GÜNDEM
  • 07-08-2025

    Ann Jungman’ın yazdığı, Gaia Bordicchia’nın resimlediği okuru uzun zaman öncesine, Rusya’da bir kış vaktine götüren hikâye Sasha ile Yavru Kurt, Filiz Sarıoğlu’nun çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Sasha’ya kurtların tehlikeli olduğu öğretilmişti hep. Bir gün karda yolunu kaybedip kendisi gibi kayıp bir yavru kurtla karşılaşınca, kurtlarla insanların aslında o kadar da farklı olmadığını keşfetti. Peki ama köylülerin geri kalanını böyle düşünmeye ikna edebilecek miydi?

    “Bir kurda göre pek büyük değilsin,” dedi Sasha.
    “Sen de bir adama göre pek büyük sayılmazsın,” diye tersledi onu kurt.

    0
    0
    1411
  • 06-08-2025

    Dans sahnesinin dünya çapında tanınan isimlerinden Guy Shomroni, Elpida Skourou ve Silvia Farias Heredia Türkiye’de atölye gerçekleştirecek.

    Uluslararası sahne sanatlarının önde gelen dansçıları, Türkiye’de bir araya gelecek. NO & Vajra Theatre iş birliğiyle hayata geçirilen International Stage Lab, Avrupa’nın en dikkat çeken üç dansçısını Türkiye’de ağırlıyor. Her biri kendi disiplininde çığır açmış bu sanatçılar, farklı tarihlerde düzenlenecek özel atölyelerle beden, ritim ve anlatı üzerinden katılımcılarla buluşacak. International Stage Lab, Türkiye’nin kültür ve sahne sanatları alanındaki uluslararası bağlantılarını güçlendirmeyi hedefliyor.

    Guy Shomroni ile GAGA Atölyesi (23-24 Ağustos):
    İsrail’in efsanevi dans topluluğu Batsheva Dance Company’de uzun yıllar dans etmiş olan Guy Shomroni, Gaga dans diliyle bedenin sınırlarını zorlayan performanslarıyla tanınıyor. Batsheva sonrası kariyerinde koreograf ve eğitmen olarak dünya çapında pek çok festivalde yer aldı. Shomroni, International Stage Lab. kapsamında 23-24 Ağustos 2025 tarihlerinde Türkiye’de ilk kez bir Gaga/people ve kompozisyon atölyesi gerçekleştirecek.

    Elpida Skourou ile Akram Khan Topluluğuyla Hareket Etmek (30-31 Ağustos 2025
    Bedenin bilgisini şiire dönüştüren, Akram Khan Company‘nin parlayan yıldızı Elpida Skourou, “Akram Khan topluluğuyla hareket etmek: Ritm, Hız, Hikâye” atölyesi ile 30-31 Ağustos tarihlerinde ilk kez Türkiye’de olacak. Bu atölyede katılımcılar; ritim, hız ve farklı hareket niteliklerine odaklanan çeşitli egzersizler ve görevler aracılığıyla kendi fiziksel dinamiklerini ve sınırlarını keşfetme imkânı bulacaklar.

    Silvia Farias Heredia ile Pina Bausch Laboratuvarı (6-7 Eylül):
    Pina Bausch’un efsanevi Tanztheater Wuppertal topluluğunun ana dansçısı Silvia Farias Heredia, sahnede bedenin şiirselliğini ortaya çıkaran performanslarıyla tanınıyor. Heredia, şimdi yoğun istek üzerine yeniden 6-7 Eylül 2025 tarihlerinde Türkiye’de olacak. Atölye boyunca Pina Bausch’un mirasını taşıyan hareket pratikleri ile katılımcılarla sahnede varoluşun duygusal ve fiziksel boyutlarını birlikte araştıracak.

    0
    0
    1214
  • 06-08-2025

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Paris’in en köklü sanat kurumlarından Cité Internationale des Arts’daki Türkiye Atölyesi, 2026 yılından itibaren görsel sanatçıların yanı sıra müzisyen ve edebiyatçıları da ağırlayacak. Program için başvurular 2 Ekim’e kadar devam ediyor.

    Türkiye’den sanatçılara Paris’te üçer aylık dönemlerde yaşama ve çalışma fırsatı sunan Cité Internationale des Arts Türkiye Atölyesi yeni döneminde görsel sanatlar, deneysel film, tasarım, performans sanatı, müzik ve edebiyat gibi çeşitli disiplinlerde çalışan kültür-sanat üreticilerine açık olacak. Programdan her yıl ocak-mart, nisan-haziran, temmuz-eylül ve ekim-aralık dönemlerinde toplam iki görsel sanatçı, bir müzisyen ve bir edebiyatçı yararlanacak.

    Programa davet edilecek sanatçıları açık çağrı yöntemiyle belirleyecek seçici kurullar, görsel sanatlar alanında Çelenk Bafra, Sena Başöz, Özer Dicle, Kevser Güler ve Yasemin Özcan; müzik alanında Yeşim Gürer Oymak, Rana Uludağ ve Ahmet Uluğ; edebiyat alanında ise Yiğit Bener, Didem Ermiş Sezer ve Sibel Oral’dan oluşuyor. Seçici kurulların yapacağı ilk elemelerin ardından ikinci aşamaya kalan adaylar kurul üyeleri ve İKSV ekibiyle, pratikleri ve Cité Internationale des Arts Türkiye Atölyesi’nde yapmak istedikleri projeler hakkında konuşmak üzere görüşmelere davet edilecek.

    ​Programa 2 Ekim saat 17.00’ye kadar buradan başvurabilirsiniz. Detaylı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1175
  • 06-08-2025

    Yazar Sara Stanley’nin 3 yaştan 11 yaşa kadar felsefi oyunlarla çocukların yaşamın büyük sorularına dair derinlemesine anlayış geliştirmeleri için bir rehber niteliği taşıyan kitabı Neden Düşünmeliyiz?, Kurtul Gülenç, Mete Han Arıtürk, N. Petek Boyacı’nın çevirisiyle Dinozor Çocuk’tan çıktı.

    Neden Düşünmeliyiz? kitabı, 3-11 yaş grubuyla çalışan eğitimcilerin sınıflarını; düşünmenin, sorgulamanın ve akıl yürütmenin oyun kadar doğal hâle geldiği alanlara dönüştürmesine güvenle rehberlik edecek.

    Stanley bu eserde şunları keşfediyor:
    - Felsefi oyunun etkinlikler, oyunlar ve ebeveyn katılımıyla nasıl en iyi hale getirileceği,
    - İlham verici durum çalışmaları,
    - Kolaylaştırıcı teknikler ve felsefi kavramlara dair bilgiler,
    - Önerilen kitap ve kaynak listesi, testler, düşünme oyunları ve faydalı web bağlantıları,
    ​- Günlük düşünmeyi tetikleyen “soru panosu” etkinlikleri.

    0
    0
    943
  • 05-08-2025

    Türk blues-rock müziğinin efsanevi ismi Yavuz Çetin, 12 Ağustos Salı akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek “Ustalara Saygı: Yavuz Çetin Anma Senfonisi” konseriyle anılacak.

    ​Söz yazarı, besteci ve şarkıcı Yavuz Çetin, aramızdan ayrılışının 24. yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı’na (İBB Kültür) bağlı İBB Orkestra tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı: Yavuz Çetin Anma Senfonisi” konseriyle anılacak. Konserde; Ceylan Ertem, Hayko Cepkin, Kaan Tangöze, Nejat Yavaşoğulları, Akın Eldes, Pentagram gibi önemli isimlerle birlikte sanatçının oğlu Yavuzcan Çetin’in de sahne alacak. Konserde Yavuz Çetin’in besteleri Neyzen Özsarı’nın orkestrasyonuyla senfonik bir forma bürünecek.

    0
    0
    2761
  • 05-08-2025

    Bağımsız sanat inisiyatifi halka sanat projesi’nin 2025 yaz sergisi “Küçük Çanlar Çınladığında”, 5-26 Ağustos tarihleri arasında Datça’da yer alan Maison Magi’de sanatseverlerle buluşacak.

    Pandemi sonrasında, Gümüşlük Akademisi, Yaykoop Kadıköy ve Bodrum Deniz Müzesi gibi kurumların ev sahipliklerinde sergi, sanatçı buluşması ve performanslar gerçekleştiren halka sanat projesi, bu kez Datça’nın yeni kültür-sanat mekânı Maison Magi ile iş birliği yapıyor. “Küçük Çanlar Çınladığında” sergisi, şiirle görsel sanatların görünen ve görünmeyen bağlarını irdeliyor. Sergi kapsamında Doğu Çankaya, Evren Erol ve İpek Çankaya yaratıcı süreçlerine ilham veren şairlerin izlerini sürüyorlar. Arthur Rimbaud, Konstantinos Kavafis, Paul Eluard, Dylan Thomas, Thiago de Mello, Mustafa Köz, Birhan Keskin ve Didem Madak’un dizelerinde buldukları öznel yankılara odaklanan sanatçılar, bu şairlerden aldıkları çağrılara resim, heykel ve metin-temelli üretimleriyle yanıt veriyorlar. Sergi geçmiş, bugün ve gelecek ile kurulan bağları; hatırlamak, temize çekmek, harekete geçmek ve keşfetmek gibi temalara göndermelerde bulunarak ele alıyor.

    Ortaya çıkan işlerin kendiliğinden beliren ortak paydaları, benzer hassasiyetler ve ifade biçimlerinin doğal kesişimleri serginin dilini oluşturuyor. Küçük çanların çınlaması gibi sergi de gürültü koparmak yerine, çok bağıranın değil söyleyecek sözü olanın sözünü öznel ve lirik bir dille görünür kılmaya odaklanıyor.

    “Küçük Çanlar Çınladığında” sergisini 5-26 Ağustos tarihleri arasında Maison Magi’de ziyaret edebilirsiniz. Doğu Çankaya, Evren Erol ve İpek Çankaya’nın katılımıyla gerçekleşecek sanatçı söyleşisi ise 6 Ağustos Çarşamba saat 18.30’da gerçekleştirilecek.

    Künye:
    1. İpek Çankaya. Bellek Hatırladığı Kadar
    2. Dogu Çankaya. Ben bir başkasıdır
    ​3. Evren Erol. Rüzgara Güven

    0
    0
    977
  • 05-08-2025

    İrem Uzunhasanoğlu’nun okurunu kadınların ve aşkın doğasına derinlemesine bir yolculuğa davet ettiği yeni romanı Bir Aşkın On Günü, Doğan Kitap’tan çıktı.

    “Bir masal kahramanı gibi uykuya dalmış adam ve sevdiği adamın uyanmasını bekleyen kadın... Mücadelelerle dolu hayatlarında aşmaları gereken son bir eşik var.
    Aşklarına şahitlik eden on nesne ve on gün. Peki bu on günün sonunda aşk mı kazanacak, yoksa ayrılık mı?
    Hayatına giren bütün erkeklerden ayrılığı öğrenen Aylin, kendisini ilk kez aşka inandıran Aykut’u kaybetmenin eşiğindeyken, bir yandan da kördüğüm olmuş sırlar, geçmişin karanlık gölgeleri ve yalanlarla boğuşmaktadır.
    Kendinden bir kadın yaratmaya ve aşka cesaret etmeye dair büyülü bir senfoni... Bir kader motifine dönüşen ayrılık döngüsüne kuvvetli bir isyan... Sessizlikle, hafızayla ve sabırla örülmüş derin bir aşk hikâyesi.”

    0
    0
    1188
  • 04-08-2025

    Harold Pinter’ın zamanlar üstü oyunu Küller Küllere, üç sezondur genç tiyatro topluluğu Müphem Tiyatro tarafından sahneleniyor. Farklı mekânlarda sergilendikten sonra nihai sahnesini Postane’de bulan oyun, Cem Burçin Bengisu’nun rejisiyle izleyiciyle buluşuyor.

    ​Soykırım, ayrımcılık ve tahakküm gibi ağır temaları, iki sevgili arasında geçen doğrusal olmayan diyaloglar aracılığıyla ele alan Küller Küllere, gerçek ile düşsel olanı ustalıkla iç içe geçirerek izleyiciyi sürekli uyanık tutuyor. Bengisu’nun rejisi, insanlık tarihi boyunca yaşanmış soykırımları anımsatarak, çağdaş hiyerarşik ilişkilere yönelik melankolik bir perspektif sunuyor.

    0
    0
    18
  • 04-08-2025

    Türkiye’nin uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul, 20. edisyonuna özel olarak Amerika’daki çağdaş sanat galerileri ve sanat profesyonellerini iki gün sürecek Focus America programı kapsamında sanatseverler ile bir araya getirecek.

    24-28 Eylül tarihleri arasında Akbank ana sponsorluğunda düzenlenecek Contemporary Istanbul, Focus America’ya ek olarak Ontario Sanat Galerisi, Toronto Sanat Bienali, Kanada Ulusal Galerisi, Montreal Güzel Sanatlar Müzesi ve MAC Montreal ile koleksiyonerler, küratörler ve sanat profesyonelleri için de yeni iş birliklerine ev sahipliği yapacak. Bu yıl, Brooklyn Müzesi, Guggenheim Müzesi, MoMA ve Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra New York, Seattle ve Kaliforniya’da bulunan çeşitli özel koleksiyonerler konuklar arasında yer alıyor.

    Davetli galeriler arasında; Amanita (New York), Heft Gallery (New York), Revolver Galería (New York / Buenos Aires), Madison Gallery (California), Leila Heller Gallery (New York / Dubai), Pontone / Friedrichs Pontone (New York / London) seçkin sanat kurumlarının müze direktörleri ve temsilcileri yer alıyor.

    Focus America kapsamı özelinde, New York merkezli Perulu-Amerikalı sanatçı Grimanesa Amorós tarafından gerçekleştirilen ve mekâna özgü bir ışık yerleştirmesi olan Passage & Maritime eserlerini Contemporary Istanbul’da sergileyecek. LED teknolojisini kullandığı büyük ölçekli heykelleriyle tanınan sanatçının Passage eseri, Çinili Han’ın geçiş salonu olan ve The Peninsula Hotel’in saat kulesi ile lobisi olarak hizmet veren alana yerleştirilecek. Amorós’un çalışması, İstanbul’un bir geçiş ve değişim mekânı olarak önem taşıdığı bir konumda yer alıyor. Kırmızı LED tüpler, özel aydınlatma dizileri ve yansıtıcı yüzeyler kullanan sanatçı, kentin şekillenmesinde rol oynayan duygu akışlarını, hafızayı ve zamanı çağrıştırıyor.

    Passage, mimarinin hareketi ve dönüşümü nasıl özümsediğini yansıtırken, ayrılış ve varış, iç ve dış mekân, geçmiş ve şimdi arasındaki ikilikleri aydınlatıyor. Latince kökenli “denize ait” anlamındaki maritimus kelimesinden türeyen Maritime ise denizlerin ve suların ritmik biçimdeki hareketliliğini yansıtırken aynı zamanda hafızayı, hareketi ve ışığı geniş coğrafyalara uzanan fiziksel, tarihsel ve duygusal araçlar olarak temsil ediyor. Maritime insan ruhunun keşfetme arzusunu—sanatçının deyimiyle “bilinmeyene duyulan romantik ilgiye odaklanıyor.

    ​24-25 Eylül tarihlerinde Contemporary Istanbul Vakfı (CIF), her yıl düzenlenen konuşma programı CIF Dialogues 2025’e ev sahipliği yapacak. Bu yılın teması olan “Dağılan Koordinatlar: İstanbul ve Değişen Sanat Peyzajı”, kültürel aktörlerin jeopolitik, teknolojik ve toplumsal konulara nasıl yanıt verdiklerini ele alıyor.

    0
    0
    2357
  • 04-08-2025

    Anna Laudel, multidisipliner sanatçı Tuğçe Diri’nin desen odaklı üretiminden doğan “Sessiz Tanıklar” adlı yeni sergisini 8-31 Ağustos tarihleri arasında Bodrum galerisinde sanatseverlerle buluşturuyor.

    Tuğçe Diri’nin desen merkezli pratiğinden beslenen “Sessiz Tanıklar” sergisi, Doğu ve Batı sanatındaki sessiz figürlerin taşıdığı simgesel anlamları bugünün gözünden yeniden yorumluyor. Eserlerinde ortak tarih, hafıza, gelenek, evrensellik ve zanaat gibi kavramlara sıkça odaklanan sanatçı, bu sergide de bu öğeleri etkileyici biçimde işliyor. Geçmişten bugüne sessizliğin taşıdığı anlamları açığa çıkararak izleyiciyi doğrudan sorgulamaya ve yüzleşmeye davet eden sanatçının yeni seçkisi, doğaya, masumiyete ve bastırılmış olana saygı duruşu niteliği taşıyor.

    “Sessiz Tanıklar”, sessizliği iki yönlü bir kavram olarak ele alıyor. Egemen yapılar karşısında güç sahibi olup konuşmamayı seçenlerin “masum olmayan” suskunluğu ve sesi duyulmayan, kendini ifade edemeyenlerin “bastırılmış tanıklığı”. Dua eden insan figürlerinden, ses çıkaramayan hayvanlara uzanan imgeler aracılığıyla bu anlatıyı ören sanatçı, izleyiciyi hem egemen yapılar karşısındaki “suskunluk hâliyle” hem de “masum olmayan” tanıklıkla yüzleştiriyor. Diri’nin tarih ve hafıza ekseninde şekillenen anlatısı; figüratif ve simgesel katmanların iç içe geçtiği, çağdaş bir tanık olma arşivine dönüşüyor.

    Seçkide sanatçı, 15. yy saray nakkaşlarının geliştirdiği “saz üslubu” ve fırça konturlarının genel resmi oluşturduğu, “kalem-i siyah” resim tekniğini kullanıyor. Bu teknik ile, aynı dönemde Batı resminde sıkça karşılaştığımız ikonografik figürleri yorumlayan katmanlı bir anlatı oluşturan Tuğçe Diri, iki boyutluluk ve derinlik hassasiyetiyle oluşturduğu özgün dili ile günümüzün küresel sorunlarına sessiz ama güçlü bir tanıklık sunuyor. Sergide yer alan yaklaşık 10 yeni eser grafit kalem, metal, akrilik ve yağlı boya gibi farklı malzemelerle geleneksel ve çağdaş teknikleri buluşturuyor. Sanatçının sınırlı sayıda hazırladığı litografi baskılar da serginin görsel çeşitliliğini ve teknik zenginliğini tamamlıyor.

    Sanatçı, “Sessiz Tanıklar” serisinde yer alan Dürer’e Saygı adlı eseriyle de Albrecht Dürer’in ünlü Dua Eden Eller çizimine çağdaş bir gönderme yapıyor. Diri, bu ikonik form aracılığıyla güncel adaletsizlikleri görünür kılarken, aynı zamanda iyiliğe duyulan umudu da vurguluyor.

    ​Künye: Courtesy of the artist and Anna Laudel Gallery. Photo by Hadiye Cangökçe

    0
    0
    930
DAHA FAZLA
Geldanlage