14 EYLÜL, PERŞEMBE, 2017

"Savaş Boyunca Normal Olan ne Vardı ki!"

2009’da kaleme aldığı ilk romanıyla kendinden söz ettirmeye başlayan Selvedin Avdić'in 7 Korku isimli eseri üzerine bir inceleme. 

“Defterin sonunda yedi boş sayfa vardı. Elimden geldiğince anlatmayı istediğim hikâye için yeterince boş sayfam var.”

Korkunç zamanları hatırlamanın kolay bir yolu yok, özellikle de herkesin bilip de sustuğu durumlarda. 90’ların başlarında, Avrupa’nın gözleri önünde yaşanan Bosna Savaşı’ndan sağ kalanların hayaletler ve günümüz dünyası arasındaki sıkışmış yaşamlarına bakıyor Selvedin Avdić. Yeşil paltolu bir cinin uzattığı parmağı kadar aleni olanı tekrar tekrar hatırlatıyor. Bir felaket yaklaşıyor.

Karısının gidişinin ardından insanlardan uzak durmuş olan anlatıcı, savaş yıllarında ortadan kaybolmuş arkadaşı Aleksa’nın kızına araştırmasında yardım etmek için dokuz ay sonra ilk kez evden dışarı adımını atar ve beklemediği bir yeraltı dünyasına geçer. “2005 Mart’ının yedisinde, pazartesi günü, canlıların arasına geri döndüm,” derken, Araf’ta kalmışlığından kurtulacağına inanan ve Aleksa’nın İsveç’teki kütüphanenin raflarında unutulmuş kara kaplı günlüğün arasından dökülen ipuçlarının peşine düşen anlatıcı, dile dökülemeyecek kadar ağır travmaların fantastik yansımalarıyla yüzleşir. Metin her adımda normal olandan biraz daha uzaklaşıp okuru alışık olduğu sağlam zeminden uzaklaştırır.

Anlatı için değerli olan, her zaman farklı olandır. Sıradan insanın sesi duyulmaz, hayatını kimse bilmek istemez. Herkesin utanç duyduğu büyük trajedilerde ise özellikle küçük ve sıradan insanın sıcak yaşamı mercek altına alınır. Herkesin kendisiyle bir bağ kurabileceği, içinin biraz olsun acıyabileceği hikâyeler seçilir ki bir süre sonra kanıksansın. Avdić ise, “Sıradan insanların hayat hikâyelerine yer yoktu. Zaten sıradan insan da artık pek yoktu,” diyerek aralık bırakılmaya çalışılan kapıları yüzümüze çarpıyor. Yetişkin dünyasının kabullenilebilir katliamlarından bahsetmediğini, “Çocuklar ölümden korkmaz,” gibi keskin bir cümleyle yutmamız için önümüze bırakıyor.

Savaş boyunca herkes kördür, sağırdır, aklı yarımdır. Sarı tuğlalı yolun izinde ilerlerken büyücüden dilenecek dilek dahi kalmamıştır. Madenin sınırında, yerle gök arasında, “Her şey aslında kendi doğasında siyahtır.” Karanlıkta herkes eşit derecede suçludur ve unutmak, yalnızca hak etmeyenlere verilen ikiyüzlü bir armağandır.

Avdić, hikâye içine hikâye yerleştirdiği bu çok katmanlı romanıyla, gerçekle hayalin sınırlarından defalarca geçilen ikili bir dünya yaratmış: kendisi olmayı unutanların, felaketlere bile bile yürüyenlerin, şehrin artıklarının susmayan seslerinin, kimsenin masum olmadığı zamanların dünyası.

​Aslında tüm kurgu bu ikililik üzerine kurulu. Ölülerin yaşayanlardan, terk edilenlerin gidenlerden, delilerin herkesten soracak hesabı var. Savaşın yaralarını saramadan üstü örtülen, kendi haline terk edilen toplumun susturulamayan sesi, sayfaların arasından taşıyor. Roman ilerledikçe okur kendini gitgide tuhaflaşan bir kurgunun içinde buluyor. Neyse ki, yazarın da dediği gibi, “savaş boyunca normal olan ne vardı ki!

Kitabın görünen yüzünde ise korkular karşımıza çıkıyor. İnsanın hammaddesi olan korkular, sarı tuğlalı yola girildiğinde baştan aşağı değişiyor. Sevens isimli bara giden, yedi korkusu olan ve bu rakamı her fırsatta tekrarlayan anlatıcı, okuru kendi gerçekliğine sıkı sıkıya bağlıyor. Sanki anlatıcıyla aynı karanlığın içindeyiz. Sıralanan korkulardan hiçbiri bize yabancı değil. Korkuyla beslenen bu coğrafyada, kitabın sonundaki boş yedi sayfadan çok daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Dibe vurmadan korkularımızdan arınamayacağımızı da.

Hem çok tanıdık, hem de unutulmuş bir hikâye anlatan Avdić’in söyleyecek daha çok sözü olmalı. Ne de olsa, “Birileri durmadan şikâyet edebilsin ve hiçbir şey yapmadan evinde oturabilsin diye diğerleri her daim savaşır.” Balkan edebiyatının kilit eserlerini her zaman dilimize kazandırmış olan Dedalus’un çok renkli haritasında Avdić’in kitaplarının kendisine özel bir yer bulacağı kesin. 

0
3743
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage