NELER OLUYOR
  • 14-04-2016

    Andy Warhol’un "Campbell's Soup" serisi Amerika popüler kültürünün sanata yansıyışının ikonik sembollerinden biri. Seri her biri 50,8 x 40,6 cm boyutunda olan ve üzerine yapıldığı dönemde Campbell Soup Company tarafından piyasaya sürülmüş çorba konserveleri çeşitlerinin resmedildiği 32 tuvalden oluşuyor.

    Tablolar 1985’ten beri Springfield Sanat Müzesi’nin koleksiyonun bir parçasıydı. Bu ikonik serinin yedi parçası geçtiğimiz hafta Springfield Art Museum’dan çalındı. FBI, çalınan tablolarla ilgili bilgi verenlere 25 bin Dolar ödül teklif ediyor.

    0
    0
    2779
  • 13-04-2016

    Gif şüphesiz ki hayatımızın önemli parçalarından biri haline geldi. Artık kendimizi gif animasyonlarıyla ifade eder, beğeni ve yorumlarımızı bu şekilde anlatır olduk. Tabii durum böyle olunca haliyle gif her disipline yansıyor ve etkilerini gösteriyor. Grafik tasarımcı ve illüstratör Micheal William Lester, gifin yaratıcı etkisini kullanarak ilgi çekici mimari yapıları giflere dönüştürdü.

    İkonik binalar Lester’in çalışmalarında bambaşka karakterlere büründü. Sanatçı "Character Building" serisinde aralarında Burj Al Arab, Camp Nou, The Leadenhall Building gibi binaların da yer aldığı beş kıtadan 20 yapıya hayat verdi.

    0
    0
    3939
  • 12-04-2016

    İngiltere’de sanat tarihi eğitimi alıp, ardından taş oymacılığı üzerine uzmanlaşan Matthew Simmonds, heykellerinde tarihi binalara hayat veriyor. İnsan formu kullanmak yerine binaları canlandırmayı tercih eden sanatçı, oyduğu taşlarda Barok dönemi bazilikaları ve Antik Roma dönemi tapınaklarına yer veriyor.

    Simmonds’un çalışması sırasında birebir canlandırdığı tarihi yapılardaki sütun başları, arkadlar, stoala ve bezeme detaylarını en ince ayrıntısına kadar görmek mümkün. Ortaçağ mimarisine ait yapıları küçük ölçeklerle yansıtan Simmonds, Westminster Abbey ve Ely gibi katedraller dahil olmak üzere birçok önemli İngiliz ulusal anıtının restorasyonu üzerinde çalışmış.

    0
    0
    1329
  • 12-04-2016

    Bir şehrin ruhunu en iyi binaları yansıtıyor. Sebastian Weiss de böyle düşünüyor olacak ki şehrin ritmini çektiği minimalist bina fotoğraflarıyla tutuyor. Mimari ve fotoğrafçılık ile ilgilenen sanatçı bu iki tutkusunu çektiği bina fotoğraflarında harmanlıyor. Fotoğraflarında geometrik detayların ağır bastığı sanatçı, estetikle yakından ilgili olduğunu söylüyor.

    1971 doğumlu olan Sebastian Weiss, Dresden University’de İnşaat Mühendisliği okudu. Ardından Almanya’daki bir medya ajansında tasarımcı olarak çalışmaya başladı. Ve bir süredir de Instagram’da popüler olmakla meşgul. Çektiği mimari fotoğrafları Instagram üzerinden paylaşan ve geniş bir takipçi kitlesine sahip olan Weiss, soyut kentsel yapıları fotoğraflamaya devam ediyor.

    0
    0
    3547
  • 11-04-2016

    Kolombiyalı sokak sanatçısı Stinkfish, sokaklarda hiç tanımadığı insanların genellikle habersizce çektiği fotoğraflarını kullanarak, insan portrelerini sokak resimlerine dönüştürüyor. Meksika’da doğan sanatçı, çocukluğundan beri farklı insanları gözlemleyip tanımayı sevdiğini söylüyor.

    Sıra dışı tarzıyla dikkat çeken Stinkfish, hiç tanımadığı insanları en doğal halleriyle sokaklara taşıyor. Bol renkli çizimleriyle tanınan sanatçı, karşılaştığı insanların surat ifadelerini de çizimlerine yansıtmaya özen gösteriyor. Avrupa ve Amerika’nın birçok şehrinde çizimlerini sergileyen Stinkfish, şehirlerin ritmini bu yolla yakaladığını söylüyor.

    0
    0
    2677
  • 11-04-2016

    Figüratif heykelleri önemli koleksiyonlarda yer alan Richard Stipl, 1968’de demirperde döneminde Çekoslovakya’da doğdu. Çocuk yaştayken ailesi yurt dışına iltica etti. Kanada’da büyüyüp sanat okuyan Stipl, yıllar sonra ülkesine geri döndü. Şu anda yaşamına ve çalışmalarına Prag’da devam ediyor.

    Stipl, eleştirmenler tarafından heykelde karanlık ruhu yansıtan sanatçı olarak niteleniyor. İnsanlığın kötü yüzünü, ölümü, şiddeti ve psikolojik çıkmazları ifade eden sanatçı model olarak kendisinden yola çıkıyor. Sanatçı üretimlerinde ağaç, kil, balmumu gibi malzemeler kullanıyor. Sanat eserinde görmeye alıştığımız estetiği sarsıcı hale getiren sanatçı heykellerindeki yüz ifadelerinde acı, şiddet hatta deliliği öne çıkarıyor.

    0
    0
    4088
  • 09-04-2016

    Christian Verginer, ıhlamur ağacından heykeller yontuyor. Genellikle insan figürünü betimleyen sanatçı, kimi zaman bu heykelleri renklendirirken kimi zamansa renk vermeyip ahşap tonunu kullanmayı tercih ediyor. Üretimlerinde sık sık doğa konusuna değinen Verginer, özgürlük ve hayal gücünün kendisini beslediğini söylüyor.

    İnsanın doğaya uyum sağlaması, bozması ya da dönüştürmesi onun etkilendiği konular arasında yer alıyor. Doğa tahribine dikkat çekmek isteyen sanatçı bunu heykelleriyle ifade ediyor.

    0
    0
    2557
  • 08-04-2016

    Saatchi Gallery'de 5 Nisan'da açılan “Exhibitionism” adlı sergi, ünlü müzik grubu The Rolling Stones'u konu alıyor. 4 Eylül tarihine dek görülebilecek olan sergi grubun 50 yıllık müzik kariyerine odaklanıyor.

    500'ün üzerinde obje, belge ve esere ev sahipliği yapan “Exhibitionism” The Rolling Stones hayranları için kaçırılmayacak bir fırsat. Sergide grubun özel anlarına tanıklık etmenizi sağlayacak soyunma odaları, sahne arkası gibi bölümlerde kullandıkları eşyalar da yer alıyor. Ayrıca sergide grup üyelerinin enstrüman, günlük ve kostümlerini de yakından görmek mümkün. 

    0
    0
    1325
  • 08-04-2016

    Toplam 13 bin 500 resim, 100 bin baskı, 34 bin kitap resmi, 300 heykel ve birçok seramik çizim… Bir sanatçının hayatı boyunca bu denli üretken olabilmesi mümkün mü? Konu Picasso olunca, evet mümkün.

    43 yıl önce bugün 8 Nisan'da hayata gözlerini yuman Picasso, resim hayatına sıradan insanların, sirk palyaçolarının ve akrobatlarının resimlerini yaparak başladı. İlgisini çeken sirk yaşamının hüzünlü yönünü yansıtan sanatçı “Mavi Dönem” diye adlandırılan bu yıllardaki çalışmalarının ardından kübizmin temellerini atan ressamlardan biri olarak kübist tarzda eserler üretmeye devam etti. Geometrik şekiller ve formlar sanatçının resimlerinin en dikkat çeken noktalarının başında geliyordu.

    Guinness Rekorlar Kitabı'na göre sanatçının toplam 13 bin 500 resimi var. Bu kadar üretken bir isim olunca gün geçmiyor ki, Picasso'nun kaçırılan bir eseri, sahte çıkan bir çalışması ya da yeni bir sergisinin haberiyle karşılaşmayalım. 14 Eylül'de MoMA'da açılan "Picasso Sculpture" bunun en yakın örneklerinden biri. Ann Temkin ve Anne Umland küratorlüğünde gerçekleşen ve Picasso'nun 140 heykelini sanatseverlerle buluşturan sergi, son 50 yılın en kapsamlı Picasso sergisi olma özelliğine sahip. 7 Şubat'a sona eren sergi usta ressamın 1902 yılında henüz stüdyosu dahi yokken ve 1960'lı yılların sonlarında yaptığı devasa heykellerini ağırladı.

    Sanatçının bir diğer ses getiren sergisi ise torunları Diana Widmaier - Picasso ve Emilie Bouvard'ın düzenlediği “Picasso Mania” oldu. Paris'te Grand Palais'ta sergilenen “Picasso Mania”, sanatçının çalışmalarının yanı sıra ondan etkilenen ressamların üretimlerini de ağırladı. Andy Warhol, Yan Pei-Ming, David Hockney, Maurizio Cattelan'ın sanatçıdan ilham alarak hazırladığı eserleri de ağırlayan “Picasso Mania” 29 Şubat'ta sona erdi.

    Geçtiğimiz şubat ayında ise Türkiye gündemini Picasso’ya ait olduğu iddia edilen Femme se Coiffaint isimli tablo oldukça meşgul etmişti. Ancak çok geçmeden Picasso’nun oğlu Claude, tablonun Picasso’ya ait olmadığını açıkladı. 2015 yılı içerisinde Picasso’nun 1955 yapımı Les Femmes d’Alger (Version ‘O’) adlı eseri Christie’s’de 179.4 milyon dolar’a satıldı. Sanatçının en ikonik eserlerinden biri olan Les Femmes d’Alger (Version ‘O’) 2015’in en pahalı sanat eseri oldu.

    Usta ressam Picasso'yu 43. ölüm yıl dönümünde ölümsüz eserleriyle anıyoruz.

    0
    0
    3956
  • 08-04-2016

    Kırmızı kanepesiyle tanınan Horst Wackerbarth, reklam, moda ve portre fotoğrafçılığı yapıyor. 1979 Fritzlar doğumlu Alman sanatçı Kassel‘deki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda fotoğraf ağırlıklı öğrenim gördü. Şimdi ise fotoğraf ve video sanatçısı olarak çalışmalarına devam ediyor.

    Çalışmalarını ve yaşamını Düsseldorf‘ta sürdüren sanatçı “Red Couch” isimli projesinde 30 yılı aşkın süredir, 33 farklı ülkeden ünlüleri, dünya liderlerini, suçluları, sporcuları ve sıradan insanları kırmızı bir kanepe üzerinde fotoğraflıyor.

    Proje insanlar arasında küresel çapta bir diyaoğu olanaklı kılmayı ve şimdiki ve gelecekteki kuşaklar için 21. yüzyılın – bizzat insanların kendileri tarafından anlatılan – bir antropolojisini yaratmayı amaçlıyor.

    0
    0
    2109
DAHA FAZLA
Geldanlage