
Halk müziğinin büyük ozanı Neşet Ertaş, Gönlüm Hep Seni Arıyor adlı senfonik konserle 18 Mayıs 2018 Cuma akşamı saat 20.30’da İş Sanat sahnesinde anılacak.
2010 yılında UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” seçilen ve Orta Anadolu bozkırlarının bin yıllık hüznünü bağlaması ve sesiyle türkülerinde anlatan Neşet Ertaş’ın eserlerini, senfonik formda yeniden düzenleyen Serdar Yalçın’ın yönetimindeki İstanbul Opera Orkestrası’nın sahne alacağı konserde, soprano Gülbin Günay, alto Zeynep Halvaşi, tenor Bülent Bezdüz ve bas bariton Zafer Erdaş’a İstanbul Opera Korosu da eşlik edecek.
Ahmet Güneştekin’in iç içe geçmiş bisikletlerden çalıştığı Dilek Ağacı ile dev harf bloklarından kurguladığı ve Venedik Bienali 56. Uluslararası Sanat Sergisi ile eş zamanlı sergilendiğinde büyük ilgi gören Kostantiniyye adlı çalışmaları Erol Özmandıracı’nın 42 Maslak için oluşturduğu özel koleksiyona alındı. Ahmet Güneştekin’in 42 Maslak için özel olarak çalıştığı Dilek Ağacı, 42 Maslak’ta verilen özel bir davet ile sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Parçalarına ayırdığı bisikletleri çam ağacı formunda bir konstrüksiyon üzerine labirent gibi yerleştiren sanatçının, bisikletlerle oluşturduğu kurgu, bir hareket yanılsaması değildir. Dilek Ağacı, ilksel zamanların ağacı yaşamın kaynağı olarak deneyimleyerek ritüel hâle getirdiği mayıs direğinin bugün çağdaş kültüre eklemlenerek, sanatın nesnesine dönüşme biçimlerinden biri olarak beliriyor. Dilek Ağacı ile birlikte yaşam merkezinde sergilenecek Kostantiniyye heykeli ise, Kostantiniyye kelimesinin harflerini içeren dev rengarenk harf bloklarından oluşuyor. Harf blokları, yaşadığımız kent coğrafyasının kültürel belleğine yerleşen geçmiş adlarından, benimsenen kültür ve dinlere ait işaretlerin kabartmalarıyla çalışıldı. Sanatçı Kostantiniyye heykelinde her bir isimlendirmeyi bir düşünsel katman olarak kurguladı, amaç bu katmanları yeniden anımsatmak.
Darüşşafaka Cemiyeti ile İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğiyle düzenlenen, yazar Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen Sait Faik Hikâye Armağanı’nın 64’üncüsü Sahiden Hikâye adlı kitabıyla Kemal Varol’a armağan edildi.
Doğan Hızlan’ın Başkanlığı’nda toplanan Jale Parla, Metin Celâl, Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Beşir Özmen ve Murat Gülsoy’dan oluşan Sait Faik Hikâye Armağanı Jürisi, ödül gerekçesini şöyle açıkladı: “64. Sait Faik Hikâye Armağanı, canlı karakterlerin büyüme sürecindeki yaşantılarını ve ince ayrıntılara gizlenmiş deneyimlerini hikâye sanatının imkânlarıyla resmetmeyi başaran Kemal Varol’un Sahiden Hikâye adlı kitabına oybirliğiyle verilmiştir.”
1955’te Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık tarafından kurulan Sait Faik Hikâye Armağanı, 1964’ten itibaren Darüşşafaka Cemiyetince veriliyor. Sait Faik’in vasiyetnamesi doğrultusunda dönemin ileri gelen edebiyat ustalarından oluşturulan jüri, o yıl içerisinde yazılmış en iyi hikâyeyi seçerek “Sait Faik ve Makbule Abasıyanık Hikâye Mükâfatı”nı veriyor.
Krank Art Gallery kapılarını, küratörlüğünü Misal Adnan Yıldız’ın üstlendiği “Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” adlı karma sergi için açtı. “Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” adlı sergide farklı disiplinlerden gelen üretimleriyle Nilbar Güreş, Khaled Barakeh ve Neşe Karasipahi’nin eserleri yer alıyor.
Sergide yer alan çalışmalarla zaman ve mekân içinde değişip duran varlığımıza ait durum ve şartların tezahürleri üzerine çeşitlemeler sunuluyor. Küratör Misal Adnan Yıldız, sergi için “Birbiriyle ilişkilendirilebilecek resimsel, fotografik ve heykelsi formların geçici ortaklığında kurulan bu eski usul oda sergisinin en net açısı, yaşamın değerini, çemberini ve anlamını özgürlük, yer değiştirmek, değişen doğa ve yaşam şartları etrafında yeniden düşünmek…” yorumunda bulunuyor.
“Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” sergisi, 15 Haziran tarihine kadar Krank Art Gallery’de görülebilir.
Kapak Görsel: Nilbar Güreş, Sahnede Yağmur Rain on The Stage, 2018, Kağıt Üzerine Karışık Teknik Mixed Media on Paper, 21 x 29.7 cm
İş Sanat 18. sezonunu, 22 Mayıs 2018 Salı akşamı saat 20.30’da, Flamenko’nun yaşayan en büyük efsanelerinden Jose Antonio Ruiz’in Picasso gösterisi ile kapatıyor. Uzun yıllar İspanya Ulusal Balesi’ne başkanlık eden, kariyeri boyunca çok sayıda ödüle layık görülen Jose Antonio Ruiz’in kurduğu dans topluluğu, Picasso gösterisinin dünya prömiyerini 2001 yılında Uluslararası Granada Dans ve Müzik Festivali’nde yapmıştı.
Jose Antonio Ruiz’in Pablo Picasso’dan ilham alarak koreografisini oluşturduğu gösteri, izleyiciyi İspanyol ressamın hayatının farklı dönemlerine doğru gezintiye çıkarıyor. Gösteri, “Picasso Paisajes” (Picasso Manzaraları) ve “Flamenco Invocaciones” (Flamenko Tutkusu) başlıklı iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Picasso’nun resminin evrelerini anlatarak renklerin özü ve sembolizmi üzerine odaklanırken ikinci bölüm, Endülüs’ün ruhunu ve tutkusunu gitar, ritim ve vokaller eşliğinde yansıtıyor.
John Berger’in hayatı boyunca sanat ve sanatçılar üzerine kaleme aldığı yazıları Metis Kitap tarafından iki ciltte toplanıyor. Cildin ilk kitabı Portreler – Sanatçılar Üzerine Yazılar, Beril Eyüpoğlu çevirisiyle raflardaki yerini aldı.
Emine Bora, Eylem Can ve Semih Sökmen’in yayına hazırladığı Portreler’de Berger’in sanatçı portreleri, mağara resimlerinden günümüze kronolojik bir sırayla sunuluyor. Bu kitaplar aynı zamanda Berger’in alternatif sanat tarihi olarak da okunabilir. İkinci cildi ise Manzaralar adıyla yayımlanacak.
"Bir müzede ya da galeride sergilenen sanat eserini seyrettikten sonra, yaratıldığı atölyeye girmeye çalışırım. Ve orada, oluşum sürecinin hikâyesine ilişkin bir şeyler öğrenme umuduyla beklerim. Hikâyeye içkin umutlara, seçimlere, hatalara, keşiflere dair bir beklenti. Kendi kendime konuşur, atölyenin dışındaki dünyayı gözümde canlandırır, belki tanıdığım ya da asırlar önce ölmüş olan sanatçıya seslenirim. Kimi zaman yaptığı bir şeyden yanıt gelir. Hiçbir zaman bir neticeye varılmaz. Bazen her ikimizi de şaşırtan yeni bir alan açılır. Bazen de soluğumuzu kesen –bir gizin açığa çıkması gibi soluk kesici– bir hayal dünyası belirir."
Sanatorium 24 Mayıs tarihinden itibaren Çağla Köseoğulları’nın “Karanlık Dönerken” adlı üçüncü kişisel sergisine ev sahipliği yapacak.
Çağla Köseoğulları’nın “Karanlık Dönerken” adlı sergisi, kâğıt üzeri mürekkep işlerinin yanında bir de videodan oluşuyor. Sergi, bir tren yolculuğunda hızla gözümüzün önünden geçip giden manzaraların zihnimizde bıraktığı izlerin ve lekelerin bir yansımasını sunarak, belleğe nakşolmuş çağrışımlarla içinde yaşadığımız rutin hayatın akışında kaybolan zaman algısını ortaya koyuyor.
“Karanlık Dönerken” adlı sergi, 1 Temmuz tarihine kadar Sanatorium’da görülebilir.
Yazarların yazma deneyimlerini, kurmaca üzerine yaklaşımlarını konuştukları “Uydurmanın İncelikleri” başlıklı söyleşi dizisinin dördüncüsü “Uydurmanın Tekniği” temasıyla gerçekleşecek.
hep kitap ve Pera Müzesi’nin düzenlediği, büyük ilgiyle takip edilen Uydurmanın İncelikleri söyleşi dizisinin konukları Mine Söğüt, Nermin Yıldırım ve Mahir Ünsal Eriş olacak. Yazarlar, Hakan Bıçakcı’nın moderatörlüğünde uydurmanın teknik boyutunu konuşacaklar.
Söyleşi, 16 Mayıs 2018 Çarşamba akşamı 19.00’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek.
Beyaz Müzayede’nin gerçekleştirdiği, klasik sanat eserlerinden oluşan 49. Beyaz Müzayede, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Klasik Resim Sanatı’nın önemli temsilcilerinin görkemli tablolarından derlenmiş değerli eserler, 6 Mayıs Pazar günü Swissotel’de koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluştu. 49. Beyaz Müzayede’nin ev sahibi, Aziz Karadeniz’di.
Mahmut Cüda'nın tuval üzeri yağlıboya olan Kavun ve Mavi Kasede Meyveler isimli eseri 695 bin TL’ye satılarak müzayedenin en yüksek fiyata satılan eseri oldu. Aivazovsky’nin, St.Petersburg Ermitaj Müzesi’nden ve ünlü Aivazovsky eksperi Gianni Caffiero tarafından verilmiş sertifikası bulunan Ay Işığında İstanbul adlı eseri 631 bin TL’ye alıcı bularak müzayedenin en yüksek fiyata satılan ikinci eseri oldu. Müzayedede Nazmi Ziya'nın Kandilli Sırtlarından adlı eseri 568 bin TL fiyatla alıcısını bularak müzayedenin en pahalı üçüncü eseri oldu.
Kapak Görsel: Aivazovsky - Ay Işığında İstanbul
Krizalitler ve Triffidlerin Günü adlı distopik romanlarından tanıdığımız kült yazar John Wyndham’ın klasikleşmiş bilimkurgu eseri Chocky, Niran Elçi çevirisiyle Delidolu Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Chocky, on bir yaşındaki Matthew’nun, zihninde duyduğu sesle kurduğu sıradışı ilişkiyi merkezine taşıyan, gizemli ve tedirgin edici bir roman. Sosyopolitik meseleleri bilimkurgu türüne başarıyla yerleştiren Wyndham, teknoloji, uzay, evrim ve gelişim üzerine kaleme aldığı Chocky'de, büyüme çağındaki bir çocuğun gözünden dünyayı ve insanlığı irdeliyor.