
Yük romanının yazarı Monika Helfer’in zor şartlarda büyümeyi ve insanın köklerini arayışını anlattığı, bir yandan kendi çocukluğuna ve gençliğine de odaklandığı otobiyografik romanı Baba, Arzu Akay’ın Almanca aslından çevirisiyle Düşbaz Kitaplar’dan çıktı.
Monika Helfer, anneannesinin yaşamını kaleme aldığı Yük’ün ardından bu kez romanında dul ve edebiyat âşığı bir gazi olan babasının hayatını merkezine alıyor ve aynı zamanda savaş sonrası neslin portresini de gözler önüne seriyor. Helfer, eserinde Alman edebiyatında “Zeitsprung” olarak adlandırılan “zamansal sıçrama” metodunu kullanıyor. Savaşta bir bacağını kaybeden Josef’in hikâyesini, babalığı, savaş sonrası travması ve edebiyat tutkusu etrafında ele alan kitap, okurlara fiziksel ve psikolojik gelişime dair bir inceleme de sunuyor.
“İkinci Dünya Savaşı yıllarının Avusturya’sı. Lise mezuniyetine altı ay kala Rusya’ya cepheye gönderilen ve savaşın sonunda bedeninin bir kısmını kaybederek dönen Josef… Henüz çocukken ayaklarıyla düzleştirdiği toprak zemini defter olarak kullanan, yaş aldıkça evrenini kitaplarla ören bir aile babası. Bacak protezinin yanı sıra kitaplarına yaslanan bir adam. Köknar ağaçlarının çevrelediği bir bina. Binanın en üst katında, pencereyi açtığınızda içeriye reçine kokusunun sızdığı mütevazı bir kütüphane.”