
Moda imparatorluğunun tahtından senelerdir inmemeyi başaran Karl Lagerfeld’in aynı zamanda moda fotoğrafçılığındaki yeteneklerini de bilmeyen kalmadı! Moda kariyerinin fotoğrafçılık ayağındaki “masterpiece”lerini Floransa’da açılacak olan geniş kapsamlı sergi, Karl Lagerfeld, Visions of Fashion ile sergileyecek. Serginin küratörlüğüne el atacak olan isim ise Chanel’in görsel direktörülüğünü yapan Eric Pfrunder ve yayıncı Gerhard Steidl. Sergi 14 Haziran’dan itibaren Palazzo Della Civiltà Italiana’da gezilebilir.
11-22 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek Cannes Film Festivali, bu yıl açılışını Woody Allen’in “Café Society” filmi ile yapacak. Festivalin büyük ödülü olan Altın Palmiye için yarışan isimler arasında Pedro Almodovar, Xavier Dolan, Jim Jarmush yer alırken, kısa film kategorisinde Hakkı Görgülü’nün yönetmenliğini yaptığı “Gabra” yarışacak. Festivalin arşivleri, 2016 programı ve tüm detaylar için Cannes Film Festivali’ni takipte kalıyoruz. Zira büyük haberler geleceği kesin!
Fransız Devlet Demir Yolları (SNCF) ve uluslararası teknoloji şirketi 3M’nin hayata geçirdikleri projeyle Paris Metrosu sanatla bezeniyor.
Proje kapsamında trenlerin iç mekanları, Paris’teki önemli müzeleri örnek alarak tasarlanmış. Bir vagon Versay Sarayı’yken bir diğeri Orsay Müzesi’nin içi. Monet’nin nilüferleri, Pissaro’nun manzaralarıyla kaplı trenler adeta bir zaman tüneli.
Metroya yapılan bu yaratıcı “müdahale” sayesinde Paris metrosunun büyük bir sorunu olan vandalizmde de büyük bir düşüş yaşanmış. Huzur afakı sarmış.
Tayvanlı sanatçı Tu Hao Chin, çalışmalarında portreleri deformasyona uğratıyor. Sanatçı çalışmalarındaki suratları ya gizliyor, ya üzerini bir boya darbesiyle kapatıyor ya da sliyor. Böylece kimliksizlik olgusuna vurgu yapan Chin, illüstrasyonlarında sıklıkla çocuk portreleri kullanıyor. Kendisinin nelerden ilham aldığı sorulduğunda ise verdiği cevabın üst sıralarında: Karamsarlık, bilinç dışı öğeler ve korku yer alıyor.
2016 Yayoi Kusama’nın senesi oldu diyebiliriz. Time Dergisi'nin Power 100 listesindeki tek sanatçı olarak gündeme oturduğundan beri her gün yeni bir sergi duyurusuyla karşılaşıyoruz.
Popülerliğine popülerlik ekleyecek bir hamleyle sanatçı şimdilerde Tate ve Airbnb ile yeni bir projeye imza atıyor. Airbnb, bünyesine kayıtlı evler arasında bir yarışma düzenleyecek. Kazananın evi de sanatçının yeni enstalasyon mekanı olacak.
Kusama'nın nasıl bir proje üreteceği henüz belli değil ama tabi ki ilk akla gelen alameti farikası benekleri.
Christie’s’in pazar günü düzenlemiş olduğu “Bound to Fail(Kaybetmeye Mahkum)” adlı açık arttırmanın yıldızı Maurizio Cattelan’ın Hitler heykeli oldu. Heykel 17,2 milyon dolara kimliğini açıklamayı tercih etmeyen bir alıcıya satıldı.
Şu sıralar Guggenheim’da sergilemeyi planladığı altın tuvaletle gündemde olan Cattelan, 2012’de Him adını verdiği Hitler heykeli yerleştirmesiyle sanat dünyasında tartışmaya neden olmuştu.Sanatçı, dizlerinin üzerinde, çocuk/adam formlu bir Hitler heykelini, 2.Dünya Savaşı esnasında 300.000 Yahudi’nin öldürüldüğü Varşova Gettosunda sergilemeyi seçmişti. İzleyiciler sadece tahta kapıdaki bir delikten bakarak figürün sırtını görebiliyorlardı. Bu açıdan figür küçük, zararsız bir çocuk gibi algılanıyordu.
“En büyük katiller bile bir zamanlar tatlı ve masum çocuklardı” anafikriyle izleyiciyi kötülüğün doğası üzerine düşündürmeye sevk eden yerleştirme, kimilerini rencide etti, kimilerinde de hassasiyet uyandırdı. Fakat herkes bir konuda hemfikirdi ki, yerleştirme dehşet etkileyiciydi.
Rakamlar, sembolik hikayeler, alegoriler… Tüm bunlar Elias Santis'in resimlerinin arka bahçesinde gizlenen ilham ögeleri arasında yer alıyor. Gizem kavramından beslenen sanatçı görünmez bir boyutun izini sürdüğününü ve bilinmeyenin ardında dolaştığını söylüyor.
Çalışmalarında yaptığı gözlemlerden ve yakın çevresinden beslenen Santis, sessizliğin de kendince bir anlamı olduğunu ve bu anlamı aradığını söylüyor. Resimlerinde kullandığı fantastik dil ile dikkat çeken sanatçı, rüyalardan ilham alıyor.
7 Mayıs-12 Haziran tarihleri arasında sanatçı Duke Riley gün batımında düdüğü çalacak ve ayaklarına LED ışıkları bağlanmış 2000 adet güvercin Brooklyn Nehri üzerinde gösterilerine başlayacak.
Performans, eski haberleşme araçları ve bugünün aşırı teknolojik dünyası arasındaki farkı vurgularken New York’un tarihi boyunca güvercinle olan ilişkisine de dikkat çekiyor.
1960’lara kadar şehirde binlerce güvercin yetiştiricisi varken şimdi bu sayı 200’ün altında. Çoğu yetiştirici de güvercinlerine mahalle baskısı yüzünden veda etmek zorunda. Sanatçının çoğu güvercini kendisine bu tip nedenler yüzünden bağışlanmış.
Fly by the night isimli bu performans şu aralar New York’un en dikkat çekici etkinliklerinden biri olsa da bu Riley’nin güvercinlerle gerçekleştirdiği ilk çalışması değil. 2013 senesinde Trade with the enemy (Düşmanla takas) projesinde güvercinler sanat namına Havana’dan puro kaçakçılığı yapmıştı.
Londra'nın göbeğinde bir galeri. Kapısına kilit vurmuş. İçerisi zifiri karanlık. İflasın eşiğinde diye düşünmek işten değil.
Meraklılar için kapısına asılmış not/ eser künyesi var:
Maria Eichorn
5 Hafta, 25 Gün, 175 Saat
23 Nisan - 29 Mayıs 2016
Berlin merkezli sanatçı Maria Eichorn, Chisenhale Gallery’deki sergisinde iş kavramının üretkenlikle olan bağını sorguluyor. Bu yüzden serginin temel öznesi galerinin çalışanları. Mayıs boyunca galeri çalışanları istediklerini yapacak ve maaş almaya devam edecek. Daha da iyisi bu süreç içerisinde galerinin inbox’ına düşen bütün mailler otomatik olarak silineceği için de mayıs sonunda çalışanları bekleyen yığılmış işler olmayacak.
Güney Koreli illüstratör Jiwoon Pak, Fransa'daki Valenciennes Fine Art School'da eğitimini tamamladıktan sonra freelance olarak çalışmaya başlamış. Sanatçının işlerinde ağırlıklı küçük kız figürleri ve sıklıkla kullandığı hayvan, bitki ve böcek formları dikkat çekiyor.
Sembolik ve mistik bir anlatımı tercih eden Pak, geleneksel Japon kültürü detaylarını da çalışmalarına yansıtıyor. Masallardan ilham aldığını söyleyen sanatçı, resmettiği donuk bakışlı küçük çocuk süretleriyle tanınıyor.