
Salt Beyoğlu’ndaki “Hayvanların Yaşamı” sergisi kapsamında hazırlanan “Bir Nefesin İzinden” başlıklı gösterim programı 3 Temmuz’da Açık Sinema’da başlıyor.
Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın “Hayvanların Yaşamı” sergisi kapsamında düzenlenen “Bir Nefesin İzinden” başlıklı gösterim programı, insanların hayvanlar ile ortak varoluşuna dair soruları merkeze alıyor. Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleştirilecek program; yaşamı, değeri ve karşılıklı bağımlılığı nasıl tanımladığımızı sorgulayan belgesel filmlerden oluşuyor. Programın adı ise Latince anima’dan türetilen ve “nefes, ruh” anlamlarına gelen hayvan sözcüğünün etimolojik kökenine gönderme yapıyor.
3 Temmuz Perşembe saat 19.00’da gösterilecek Cow [İnek], bir süt ineğinin dünyasını ve günlük yaşamını keşfe çıkıyor. 5 Temmuz Cumartesi saat 18.30’da gösterilecek Butenland, eski bir mandıracı ile hayvan hakları savunucusunun geleneksel bir çiftliği ineklerin ve diğer hayvanların meta olarak görülmeden özgürce yaşadığı bir sığınağa dönüştürmesini belgeliyor. 17 Temmuz Perşembe saat 19.00’da gösterilecek Kala Azar, evcil hayvan cesetlerini toplayan bir çift üzerinden türler arası bağları, yas ve bakım pratiklerini inceliyor.
Seçki, hem insanın farklı türler arasındaki yerini yeniden düşünmeye hem de ihtimam, empati ve ortak kırılganlığa dayalı ilişki biçimlerini tahayyül etmeye yönelik perspektifleri bir araya getiriyor. Joanna Zielińska ile Salt’tan Alâ Taleb tarafından hazırlanan program herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. “Hayvanların Yaşamı” sergisi ve paralelindeki gösterimler ile konuşmalar 10 Ağustos’a dek Salt Beyoğlu’nda devam edecek.
Künye:
1. Cow [İnek] (2021) filminden bir kare ©Kat Mansoor
2. Butenland (2019) filminden bir kare ©Marc Pierschel, blackrabbit images
3. Kala Azar (2020) filminden bir kare ©Digna Sinke, Konstantinos Kontovrakis, Giorgos Karnavas
4. My Garden of a Thousand Bees [Bin Arılı Bahçem] (2021) filminden bir kare ©Martin Dohrn / Passion Planet
Çizer-ressam Selçuk Demirel ve yazar Lyliane Adra’nın hazırladığı baskı, gözetim, hafıza kaybı ve bireysel direniş gibi günümüzün evrensel meselelerine değinen çağdaş fabl Uzak Bir Ülkede, Okuyan us Yayınevi’nden çıktı.
Uzak Bir Ülkede kitabı, çizginin sessiz ama güçlü anlatımını gözler önüne seriyor. Kitabın Fransızca orijinal metni, çevirmen Melike Aydın tarafından Türkçeye kazandırıldı. Uzak Bir Ülkede; birey - iktidar ilişkisine, hafızanın yok edilişine, baskıcı sistemlerin absürtlüğüne ve belirsizlikle kuşatılmış bir ülkenin karanlık mizahını evrensel bir anlatı ile okurlarına sunuyor.
Yemyeşil tepelerin ardında, kıvrak nehirlerin çevrelediği, uzak ve büyülü bir ülkede tuhaf bir şey olur: Yeni başkanın karanlık bir sırrı ortaya çıkar ve ardından inanılmaz bir karar alınır; okumak artık yasaktır! Kitapların sessizliğe gömüldüğü, kelimelerin saklandığı bu ülkede, birkaç cesur çocuk çıkar ortaya. Merakları, hayal güçleri ve ellerinden hiç bırakmadıkları umutlarıyla sadece kendi kaderlerini değil, bir ülkenin geleceğini de değiştirmeye kararlıdırlar.
“Sözcükler canlanıp verimli topraklara ekilen tohumlar gibi zihinlerde kök saldı.”
Su hakkı ve suyun paylaşımı üzerinden uygarlık ve barbarlık hikâyeleri anlatan “Sudan Sebepler” başlıklı karma sergi, Cendere Su Pompa İstasyonu’nun İBB Miras tarafından yapılan restorasyonuyla şehre kazandırılan Cendere Sanat Müzesi’nde 15 Ekim’e kadar sanatseverlerle buluşuyor.
İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla düzenlenen “Sudan Sebepler” sergisi, suyun adil paylaşımı olmadan ortak bir gelecekten söz edilemeyeceğine dikkat çekiyor. Küratörlüğünü Ezgi Bakçay ve Sena Tural’ın üstlendiği “Sudan Sebepler” sergisinde 14 sanatçının eserleri yer alıyor. Suya hem bir kaynak hem de bir emanet olarak bakılması gerektiğini vurgulayan “Sudan Sebepler”, suyun yalnızca yaşam kaynağı değil; aynı zamanda kültürlerin, inançların ve sanatın taşıyıcısı olduğu fikrinden yola çıkıyor. İnsanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar suyun taşıdığı çok katmanlı anlamları görünür kılan sergi, sanatseverleri bu kadim varlığın izinde düşünmeye ve hissetmeye davet ediyor. Mezopotamya’dan Nil’e, Ganj’dan Sarı Nehir’e kadar medeniyetlerin suyla kurduğu ilişkilerden ilhamla oluşturulan “Sudan Sebepler” sergisi, suyun kültürel, ekonomik, mitolojik ve sanatsal boyutlarını bir arada ele alıyor.
Suyun efsanelerdeki arındırıcı gücünden mitlerdeki doğurganlığına; savaşların başladığı ve barışların yapıldığı pınarlardan sanatın ilhamına kadar uzanan bir anlatı kurgusu, sergideki eserlerle hayat buluyor. Sergi Arzu Arbak, Aşkın Ercan, Bahadır Yıldız, Bedia Ekiz, Bünyamin Bozkuş, Cemil Cahit Yavuz, İlgen Arzık, Kemal Tufan, Özcan Yaman, Seniha Ünay, Serkan Yüksel, Sevgi Akyüz, Yağmur Çalış ve Zeynep Doğa Karabulut’un eserlerinden oluşuyor.
Salih Korkut Peker ve Hayko Cepkin’in ortak çalışması “Bütün Kabahat Gecede” Gülbaba Records etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
Saba makamı üzerine kurulu saykodelik bir yolculuk sunan şarkı, Anadolu’nun kadim makamları ile modern ses dünyasını buluşturan Salih Korkut Peker ve Türkiye’nin en özgün vokallerinden Hayko Cepkin’i bir araya getiriyor. Hayko Cepkin’in etkileyici vokal performansıyla dikkat çeken parça hem geçmişin tınılarına hem de bugünün enerjisine kulak veriyor. Geleneksel Türk müziğini progresif bir anlayışla yeniden yorumlayan şarkı, geceye, içe dönüşe ve kabullenişe dair kara-komik bir anlatı kuruyor.
Salih Korkut Peker ve Hayko Cepkin imzalı “Bütün Kabahat Gecede” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.
Jessica Andrews’un aidiyetle özgürlük arasında bocalayan bir ruhun portresini çizdiği, genç bir kadının kendini arayış hikâyesini anlattığı romanı Tuzlu Su, Sena Dalgıç’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.
Tuzlu Su, Londra’nın yoğun temposundan kaçarak Kuzey İngiltere’nin kırsalına sığınan ve burada geçmişiyle, ailesiyle ve kendi kimliğiyle yüzleşen Lucy’nin hikâyesini anlatıyor. Roman, genç bir kadının büyüme sancılarını samimi ve çarpıcı bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.
Gitgide erişilmez olmaya başlayan bir anneye özlem, hayalet gibi silikleşmiş bir babayı hayatın farklı evrelerinde kabullenme çabası… Geçmişin gölgelerinden sıyrılmak ve kendine ait bir yer bulmak isteyen Lucy, zamanın ve mekânın derinliklerinde kaybolmaya çalıştıkça aslında kendine dokunmaya başlıyor.
“Her şey bedenlerimizle başlar. Birbirine dokunan tenlerimizle.”
İrlandalı post-punk grubu Fontaines D.C., Epifoni ve Uru organizasyonuyla 29 Haziran’da KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.
Grian Chatten (vokal), Conor Curley (gitar), Conor Deegan III (bas), Tom Coll (davul) ve Carlos O'Connell’den (gitar) oluşan Fontaines D.C., İstanbullularla buluşmaya hazırlanıyor. Konser öncesinde sahnenin açılışını, post-punk ve noise rock etkilerini sert bir sound ile sunan, yeraltı sahnesinin yeni isimlerinden Yangın yapacak. Sonrasında ise sahneye Jakuzi çıkacak. Synth-pop, darkwave ve new wave tınılarını kendine has bir sound ile harmanlayan Jakuzi, Fontaines D.C. öncesinde dinleyicilerle buluşacak.
Yeni nesil post-punk rüzgarının öncü isimlerinden Fontaines D.C, 2022 tarihli Skinty Fia albümüyle dünya çapında başarı kazandı. 2014 yılında Dublin’in sokaklarında doğan Fontaines D.C., son albümü Romance’le dikkatleri üzerine çekti. Grubun bu yılın başında gelen It's Amazing To Be Young teklisi ise çok sevildi.
Fontaines D.C. ismindeki “D.C.” ifadesi “Dublin City”nin kısaltılması. Grup, kökenlerine ve müziklerinde sıkça yer verdiği Dublin kültürüne olan bağlılıklarını bu şekilde ifade ediyor. Post-punk, goth ve alternatif rock gibi çeşitli müzik türlerinden etkilenerek kendi müzikal kimliklerini oluşturan grup, tüm bu müzikal etkileşimleri, İrlanda kültürü ve tarihi ile birleştirerek özgün bir ses ortaya koyuyor. Kısa sürede Grammy, Mercury gibi prestijli ödüllere aday olan grup, “En İyi Uluslararası Grup” kategorisinde Brit Ödülü’nü kazandı.
29 Haziran Pazar akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Fontaines D.C. konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Artopol Global Signatures, O4 Gallery iş birliğiyle, İranlı sanatçı Farhad Abdi’nin Zahra Habibizad küratörlüğündeki “To Become A Tree” başlıklı kişisel sergisini 3-16 Temmuz tarihleri arasında 42 Maslak’taki mekânında sanatseverlerle buluşturacak.
İzleyicisini bir görüntüden daha çok bir düşünceye davet eden Farhad Abdi, doğayı bir temsil ya da tema olarak ele almaktan öte, onunla sessiz bir diyalog kuruyor. Abdi, bu seçkisiyle izleyiciyi doğanın yalnızca bir tema değil, aynı zamanda bir varoluş biçimi olduğu şiirsel ve meditatif bir dünyaya çağırıyor. Ağaç metaforuna köklenen seri; sessizlik, yalnızlık, direniş ve yenilenme temaları etrafında şekilleniyor. Güçlü siyah çizgiler, toprak tonları ve sade formlar hem bedeni hem de manzarayı çağrıştırarak görünmeyen büyümeyi, içsel gücü ve sessiz dönüşümü simgeliyor. Kompozisyonlar, bireysel duruşlarla birlikte yakınlaşan formlar aracılığıyla güven, bağ ve sessiz dayanışma duyguları taşıyor. Figürler insan bedenini andırıyor; damar gibi uzanan formlar görünmez bir enerjiyle yayılıyor ve bu hâliyle ağaç artık sadece doğaya ait değil, bedenin, nefesin ve iç dünyanın bir sembolü hâline geliyor.
Tarihçi Roger Crowley’nin Venediklilerin 500 yıla sığdırdıkları zaferini ve kayıplarını bir roman tadında kaleme aldığı tarih kitabı Servet Şehri Venedik, Alperen Soysaldı’nın çevirisiyle April Yayıncılık’tan çıktı.
1453-Son Büyük Kuşatma ve İmparatorların Denizi Akdeniz’in yazarı Roger Crowley, Akdeniz dünyasıyla ilgili birincil kaynaklara ve titiz araştırmalara dayanan başucu eserlerinin efsane ismi.
“Venedikliler nasıl oldu da bataklık sakinleriyken Akdeniz’in en büyük gücü haline geldi? Haçlı Seferleri’nde oynadıkları rol hangi yönleriyle tarihi baştan şekillendirdi? Ticarette imza attıkları ilkler, vebayla mücadeleleri, deniz savaşlarında kazandıkları ve kaybettikleri sömürgecilik tarihini nasıl yazıp çizdi?” Sorularının cevaplarını buluyor Crowley. Okurlar Venediklilerin hikâyesini okudukça, bugünün servet imparatorluklarını daha iyi anlayacak.
“Venedik’in imparatorluğa uzanan yolunun taşları, olağanüstü bir süreçte döşendi: 1204’te Konstantinopolis’in yağmalanması, Cenevizlilerle süren ölümüne rekabet ve Osmanlılara karşı verilen korku dolu mücadele. Aziz Markos’un aslanlı bayrağı altında Venedik, limanlar ve deniz üslerinden oluşan bir imparatorluk kurarak dünyanın tüm mallarını rıhtımlarına akıttı. Bu süreçte, satın aldığı, ticaretle edindiği, ödünç aldığı ve çaldığı her şeyle dünyanın en zengin şehrine dönüştü.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından +1’in katkılarıyla düzenlenen +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali için 28 ve 29 Haziran’da müzikseverlerle buluşacak.
+1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin ilk gününde, ikonik albümünün ilk çeyreğini AIR Play Moon Safari turnesiyle taçlandıran Fransız ikili AIR; French Touch akımına yeni bir ivme kazandıran Marsilyalı prodüktör Simon Henner’ın solo projesi French 79; deneysel, progresif rock müziğiyle Gevende ve Britanyalı müzisyen William Dorey’nin stüdyo projesi, funk, reggae ve saykedelik rock ağırlıklı Skinshape yer alıyor. Festivalin ikinci günü kapanışını, bulutların üstüne çağıracak bir performansla “shoegaze” türünün efsanesi Slowdive yapacak. Öncesinde enerjik CLUB NF ritimleriyle festivali dans pistine çevirecek NEIL FRANCES; Anadolu saykedelyası ve zekice sözleri bir araya getiren Lalalar ve indie rock’un Liverpool çıkışlı ikilisi King Hannah sahne alacak.
Cumartesi +1 Komedi Sahnesi, Seda Yüz, Ozan Akyol ve Özge Özel’i ağırlayacak. Pazar günü ise Deniz Alnıtemiz, Yavuz Günal ve Samet Karadeniz, müzik aralarına katılımcılarla buluşuyor.
Bu yıl 28 ve 29 Haziran’da Bonus Parkorman’da gerçekleştirilecek +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
+1 Sunar: Gezgin Salon Festivali Programı:
28 Haziran Cumartesi
15.00 Kapı açılışı
15.00 DJ set: Venus Exotica
17.00 Skinshape
18.00 +1 Komedi Sahnesi: Özge Özel
18.30 Gevende
19.45 +1 Komedi Sahnesi: Ozan Akyol
20.15 French 79
21.30 +1 Komedi Sahnesi: Seda Yüz
22.00 AIR Play Moon Safari
29 Haziran Pazar:
15.00 Kapı açılışı
15.00 DJ set: ZOZO
17.00 King Hannah
18.00 +1 Komedi Sahnesi: Samet Karadeniz
18.30 Lalalar
19.45 +1 Komedi Sahnesi: Yavuz Günal
20.15 NEIL FRANCES CLUB NF
21.30 +1 Komedi Sahnesi: Deniz Alnıtemiz
22.00 Slowdive
Enis Akın’ın İkinci Yeni şairleri arasında Turgut Uyar’ın rolünü belirlerken onun şiirindeki gelişim çizgisini vurguladığı çalışması Turgut Uyar Şiirinin Oluşumu, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Akın, modern şiirimizin tarihindeki akımların/hareketlerin niteliğini ve Turgut Uyar odağında İkinci Yeni şiirinin ortaya çıkışıyla yaşanan dalgalanmaları inceliyor.
Kitap “Turgut Uyar’ın hem İkinci Yeni içindeki hem önceki-sonraki kuşaklar bakımından yeri neresidir, günümüz şiirini hangi yönleriyle etkiledi, B. Karasu’ya yakınlığını yahut A. İlhan’a uzaklığını nasıl anlamalı, şiirde neleri denedi, acemiliklerin efendisi ya da ustalıkların acemisi olmak ne demekti, toplumsal siyasal gelişmeler karşısında ne yaptı, kişiliğini neler belirledi, aile hayatı nasıldı?” gibi sorulara yazılı/sözlü kaynaklarla yanıtlar arıyor ve bulduklarını tartışıyor.