
İtalyan ressam Agostino Arrivabene, Amerika'daki ilk kişisel sergisini açıyor. Sürealist sanatçı, 4 Mart-16 Nisan tarihleri arasında Cara Gallery'de gerçekleşecek olan "Hierogamy" isimli sergisinde karanlık tarzını sürdürüyor.
Çalışmalarında rüyalar ve bilinç alıtının hüküm sürdüğü sanatçı zaman zaman da ürkütücü bir tarza sahip olabiliyor. Gizemli suratlar, ruhani desenler ve karanlık güçler onun çalışmalarında sık sık kullandığı detaylardan sadece birkaçı. Çalışmalarında kurban, ölüm, kader, ceza konularını işleyen sanatçının yeni sergisi 16 Nisana dek New York'ta yer alan Cara Gallery'de görülebilir.
Los Angeles merkezli heykeltıraş Kazuhiro Tsuji, hiperrealist heykelleriyle tanınan bir sanatçı. Resim, fotoğraf ve heykele ilgisinin çocukluk yıllarında başladığını söyleyen sanatçı canlı olmadığına inanmanın çok zor olduğu heykeller tasarlıyor.
Film setlerinde plastik makyaj yaparken heykel sektörüne geçiş yapan sanatçıyı birçoğumuzAbraham Lincoln heykeliyle tanıdık. Gerçeğe yakınlığıyla dikkat çeken bu heykeli niceleri takip etti. Ancak sanat çevresinin asıl dikkatini çeken ise kült sanatçıların heykelleri oldu. Bir yumruğun ucunda iri gözleriyle bakan Dali, zarif duruşuyla düşünen Andy Warhol ve iki el arasında masumca duran Frida sanatçının çok konuşulan heykelleri arasında yer alıyor.
Patricia Voulgaris, Hidden In Plain Sight isimli serisinde izleyicinin algısıyla oynayan kareler yakalıyor. New York merkezli fotoğrafçı, vücut portrelerinden çarpıcı görüntüler oluşturuyor. Uzay, nesne ve malzeme konularını tek bir karede fotoğraflamayı tercih ettiğini belirten sanatçı minimal tarzıyla dikkat çekiyor.
Voulgaris'in portrelerinde obje ve insanı bir araya geçmiş olarak gözlemlemek mümkün. Vücut parçaları, dağılmış bedenler, kağıttan figürler… Sanatçının beyaz ve soğuk bir fonda bedeni objelerştirdiği fotoğraflarına göz atmalısınız.
Ai Weiwei, Berlin'de yer alan Konzerthaus'un sütunlarını can yelekleriyle kapladı. Mültecilerin yanında olan ve toplumsal problemlere parmak basan sanatçı, sütunlara yerleştirdiği can yeleklerinin arasına da bir şişme bot koydu. Üzerinde #safepassage yazan bot, Konzerthaus'un girişinde yer alıyyor ve tüm bakışları üzerinde topluyor.
Sanatçı yerleştirmesi için kullandığı 14.000 can yeleğini Midilli adasından getirtti. Weiwei, Cinema-for-Peace galası için yaptığı kurulum ile yine dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
Bazı resimlerin fotoğraf olmadığına inanmak bir hayli zor oluyor. Eric Zener'in resimleri de onlardan. Hiperrealist yağlıboya tabloları yapan sanatçı, bu çalışmalarında özellikle de suyu ele alıyor. Yüzen insanlar ve figürler, hava kabarcıkları ve çeşitli sualtı görüntüleri sanatçının sık sık üzerinde çalıştığı konular arasında yer alıyor.
1966 doğumlu Amerikalı sanatçı çizimlerinde ruhsal ve fiziksel yenilenme, çocukluk ve bilinçaltı konularına yoğunlaşıyor. Doğa ile her zaman ilişki içinde olduğunu söyleyen sanatçı, 25 yıldır resim yapıyor. Suyun geçmiş anlatıların kaynağı olduğunu düşünüyor ve bir şekilde her işindeki özneyi su olarak seçiyor.
Bağımsız bir kültür ve sanat organizasyonu olan Illustrative Today, kuruluşunun birinci yıldönümünde “Kişisel bir Deneyim: Tahran’dan İstanbul’a” adlı bir çizim sergisi düzenliyor. Sergi “Illustrative Today” ve “Chottomatte” galerilerinde 13 Şubat’ta açıldı ve 13 Mart’a kadar ziyaret edilebilecek.
“Kişisel bir Deneyim: Tahran’dan İstanbul’a” Illustrative Today’in yeni öğrencilerinin ve Tahran Stüdyo temelli sanatçıların işlerinden oluşan iki aşamalı bir sergi. Sergilenen işler, çağdaş illüstrasyon yapmak için klasik bir eğitimden ayrı olarak yeni, özel bir deneyimi keşfetmeye çalışmış öğrencilere ait. Bu nedenle sergi, 2006’dan beri Tahran ve İstanbul’da Saeed Ensafi ve Sahar Bardaie tarafından eğitim gören sanatçıların bireysel ve kişisel deneyimlerinin bir enstelasyonu olarak kabul edilebilir.
Serginin ana kısmında 18 genç sanatçıdan: Pari Afshar, Maryam Aligholipour, Faranak Irani, Golnaz Mohammadi, Nastaran Pourfarzaneh, Azar Teimouri, Behzad Zehnian, Nalan Aktaş, Gamze Alıcı, Derya Altun, Banu Batur, Esra Becan, Merve Erbilgic, Tuba Karagoz, Songül Karakoç, Yağmur Koçak, Edanur Kuntman ve Şeyda Ünal’ın toplamda 200 eseri sergileniyor. Diğer kısım ise İran’dan ve Türkiye’den 3 sanatçının: Faranak Irani, Azar Teimouri ve Şeyda Ünal, kendilerine ayrılmış 3 duvar üzerinde sergileyecekleri çizim projeleri “Haz”’dan oluşuyor.
Rich McCor, günlük hayattaki figürlere kendi yorumunu katarak onları fotoğraflıyor. Kestiği kağıt figürler sayesinde şehirlerin turistik bölgelerine yeni anlamlar katarak bir nevi canlı kolaj yapan sanatçı aslında profesyonel bir fotoğrafçı. Ancak şu sıralar çektiği profesyonel fotoğraflar yerine, kendine has tarzını konuşturduğu instagram serileriyle tanınıyor.
McCor Avrupa'daki gezi rotalarının vazgeçilmez duraklarına uğruyor ve buralara çektiği fotoğraflara imzasını atıyor. Londra, Stokholm, Kopenhag, Paris ve daha birçok şehri ziyaret eden fotoğrafçı bu eğlenceli projesini hala devam ettiriyor. Onun fotoğraflarında saat kulesinin önünde bir kol saati detayı, bir heykelin elinde selfie çubuğu veya dönme dolabı bir bisiklet tekerleği olarak görmeniz mümkün.
Pi Artworks Londra, ABD doğumlu sanatçı Nancy Atakan’ın yeni desenlerini bir araya getiren “Sporting Chances” isimli kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Nat Muller’in üstlendiği, 19 Şubat- 26 Mart tarihleri arasında devam edecek serginin açılışında, sanatçının Nat Muller editörlüğünde hazırlanan ve Kehrer Publishers tarafından yayımlanan Passing On isimli kitabının tanıtımı yapılacak.
Atakan, hem sanatçı hem sanat eleştirmeni, eğitimcisi ve tarihçisi olarak 20 seneden uzun bir süredir İstanbul'un sanat sahnesinde yer alıyor. Sanatçının işleri Doğu-Batı ekseni, aidiyet, toplumsal cinsiyet politikaları ve feminizm konularına çeşitli yaklaşımlar getirerek, bu kavramlar arasındaki ilişkileri irdeliyor. Yapıtlarında öne çıkan konular, onun Amerika'dan İstanbul’a taşınması ve sonrasında gelişen yaşamöyküsü ile yakından ilişkili. Atakan otobiyografik unsurlar barındıran işlerinde, tarihsel ve derinlikli anlatıları, gündelik hayattan temalarla harmanlayarak yumuşatıyor.
Atakan’ın “Sporting Chances” isimli sergisindeki işleri, eskiden onun egzersiz hocası olan Azade’yi başrole taşıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra profesyonel hayata atılan Azade, sanatçının farklı serilerinde incelediği bu dönemi ve ülkenin geçiş sürecini yansıtan bir örnek. Atakan, bu sürece odaklanan araştırmasını farklı kaynaklardan topladığı verilerle ve Azade’nin yakınları ile yaptığı görüşmelerle birlikte tamamladı. Bunların ışığında sanatçı, ne tamamen gerçek hayattan ne de tamamen kurgudan ibaret olan, temelde kadının güçlenişi etrafında şekillenen hikayeler yarattı.
Cevdet Erek proje için özel olarak hazırladığı ses enstalasyonu ile sergiye katkıda bulunuyor. Ayrıca, İstanbul’daki bir kız okulundan emekli nakış öğretmeni Nermin Mungul’un, Atakan’ın siparişi üzerine ürettiği, sanatçının üç desenini mendillere işlediği çalışmaları da sergide yer alacak.
Immigrants, bir sanat öğretmeni ve öğrencilerinin bir arada gerçekleştirdiği yüreğimize dokunan bir proje. Kıbrıs’ın Limassol şehrinde gerçekleştirilen Immigrants, çağımızın en büyük çıkmazı olan göçmen sorununu konu alıyor.
3-9 Mart tarihleri arasında Saatchi Gallery’de sergilenecek olan Immigrants ayrıca 2016 Saatchi Gallery / Deutsche Bank Art Prize’a da aday gösterildi. Yaşları 16 ile 18 arasında değişen öğrencilerin yer aldığı proje, kıyıya vurmuş, ölmüş ya da ölümün pençesinde olan göçmenleri tasvir ediyor.
İskoçlu sanatçı Charles Young, mimari ve kentsel dokuları kağıt ve tutkal kullanarak işliyor. Paperholm isimli proje suluboya kağıdı ve yapıştırıcı kullanarak, titiz bir kesme işleminden sonra ortaya çıkmış. Ev, lunapark, garaj, araba, yeldeğirmeni, kilise ve daha birçok örnek olarak gösterilebilecek yapı sanatçının kağıttan dünyasında hayat buluyor.
Young Edinburgh Üniversitesi’nde mimarlık bölümünde okurken küçük kağıt modeller yapmaya başlayan sanatçı, bu geleneğini hâlâ sürdürüyor. Hatta mimari yapıları küçük modeler halinde tasarlamayı bir alışkanlık haline getirdiğini, bundan da büyük keyif aldığını söyleyen Young, titizlik ve sabır gerektiren bir çalışma olduğunu da ifade ediyor.