GÜNDEM
  • 13-02-2026

    Elektronik müziğin sınırlarını sürükleyici görsel işitsel deneyimlerle yeniden tanımlayan Anyma, 12 Eylül’de Only You Live organizasyonuyla Ataköy Marina Arena’da müzikseverlerle buluşacak.

    Amerikalı elektronik müzik prodüktörü ve DJ Anyma, 2026 ‘ÆDEN’ Global Tour kapsamında İstanbul’a geliyor. Coachella 2026’daki headliner performansıyla yeni canlı şovunu ilk kez tanıtan Anyma, bu konserle Türkiye’ye bugüne kadarki en kapsamlı ve sinematik canlı setlerinden biriyle dönüyor. ÆDEN, bir konser olmanın ötesinde; müzik, görsel sanatlar, teknoloji ve anlatının bir araya geldiği, tamamen sürükleyici bir deneyim sunuyor.

    Anyma, çağdaş elektronik müzik sahnesinde kendini yalnızca bir DJ ya da prodüktör olarak değil, aynı zamanda bütüncül bir sanat evreni tasarımcısı olarak konumlandırıyor. Canlı performanslarını tanımlayan hiper-gerçekçi görseller ve sinematik anlatım dili, müziğini kulüp sınırlarının ötesine taşıyarak çağdaş sanat alanına yaklaştırıyor. Minimal ve progresif elektronik ögeleri bir araya getiren Anyma’nın müziği; duygu ve atmosfer temalarıyla şekilleniyor ve dinleyiciyi yalnızca dans etmeye değil, güçlü ve dönüştürücü bir deneyimin parçası olmaya davet ediyor.

    ​Anyma konserinin biletleri 18 Şubat Çarşamba günü ön satışa, 19 Şubat Perşembe ise genel satışa açılacak.

    0
    0
    3294
  • 13-02-2026

    Kirkor Sahakoğlu’nun “DUEL” başlıklı kişisel sergisi 28 Şubat’a kadar İmoga Art Space’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Kirkor Sahakoğlu, sergide izleyiciyi insanın kendisiyle giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. “DUEL” sergisi, yazar Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler romanındaki “Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı” cümlesinden ilhamla şekilleniyor. Sergi; içerisi ve dışarısı, görünen ve saklı olan, benlik ve öteki arasındaki sınırların sürekli yer değiştirdiği bir yüzleşme alanı kuruyor.

    ​Felsefi açıdan adeta bir retrospektifi tanımlarcasına, varoluşçu bir anlayışla kurgulanan “DUEL”, izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine değil, aynı zamanda kişisel bir meydan okuma sürecine çağırıyor. Sahakoğlu, insanın en büyük mücadelesinin çoğu zaman dışarıda değil, kendi içinde yaşandığını hatırlatıyor; “Bu yüzleşmede insan kiminle düelloya girer? Ayna ile mi, yoksa aynadaki suretle mi?” sorusunu ortaya koyuyor. Sanatçı, izleyiciyi yüzleşmeye ve farkındalığa davet ediyor. Bu süreçte insanın kiminle mücadeleye girdiğini sorguluyor: Aynayla mı yoksa aynadaki suretle mi? Çok az insanın kendisiyle gerçek bir hesaplaşmaya girerek hakikati yakalayabildiğini vurgulayan Sahakoğlu, şöyle devam ediyor: “Bu düello sonuçta bir rakibin değil, arzuların alt edilmesidir. Zaten en büyük zafer kendine karşı kazanılan değil midir? En büyük rakip insanın kendisi değil midir?”

    0
    0
    898
  • 13-02-2026

    Sam McBratney’nin yazdığı, Anita Jeram’ın resimlediği yaşamı anlamlı kılan en güçlü duygunun koşulsuz sevgi olduğunu ve bunun asla ölçülemeyeceğini gösteren Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum adlı kitap Özlem Çolakoğlu’nun çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.

    “Ben seni buradan aydedeye, aydededen de buraya kadar SEVİYORUM!” ifadesiyle kalplere kazınan Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum, 57 dilde 60 milyondan fazla satarak üç kuşağın hafızasında yer etmiş zamansız bir klasik. Her yaştan okurun duygularını harekete geçiren kitap, yaşamı anlamlı kılan en güçlü duygunun koşulsuz sevgi olduğunu ve bunun asla ölçülemeyeceğini gösteriyor.

    “Bil bakalım, seni ne kadar seviyorum?” diye sordu Küçük Tavşan.
    “Bunu bilmem çok zor,” diye yanıtladı Büyük Tavşan.

    0
    0
    712
  • 12-02-2026

    “Müziğin Aydınlığı, Işığın Sesi” konserleriyle dikkat çeken Musicandle Concerts, ikinci yılını, 16 Şubat Pazartesi akşamı 20.30’da St. Antuan Kilisesi’nde vereceği özel konserle kutlayacak.

    Viyola sanatçısı Özlem Sevil’in kurucusu ve sanatçısı olduğu Musicandle Concerts, ikinci yıl konserinde konuk sanatçılar ve yüzlerce mum ışığı eşliğinde müzikseverlerle buluşacak. Bu özel konserin konuk sanatçıları ise Sertaç Çevikkol (fagot), Altuğ Tekin (korno), Senem Demircioğlu (mezzo soprano), İklim Tamkan (org), Irmak Tokgöz (perküsyon) ve Umut Yılmaz (ressam) eşlik edecek.

    Musicandle Concerts’in Türkiye’de ilk kez yüzlerce mum eşliğinde gerçekleştirdiği “Müziğin Aydınlığı, Işığın Sesi” konserleri, sanatın ve müziğin evrenselliğinden ilham alıyor. İki yıl önce başlayan konser serisi, ülkemizin kültürel ve tarihi mirasını uluslararası alanda görünür kılmayı ve klasik müziği daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor.

    Geçtiğimiz iki yılda yurt içinde ve yurt dışında birbirinden eşsiz konser salonlarında ve tarihi mekânlarda 58 kapalı gişe konser yapan Musicandle Concerts kuarteti, Ayşe Birden (keman), Aycan Küçüközkan (keman), Özlem Sevil (viyola) ve Funda Altun’dan (çello) oluşuyor. Konserlerin özenle belirlenen repertuvarları, Mozart, Albinoni, Albeniz, Handel, Bizet, Verdi ve Ravel’in bestelerini Türk eserleri, sevilen tangolar ve unutulmaz film müzikleriyle buluşturuyor. Mumlarla aydınlanan olağanüstü bir atmosferde sahne alan dörtlüye konuk solistler, bale ve modern dans sanatçıları eşlik ediyor.

    ​​Musicandle Concerts konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    912
  • 12-02-2026

    Green House Art Days oluşumunun üçüncü sergisi “Dağın Ruhu Bir Patikadır”, 7 Mart Cumartesi günü, Antalya Geyikbayırı’nda bulunan Greenhouse’da gerçekleşecek.

    Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu iş birliğiyle Melike Bayık küratörlüğünde düzenlenen sergi, Eser Epözdemir ve Handan Akyürek’i konuk ediyor. 24 saatlik bu sergi serisinin yeni edisyonu bir misafir sanatçı ağırlama deneyimine dönüşüyor. Sergiden iki hafta öncesinde Greenhouse’da, misafir sanatçı programı olarak planlanan edisyon özelinde araştırma ve üretimlerine başlayacak olan sanatçılar, bölgeyi deneyimleyerek güncel üretimlerinde yeni bakışları tartışmaya açacaklar.

    Şubat’ın son haftası başlayacak olan misafir sanatçı programında Eser Epözdemir ve Handan Akyürek, Geyikbayırı’ndaki nehirler, antik kent, dağlar, ormanlar üzerine kadim kültürlerin gündelik yaşamı içinde çalışmalarını sürdürecekler. Bu iki haftalık programda aynı zamanda Helene Olympe’nin Derin Zaman Yürüyüşü adlı psikocoğrafya etkinliği, Alican Abacı’nın Geyikbayırı’nı anlatan Uçurumun Kıyısında belgeseli gösterilecek. 7 Mart’ta ise 24 saatlik “Dağın Ruhu Bir Patikadır” sergisi açılacak.

    “Dağın Ruhu Bir Patikadır”, doğa ile kurulan ilişkinin yalnızca çevresel değil; etik, bedensel ve düşünsel bir mesele olduğunu vurguluyor. Doğaya hak tanımanın, yalnızca tabiatı korumak için değil; insanın yavaşlamayı, dinlemeyi ve sınırlarını kabul etmeyi öğrenmesi için olduğunu hatırlatıyor.

    Künye:
    1. Eser Epözdemir, Suya Bir Saygı Duruşu, El Yapımı Kitap_Asetat Kağıdı Üzerine Dijital Baskı, 9 Edisyon, 5 x 5 x 5 cm , 2024
    2. Handan Akyürek, Hatıralar (ön yüz), Ham pamuklu kumaş üzerine punch nakışı, 210 x 250 cm, 2025

    0
    0
    869
  • 12-02-2026

    Federico Campagna’nın Akdeniz’in binyıllardır felaketlerle yoğrulan tarihini mitoloji, felsefe ve edebiyatın iç içe geçtiği şiirsel bir metinle yeniden düşündüğü kitabı Akdeniz’in Hayal Gücü-Tarihten Kaçmak Üzerine Dersler, Burcu Tümkaya’nın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Campagna, Akdeniz’in melez yapısına, belli coğrafi sınır, kültür ve etnik kökenlere sığmayışına dikkat çekiyor. Dillere destan “Akdeniz ruhu”, felaket anlarına verilen tepkinin emaresi, “ne biri ne de öteki” olanların sağ kalma stratejisi sayılabilir mi? Akdeniz, kuraklık ve tufan gibi afetlerin yanı sıra kıtlık, fetih ve savaş gibi insan elinden çıkma felaket ve çalkantılarla binyıllardır yoğrulageliyor. Campagna, Akdeniz’in hayal gücü bakımından bereketli topraklarında dolaşırken, Antikçağın yaşamı ve dünyayı anlamlandırma çabasından hareketle koyulduğu yolda mitolojiyle felsefeyi, felsefeyle tarihi iç içe geçiriyor.

    ​Büyük İskender’in başka başka kültürlerdeki tezahürlerini, Roma İmparatorluğu’nun gölgesinde solmaya yüz tutan pagan düşünürleri, din savaşlarının ortasında aynı hikâyeleri başka dillerde dokuyup yaşatarak dünyalar kuran çevirmenleri, hain addedilen korsan, köle ve “dönme”leri, savaş borazanlarına kulak tıkayarak geçmişe de geleceğe de can veren yayıncı, sanatçı ve yazarları ele alıyor. Akdeniz halklarının kriz anlarında verdiği ölüm kalım savaşında sığındığı muhayyile kalelerini ve sonsuz katmanlarla zenginleşen bakış açılarını gözler önüne seriyor.

    0
    0
    822
  • 12-02-2026

    İbrahim Çiçek’in yönettiği, Rıza Kocaoğlu ve Tuğrul Tülek’in rol aldığı, İngiliz yazar Tim Foley’nin çağdaş tiyatronun dikkat çeken metinleri arasında yer alan Sürüklenmiş oyunu, 18 Şubat’ta Paribu Art’ta prömiyer yapıyor.

    Yapımcılığını Satsuma’nın üstlendiği Sürüklenmiş; 18 Şubat’ta gerçekleşecek prömiyerinin ardından 2 Mart’ta DasDas’ta, 9 ve 27 Mart’ta tekrar Paribu Art’ta 25 Mart’ta Bursa Baob’da sahnelenecek. Çok özlerken ayrı kalan iki çocuğun hikâyesini anlatan Sürüklenmiş; babalar ve oğulları, kardeşliği, gitmeyi ya da gidebilmeyi, suçlu hissetmeyi ve yas tutabilme becerisini ele alıyor. Minimal anlatımı ve güçlü diyaloglarıyla oyun, izleyiciyi hem karakterlerin iç dünyasına hem de kendi bekleyişlerine bakmaya davet ediyor.

    “Bir deniz…
    Bir baba…
    Batıklar, dalgalar, kirlilik…
    Flotsam, jetsam, patates kızartması…
    Bir cenaze, bir festival…
    Yalnızlık, sevmek, özlemek…
    Çok sevmek, çok özlemek…
    Ve ayrı düşmek.
    Yıllardır birbirinden uzak kalmış iki kardeş, ölüm döşeğindeki babalarıyla ilgili ne yapacaklarına karar vermek için bir sahilde bir araya gelir. Bu buluşma, yalnızca bir karar anı değil; geçmişle, suçlulukla ve bastırılmış duygularla yüzleşmenin de başlangıcıdır.
    Belki bir kurtarma hikâyesi.
    Belki de tam tersi.”

    Künye:
    Yazan: Tim Foley
    Çeviren/Yöneten: İbrahim Çiçek
    Oyuncular:  Rıza Kocaoğlu, Tuğrul Tülek
    Yapımcı: Alara Hamamcıoğlu Bayraktar
    Sahne ve Işık Tasarımı: Kerem Çetinel
    Kostüm Tasarımı: Nihal Kaplangı
    Müzik & Ses Tasarımı: Ömer Sarıgedik
    Koreografi: Taner Güngör& Ferhat Güneş
    Afiş konsepti ve fotoğraf: Ayşegül Karacan
    Grafik Tasarım: Ezgi Ulusoy
    Yönetmen Yardımcıları: Meltem Ceylan, Merve Aktürk
    Prodüksiyon Amiri: Ataberk Öğe
    Uygulayıcı Yapım: Lemur Company
    Yapım Asistanı: Sezin Mutlu

    Sahne Tasarımı Asistanı: Asya Başkan
    ​Yapım: Satsuma

    0
    0
    950
  • 12-02-2026

    Araştırma odaklı sanat projesi “Hatırlama Defteri”nin ikinci edisyonu, 1 Mart’a kadar Bayetav Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    “Hatırlama Defteri”, kadınların çocukluk dönemlerinden itibaren aile ve sosyal çevrelerinin bedenleri üzerinden yaptıkları ikazları içselleştirme süreçlerini, eril bakış, kimlik inşa süreçleri ve yabancılaşma etrafında ele alıyor. “Hatırlama Defteri”nin sanat üretim süreci, bedenin toplumsal, kültürel ve politik bağlamdaki anlamlarını sorgulayan feminist bellek araştırmasına dayanıyor. Kadınların kendi hikâyelerini ve deneyimlerini paylaşmalarına olanak sağlayan proje, hafızalarda iz bırakan bedensel ikazları görünür kılarken, bunların ortaya çıkarılması ve dönüştürülmesi için bir “hatırlama alanı” açıyor.

    “Hatırlama Defteri”, kadınların yaşadıkları duyguları ortaklaştırmayı, farkındalığı artırmayı ve bir aradalığı güçlendirmeyi amaçlıyor. Beden politikaları üzerinden kadınların uğradığı ayrımcılığın; sınıf, din/dil/ırk/etnik köken ve sosyal statü fark etmeksizin yaşandığını görünür kılmayı hedefliyor.

    ​Dilan Cudi Saruhan, Günseli Bakı, Jenny Berntsson, Özge Enginöz, Selin Atık, Sezgi Abalı, Seçil Yaylalı ve Şerife Aslan’ın; yurt içinde ve yurt dışında 40’dan fazla kadın ile gerçekleştirdikleri görüşmelerden yola çıkarak ürettikleri video, fotoğraf, desen, kolaj ve yerleştirmelerden oluşan projenin ikinci edisyon sergisi, 1 Mart tarihine kadar Bayetav Sanat’ta görülebilir.

    0
    0
    774
  • 12-02-2026

    Ledicia Costas’ın farklı olmanın büyük bir güç olduğunu gösterirken zorbalık karşısında boyun eğmek yerine cesaretle durmanın mümkün olduğunu hissettiren hikâyesi Ateşi Geri Getiren Çocuk, Iván R.’nin resimleri ve Murat Tanakol’un çevirisiyle İlk Genç Timaş’tan çıktı.

    Ateşi Geri Getiren Çocuk, “içindeki ateşi korumak” metaforunu çocuklara somut, güçlü ve unutulmaz bir dille anlatıyor. Aidiyet duygusunu sorgulayan çocuklara yalnız olmadıklarını hissettirirken gerçek dostluğun insanı nasıl ayakta tuttuğunu, karanlık, sisli ve zor zamanlarda bile umudu kaybetmemenin neden hayati olduğunu anlatıyor.

    Morgan sıradan bir çocuk değildi. Zaten sıradan bir çocuk olsaydı, bebekken Bayan Culpepper’in kapısının önünde, bir sepetin içinde ve böyle gizemli bir notla bulunmazdı, değil mi?

    'Beni sisin öteki tarafına götürün. Üç kız kardeşin evini bulun ve onlara güneşin kıvılcımının bende olduğunu söyleyin.'

    Üstelik Morgan’ın sağ omzunun üstünde, yalnızca onun görebildiği küçücük bir alev vardı. Hiç sönmezdi. Morgan ona Günışığı derdi.

    Ta ki bir sabah şehir, güneşi yutan koyu bir sisin içine hapsolana kadar… Sis dağılmadı, Günışığı solmaya başladı. İşte o zaman Bayan Culpepper notu hatırladı. Morgan, sisin ötesine geçmeliydi. Çünkü Günışığı ancak üç kız kardeşin evini bulursa yaşayacaktı. Kimsenin bilmediği şey ise o üç kız kardeşin gerçekte kim olduklarıydı.”

    0
    0
    743
  • 11-02-2026

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) yürütücülüğünde, Mercedes-Benz Türk’ün proje ortaklığında hayata geçirilen SaDe (Sanatçı Destek Fonu), 2026 döneminde de Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen genç sanatçıların yeni üretimlerini destekliyor.

    SaDe (Sanatçı Destek Fonu) için görsel sanatlar alanında (resim, heykel, seramik, fotoğraf, cam, illüstrasyon, çizim veya baskı teknikleri) üretim yapan 35 yaşını aşmamış sanatçılar, tasarı aşamasındaki projeleriyle 30 Mart’a kadar başvuru yapabiliyor. Başvurular arasından belirlenecek beş projeye fondan 5.000’er avro destek sağlanacak. Ayrıca sanatçılara, üretim süreçleri boyunca alanında uzman mentorlarla çalışma imkânı sunulacak ve projelerini kültür-sanat profesyonelleri, kurumlar ve üreticilerle bir araya gelerek geliştirmeleri sağlanacak.

    Değerlendirme süreci sanatçı ve akademisyen Şive Neşe Baydar, sanatçı Burçak Bingöl, sanatçı Sinem Dişli, sanat alanı yöneticisi ve sanatçı Erkan Özgen ile sanatçı ve akademisyen Evrim Kavcar’dan oluşan seçici kurul tarafından yürütülecek.

    ​SaDe (Sanatçı Destek Fonu) hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1965
DAHA FAZLA
Geldanlage