23 HAZİRAN, PAZARTESİ, 2014

"Barbar"

Öykü sayfalarımızda Hakan Güngör’ün öyküsüyle devam ediyoruz…

Hiç acıması yok, hunharca keser, vicdanı var mı şüpheli… Barbar Conan’dan değil, Berber Kenan’dan söz ediyorum…

Tekinsiz bir görünümü var ve elindeki kesici aletlerle güven vermediği gibi, yüreğe de korku salıyor. Hiç acıması yok, hunharca keser, vicdanı var mı şüpheli… Barbar Conan’dan değil, Berber Kenan’dan söz ediyorum…

Oportünizm kelimesi, yüz küsur senedir tartışılır durulur ve fakat dört başı mamur bir tanımı ve doğrudan örneği var mı, şüpheli… Siyaset literatürüne önerimdir, Berber Kenan Abi, oportünizmin yaşayan en büyük temsilcilerinden biridir. Var mı itiraz eden, Kenan Abi, ne lazımsa onu olur, zaten oportünizm de bundan başka nedir ki? Ben başlarda onu radikal solcu zannediyor, dahası yarın bi’gün devrim sürecine girdiğimizde öncüler arasına onu da almayı planlıyordum… Tâ ki, bizim mahalleden Emrullah’la konuşana kadar. Kenan Abi hakkında “Haa, o mu, çok mübarek adamdır, sözü var, türbe ziyaretine gideceğiz” dediğinde aydım mevzuya…

Kenan Abi’ye önce çok kızdım, ama sonra  belli ölçüde hak vermeye başladım. Sonuçta bir berberdi ve mesleki maharetinin aksine müşteri kaybetmemek için bazı durumlarda “kesip atamıyordu” işte… Onun için müşteri memnuniyeti esastı ve berber koltuğunda geçen sürede hizmetlerinden birinin de sohbet olduğunu zannediyordu. Ben, benle hiç konuşmadığı bir dünya hayal ediyordum. Zira ne desem bana katılıyordu, hep aynı şeyi düşünüyorduk ne hikmetse ve bu durumdan çok rahatsız oluyordum… Eski kız arkadaşım benden ayrılmak için abuk sabuk tartışmalar çıkarmak isterken benim kayıtsız kalmam ve dahi ona hak vermem üzerine sarf ettiği “Beni alttan alıp durma yeter” feryadını duyunca aklım bitmekte olan ilişkimden çok Berber Kenan’a gitmişti… Gözlerinin içine baksam ve ona bunu ben söylesem mi acaba?

Her berber gibi, Kenan Abi’nin de “barbar” sıfatını sonuna kadar hak etmesine sebep olan esbabı mucibe ise asla duracağı yeri bilmemesiydi… Mahalle berberlerinin ortak özelliğidir, bir an gelir, berber koltuğunda oturan kişi aynada adeta “ideal” halini görür. Saçları kesim sırasında olabileceği en iyi haldedir ve artık tıraş işlemi sona ermelidir. Ancak her mahalle berberi gibi Kenan Abi de dur durak bilmez ve devam eder… Koltukta oturan bir an için uyarıp uyarmama konusunda kararsız kalır. “Uyarmaya gerek yok, nasılsa bitirir şimdi, son rötuşlar herhalde” der kendi kendine… Ancak gözünü karartan barbar (berber) devam eder…

Ben pek oralı olmuyorum ama duracağı yeri bilmediğinden ne çok genç gözleri dolu dolu ayrılmıştır dükkandan… Gençler uzun uzun anlatır her seferinde: “Abi şimdi saçları biraz kısaltalım, ara makas atalım. Ön uzun kalsın, yanları toparlayalım ama saçın arkası biraz dalgalansın fakat çok da göze batmasın…”

Yaklaşık 6 dakika süren tarif sırasında Kenan Abi boş gözlerle kurbana bakar ve onaylarmışçasına başını sallar. Ama aslında berberlik tarihi boyunca hep aynı stili yapmıştır… “O yazar hayatı boyunca aslında tek bir roman yazdı” gibi övgüler duymuşluğum vardır edebiyat dünyasında ama berberlik sanırım epey farklı bir disiplin… Nihayetinde Kenan Abi’nin yaptığı da berberlik tarihi boyunca hep “kısaltmak” olmuştur. Alengirli işlere girmez zaten…

Berberde genellikle bir müzik kanalı açıktır, tercihler de mütemadiyen adını sanını bilmediğim yerel kanallar arasında değişmektedir. Elektrosaz ise tutarlı bir şekilde her tercihte başrol oynamaktadır. Kenan Abi, bir müziği darbuka sesi olup olmadığına göre beğenir ya da beğenmez… Bazen bu tür müzikler tıraştan günler sonra bile kafamda çalar durur, psikoloğa gitmeye karar verişim de, bu günlere rastlar…

Tıraştan sonra “şu kadar versen yeter” der… “Yeter” kelimesi nedeniyle o an ister istemez Kenan Abi’yle aramızda duygusal bir yakınlık kurulur. Ancak işin aslı farklıdır, tarife neyse o, bana indirim yaptığı falan yoktur… Yine de iyi bir demagogdur. Bir de jakoben bir tavrı vardır. Beni tıraş ederken gelen bir müşterinin beklemek istemeyip “Sonra uğrarım” deyip gitmesi üzerine bana “Şu halka beklemeyi öğretemedim” diye dert yanmışlığı vardır… O halkına bir öğretmen olmak istemektedir ancak halk onun gözünde asla öğrenmeye niyetli değildir… Bu kadar kıl tüyle uğraşan bir adamın bütün dünyayı “kıl” görmesi de anlaşılabilir bir detay.

Berber Kenan Abi, mahallenin 40’lık delikanlısı, muhabbeti kısa, saçımızı uzun bıraksa mükemmel olacak ama o inadın adamıdır, muhabbeti uzatır, saçı kısaltır…

Biz de lafı uzatmayalım ki, portre dedikoduya dönmesin…

0
1392
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle