02 KASIM, PAZARTESİ, 2026

Uzak Bir Coğrafyanın Yakın Hikâyesi: “Eşik Noktası”

Süha Derbent ve Dr. Murat Uslu’nun Muse Contemporary’de 5 Kasım’a kadar sürecek “Eşik Noktası” sergisine Uslu’nun görüşleri ışığında Arktik’in kırılgan dünyası, fotoğrafın tanıklığı ve doğayı korumanın ortak sorumluluğu üzerinden bakan bir yazı.

title_image

Muse Contemporary’de “Eşik Noktası”nı gezerken, fotoğraflardaki dinginlikle anlattıkları dünyanın kırılganlığı arasında gidip geliyorum. Beyazın farklı tonları, suya düşen yansımalar, buzun üzerinde kendi hayatını sürdüren kutup ayıları… İlk bakışta huzur veren bu görüntüler, önlerinde biraz durunca başka bir soruya açılıyor: Gördüğümüz yaşamın geleceği ne olacak?

Süha Derbent ve Dr. Murat Uslu’nun Arktik yolculuklarından doğan sergi, bu soruyu fotoğrafın diliyle gündeme getiriyor. Kanada’nın Arktik bölgesindeki Baffin Adası’ndan Norveç’e bağlı Svalbard takımadalarına uzanan çalışmalar, yaban hayatı ve onu çevreleyen yaşam koşullarını ortak bir anlatıda buluşturuyor. Sergi vesilesiyle bir araya geldiğimiz Murat Uslu ile görüntülerin ardındaki deneyime, tanıklık etmenin sorumluluğuna ve hâlâ mümkün olan değişime yakından bakıyoruz.

Bir çocukluk hayalinden ortak bir sorumluluğa

Projenin başlangıcında, Süha Derbent’in önceden de bulunduğu Arktik’e bu kez daha odaklı bir çalışmayla dönme planı var. Murat Uslu içinse kutup ayılarını kendi yaşam alanlarında görmek bir çocukluk hayali. Bu iki istek, zamanla fotoğrafları bir sergide buluşturma fikriyle gelişiyor.

Ancak ilk Kanada yolculuğunun ardından çalışmanın anlamı genişliyor. Başlangıçtaki belirli karelere ulaşma arzusu, karşılarında açılan dünyanın hikâyesini anlatma ihtiyacına dönüşüyor. Fotoğraf, gördüklerini kaydetmenin yanında, geleceği tehdit altında olan bir yaşama karşı sorumluluk üstlenmenin de yolu.

Uslu’nun anlatımında Arktik deneyiminin merkezinde, insanın doğa karşısında kendi ölçeğini yeniden fark etmesi bulunuyor. Coğrafyanın büyüklüğü, sessizliği ve kutup ayılarının uçsuz bucaksız beyazlık içindeki varlığı, bakma biçimini değiştiriyor. Fotoğraf çekmek için gidilen yerde bazen kamerayı bırakıp yalnızca izlemeyi istemek de bu deneyimin parçası.

Kutup ayılarının gücüyle yaşam koşullarının kırılganlığı arasındaki ilişki ise kolay unutulmuyor. Kendilerinin neden olmadığı değişimlerle karşı karşıya kalan bu canlıları izlemek, hayranlığın yanına koruma sorumluluğunu getiriyor.

Görüntünün ardındaki bilgi

Söyleşimizde, sahada görülenlerle bu gözlemlerden çıkarılabilecek sonuçlar arasındaki ayrım da belirginleşiyor. Uslu, iki seyahat arasındaki farklılıkları doğrudan iklim değişikliğine bağlamanın bilimsel açıdan doğru olmayacağını özellikle vurguluyor. Bununla birlikte, Svalbard’da fotoğrafladığı bir buzulu dokuz ay sonraki ziyaretinde görememek, onun için sarsıcı bir deneyim olarak kalıyor.

Bu dikkatli yaklaşım, serginin anlatısını da anlamak için önemli. Fotoğrafın gösterdiği bir an var; o anın içinde bulunduğu ekosistemi anlayabilmek ise gözlemin yanında bilgiye de ihtiyaç duyuyor.

Uslu, seyahatler öncesinde ve sırasında yaptıkları okumaların, coğrafyaya bakışlarını etkilediğini anlatıyor. Deniz buzunun azalmasının kutup ayılarının avlanma, beslenme ve yavrularını büyütme koşullarıyla ilişkisini öğrenmek, kadrajdaki hayvanı görme biçimini değiştiriyor. Böylece fotoğrafta izlediğimiz canlı, çevresiyle kurduğu hayati ilişkilerle birlikte düşünülmeye başlıyor.

Bilimsel bilgiyle fotoğrafın karşılaşması bu noktada anlam kazanıyor. Veriler, yaşanan dönüşümü anlamamıza yardımcı olurken görüntü, bu bilgiyle duygusal bir bağ kurmamızı sağlayabiliyor. Uslu’nun üzerinde durduğu, fotoğrafın izleyenin bakışına dokunabilme gücü. Serginin amacı da bu güzellikleri paylaşırken onları kaybetme ihtimalini düşündürmek.

Eşiğin hangi tarafındayız?

“Eşik Noktası” adı, iklim bilimindeki “devrilme noktası” kavramından hareket ediyor. Bir kritik sınırın aşılmasının, kendi kendini besleyen ve insan ölçeğinde geri döndürülmesi güç dönüşümleri tetikleyebilmesi, serginin düşünsel zeminini oluşturuyor.

Uslu için bu adın insana yönelen bir anlamı da var: Harekete geçmekle kayıpların derinleşmesini seyretmek arasında bir tercih. Serginin taşıdığı umut, bu tercihin hâlâ yapılabileceği düşüncesinde karşılık buluyor.

Arktik’in uzaklığı da söyleşimiz boyunca yeniden sorgulanıyor. Haritada bizden oldukça uzakta duran bu coğrafyada yaşananlar, ortak iklim sisteminin içinde hepimizin hayatıyla ilişkili. Uslu, aşırı sıcakları, kuraklığı ve ani yağışları hatırlatarak serginin mesajını yakınlaştırıyor: Arktik coğrafi olarak uzak olabilir; orada yaşanan kriz ise sandığımızdan daha yakın.

Sergiye, Süha Derbent’in kızı, Berlin’de yaşayan tasarımcı ve yeni medya sanatçısı Deniz Derbent’in türler arası empatiye odaklanan interaktif enstalasyonu da katılıyor. Jane Goodall’ın başlattığı, çocukları ve gençleri çevre, hayvanlar ve insanlar için harekete geçmeye teşvik eden Roots & Shoots programının Türkiye yapılanmasıyla kurulan iş birliği ise bu sergiyi ortak sorumluluk düşüncesine açıyor.

Uslu’nun izleyiciye ilişkin dileği, serginin bütününe yayılan yaklaşımı tamamlıyor: Buradan doğanın ve kutup ayılarının görkemiyle birlikte, bu güzelliği koruyabileceğimize inanarak ayrılmak.

Fotoğrafların önünde geçirdiğim zamana dönünce, aklımda bu inancın gerektirdiği dikkat kalıyor. Bir canlıya, yaşadığı yere ve o yerin geleceğine daha uzun bakmak… “Eşik Noktası”, bakmanın sorumluluğunu da bize bırakıyor.

“Eşik Noktası”, 5 Kasım 2026’ya kadar Muse Contemporary’de ziyaret edilebilir.

Geldanlage