
New York'ta yer alan 18 sanat kurumu bugün Instagram'da büyük bir iş birliği sağlıyorlar. Her müzenin kendi mekânından #MuseumInstaSwap hashtag'iyle fotoğraf paylaşacağı hareket büyük kurumun küçük kurumu desteklemesi bilincinden yola çıkıyor.
#MuseumInstaSwap geçtiğimiz yıl Londra'da gerçekleşmişti ve on müze, dört gün boyunca koleksiyonlarındaki parçaları Instagram'da #MuseumInstaSwap etiketi üzerinden paylaşmışlardı. Wellcome Collection'ın web editörü Dornan Russellın atılımıyla gerçekleşen hareket British Museum, Design Museum, Horniman Museum, Imperial War Museums, London Transport Museum, Royal Museums Greenwich, Science Museum, Victoria and Albert Museum ve Wellcome Collection'ı aynı etiket altında buluşturmuştu.
Müzeler arası birliktelik ve dayanışmanın ön plana çıktığı harekete bu yıl katılan müzeler: American Museum of Natural History, The Museum of Modern Art, Intrepid Sea Air & Space Museum, Cooper Hewitt Smithsonian Design Museum, Museum of the City of New York, The New Museum, The Museum of Arts and Design, The Whitney Museum of American Art, The Frick Collection, New-York Historical Society, Museum of Contemporary African Diasporan Arts, Neue Galerie, Queens Museum, The Metropolitan Museum of Art, Guggenheim Museum, Liberty Science Center, The Studio Museum in Harlem, The Jewish Museum.
İlk görselin künyesi: American Museum of Natural History
MoMA'nın yeni sergisi Marcel Broodthaers'ın retrospektifini sanatseverlerle buluşturuyor. Sanatçının 1975-1963 yılları arasındaki üretimine odaklanan sergi yaklaşık 200 eseri bir araya getiriyor.
20. yüzyıl kavramsal sanatının en önemli isimlerinden biri olan Belçikalı şair ve yazar Broodthaers, 1964’te edebiyat kariyerine ara verip kendini sanat yapmaya adayacağını ilan eder. İlk sergisinin davetiyesinde ise şu sözler dikkat çeker: “Ben de ürettiklerimi satamayıp hayatta başarılı olamamaktan endişe duyuyordum.”
52 yıl sonra bugün ise New York'ta yer alan MoMA'da sanatçının retrospektif sergisi izleyiciyle buluşuyor. Disiplinlerarası çalışan sanatçının 14 Şubat'ta MoMA'da açılacak retrospektif sergisi 15 Mayıs'a dek ziyaret edilebilecek.
Meksika'da gerçekleşen uluslararası kitap fuarı Index Art Book Fair, 4-7 Şubat tarihleri arasında ikinci baskısıyla sanatseverlerle ve kitapseverlerle buluşacak. Amerika, Asya ve Avrupa'dan sanat yayıncılarını buluşturan fuar 70'den fazla yayınevini ağırlayacak ve Museo Jumex'de ziyaret edilebilecek.
2014 yılında ilk kez gerçekleştirilen fuar; yayın katalogları, eleştiri dergiler, fotoğraf kitaplarının yanı sıra sanatçı kitapları ve genç dergileri de ziyaretçilerle buluşturmuştu. Sanatçı, küratör ve tasarımcılardan oluşan bir ekip tarafından kurulan fuar sanat yayınlarına dikkat çekmeyi hedefliyor.
Birçok paralel etkinlikle birlikte gerçekleşecek Index Art Book Fair, günümüzde varlığını sağlamlaştıran ve sanat dünyasının vazgeçilmezi olan sanat yayınlarının gelişiminin altını çizmeyi hedefliyor.
Rus illüstratör Andrew Tarusov nev-i şahsına münhasır çizimleriyle biliniyor. Çocukluğumuzdan beri aşina olduğumuz Disney karakterlerini kendi tarzında yorumluyor. Klasikleşmiş Disney film afişleri onun kaleminde günümüz koşullarına uyarlanıyor ve çok daha gerçekçi versiyonlarıyla karşımıza çıkıyor.
Çocukluğumuzdaki masum çizgi film karakterlerinin zaman içindeki ütopik değişimlerini kurgulayan sanatçı bu karakterlerin yaşlılık dönemlerini ele alıyor. 87 yaşında ve tekerlekli sandalyeye mahkum Mickey Mouse ile sevgilisi Minnie Mouse’un olduğu kareden, bastonlu Jerry ve yaşlanıp çöken Tom’a kadar birçok unutulmaz karakterin yaşlılıklarını canlandırıyor.
Ayrıca sanatçının Tim Burton Disney filmlerini yönetseydi nasıl afişler ile karşılaşacağımızın cevabını veren, Disney prenseslerini birer yaramaz kız olarak betimlediği ve Game of Thorones karakterlerini pin-up serisi olarak canlandırdığı çalışmaları da görmeye değer.
Unutulmuş binaları fotoğraflayan Brett Patman bu projesi üzerinde beş yıldır çalışıyor. Bir zamanlar canlı, hayat dolu ve kalabalık olan binaları yıllar sonraki boş, yalnız ve terk edilmiş halleriyle fotoğraflayan sanatçı çekimlerini Avustralya′da gerçekleştiriyor.
"Lost Collective" isimli serisinde eski istasyonlardan hastanelere birçok eski binada uzun süren çekimler gerçekleştiren sanatçı binaların da birer hikayesi olduğuna inanıyor. Fotoğraflarında binalara en doğal halleriyle yer veren sanatçı bizleri bu terk edilmiş binaların anlattıklarını dinlemeye davet ediyor.
Uzun süren çekimler ve büyük araştırmaların ardından bu dokunaklı kareler ortaya çıkıyor. http://www.lostcollective.com/
Yaşamını ve çalışmalarını Los Angeles′da sürdüren Cleon Peterson, “Purity” isimli yeni solo sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. Hong Kong′da yer alan The Space isimli mekanda açılan sergi sanatçının son dönem üzerinde çalıştığı kapsamlı işleri barındırıyor. Genellikle siyah beyaz çalışmaların toplandığı “Purity” , Peterson′un karamsar dilinin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Şiddet, korku, acı ve öfke sanatçının çalışmalarında sık sık rastladığımız temalardan birkaçı. Etkilendiği konular arasında rüya ve bilinçaltını en üst sıralara yerleştiren Peterson′un son sergisinde de mistizm, büyü, doğa ve mitoloji konularının etkisi görülüyor. Sergi 31 Ocak′a dek ziyaret edilebilir.
Uzun zamandır yaptığı çalışmalar ya da performanslar değil pop dünyasından isimlerle yaptığı işbirlikleri ve Ulay ile davalık olmasıyla adından söz ettiren Marina Abramovic yeni bir performansa hazırlanıyor. Kendisi hakkında "acaba bir daha performans yapmayacak mı?" dedikoduları dahi çıkan sanatçı sessizliğine son verip baharı yeni performansıyla karşılayacak. Geçtiğimiz aylarda son performansının kendi cenazesi olacağını söyleyen sanatçı 10 Mart’ta Atina'daki Benaki Müzesi'nde büyük ölçekli bir performans sergileyecek.
Atina merkezli non-profit bir sanat kuruluşu olan NEON, Marina Abramovic Institute (MAI) ve Marina Abramovic’in işbirliğiyle hayata geçecek olan “Performance and Immaterial Art” programı izleyiciyi de sürece dahil eden bir performans serisi olacak. “NEON-MAI Lab” ile birbiri ardına ilerleyecek NEON’da gerçekleşecek ve Marina Abramovic metoduyla izleyiciyi de işin içine katıp, katılımcı haline getirecekleri ikinci bir program olacak.
NEON-MAI Lab 10 Mart-24 Nisan 2016 tarihlerinde Atina Benaki Müzesi’nde, kamudan katılımcıların olacağı organizasyonlarsa NEON’da gerçekleşecek.
Hannes Caspar fotoğraflarında kadın vücudunu konu alıyor. Çıplak bedenleri model olarak kullanan sanatçı, kadın vücudunun narin, kırılgan, doğal yönlerini ortaya çıkarmak istiyor. Çıplak ama gizemli bedenler, sanatçının çektiği karelerde dans eder gibi salınıyorlar.
1979 doğumlu fotoğrafçı Berlin'de yaşıyor ve çalışmalarına devam ediyor. Portre, moda ve nü fotoğraf alanında uzmanlaşan sanatçı üretiminin merkezine insan bedenini alıyor. Bunu yaparken de insan bedeninin bir dili olduğuna ve bize bir şeyler anlatmak istediğine inanıyor. Dolayısıyla da her karenin bir hikayesi olduğunu söylüyor.
Hikari Shimoda'nın solo sergisi "Recycling Humanity" 16 Ocak'ta Los Angeles’taki Corey Helford Gallery'de açıldı. Sanatçının galerideki ikinci kişisel sergisi olan "Recycling Humanity" budizm, ölüm ve gelecek konularından ilham alıyor. Sanatçının "Children on the Edge" ve "Children of Emptiness" isimli iki yeni serisinin görülebileceği sergide korkunç çocuk yüzleri, ürkmüş ifadeler, boynuzlu çocuk betimlemeleriyle karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksek.
Masalları ve renkli çizgi filmleri kendi tarzında yeniden ele alan sanatçı, bildiğimiz mutlu ve neşeli sahneleri korkunç birer manzaraya dönüştürüyor. Japon animasyon çizgi filmlerinden etkilendiğini ifade eden Shimoda, resimlerindeki detaylarda birçok mesaj verdiğini söylüyor. Örneğin, boynuzun söylenemeyen şeyler için kurduğu bir iletişim yolu olduğunu belirtiyor. Sergi 13 Şubat'a dek ziyaret edilebilir.
Önümüzdeki yıl sonu Fransız moda tasarımcısı Yves Saint Laurent’in hayatı ve çalışmalarına adanmış iki yeni müze açılacak. Pierre Bergé Vakfı tarafından açıkanan bu haberde müzelerden birinin Paris diğerinin Marakeş'te olacağı söyleniyor.
Moda tarihinin ikonik isimlerinden bir olan Laurent, daha 21 yaşındayken Paris moda sahnesine adım atmış bir tasarımcı. Christian Dior’da çalışmaya başlayan Laurent, Dior’un Kuzey İtalya’da ani bir kalp kriziyle hayatını kaybetmesi üzerine moda sahnesinde Dior’un varisi olarak emin adımlarla yükselir.
Moda tarihinin ikonik isimlerinden bir olan Laurent, daha 21 yaşındayken Paris moda sahnesine adım atmış bir tasarımcı. Christian Dior’da çalışmaya başlayan Laurent, Dior’un Kuzey İtalya’da ani bir kalp kriziyle hayatını kaybetmesi üzerine moda sahnesinde Dior’un varisi olarak emin adımlarla yükselir.
Müzelere geri dönecek olursak. Ziyaretçiler Paris’te yer alacak müzede ünlü tasarımcının stüdyosu, terzilik salonu ve yaratıcılığını deneyimleyecekler. Tasarımcının kıyafetleri, çizimleri, eser ve fotoğraflarının izleyici ile buluşacağı sergi, vakfın sahip olduğu ve Laurent’in 40 yıldır çalıştığı 5 bin eşya ve 15 bin aksesuar arşivini barındırıyor.
Marakeş ise, Laurent’in hayranlarının bileceği üzere sanatçının 1966 yılında keşfettiği, ilham aldığı ve bir ev alarak düzenli olarak kaldığı bir şehir. Yaratıcı tasarımcının çalışmalarını da etkileyen Marakeş keşfinden esinlenen sergi Laurent’in yaşadığı evde açılıyor. Anılarla dolu ev kalıcı bir sergi mekânı, araştırma ve kütüphaneyi ağırlayacak. İki müze için de sabırla 2017 sonunu beklemeniz gerekiyor.