmen hiç pes etmeyen Füreya’yı tüm yönleriyle yeni nesillerle bir araya getirerek, ilham vermek, seramiği ve tasarımı kitlelerle buluşturmaktı.
Bu sergi, Füreya’nın en kapsamlı retrospektif sergisi olmakla kalmadı sosyal fayda yaratarak gençlere burs fonu da oluşturdu. Sergide sanatseverlerle buluşturulan sınırlı sayıda üretilmiş el yapımı Füreya imzalı fincan ve defterlerin geliri Kale Seramik Vakfı (KSV) bünyesinde oluşturulan Füreya Burs Fonu’na aktarıldı. Bu fon ile, üniversitelerin seramik ve cam bölümlerinde okuyan ve gelecek vadeden kız öğrencilerin eğitimine destek verilmesi amaçlandı.
Türkiye genelindeki tüm üniversitelerin seramik/cam bölümü öğrencilerinin katıldığı ve başvuranlar arasından 7 kişinin seçildiği burs fonunun amacı ise Füreya’dan ilham alan genç sanatçıların gelecek hayallerine katkı sağlamak.
Şiirimizin yaşayan önemli isimlerinden Refik Durbaş’ın çocuklar için kaleme aldığı öykü kitabı Zuzu ile Babası, hep kitap etiketiyle yayımlandı.
Çağrı Odabaşı’nın resimlediği ve 7 yaş üstü tüm çocuklara hitap eden kitap, sevdiği şeyleri çocuğuyla paylaşmak isteyen bir baba ile tatlı oğlu Zuzu’nun maceralarından oluşuyor.
Zuzu tatlı mı tatlı, meraklı mı meraklı bir erkek çocuğudur. Babası ile arası pek iyidir. Peki, tüm bunlara rağmen babaları anlamak mümkün müdür? Babasına hayran olan ve onunla vakit geçirmeyi seven Zuzu için bu pek mümkün değil.
Bu yıl Kapadokya’nın eşsiz coğrafyasında 14 – 19 Haziran tarihleri arasında “Sessizlik” teması altında gerçekleşecek Cappadox’un 2018 programında İngiltere’den İtalya’ya, Fransa’dan Kolombiya’ya dünyanın her yerinden müzisyenler yer alıyor. Müzik, çağdaş sanat, gastronomi ve açık hava deneyimlerini bir araya getiren Pozitif deneyimiyle gerçekleşen Cappadox’un Volkswagen ana sponsorluğunda yapılacak dördüncü edisyonunda, Kapadokya’nın etkileyici atmosferinde sahne alacak sanatçılar arasında ALA.NI, Nicola Cruz, Populous, Cero39, Feathered Sun, Dijf Sanders bulunuyor.
Andrea Bocelli, Mary J Bilge ve Blur gibi isimlere geri vokallik yapan İngiliz sanatçı Ala.Ni, 15 Haziran Cuma günü Uçhisar Çiftlik Evi’nde sahne alacak. Multi-enstrümantalist ve gezgin Ghent’li prodüktör Dave ‘Dijf’ Sanders, 15 Haziran Cumagünü Bezirhane’ye konuk olacak. Lecce’li İtalyan prodüktör Andrea Mangia, nam-ı diğer Populous, 15 Haziran Cuma gecesi Perili Ozanlar Vadisi’nde sahne alacak. Latin pop kültürünü ve Karayip müziğini harmanlayan Kolombiyalı grup Cero39, 15 Haziran Cuma günü Perili Ozanlar Vadisi’nde ikinci sahnede müzikseverlerle buluşacak.
Nu, jO.K.e, Raz Ohara, Chris Schwarzwaelder, Iannis Ritter ve Acid Pauli’nin yıllardır birbirini tanıyan arkadaş grubu Feathered Sun 16 Haziran Cumartesi, günün son konseri ile Perili Ozanlar Vadisi ikinci sahnede Cappadoxlularla buluşacak. Antik mitoloji ve folklorik ögeleri modernleştirip müziğine dahil eden Nicola Cruz, 17 Haziran Pazar gecesi Perili Ozanlar Vadisi’nde konserini gerçekleştirecek.
Çağdaş sanatı sokaklara taşıyan Red Bull Art Around üçüncü yılında Arnavutköy’de gerçekleşecek. 4- 20 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Red Bull Art Around, zaman ve mekân bağlamında 13 sanatçının katılımıyla Arnavutköy’ün geçmişi, tahribatı, yok oluşu, yeniden doğuşu, sakladıkları ve hayaletleri üzerinden bir kurguyu takip ediyor. Küratörlüğünü Collective Çukurcuma ekibinin üstlendiği projede biri öğrenci projesi olmak üzere toplam 13 sanatçının 13 farklı eseri sergilenecek.
“Hayaletler” temasıyla sanatseverleri Arnavutköy’ün geçmişiyle buluşturmayı amaçlayan Red Bull Art Around’a katılmak isteyen üniversite öğrencileri, çektikleri “Hayalet” temalı fotoğraflarıyla 16 Nisan tarihine kadar www.redbullartaround.com adresinden başvuru formuna ulaşabilir.
M. Kayahan Özgül’ün, “Modern Türk Şiirine Doğru” alt başlığıyla 2006 yılında çıktığında edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılanan inceleme kitabı Dîvan Yolu’ndan Pera’ya Selâmetle, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.
Kitap, klasik Osmanlı şiirinden yeni Türk şiirine geçiş sürecini bütün unsurlarıyla gözler önüne seren kapsamlı bir çalışma. Edebiyatımızın geçmişine ve bugününe yepyeni kavrayışlar getiren, yorumlar ve yöntemler öneren değerli bir başvuru kaynağı. M. Kayahan Özgül, Modern ve Klâsik kavramlarının edebî çerçevesini kurarken evrensel kıstaslara ve yöntemlere başvuruyor; birbirinden ilginç örneklerle Türk edebiyatı tarihçiliğini çepeçevre kuşatan bir eleştiri silsilesi ortaya koyuyor.
M. Kayahan Özgül kitabının sunuşunda şunları dile getiriyor:
Şiir uzun ve serüvenli bir yolculuktur; lâkin, bazen yolculuk olduğu farkedilmez, bazen de ne kadar uzun sürdüğü... Kimi zaman maceraları anlaşılmaz, kimi zaman da varılmak istenen menzile ulaşıldığı... Klâsik Osmanlı şiirinin sergüzeşti, Topkapı Sarayı’nın cümle kapısı önünden başlar. Dîvanyolu’ndan âheste-beste bir yürüyüşle Haliç’e kadar gelişi üç asrı bulan şiir, Azapkapısı kıyılarında şöyle bir soluklanır. Karşıya geçmek için üççifte kayık aramakla oyalanırken cisr-i cedid de tamamlanıvermiştir. Dört asır boyu Pera’ya çıkmak ihtiyacı duymayan Osmanlı, artık oraya ulaşımın en kolay yolunu aramakta ise, şiirin de bu kestirme yolları kullanma hakkı kendiliğinden doğmuş demektir. Elinizdeki kitap, işte bu cevelânın iki menzil arasını anlatıyor. Yolculuğunu Haliç sahillerinden aktarmaya başladığı şiiri, Unkapanı yokuşunu kan-ter içinde tırmanırken yalnız bırakacak. “Koca bir seyahatin ne de küçük parçası!” demeyin; zîrâ, şiirin bu iki nokta arasını katetmesi bile iki asrı buldu ve şu koca kitabı doldurdu. Ötesini varın siz düşünün.