GÜNDEM
  • 14-05-2018

    Nobel ödüllü Alman romancı Günter Grass’ın büyük tartışmalar yaratan Soğanı Soyarken adlı yaşam öyküsünün devamı niteliğindeki Kutu – Karanlık Oda Hikâyeleri, Levent Konca’nın çevirisiyle Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Romanın gizli kahramanı Günter Grass, farklı kadınlardan olan sekiz çocuğunu bir araya getiriyor ve onlardan, çocukluklarını, birbirleriyle ve genellikle yeni bir kitabın peşinde olduğu için ortalarda görünmeyen babalarıyla ilişkilerini anlatıp kaydetmelerini rica ediyor. Çocukların konuşmaları, anıları, bellekleri bir süre sonra üst üste biniyor; çekişmeler, suçlamalar, kıskançlıklar, yalanlar ortaya saçılıyor.

    Tüm bu performansın merkezinde ise, Grass’ın teneke trampet gibi büyülü nesnelerinden biri yer alıyor: Agfa Box fotoğraf makinesi. Adeta usta yazarın gölgesine dönüşen, makinesiyle yazarın temalarına ilişkin binlerce kare çeken gizemli Mariecik’in elinden düşürmediği sihirli “Kutu”su, kimi zaman gerçeklikte olmayan şeyleri kimi zaman da geleceği gösteriyor, sıradan görünümlerin ardındaki gizli niyetleri, arzuları ortaya çıkartıyor.

    ​Artık kendileri de birer ebeveyn olan çocuklar, roman boyunca, Pandora’nın “Kutu”su misali ortaya çıkan bu sihri anlamlandırmaya çalışıyorlar; yazarın ilham kaynağı mı, sanatın gücü mü, tanrının gözü mü, yoksa yalnızca çok ünlü, çok önemli bir yazarın ölmeden önceki son cüretkâr hesaplaşması, son fantezisi mi?

    ​Günter Grass’ın portresi Henning Heide’a aittir.

    0
    0
    2648
  • 14-05-2018

    Yapı Kredi Kültür Sanat, Mayıs ayında dans tiyatrosu olan İKİ’ye ev sahipliği yapıyor. 2, 3, 5, 8, 10, 11, 12, 15, 16, 17 Mayıs 2018 tarihlerinde saat 20:30’da Loca’da sahnelenecek olan İKİ’nin oyun metni; Eski Ahit, aforizmalar, şiirler ve Saatli Maarif Takvimi gibi oldukça farklı kaynaklardan esinlenerek kurgulanmış. Semih Fırıncıoğlu’nun tasarladığı ve yönettiği İKİ’nin 8 ve 15 Mayıs’taki performanslarının ardından saat 21:30’da yönetmen ve sanatçılarla bir söyleşi gerçekleştirilecek.

    0
    0
    1822
  • 14-05-2018

    Modern şiirimizin özgün ve üretken şairlerinden biri olan Edip Cansever’in 90. yaşı, poetikası, yaşama ve şiire bakış açısı konuşularak kutlanacak.

    Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi ve Yapı Kredi Kültür Sanat iş birliğiyle düzenlenecek söyleşide Baki Asiltürk, Bedirhan Toprak, Devrim Dirlikyapan ve Oğuz Demiralp konuşmacı olarak yer alacak.

    ​“Edip Cansever 90 Yaşında” söyleşisi, 14 Mayıs (bugün), saat 18.30’da Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca’da, ücretsiz olarak gerçekleşecek. 

    0
    0
    2358
  • 14-05-2018

    Plato Sanat “Tatlı Küçük Yalanlar” adlı karma bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Düşünceden dile, vizyondan yalana, kavramdan yanılsamaya kadar birçok kavramı ele alan serginin küratörlüğünü ise Marcus Graf üstleniyor.

    Günümüz görsel kültürünün durumu ve güncel sanatın ona nasıl tepki verdiğine odaklanan “Tatlı Küçük Yalanlar” sergisi, tüketim kültüründe ortaya çıkan görüntülere karşı farklı bir bakış açısı sergiliyor. Mert Acar, Ozan Atalan, Zeynep Beler, Elif Biradlı, Tutku Bulutbeyaz, Antonio Consentino, Yunus Emre Erdoğan, Ekin Saçlıoğlu, Berkay Tuncay, Egemen Tuncer, Berkay Yahya ve Sergen Şehitoğlu’nun yer alacağı sergide, sanatçılar çevremizdeki tüm görüntülerin temelde kurgusal olduğunu ifade ediyor.

    ​“Tatlı Küçük Yalanlar” adlı sergi, 30 Haziran tarihine kadar Plato Sanat’ta görülebilir.

    Kapak Görsel: Elif Biradlı, Funny Hunt, Yarı Mat Fine Art Baskı / Semi-Matte Fine Art Print, 138 x 92 cm, 2016

    0
    0
    2089
  • 13-05-2018

    Leica Gallery, 212 Fotoğraf Festivali kapsamında önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Hollandalı fotoğrafçı Hellen van Meene’in Türkiye’deki ilk solo sergisi, 9 Haziran tarihine kadar Leica Gallery’de görülebilecek.

    ​Doğal ışık kullanarak yetişkinlik evresindeki çocukları fotoğraflayan Hellen van Meene, 17. yüzyıl Hollanda resmini çağrıştıran fotoğraflarını sergiliyor. Van Meene ergenliğin evrenselliğini yakaladığı fotoğraflarında modeli ile son derece samimi ve içgüdüsel bir iş birliğine girerek belleklere kazınan çarpıcı portreler oluşturuyor. Her ayrıntısı özenle kurgulanmış fotoğraflarında genç kızlardaki savunmasızlık ve kırılganlık hissini yansıtan sanatçı aynı zamanda kusurların güzelliğini vurguluyor.

    0
    0
    2207
  • 13-05-2018

    Opera tarihine “La Diva Turca” olarak adını altın harflerle kazıyan Leyla Gencer’in aramızdan ayrılışının 10. ölüm yıldönümü için Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), 17 Mayıs Perşembe günü İstanbul Lütfi Kırdar ICEC’te, Leyla Gencer’in anısına konser gerçekleştirecek. Puccini ve Donizetti başyapıtlarından oluşan konserde BİFO, genç sanatçılarımızın yanı sıra Akademi BİFO katılımcılarına da eşlik edecek.

    ​2009’dan bu yana her yıl Leyla Gencer’i opera dünyasına kattığı değerler için anan BİFO, sezonun kapanış konserinde, sanatçının müziğe ve operaya olan sevgisini bir kez daha kutlamak için izleyiciyle buluşacak. Bugüne kadar, sanatçının kariyerine damgasını vurmuş olan Tosca, Aida, La Traviata, Norma, Salome ve Güllü Şövalye gibi operaları dinleyiciyle buluşturan BİFO, bu konserde Puccini ve Donizetti’nin yapıtlarıyla sahnede olacak. Konserin ilk yarısında, Yekta Kara’nın yönetmenliğinde Puccini’nin Gianni Schicchi ve ikinci yarısında Donizetti’nin Anna BolenaMaria Stuarda ve Roberto Devereux operalarından bölümler seslendirilecek.

    0
    0
    4874
  • 13-05-2018

    Pınar Selek’in kaleme aldığı göçlerle, sürgünlerle başkalaşan bir Avrupa kentindeki yeryüzü karıncalarının romanı Cümbüşçü Karıncalar, İletişim Yayınları etiketiyle 18 Mayıs’ta yayımlanacak.

    Selek, dünyayla savaşı, yediveren bencillikle uğraşı anlatıyor bu kitapta. Toprakla, tohumla, şiirle, vicdanla, paylaşarak, tekere çomak, ana yollarda, ara yollarda… Mafyaya, ırkçılara, çokuluslu şirketlere karşı; karıncalar misali ince ince çalışarak yapıyor bunu.

    “Tezgâh, sadece yolcuları değil, geleni geçeni karşılıyordu. Gezineni, komşu esnafı, işçiyi, işsizi, güçsüzü; herkesi. Azucena, iç sesini hızla yitiren mahallenin gurur kaynağı olmuştu. Bu yüzden kimse dokunmuyordu soluk kaldırımın üstüne konan bu tuhaf ama güzel çiçeğe. Üstelik bu dağıtım noktasında para alışverişi olmadığı için mali kontrol tehlikesi de yoktu. Paranoyak grubunun korktuğu şey başkaydı. Tezgâhın işlevi sadece meyve sebze sepetlerini sahiplerine dağıtmak değildi çünkü.”

    ​Görsel: Maggie Chiang

    0
    0
    1806
  • 12-05-2018

    Radioactive adlı şarkısı ile büyük ilgi gören Amerikalı bağımsız rock grubu Imagine Dragons, İstanbul Blue Night ve BKM organizasyonuyla İstanbul’a geliyor.

    ​​Las Vegas kökenli, indie rock’ın yenilikçi ekibi Imagine Dragons, 2 Eylül’de KüçükÇiftlik Park sahnesinde Türkiye’deki hayranlarıyla buluşacak. Rock ve alternatif müziğin hararetli bir birleşimi olarak tarif edilen grup, Evolve adlı üçüncü albümleri ile çıktıkları dünya turnesi kapsamında ilk kez İstanbul’da sahne alacak. 

    0
    0
    16595
  • 12-05-2018

    Sonya O. Rose’un kadın veya erkek olarak tanımlanmanın ne anlama geldiğinin tarihini anlattığı kitabı Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği Nedir?, Ferit Burak Aydar’ın çevirisiyle Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Sonya O. Rose kitabında, toplumsal cinsiyet tarihi çalışmalarının milliyetçilik, endüstrileşme, sömürgecilik, emperyalizm, iktidar ve emek ilişkilerini nasıl aydınlattığına dair örnekler veriyor. Bugünü anlamanın aracı olan geçmişe dair, toplumsal cinsiyetli sorular sormanın önemini gösteriyor.

    Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği Nedir? alanın tarihçilerinin ne tür sorular sorduklarını, bunları nasıl cevaplandırdıklarını, ihtilaflarını, farklı yöntem ve yaklaşımlarını ele alan bütünlüklü bir giriş çalışması. Toplumsal cinsiyet tarihçiliğinin doğuşunu ve gelişimini anlatırken ırk, sınıf, etnisite gibi konularda toplumsal cinsiyetin merkezî konumunu vurguluyor.

    Görsel: Ángel Vera

    0
    0
    5276
  • 11-05-2018

    Rindert Kromhout kaleme aldığı ve çizer Annemarie van Haeringen’ın çizimleriyle hayat verdiği kısa ama katmanlı öykü O Ağustos Günü, Lale Şimşek Çalışkan’ın çevirisiyle Can Çocuk etiketiyle yayımlandı.

    10 yaş ve üzeri çocuklar için yazılan kitap, küçük bir İtalyan köyünde yaşanan yıkıcı depremi anlatırken, hayatın ne kadar öngörülmez ve üzücü olabileceğine odaklanmak yerine, hayatta kalmak ve yaşamak için sevgiye ve hikâyelere duyduğumuz ihtiyacın altını çiziyor.

    ​On dört yaşındaki Enrico, yaz tatili boyunca her sabah vadide yaşayan büyükbabası Luigi’nin ziyaretine gider. Artık iyice yaşlanan büyükbabasına koyunları otlatırken yardımcı olur  ve bir yandan da eskiz defterine çizimler yapar. Enrico küçüklüğünden beri çizer olmanın, Güzel Sanatlar Akademisi’ne giderek dünyayı keşfetmenin hayalini kurmaktadır.

    0
    0
    1796
DAHA FAZLA
Geldanlage