
Eli Gottlieb’in okuyucusunu hikâyesine ortak eden, orta yaş otizmine dair romanı Altın Çocuk, Yabancı Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Todd Aaron, 11 yaşındayken otizmi için terapi topluluğunda yaşamak üzere Payton Yaşam Merkezi’ne yollanır ve artık ellili yaşlarına gelmiş ve yaşam merkezinin “yaşlı kurdu” olarak anılmaya başlamıştır. En çok sevdiği şeylerden biri ansiklopedileri tekrar tekrar okumak olan Aaron, evini paylaşmak zorunda kaldığı yeni ev arkadaşı ve ürkütücü görünümlü yeni bakıcı yüzünden tedirgin olur. İşler, yeni gelen tek gözlü bir hastanın onu, kendini tekrar “normal” hissedebilmesi için ilaçlarını bırakmasına ikna etmesiyle daha da kötüye gider. Bunların hepsi birleşince Todd, çocukluğunda yaşadığı eve geri dönme hayalini sonunda gerçekleştirmeye karar verir.
Görsel: Antoine Maillard
Mixer, sanat eğitimi veren fakültelerin son sınıf, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yaptığı açık çağrı ile gerçekleştirdiği Mixer Sessions sergi serisinin üçüncüsünü bizlerle buluşturuyor. Gelenekleşen sergi, bu sene 8 Haziran ve 4 Ağustos tarihleri arasında izleyici ile buluşuyor.
Eserlerin mekan, parça/bütün, birey, kimlik, yalnızlık, bellek gibi kavramları üzerinde temellendiği sergide, fotoğraftan videoya, tuvalden neona birbirinden farklı medyumlar çalışmalar yer alıyor.
Ülke genelinden ve farklı branşlarda eğitim almış adaylar arasından seçilen 26 isim:
Ahu Akgün, Ahu Akkan, Akın Güreş, Asel Kadyrkhanova, Ayşegül Altunok, Bilge Artuç, Büşra Kuzu, Büşra Özdemir, Damla Yücebaş, Emin Çelik, Ergin Soyal, Gizem Çeşmeci, Hamza Kırbaş, Hazal Ünsal, K. Oğuz Kaleli, Kıymet Daştan, Kusay Tatlı, Mert Acar, Merve Yılmaz, Nejbir Erkol, Nur Pınar Özen, Ömer Yüksek, Sesil Beatris Kalaycıyan, Ufuk Yılmaz, Umut Erbaş, Yakup Uysal.
Louis-Georges Tin’in derlediği Melis Tezkan ve Okan Urun’un dilimize kazandırdığı homofobik söylem ve eylemleri, ileri sürülen teorileri ve açıklamaları, homofobik gerilimlerin yaşandığı kurumlar ile sosyal ve coğrafi alanları ele alan Homofobi Sözlüğü, Sel Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.
Sözlük, bu tutumun kökenlerini ve günümüzdeki gerçekliğini dinden sinemaya, siyasetten gündelik hayata birçok alanda irdeleyip ifşa ediyor. Homofobi olgusunun daha sağlıklı anlaşılması ve bu olguya karşı uygulanacak yöntemlerin geliştirilmesi için detaylı ve derin bir tarihsel kavrayış kazandırıyor. Eşcinsel pratiklerin doğal görüldüğü toplumlardan, bu pratiklerin şiddetli bir şekilde cezalandırılıp mahkûm edildiği ve hor görüldüğü toplumlara geçişin her merhalesini görünür kılarak homofobinin toplumsal kodlarda daima var olacağı mitini sistematik bir biçimde yıkıyor.
Görsel: Viet Triet Nguyen
Anna Laudel Contemporary, yaz döneminde koleksiyonunda bulunan beş yerli ve yabancı sanatçının 20’nin üzerinde işini sunacağı koleksiyon sergisine ev sahipliği yapacak. Sergi kapsamında ayrıca galerinin Art Shop bölümünde uygun fiyatlarla satışa sunduğu, farklı alanlarda üretim yapan birçok sanatçının röprodüksiyonları, heykel ve resim çalışmaları sergilenecek.
Sergi, 21 Haziran - 12 Ağustos 2018 tarihleri arasında görülebilecek. Koleksiyon kapsamında işleri sergilenecek olan sanatçılar: Elvira Bach, Flora Borsi, Gazi Sansoy, Tuğçe Diri ve Ekin Su Koç.
Beykoz Kundura Film Günleri, açık hava programıyla devam ediyor. Usta yönetmenlerin yaz filmleri 29 Haziran - 6 Temmuz tarihleri arasında “Bir Yaz Gecesi Sineması” başlığında Beykoz Kundura Açık Hava Film Günleri etkinliğinde izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.
Charlie Chaplin’den Jacques Tati’ye, Alfred Hitchcock’tan Ingmar Bergman’a, Jean Vigo'dan Agnés Varda’ya dünya sinemasının usta isimlerinden başyapıtlar, geçen yaz olduğu gibi bu yaz da açık havada sinemaseverlerle buluşacak. “Bir Yaz Gecesi Sineması” filmleri, yeni bir hayata, yeni bir aşka, yeni arzulara yelken açan, bir arayışın peşinde, kendini bulmaya çalışan karakterlerin öykülerini takip edecek. Seçkide; gençliği, geleceği, hayalleri, yalnızlığı, arayışları, ilişkileri, heyecanı ve gerilimi içinde barındıran filmler gösterilecek.
GÖSTERİM PROGRAMI
Kapı Açılış 19:00
Film Gösterimi 21:00
29 HAZİRAN CUMA
Hal ve Gidiş Sıfır (Zéro de Conduite)
Gençlik Yılları (American Graffiti)
30 HAZİRAN CUMARTESİ*
Grease
1 TEMMUZ PAZAR
Rochefortlu Kızlar (Les Demoiselles de Rochefort)
2 TEMMUZ PAZARTESİ
Monika’yla Bir Yaz (Sommaren med Monika)
3 TEMMUZ SALI
Bir Kır Eğlencesi (Partie de Campagne)
Günaydın Hüzün (Bonjour Tristesse)
4 TEMMUZ ÇARŞAMBA
Şarlo Denizde (By the Sea)**
Bay Hulot’nun Tatili (Les vacances de Monsieur Hulot)
5 TEMMUZ PERŞEMBE
Arka Pencere (Rear Window)
6 TEMMUZ CUMA*
Jaws
* 23:00 - 00:00 Mousike Kolektif DJ Set
**Gonca Varol’un canlı müziği eşliğinde
https://www.youtube.com/watch?v=vepBmZrbILY
İlkay Kanık’ın yemek ve sinema ilişkisinde tarihsellik ve dönemsellik konusunu ele aldığı kitabı Gastro Sinema, Alfa Yayınları tarafından yayımlandı.
Sinemada yemeğin kullanımının metaforik temsilinin değişimi siyasi, ekonomik, toplumsal ilişkilere dair önemli bir işlevi vardır. Weber’in “büyüsünün silindiği” dünya dediği yabancılaşma, postmoderniteyle, ama modernitenin bir uzantısı olarak, büyüsüne tekrar kavuşturulmaktadır. Bu, yemeğin ana karakter olarak yıldızlaştığı filmlerde de görülmektedir. Gastro Sinema’da büyünün modernitede yemek filmleriyle yeniden oluşan serüveni sunuluyor.
British Council, “Geçen Gece Bir Rüya Gördüm” ve “Tanışıyor muyuz?” isimli sergileri ile sanatseverlere zamandan ve mekândan bağımsız bir sanat deneyimi sunan “Duvarları Olmayan Müze”nin üçüncü dijital sergisinin küratörünü belirlemek için açık çağrı başlattı.
British Council’ın görsel sanatlar koleksiyonunun parçalarını bir araya getiren dijital sergi “Duvarları Olmayan Müze” sanatı dijital ortama taşıyarak sanatseverlere yeni bir deneyim yaşatmaya devam ediyor. Üçüncü sergi için çalışmalar dijital sergiyi oluşturacak küratörün seçilmesi için yapılan açık çağrı ile başlamış oldu. 1 Temmuz 2018 tarihine kadar yapılan başvurular arasından seçilecek olan küratör sergi konseptini geliştirme olanağının yanı sıra Birleşik Krallık’a seyahat etme şansı kazanarak tecrübeli görsel sanat profesyonelleri ile birlikte çalışma imkânı bulacak.
Programa 18 yaşını doldurmuş ve görsel sanatlar alanında en az 3 yıl tecrübeye sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tüm sanat profesyonelleri ve küratörler başvuruda bulunabilir. 1 Temmuz tarihinde sona erecek açık çağrıya dair ayrıntılı bilgi ve başvuru formu için https://www.britishcouncil.org.tr/programmes/arts/... adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bebek Şenliği bu yıl, 29-30 Haziran ve 1 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek. Gelenekselleşen şenlik, Bebekliler Derneği ve Ark Organizasyon/Dimi Art tarafından düzenleniyor.
Kenan Doğulu’nun da “İhtimaller Caz Projesi” kapsamında 30 Haziran Cumartesi akşamı sahne alacağı etkinlikte; Duygu Soylu, Deniz Sipahi, What Da Funk, Yok Öyle Kararlı Şeyler, Komik Günler, Serin, Enzo Ikah, Ansızın Bi’ İnfilak, Giselle Tavilson, Batuhan, Sevimo, Boğaziçi Üniversitesi Caz Korosu, İstanbul Kadın Orkestrası, Alya, Alesta, Rock’n, Boogie Cult, Esaslı Band, Pagos, Aynasızlar, Vapurdaki Kadın, One Man Band, Dans, Fabrika, Depo Dans, İstanbul School Of Samba, DJ Emre Ergen, Beygü Gökçin Bebek Parkı’ndaki ana sahnede yer alacak sanatçılar arasında.
Gama Gallery’nin, Bebek Aios Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi’nde, 30 Haziran Cumartesi saat 19:00’da Şule Altıntaş’ın küratörlüğünde açılacak olan “Geçmiş Zaman/Past Tense” isimli karma kolaj ve resim sergisinin sanatçıları ise Serdar Seven ve Gonca Sezer olacak. “Geçmiş Zaman/Past Tense” isimli serginin 9 Temmuz’a kadar açık kalması bekleniyor.
Geçtiğimiz Mart ayında ilk sayısını okurla buluşturan, Türkiye’nin dergicilik birikimini bir adım öteye taşımayı amaçlayan yaşama kültürü dergisi ONS’un yaz sayısı yayımlandı.
Bu sayıda Nuri Bilge Ceylan, son filmi Ahlat Ağacı’nın senaryo sürecini kaleme aldı. Metin Akpınar, Binnur Kaya, Turgut Çeviker, Nihat Sırdar gibi isimlerin yer aldığı Mizah Kültürümüz adlı özel bir dosya; sanatçı Rojin’in çocukluğundan bugüne yaşadığı mücadeleyi anlattığı “Kapımızdaki Demokrasi” başlıklı yazısı yer aldı. Vedat Ozan, Abercrombie markası ile Hz. İsa arasındaki “kokulu” bağlantıyı anlatırken; Ülkü Tamer, vefatının ardından, Genco Erkal’ın da anılarıyla katıldığı, renkli ve dopdolu sayfalarla anıldı. Nejat Yentürk, çocukluğunun İzmir’ini ve dondurmanın inceliklerini anlatırken; Ahmet Midhat ile Paskal Efendi arasındaki esnaf dayanışması bulunmaz bir arşiv kaynağı olarak sunuldu. ONS’un bu sayısında popülizmden edebiyat eleştirisine, AVM çalışanlarından Zeki Müren hakkında konuşulması gerekenlere kadar zengin bir içerik sunuldu.
Görsel: Elena Kalinina
Gerçek Hayat adlı eseriyle Duygu Asena Roman Ödülü’nün sahibi olan Oylum Yılmaz’ın gidişi, gelişi ve kendisinden arta kalanı, istenmeyen bir kadını anlattığı Cadı adlı eseri İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.
“Kötü dediler bana, kötü kötü kötü... İçimde nasıl bir prenses vardı oysa, böyle saçları sırma, gözleri menekşeli, kıpır kıpır kirpikleri kaşlarına değen, danteller işleyen dünyaya, tertemiz sarayı, mutfağında kaynayan hep bir tencere çorba, bahçesinde ayrık otlarından eser yok, şebboylar, şakayıklar, leylaklar, en kötü ihtimalle cam güzelleri, işinde gücünde, kendi halinde, gerektikçe iyilik peşinde koşan bir prenses, ve daha da gerekirse iyilik meleği, şaşakaldım doğrusu... Kötü kötü kötüsün dediler bana, huylandılar açıkça, huylandılar da hayalime yalanıma sövdüler. İçten içe göz diktiğim şeyleri nasıl da gördüler dedim, alnımda mı yazıyor yoksa yahu, sahnelere çıkmak istediğim, eteklerimi aça aça bir dansöz, bağıra bağıra bir oyuncu olmak istediğim…”