
Don DeLillo’nun babalara ve oğullara, yaşam ve ölümün çıkmazlarına dair sarsıcı ve düşündürücü romanı Sıfır K., Emirhan Burak Aydın’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.
DeLillo, bu romanda, zamanımızın bir resmini çiziyor ve eski bir soruyu yeniden ele alıyor: Niçin yaşıyoruz? Bu soru, bu romanda, niçin öldüğümüzü de kapsayan, neoliberal düzene karşıt bir zemine ve ancak Don DeLillo’nun altından kalkabileceği bir olay örgüsünün geri planına yerleşiyor.
Sıfır K, babası ile mesafeli bir ilişkisi olan ve oradan oraya savrularak yaşamak dışında bir iddiası bulunmayan Jeffrey Lockhart’ın babasının daveti üzerine ölümü kabul etmeyen ultra zenginlerin kurduğu bir merkeze ziyareti ile açılıyor. İnsanların ölümsüzlük satın alabildiği bir merkez burası, kriyoteknoloji vasıtasıyla yaşayanları donduran ve ileriki zamanlarda canlandırılmak üzere saklayan, ölümü ölümden yoksun kılan, çölün ortasında ve yeraltında bir yok-yer. Jeffrey’nin bu ilk ziyareti, Orta Asya’dan New York’a, soğuktan sıcağa, sanatın tesellisinden kalabalıkların ıssızlığına uzanan ve paylaştığımız bu korkunç ve güzel yaşamın kırılganlığını ortaya koyan bir macerayı başlatıyor.
“Ölmek, kırılması güç bir alışkanlıktır.”
19-24 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek DenizBank VoiceUp A Cappella Festivali, 25 ülkeden 600 müzisyeni İstanbul’un dört bir yanındaki sahnelerde buluşturacak.
Koro şefi Başak Doğan’ın kurucusu olduğu Vokal Akademi’nin, 120 kişilik gönüllü ekibiyle hayata geçirdiği festival; Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Lütfi Kırdar, Metrohan, Arter Arka Bahçe, kiliseler ve parklarda gerçekleşecek konserler, atölyeler ve panellerle katılımcılarla bir araya gelecek. İki yıllık hazırlık sürecinin ürünü olan program, aynı zamanda gönüllülük temelli bir emeğin eserini müzikseverlere sunuyor. Grammy ödüllü vokalist ve Pentatonix’in kurucularından Avi Kaplan’ın headliner olduğu festivalde, 25 ülkeden gelen, uluslararası arenanın en bilinen vokal müzik ustalarıyla genç müzisyenleri İstanbul’da bir araya geliyor. Festival, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mekân desteğiyle hayata geçiyor.
Festivalin sabah atölyeleri, dünyaca tanınan üç önemli şefin yönetiminde gerçekleşiyor: İspanya’dan koreografik vokal yaklaşımıyla bilinen Basilio Astulez, caz vokal aranjmanlarındaki yaratıcılığıyla dikkat çeken Hollandalı Merel Martens ve Güney Afrika’dan sahne enerjisi ve güçlü yorumlarıyla öne çıkan Stellenbosch korosunun şefi André van der Merwe. Bu atölyelere katılan şarkıcılar, festivalin kapanışında Lütfi Kırdar’da sahneye çıkarak birlikte ürettiklerini izleyiciyle paylaşacak. Öğleden sonraları düzenlenecek kısa atölyelerde, vokal doğaçlamada öncü Jim Daus Hjernøe, konser tasarımı uzmanı Astrid Vang-Pedersen, loop station’ı ustaca kullanıp kocaman bir koroya dönüşen FreePlay ikilisi gibi eğitmenlerle doğrudan çalışmak mümkün olacak. Festivalin diğer değerli atölye şefleri arasında; vokal perküsyon ve beden müziği üzerine çalışan KeKeÇa, çağdaş vokal düzenlemelerde uzman İngiliz şef James Rose, mikrotonal şarkıcılık üzerine uzman Fidan Kurt Kasapbaşı, doğaçlama ve hareket temelli şefliğiyle öne çıkan CheChe ve gençlik koroları şefi Daniel Barke, katılımcılara sınıf değil, gerçek bir stüdyo deneyimi yaşatacak.
DenizBank VoiceUp A Cappella Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Fellini Félin, Garanti BBVA Genç Konserleri kapsamında 4 Ekim’de Zorlu PSM’de konser verecek.
Etkileyici gitar melodileri, zengin elektronik altyapıları ve melankolik vokalleriyle bir araya gelen solo elektro-pop müziğiyle dikkat çeken Fellini Félin, samimi ve dans ettiren kendine özgü müziğini müzikseverlerle buluşturmaya İstanbul’a geliyor.
The Whitest Boy Alive, Todd Terje ve LCD Soundsystem gibi isimlerden ilham alarak etkileyici gitar melodileri, zengin elektronik altyapılar, sürükleyici ritimler ve melankolik vokallerle müziğini harmanlayan sanatçı, ilk albümüyle hayal edilmiş ama gerçekleşmemiş bir yolculuğun hissini müziğinde yaşatarak duygular arasında sade ama etkileyici bir anlatımı müzikseverlerle paylaşıy
4 Ekim’de Zorlu PSM’de, %100 Studio’da gerçekleşecek Fellini Félin konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
PASAJ İstanbul 2024 yılında başlattığı “Small Pains, Great Songs” (“Küçük Acılar, Büyük Şarkılar”) başlıklı projeyi 10 Ağustos’a kadar Gümüşlük Akademisi’nde sanatseverlerle buluşturuyor.
Proje, Bodrum’da yaşayan ve üreten on altı sanatçının katılımıyla toplam elli yedi sanatçının avuç içine sığacak büyüklükteki sanatçı kitaplarından oluşan özgün bir koleksiyon sunuyor. Kavramsal çerçevesini, PASAJ’ın kurucu üyelerinden Seçil Yaylalı’nın kurguladığı “Small Pains, Great Songs”, sanatçıların kişisel mücadelelerinden ve iç dünyalarındaki kırılmalardan beslenen bir sanatçı kitabı koleksiyonu izleyicilerle bir araya getiriyor. Her biri avuç içine sığabilecek boyutlardaki mini kitaplar, birbirinden farklı ve eşsiz dünyalar barındırıyor. Sanatçının içsel acılarından doğan büyük yaratıcılıklar küçücük bir objede vücut buluyor. Her kitap kendine has bir estetik dile ve duygusal derinliğe sahip. Proje sanatçılara özgür bir ifade biçimi olarak küçük kitaplara odaklanmalarını ve kendi pratiklerini bu kitaplarla görünür kılmayı öneriyor.
Projenin adı Theodor W. Adorno’nun Minima Moralia kitabında Heinrich Heine’nin Büyük kederlerimden küçük şarkılar yapıyorum şiirinden esinlenerek adlandırdığı “Küçük Acılar, Büyük Şarkılar” bölümünün başlığından geliyor. Adorno sanatın en derin, en etkili formlarının, sanatçının içsel acılarıyla hesaplaşarak ortaya çıktığını savunuyor. Bu bağlamda “Small Pains, Great Songs” büyük acıların küçük sanat eserlerine dönüşümünü sorguluyor, sanatçıların içsel hesaplaşmalarının izlerini taşıyor. Sergide her sanatçının tek edisyonlu, seri hâlinde ürettiği kitaplar yer alıyor. Projenin üretim ortaklığını ise Barın Cilt Evi üstleniyor.
Sergide yer alan sanatçılar arasında; Abdullah Güler, Alannah Robins, Almıla Yıldırım, Anıl Özge Avcı, Arzu Arbak, Asena Selin Keskin, Aslımay Altay Göney, Ayşecan Kurtay, Ayşe Özaydın, Bahar Avanoğlu, Başak Karafaki, Beatrice O’Connell, Betül Akzambaklar, Canan Kuş, Canan Sönmezdağ Zöngür, Ceyda Oskay, Deniz Varlı, Desen Halıçınarlı, Diana Page, Dilara Özüçelik, Dursun Demir, Ebru Nakamura, Eda Emirdağ, Eda Şarman, Ekmel Ertan, Elif Ayşe Bursalı Eryılmaz, Elif Köse Akdemir, Elvan Erdin, Esin Turan, Eser Epözdemir, Erkan Nazlı, Ferahi Mengeş, Giorgio Caione, Giulia Gentilcore, Gülşah Bayraktar, Günseli Baki, Hatice Şencan, Hatiye Garip, İpek Kay, Kaethe Wenzell, Koncagül Ağaoğlu, Loya Kader Öztürkmen, Macide Yalçınkaya, Mehmet Sinan Yücel, Meryem Koç, Nergiz Yeşil, Özce Coşkun, Özge Enginöz, Seçil Yaylalı, Selin Atik, Sevinç Çiftci, Seyhan Musaoğlu, Şükriye İnan Çalapkulu, Tolga Öztürk, Türkan Akkulak Koç, Zekiye Nazlı, Züleyha Altıntaş bulunuyor.
Feridun Oral’ın yazdığı ve resimlediği sevimli bir çiftlik hikâyesi anlatan Pıtrak, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Okul öncesi çocuklara hitap eden Pıtrak, okurunu bir kedinin peşine takıyor.
Pıtrak çiftlikte yaşayan uykucu bir kediydi. Her gün yemeğini yedikten sonra bir köşeye çekilip gün boyu uyukluyordu. Sahibi azıcık hareket etsin diye kedinin mama kabını her seferinde farklı farklı yerlere bırakmaya başladı. Bir gün Pıtrak mama kabını ararken dikkati dağıldı ve çiftlikten çıkıp uzaklaştı. Hava karardığında Pıtrak hâlâ ortada görünmüyordu. Farelerden biri çiftliğe doğru gelen bir karaltı gördüğünü söyledi. Peki bu gelen kim olabilirdi?
Usta sanatçı Genco Erkal için, vefatının yıldönümünde düzenlenen “Genco Erkal’ı Anıyoruz” başlıklı etkinlik, 1 Ağustos Cuma akşamı 19.00’da İBB Beyoğlu Sineması’nda gerçekleşecek.
İBB Kültür tarafından hazırlanan program kapsamında Dostların Tiyatrosu belgeseli ve başrolünde Erkal’ın rol aldığı Hakkari’de Bir Mevsim filmi gösterilecek. İki gösterim arasında ise Nurdan Arca, Özcan Arca ve Meral Çetinkaya bir söyleşi gerçekleştirerek Genco Erkal’ı ve sanat yaşamını konuşacaklar.
1 Ağustos 2025 Cuma akşamı 19.00’da başlayacak “Genco Erkal’ı Anıyoruz” etkinliğinde ilk olarak, Dostlar Tiyatrosu’nun hikâyesini anlatan Dostların Tiyatrosu belgeseli gösterilecek. Ardından, belgeselin yönetmeni Nurdan Arca, yönetmen Özcan Arca ve oyuncu Meral Çetinkaya ile birlikte bir söyleşi gerçekleştirecek. Etkinlik, başrolünde Genco Erkal’ın unutulmaz bir performansa imza attığı Erden Kıral imzalı Hakkari’de Bir Mevsim filminin gösterimiyle sona erecek.
JJ Arena’nın açık hava mekânı JJ Arena Garden’ın ağustos programı belli oldu.
Açılışını Soft Analog’la yapan JJ Arena Garden’ın ağustos programında müzik ve komedi bir arada yer alıyor. JJ Arena’nın hemen dışında yer alan JJ Arena Garden’da; konser ve etkinliklerin yanı sıra sokak lezzetleri, serinleten içecekler ve eğlenceli oyunlar da bulunuyor. 26 Temmuz Cumartesi günü Soft Analog konseriyle kapılarını açan JJ Arena Garden, yeni programı kapsamında sanatseverleri ağırlayacak.
JJ Arena Garden Ağustos Ayı Programı:
1 Ağustos, Cuma: Deniz Tuzcuoğlu & Bilge Kösebalaban
2 Ağustos, Cumartesi: The Flabbies
8 Ağustos, Cuma: Funk House
9 Ağustos, Cumartesi: Hatice Hamarat
10 Ağustos, Pazar: TuzBiber 6’lı
15 Ağustos, Cuma: Gelişigüzel
16 Ağustos, Cumartesi: Akustik Travma
17 Ağustos, Pazar: TuzBiber 6’lı
22 Ağustos, Cuma: Soda
23 Ağustos, Cumartesi: Denizkızı ve Pulse Band
24 Ağustos, Pazar: TuzBiber 6’lı
29 Ağustos, Cuma: Sahte Rakı
30 Ağustos, Cumartesi: Flat Band
SANATORIUM, arşiv seçkisini yaz boyunca Tophane’deki mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.
Archive Focus kapsamında, Luz Blanco ve Erol Eskici’nin yeni çalışmaları ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Merve Şendil, Yağız Özgen, Çağla Köseoğulları ve Yunus Emre Erdoğan’ın birçoğu İstanbul’da ilk defa gösterilen çalışmaları ise sanatçılarının güncel üretimlerine dair birer örnek sunuyor.
SANATORIUM, Tophane’deki mekânında hem çeşitli proje sergileri hem de arşivinden seçkiler sunmayı planlıyor. Seçkiyi, salı-cumartesi günleri arasında 11.00-19.00, pazar günleri ise 12.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Erol Eskici, İsimsiz | Untitled, 2025, Tuval üzerine yağlı boya | Oil on canvas, 190 x 270 cm
2. Merve Şendil, Aynı gökyüzü altında | Under the same sky, 2022, Tuval üzerine yağlı boya | Oil on canvas, approx. 130 x 198,5 cm | Çağla Köseoğulları, İsimsiz | Untitled, 2024, Linol baskı | Linoleum print 58.5 x 43.5 cm (çerçeveli | framed, her biri | each)
3. Luz Blanco, Amnesia Squares, 2024, İpek üzerine dijital baskı| Dijital print on silk , 58 x 58 cm (çerçeveli, her biri | framed, each), 3 + 1 AP
4. Yunus Emre Erdoğan, İsimsiz, Otomatik Soyut Serisi | Untitled, Automatic Abstract Series , 2025, Kağıt üzerine füzen & kazıma | Charcoal on paper & scraping, 145 x 208 cm (çerçeveli | framed)
5. Erol Eskici,The Blue Hours, 2025, Tuval üzerine yağlı boya | Oil on canvas, 200 x 150 cm
Yasushi Inoue’nin yazarlık kariyerini başlatan, 1949 yılında 22. Akutagawa Ödülü’ne layık görülen ilk romanı Boğa Güreşi, Barış Bayıksel’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Boğa Güreşi, Inoue’nin arkadaşı Masakazu Kotani tarafından düzenlenen gerçek bir turnuvaya dayanıyor.
Osaka Yeni Akşam adlı bir gazetenin yazıişleri müdürü, kasvetli Japon halkını eğlendirmek için bir boğa güreşi turnuvası düzenlemeye kalkar. İş hayatında da özel hayatında olduğu gibi konfor alanının dışına çıkmakta zorlanan Tsugami bu işe, Tashiro adlı bir organizatörün ısrarları üzerine girmiştir. Kimsenin yapmadığı bir şeyi yaparak müthiş bir yatırıma ortak olduğunu düşünen Tsugami, turnuvanın neden kolay kolay düzenlenemediğini, savaş sonrası Japonya’sının lojistik ve bürokratik cehenneminin ortasına düştüğünde idrak edecektir.
“Olabilir bu iş. Beyzbol da rugby de yavaş yavaş eski günlerine dönmeye başladı ama savaş öncesi popülaritesine kavuşması için daha iki-üç yıl var. Bu devirde olsa olsa boğa güreşi olur. Hanshin bölgesindeki ilk boğa güreşleri… Gazetenin sponsor olması için hiç de fena bir iş değil. Hatta Osaka Yeni Akşam gazetesi için olabilecek en uygun sponsorluk belki de.”
Türkiye’nin köklü kültür-sanat etkinliklerinden biri hâline gelen Uluslararası Bodrum Bale Festivali, bu yıl 22. kez bale sanatının önemli örneklerini 1-25 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından, Türkiye İş Bankası’nın değerli katkılarıyla düzenlenen festival, klasikten moderne uzanan zengin repertuvarı, usta dansçıları ve evrensel temalarıyla bale sanatının zarafetini ve büyüsünü tarihle iç içe geçmiş bu özel mekânda sunacak. İlk kez 2003 yılında, bale sanatçısı Oğuz Özlem’in önerisiyle hayata geçirilen festivalde bu yıl 2024 yılında hayatını kaybeden Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin değerli bale sanatçısı Almula Özlem de anılacak. 1-25 Ağustos tarihlerinde, saat 21.45'te başlayacak temsiller, klasik bale başyapıtlarından çağdaş dansın özgün örneklerine uzanan benzersiz bir sanat yolculuğu sunacak.
Festivalin dünyaca ünlü yabancı konuk topluluğu, uluslararası alanda büyük beğeni gören Moskova Klasik Bale Tiyatrosu olacak. Dünyanın en saygın sahnelerinde yer alarak, özgün koreografileri, mükemmel sahne tekniği ve üst düzey performans kalitesiyle eleştirmenlerden tam not alan topluluk, Uyuyan Güzel eseriyle unutulmaz bir geceye imza atacak.
Festival süresince sahnelenecek eserler arasında bale sanatının başyapıtlarından Kuğu Gölü açılışı yapacak. Moskova Klasik Bale Tiyatrosu’nun sahneleyeceği Uyuyan Güzel, aşkın ve trajedinin simgesi Romeo ve Juliet ve enerjik ve neşeli Don Kişot gibi klasik baleler yer alacak. Programda ayrıca, klasik bale adımlarının çağdaş bir yorumu olan Tango Passion ve festivalin dramatik modern yapıtlarından Kanlı Düğün gibi dikkat çeken eserler de bulunuyor. Festivalin kapanışı ise Ankara ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Toplulukları (MDT Ankara ve MDT İstanbul) ortak yapımı Elektronika ile yapılacak. Çağdaş dansın güçlü temsilcileri, elektronik müzikle harmanlanan dinamik koreografileriyle kapanış gecesinde izleyicilere çarpıcı ve yenilikçi bir dans deneyimi yaşatacak. Uluslararası Bodrum Bale Festivali, dansın büyülü dünyasını Bodrum'un eşsiz tarihi ve doğal güzellikleriyle birleştirerek unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor.
Uluslararası Bodrum Bale Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.