
Festivallerden aldığı ödüllerle oldukça ses getiren Kelebekler filminin orijinal müzikleri, 18 Mayıs’ta LU Records etiketiyle tüm dijital platformlarda yer alacak.
Hikâyesi ve oyunculuklarının yanı sıra müzikleriyle de beğenilen Tolga Karaçelik imzalı filmin müziklerini ve müzik süpervizörlüğünü Ahmet Kenan Bilgiç üstlendi. Akustik folk bir atmosferin hâkim olduğu albümde, Bilal Karaman ve Ahmet Kenan Bilgiç’in çaldığı gitarlara, kalimba, dulcimer ve elektrik gitar eşlik ediyor. Albümde ayrıca, Kenan (Bartu Küçükçağlayan) karakterinin 80’ler synth-pop cep telefonu melodisi ve Cemal (Tolga Tekin) karakterine ait Almanca trap bir parça bulunuyor. Filmin giriş masalını ise oyuncu Şebnem Hassanisoughi seslendiriyor.
Arjantin edebiyatının öncü yazarlarından biri olan Silvina Ocampo’nun Sonsuz Kule adlı romanı Nebula Kitap etiketiyle yayımlandı.
Sonsuz Kule, Ocampo’nun büyülü ve benzersiz yazını ile tanışmak için bir fırsat. Okurunu çocuk ya da yetişkin olarak ayırmayan yazar, Sonsuz Kule’deki hayal gücü ve metaforlarıyla Alice Harikalar Diyarında ve Küçük Prens gibi eserleri anımsatıyor.
Leandro’nun sakin yaşamı resim satan gizemli bir yabancının bahçe kapısında belirmesiyle aniden altüst olur. Kendini birdenbire pencereleri olmayan uçsuz bucaksız bir kulede hapsolmuş bulan Leandro, şeytanın resimlerindeki bir figürdür artık.
Akademililer Sanat Merkezi, bu kez farklı bir konsept ile sanatseverlerin karşısına çıkacak. “Açık Kapılar” adlı sergi, sanat merkezinde çalışmakta olan 17 ressamın ürettiği eserlerden oluşacak. Bunun yanı sıra, ressamların atölyeleri on gün boyunca açık kalacak ve sanatseverler tarafından ziyaret edilebilecek.
Sergide eserleri sergilenen sanatçılar: Akın Ekici, Ayşe Tanay, Ayşe Tanay Ülgen, Ayşenur Köksal, Bahar İşlek, Emel Yurdakul, Eylül Köksümer, Gizem Enuysal, Hakan Kalay, Janer, Joel Menemşe, Neşe Akar, Resul Aytemür, Serap İskender, Songül Canerik, Vasıf Pehlivanoğlu, Yasemin Kuşi şeklinde sıralanıyor.
“Açık Kapılar” sergisi 30 Mayıs - 30 Haziran tarihleri arasında Akademililer Sanat Merkezi’nde görülebilecek.
Kapak Görsel: Hakan Kalay - Cosmos Girl, TÜYB 100x120 cm, 2018
Ernesto Ferrero ve Luca Baranelli’nin hazırladığı; gezgin, matematikçi, ansiklopedici ve çalışkan bir yazar olan Italo Calvino’nun fotoğraflar eşliğinde anatomisini sunan Calvino Albümü, Yapı Kredi Yayınları etiketiyle ve Neyyire Gül Işık çevirisiyle yayımlandı.
“1964’te Rea’ya ‘edebiyata karşı duyduğu ağır bir bıkkınlığı’ itiraf ederek, ‘bir süredir yalnızca astronomi kitapları okuyorum’ diye yazar. ‘Zaten hiç kimseyle hiçbir şey konuştuğum yok, en azından “edebiyat dünyası”na ilişkin. Yazın yaşamı askerlik yaşamı gibi. İnsan gençken doyumsuzluklarına falan dayanabiliyor. Gelgelelim ömür boyu uzatılamıyor: İzin istemenin sırası geliyor.’ Aslında Calvino bu izni o zaman istemedi. Ancak 1984’te, neredeyse gönülsüzce, artık kendi kendini, hâlâ rayına oturtulmayı bekleyen yığınla şeyi düşünme zamanının geldiğini bildirecekti.”
Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM), Rahmi M. Koç Müzesi Ankara iş birliğiyle, “Tarihi Dokumak: Bir Kentin Gizemi” sergisini Ankaralılarla buluşturdu.
Sergide, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Ankara Etnografya Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi ve Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonlarında bulunan sof kumaşlar ve tiftikten üretilmiş çeşitli eserlere yer verilecek. Sergi, Ankara keçisinin tiftiğinden eğrilen iplikle dokunan tarihi Ankara sof kumaşını odağına alıyor.
“Tarihi Dokumak: Bir Kentin Gizemi” sergisinin küratörlüğünü VEKAM direktörü Filiz Yenişehirlioğlu ve Gözde Çerçioğlu Yücel üstleniyor. Sergi, 16 Eylül tarihine kadar görülebilir.
Stefan Zweig’ın öykücülüğünde ayrı bir yer tutan O muydu? ve Bir Kalbin Çöküşü adlı öykü kitapları Esen Tezel’in çevirisiyle Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.
O muydu?, kemirici bir duygu olan şüpheyi eksene alıyor ve bu duygunun insanı sürüklediği kaygı, sıkıntı ve çaresizlik atmosferinden okura sesleniyor. Öyküye, Zweig’da benzerine pek rastlamadığımız türden, huzurlu İngiliz taşrasında polisiye bir kurgu eşlik ediyor.
Bir Kalbin Çöküşü ise Stefan Zweig’ın psikolojiye duyduğu yoğun ilgiyi yansıtan öykülerinden birisi. Tutkuyu olanca canlılığıyla dile getiren Bir Kalbin Çöküşü, ruh ikizini Lev Tolstoy’un unutulmaz kahramanı İvan İlyiç’te bulduğumuz yaşlı bir adamın, Salomonsohn karakterinin ailesinden ve yaşamdan uzaklaşmasını öykülüyor.
İlk filmi Sivas ile Venedik Film Festivali dâhil birçok festivalden ödülle dönen Kaan Müjdeci’nin, senaryosunu yazdığı ve çekimlerine Eylül ayında başlayacağı Iguana Tokyo filmi Japonya’nın en önemli film destek fonundan yararlanmaya hak kazandı.
Iguana Tokyo, 1974 yılından bu yana Japonya Kültür Bakanlığı’nın UNIJAPAN kuruluşu tarafından verilen Bunka-cho adlı film fonundan; toplam bütçesinin %20'lik kısmını karşılayacak bir destek alacak. Fonun bugüne kadar destek verdiği filmler arasında: Leos Carax, Michel Gondry ve Bong Joon-ho’nun yönetmenliğini yaptığı Tokio! (2008) ve Abbas Kiarostami’nin 2012 yılında çektiği Like Someone in Love bulunuyor.
!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin kurucularından ve direktörlerinden, masal anlatıcısı Pelin Turgut’un ilk kitabı Eriyen Ülkenin Sırları, Ganj Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Turgut’un kaleme aldığı 10 hikâye, sanatçı Bülent Gültek tarafından resimlendi. Kitap, günlük hayatın koşturmacalarından sıkılmış yetişkinleri, içinde büyünün, kayıp hikâyelerin, konuşan haritaların, duygusal uzaylıların geçtiği büyülü ve şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor.
Turgut, kitabını şöyle tanımlıyor: “Bildiğiniz ama bilmediğiniz bir yerin hikâyeleri bunlar. Boğaz’dan çıkan parmak kız, çocukları peşine takan Ramazan davulcusu, Sezen Aksu’yu merak eden uzaylı, mantığı tarafından terk edilen Aşırı Mantıklı Profesör, İstanbul’un ketum dalgıcı, konuştukça kadınlara başka bir dünya vaat eden billboard kadını ve daha nice tuhaf şey bu küçük kitapta saklı. İçinizde yeşermiş umut tohumlarını sulayan bu minik hikâyeler bütünü, yeni bir dünyaya doğru yelken açmış herkesin de hikâyesi.”
Bu yıl 22.’si düzenlenen Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, dün akşam Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Sanat ve iş dünyasının bir araya geldiği ödül töreninde, 2017-2018 tiyatro sezonundaki performansları ve Türk tiyatrosuna verdikleri emekleriyle öne çıkan isimlere toplam 15 dalda ödül verildi. Bundan sonra her sene bir kadın ve bir erkek tiyatro sanatçısının sunacağı ödül töreni, bu yıl Ece Dizdar ve Engin Hepileri’nin sunumuyla gerçekleşti.
22. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde, Türk tiyatrosunu geliştiren ve dönüşümünde öncü olan oyun yazarlarına verilen Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’nün bu seneki sahibi Yuva isimli oyunuyla, Sami Berat Marçalı oldu. Komedi ya da müzikal dalındaki oyunlara verilen Haldun Dormen Özel Ödülü’nü ise bu yıl Bir Baba Hamlet isimli oyun aldı. Tiyatronun gelişimine destek vermiş iş ve sanat dünyasından önemli kişilere verilen Yapı Kredi Özel Ödülü’ne usta oyuncu Tijen Par layık görüldü. Tiyatro tarihine geçen ustalara takdim edilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü’nün ise bu seneki sahibi Yücel Erten oldu.
22. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’ni Kazananlar:
Yılın En Başarılı Oyunu
İstanbul Devlet Tiyatrosu – Romeo ve Juliet
Yılın En Başarılı Yönetmeni
Emrah Eren – Bir Baba Hamlet
Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
Özlem Zeynep Dinsel – Yuva
Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
Murat Akkoyunlu – Bir Baba Hamlet
Yılın En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncusu
Canan Atalay – Mutluyduk Belki Bugüne Kadar
Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu
Ali Yoğurtçuoğlu – Kayıp El
Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı
M. Nurullah Tuncer – Romeo ve Juliet
Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı
Candan Seda Balaban – Hayvan Çiftliği
Yılın En Başarılı Sahne Müziği
Tolga Çebi – Nora - Bir Bebek Evi
Yılın En Başarılı Işık Tasarımı
Akın Yılmaz – Bayrak
Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı
Erkan Akbulut - Dönüşüm
Özel Ödüller
Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü: ‘’Yuva” İsimli Oyunuyla Sami Berat Marçalı
Haldun Dormen Özel Ödülü: Bir Baba Hamlet
Yapı Kredi Özel Ödülü: Tijen Par
Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü: Yücel Erten
Nobel ödüllü Alman romancı Günter Grass’ın büyük tartışmalar yaratan Soğanı Soyarken adlı yaşam öyküsünün devamı niteliğindeki Kutu – Karanlık Oda Hikâyeleri, Levent Konca’nın çevirisiyle Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Romanın gizli kahramanı Günter Grass, farklı kadınlardan olan sekiz çocuğunu bir araya getiriyor ve onlardan, çocukluklarını, birbirleriyle ve genellikle yeni bir kitabın peşinde olduğu için ortalarda görünmeyen babalarıyla ilişkilerini anlatıp kaydetmelerini rica ediyor. Çocukların konuşmaları, anıları, bellekleri bir süre sonra üst üste biniyor; çekişmeler, suçlamalar, kıskançlıklar, yalanlar ortaya saçılıyor.
Tüm bu performansın merkezinde ise, Grass’ın teneke trampet gibi büyülü nesnelerinden biri yer alıyor: Agfa Box fotoğraf makinesi. Adeta usta yazarın gölgesine dönüşen, makinesiyle yazarın temalarına ilişkin binlerce kare çeken gizemli Mariecik’in elinden düşürmediği sihirli “Kutu”su, kimi zaman gerçeklikte olmayan şeyleri kimi zaman da geleceği gösteriyor, sıradan görünümlerin ardındaki gizli niyetleri, arzuları ortaya çıkartıyor.
Artık kendileri de birer ebeveyn olan çocuklar, roman boyunca, Pandora’nın “Kutu”su misali ortaya çıkan bu sihri anlamlandırmaya çalışıyorlar; yazarın ilham kaynağı mı, sanatın gücü mü, tanrının gözü mü, yoksa yalnızca çok ünlü, çok önemli bir yazarın ölmeden önceki son cüretkâr hesaplaşması, son fantezisi mi?
Günter Grass’ın portresi Henning Heide’a aittir.