
Semih Gümüş’ün yazınsal anlamda farklı bir eyleme giriştiği, ikinci romanı olan Yalnızlık Sana Benzer, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Romanın adsız kahramanı, bir odaya kapanmış, biten bir aşkın peşinde düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. Bireysel sorunların, geride kalmış aşkın bıraktığı acıların anılarına edebiyat düşüncesi eşlik ediyor.Düşsel yolculuğuna yalnızlığını paylaşacağı yazarları, Beckett’ı, Paz’ı, Musil’i, Bernhard’ı konuk ediyor. Kendine yakın bulduğu roman kahramanlarıyla buluşuyor. Bütün bu yazarların ve kurmaca kişilerin izinde kendi yaşamına ait işaretler arıyor. Gümüş, yalnızlığa çekilmiş kahramanının yaşadıkları yanında, benzerine az rastladığımız bir kurgu sunuyor.
"Bizim bir geçmişimiz olacak mı Lal.
Niçin olmasın, dedi. Bu kez gülümsemedi.
Bunun için bir on yıl yaşamamız gerekir ama. Bir geçmiş, uzun zaman demek.
Sustu, yüzüne bakıyorum, sonra başımı karşı kıyıya çevirdim, önümdeki şarap şişesiyle oynarken aramızdan geçen deniz rüzgârının kokusunu düşünüyorum.”