
Goncourt Ödüllü yazar Didier van Cauwelaert’ın dünyada ilgi gören eseri Jules, Duygu Dalgakıran’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi etiketiyle dilimizde yayımlandı.
Kitapta uğradığı ihanetin ardından hayatı altüst olup kendini Paris Orly Havaalanı'nda makaron satarken bulan astrofizik ve biyokimya dehası Zibal; bir kaza sonucu kör olmuş güzel spiker Alice ve ona kapkaranlık dünyasında yol gösteren “rehber köpeği” Jules’ün hikâyesi anlatılıyor.
Bu üçünün yolu bir kutu makaron almaya –ve Zibal’in çarpılmasına– yetecek kadar kısa süreliğine kesişir... Ve bir süre sonra sonra Zibal kendini Jules’le birlikte bir trende bulur. Labrador ve adamın tek bir hedefleri vardır: kalplerini kırıp giden kadını, Alice'i bulmak.
Görsel: Aura Moya
Yapı Kredi Kültür Sanat’ın müziği ve edebiyatı bir araya getiren dinleti dizisi “Harf’ten ve Nota’dan”ın bu sezonki son programında 2013’te kaybettiğimiz Leylâ Erbil’in eserlerindeki bestelere, güftelere, makamlara kulak verilecek.
Metinlerinde müziğin hemen her türünün yankılandığı Leylâ Erbil’in satırları arasında, seslerin izinde yürüyen bir yolcu gibi hissedecek katılımcılar. Medeni Aziz Efendi, Yorgo Bacanos, Lem’i Atlı, Saadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Zeki Müren, Artaki Candan; diğer yandan Chopin, Schumann, Bach, Pir Sultan Abdal, Bob Dylan yer alacak bu eserlerde.
Nurinisa Eroğlu’nun hazırlayıp sunduğu dinletinin solisti Güzin Değişmez olacak. Tanburda Birol Yayla, kemençede Lütfiye Özer, kanunda Taner Sayacıoğlu yer alacak.
Etkinlik 26 Mayıs, saat 17.00’de Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca’da gerçekleşecek. Biletler Biletix’ten temin edilebilir.
Yapı Kredi Kültür Sanat, Cemal Erez’in “Yedi Günah” ve “Bir Bürokratın 24 Saati” adlı iki bölümden oluşan sergisine ev sahipliği yapıyor.
Serginin “Yedi Günah” başlığı altındaki bölümü insanlığın burjuva hallerini konu ediniyor. Din kökenli olan yedi günah kavramını bu husustan uzaklaştırarak, toplumsal bir olgu hâline getiriyor. Eserlerini “arsızlık” kavramını temel alarak geliştiren sanatçı, insanın mülkiyet etrafında kurulmuş olan tarihsel durumunun izini sürmek için şehvet, cimrilik, tembellik, oburluk, kıskançlık, kibir ve öfke hallerini de “Yedi Günah” başlığı altında ele alıyor.
Serginin bir diğer bölümü ise “Bir Bürokratın 24 Saati”. “Bir Bürokratın 24 Saati”, Cemal Erez’in 2002 – 2010 yılları arasında, Paris-İstanbul arası yolculukları süresince eskizler halinde tasarladığı ve daha sonra İstanbul’daki atölyesinde ürettiği işlerden oluşuyor.
Cemal Erez’in “Yedi Günah” ve “Bir Bürokratın 24 Saati” adlı iki bölümden oluşan sergisi, 14 Haziran tarihine kadar Yapı Kredi Kültür Sanat’ta görülebilir.
Orhan Kemal Kültür Merkezi tarafından armağan edilen Orhan Kemal Roman Armağanı’nın 47’ncisi Kul romanı ile Seray Şahiner’in oldu.
Seçici Kurul’da Turhan Günay, M. Nuri Gültekin, Erendiz Atasü, Yiğit Bener, Zülfü Livaneli, Ataol Behramoğlu ve Nazım K. Öğütçü yer aldı. Kurul, Seray Şahiner’in Kul romanını, kentsel ve rantsal dönüşümle mahallenin çöküşünü, kadın bireyin tamamen yalnızlaşmasını, tek başına bir birey olarak var olma mücadelesini, hezeyan, beklenti ve umutlarını, düş kırıklıklarını, topluma hâkim olan çeşitli söylemlerden, ideoloji ve inançlardan nasıl etkilendiğini, bu etkileri kişiselleştirip aradan kendi yolunu bulmaya çalışışını, bu etkilerden kurtulamayışını ama gene de teslim olmayışını güçlü bir anlatım tekniğiyle ve tutarlı bir dille, kolaycılıklara sapmadan ince bir mizahla, toplumsal dokuyu arka planda ustalıkla irdelemesi ve Orhan Kemal’in sanat ve dünya görüşüyle birebir örtüşmesi nedeniyle 2018 yılı, 47. Orhan Kemal Roman Armağanı’na değer gördü.
Seray Şahiner’e ödülü, 1 Haziran 2018 Cuma günü Orhan Kemal Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleşecek törende takdim edilecek.
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Soner Sert’in görmezden gelinen insanların geçmişleri, bugünleri ve gelecekleriyle bir ülkenin karanlıkta kalan gündelik hayat tarihini anlattığı Duvar, İthaki etiketiyle yayımlandı.
Duvar’da parasızlıktan utanan babalar, çocukları için canını vermeye hazır anneler, varını yoğunu annesine feda eden evlatların hikâyesi var. Duvarı hem acıtan hem koruyan taraflarıyla ele alan Sert zaman zaman önümüze dikilen, zaman zaman da dışarıdaki kötülüklerden koruyan duvarları anlatarak şiddetin en yakıcı ve keskin halinin yanı sıra eskide kalmış, unutulmaya yüz tutmuş fedakârlıklar ve adayışlarla da örülen iki ayrı “Duvar” inşa ediyor.
Görsel: Andrés Gallardo Albajar
Erdem Tepegöz, yazıp yönettiği, bilim kurgu türündeki yeni filmi Gölgeler İçinde’nin çekimlerini geçtiğimiz hafta tamamladı. Ülkemizde fazla örneği bulunmayan ve bilim kurgu türünde olması nedeniyle beklentileri yükselten Gölgeler İçinde, bağımsız bir bilim kurgu filmi olmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Yönetmenin konusu belirtilmeyen yeni filmi, Gürcistan’ın ortasında, Sovyetler Birliği döneminden kalma bir maden kasabasında çekildi. Gölgeler İçinde’nin başrolünde, yer aldığı Homeland ve Prison Break gibi Hollywood projeleriyle tanınan Numan Acar bulunuyor.
Erdem Tepegöz’ün, yalın anlatımı ve gerçekçi atmosferiyle öne çıkan ilk filmi Zerre, 30 ülkede gösterilmişti ve hem Türkiye’de hem de yurt dışındaki festivallerde büyük övgü toplamıştı. Zerre, 35. Moskova Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film, 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi İlk Film ödülleri de dâhil olmak üzere toplam 23 ödüle layık görülmüştü.
Ödüllü yazar Ferda İzbudak Akıncı’nın yazma ve yaratma sürecine odaklanan rehber niteliğindeki denemelerinden meydana gelen Yazma Dersleri, Delidolu Yayınları’nın kurmaca dışı kitaplar koleksiyonunun beşinci kitabı olarak yayımlandı.
Ferda İzbudak Akıncı, bu kitapla yazar adaylarının yolunu aydınlatıyor. 30 yıllık yazarlık serüveninde, dünyayı ve hayatı edebiyat aracılılığıyla tanıdığına, anladığına ve sevdiğine vurgu yapan yazar, kendi düşüncelerinin yanı sıra usta yazarların edebiyat deneyimlerinden de örnekler vererek yazar adaylarına kılavuzluk ediyor.
“İlle de yazmak gerekiyor. Dönüp dönüp okumak, düzeltmek, geliştirmek ve gerekiyorsa budamak… Yani üstünde çalışmak. En azından ustalaşıncaya dek. Sonrasında her yiğidin bir yoğurt yiyişi, her ustanın kendine özgü yazma biçimi var.”
Geleneksel Fotoğraf Buluşmaları’nın 10. edisyonu 24-25 Mayıs tarihlerinde SALT Galata’da gerçekleşecek. İstanbul Teknik Üniversitesi Fotoğraf Kulübü’nün düzenlediği geleneksel Fotoğraf Buluşmaları, bu yıl “Gerçeğin sorusu, gerçekliğin sunusu” adlı tema altında gerçekleşecek.
Etkinlik boyunca fotoğrafla ilgilenen profesyonellerle öğrencileri bir araya getiren söyleşiler, atölye çalışmaları, film gösterimleri ve sergilemeler bir arada gerçekleşecek. Bu yılki çalışmalar, sanatçıların üretimlerine yön veren gerçeklik algısı ve kurgusu çevresinde gelişecek.
Türkiye’de ilk defa kısa filmler, CGV Arthouse salonlarında gösterilecek. Dünyanın dört bir köşesinden, katıldıkları tüm festivallerden önemli ödüllerle ayrılan, Oscar adayı kısa filmler 18 Mayıs’ta vizyona girecek. Kurmacadan, animasyona özenle seçilen bu kısa filmlerle farklı bir sinema deneyimi gerçekleşmiş olacak.
Sevdiği kadına kavuşmak için ölülerin gölgelerini toplayan ve aşkın gücüne inanan bir adamın hikâyesi olan Death Of A Shadow, müthiş bir mizah anlayışıyla önyargıları kırmayı başaran Fransız animasyonu French Roast, 1994 yılında Burundi’de yolcu dolu bir minibüste, kimin nereden olduğunu anlamanın hiç de kolay olmadığı Na Wewe, iç savaş sonrası hayatın gerçeklerinden hayal gücü sayesinde uzaklaşan Lübnanlı bir gencin konu alındığı Waves’ 98 ve kızını kaybetme korkusu yaşayan bir babanın aldığı zor kararın inanılmaz sonuçlarının anlatıldığı Everything Will Be Okay filmiyle beş farklı deneyim bir arada olacak.
https://www.youtube.com/watch?v=AYCX16_9RuQ
Gonca Sezer’in ‘’Kuyruk Meselesi’’ adlı sergisi, Gama Art Gallery’de sanatseverlerle buluştu. Sosyal, kültürel aidiyetler üzerine oluşturulan kimlikler, kadın ve çevre odaklı sorunlar üzerine çalışmaları olan Gonca Sezer, ‘’Kuyruk Meselesi’’ sergisinde aile arşivinde bulduğu, teyzesine ait, cumhuriyetin ilk yıllarında kız okullarında okutulan Tabiat Bilgisi dersi defteri çizimleri üstünden, zaman içinde farklılaşan sosyal ve ekolojik durumu inceliyor, izlenimlerini desen ve fotoğraflarıyla izleyiciyle buluşturuyor.
Kuruluş amacı, toplumun gelişimine katkı sağlamak ve eşitlikçi politikalarla uygarlığı yakalamak olan kız okulunda okuyan teyzesine ait, tesadüfen bulduğu defter üzerinde 2010 yılından beri araştırma ve inceleme yapmaya devam eden sanatçı, bu eski defter eşliğinde ilişikler üzerinden bizlere benzersiz bir hikâye aktarıyor.
Gonca Sezer’in ‘’Kuyruk Meselesi’’, 9 Haziran tarihine kadar Beyoğlu Gama Gallery'de görülebilir.