
İlkbahar/Yaz 2017 koleksiyonlarını tanıtacak olan tasarımcılar ve markaların yer aldığı Paris Moda Haftası’nın runway show programı açıklandı. 10-13 Haziran Londra ve 18-21 Haziran Milano Moda Haftası’ndan sonra gözler Paris’te olacak. 22-26 Haziran arası düzenlenen erkek koleksiyonlarının defile programının detayları ise şöyle:
22 Haziran 2016 Çarşamba
10:00 Lucien Pellat Finet
11:00 Facetasm
12:00 Balenciaga
13:30 OAMC
14:30 Lemaire
15:30 Y/Project
16:30 Walter Van Beirendonck
17:30 Valentino
20:00 Haider Ackermann
23 Haziran 2016 Perşembe
10:30 Louis Vuitton
11:30 Boris Bidjan Saberi
12:30 Rick Owens
13:30 Kolor
14:30 Issey Miyake
15:30 Julien David
16:30 Andrea Crews
18:00 Yohji Yamamoto
19:00 Dries Van Noten
20:00 Pigalle Paris
24 Haziran 2016 Cuma
10:00 Junya Watanabe
11:00 Maison Margiela
12:00 Ann Demeulemeester
13:00 JUUN.J
14:00 22/4_Hommes
15:00 Christian Dada
16:00 Cerruti
17:00 Comme des Garçons Homme Plus
18:00 pm Givenchy
20:00 pm Berluti
25 Haziran 2016 Cumartesi
10:00 Kenzo
11:00 Sacai
12:00 Avoc
13:00 ´Etudes
15:00 Dior Homme
16:00 Wooyoungmi
17:00 Balmain
18:00 Henrik Vibskov
19:00 White Mountaineering
20:00 Hermes
21:00 AMI Alexandre Mattiussi
26 Haziran 2016 Pazar
10:00 Officine Generale
11:00 Lanvin
12:00 agnes b
14:00 Rynshu
15:00 Sean Suen
16:00 Paul Smith
17:00 Off-White
18:00 Thom Browne
3 Haziran’da kaybettiğimiz Muhammed Ali, ölümünden sonra bilinmeyen yönleriyle bizi şaşırtmaya devam ediyor
Kariyeri boyunca yalnızca beş maç kaybederek tüm zamanların en iyi boksörü olarak bilinen Ali’nin bilinmeyen yönü ise resme duyduğu ilgisi. Ali ilk olarak 1979’da sipariş üzerine yaptığı Let My People Go resmiyle sanat dünyasının dikkatini çekmişti. New York’taki Ro Gallery, o dönem bunu bir fırsat bilerek Ali’nin 500’er baskıya sahip resimlerinin çoğunu satın almıştı. Ünlü boksörün ölümüyle değeri artan resimler galeri tarafından 15 Haziran’da açık arttırmayla satışa çıkıyor.
Cüretkâr çizgiler ve canlı renklerle hayatını, dini inançlarını ve ırkçılığa karşı olan tutumunu resmeden Ali’nin şimdiye kadar eserine verilen en yüksek fiyat 2010’da 2900 $ olmuştu. 15 Haziran’da gerçekleşecek açık arttırmada ise fiyatların 400-2000 $ ile başlayıp 5000 $ civarında alıcı bulacağı tahmin ediliyor.
Amerikalı sanatçı Patti Warashina, tasarladığı yaratıcı seramik heykelleriyle tanınıyor. İronik ve renkli tarzdaki eserleriyle dikkat çeken sanatçı, heykellerini sık sık geometrik desenler ve asimetrik figürlerle besliyor. Warashina, çalışmalarında feminizm, siyasi ve sosyal konuları işliyor.
Eserlerinde mizah ögesi ağır basan sanatçı, kaygı ve eleştiri temalarını harmanlıyor. Parodi diliyle izleyiciyi yakalayan heykeller, sanatçının kendi imzası haline gelen kişisel tarzını yansıtıyor.
Japon-Fransız moda tasarımcı Kenzo Takada’nın kurduğu marka Kenzo, çarpıcı koleksiyonlarının yanı sıra yarattığı kampanyalarına çektiği kısa filmleri de adeta fashion film standartlarında yaratıyor. Daha önceki koleksiyon kampanyaları için hazırladığı fimlerde Gregg Araki, Kahlil Joseph, Hala Matar ve Mat Maitland gibi yönetmenlerle çalışan marka bu kez Pre-Fall 2016 koleksiyonu ile ekranlarımızda.
Partel Olivia ile 2014 Sonbahar, 2013 Sonbahar/Kış koleksiyonları için daha önce de çalışan Kenzo’nun, Pre-Fall 2016 koleksiyonunun kısa filminin yönetmeni de yine Partel. Japon motorsiklet ekürisinin kısa bir fragmanını izlediğimiz kısa film Sun to Sun, Japon hikayelerinden Momoko’nun anlatımı ile başlıyor. Filmdeki karelerden de anlaşılacağı üzere koleksiyon gayet ‘sıkı’ geliyor!
1972 yılında kurulan İsveçli pop grubu ABBA, kendi müzik tarihi boyunca 1974-82 yılları arasında müzik listelerinin en üst sıralarında yer alacak başarıya sahip oldu. Agnetha Faltskog, Björn Ulvaus, Benny Andersson, Anni-Frid Lyngstad’tan oluşan ekip, dün 50. yılını Stockholm’deki Berns Hotel’de özel bir parti ile kutladı. 30 yıl sonra ilk kez bu performansla sahneye çıkan ABBA, sekiz stüdyo albümünün yanı sıra verdiği konserler ve Mamma Mia! müzikaline de adapte edilen şarkılarıyla unutulmayacak gruplar arasında yerini çoktan alanlardan.
1918 yılında yönetmen Scott Sidney tarafından Tarzan hikayelerinin ilki çekildi. Yıl 2016 ve yine bir Tarzan hikayesi ile karşı karşıyayız. Bu sefer teknolojinin tam desteğini alan ve temmuz ayında yurt dışında gösterime girecek olan filmin yönetmen koltuğundaki isim David Yates. David Yates ismini hatırladığımız bir diğer film ise Harry Potter and the Deathly Hallows. Filmin başrol oyuncusu, True Blood dizisinin unutulmayan karakteri ve en son Zoolander 2, A Diary of a Teenage Girl filmlerinde de izlediğimiz Alexander Skarsgard. Alexander’ın yanı sıra izleyeceğimiz diğer isimler ise Christopher Waltz, Samuel L. Jackson ve Margot Robbie.
Daha önce iki trailer’ı yayımlanan film, vizyon öncesi üçüncü trailer’ı karşımızda!
https://www.youtube.com/watch?v=v5r6FrEgg5M
Olafur Eliasson, Versailles Sarayı’nın misafir sanatçı programı kapsamında sarayın içini ve bahçesini ışık ve su enstalasyonlarıyla donattı. Algı, hareket ve insan deneyimi kavramları üzerine yarattığı büyük ebatlı enstalasyonları ile tanınan İskandinav sanatçı, monarşinin beşiği olan sarayda inisiyatifi izleyiciye bırakıyor.
Sanatçı, sarayın büyüklüğü ve ihtişamı karşısında hayran kalan izleyiciye, kendi iradesiyle kontrol edebileceği deneyimler sunuyor. Sarayın içerisindeki ayna ve ışık enstalasyonları insan figürüyle etkileşime geçtiği sürece anlamlanıyor. Sarayın bahçesine kurulan sis düzeneği ve dev şelale ise insanda geçicilik ve sonu gelmez dönüşüm hissini uyandırmayı amaçlıyor.
Eliasson, Versailles Sarayı projesini şu sözlerle anlatıyor: “Sarayın barok mimarisi, tarih boyunca görünürlüğü ve etkileyiciliği arttırarak monarşiye, kralın gücüne hizmet etmiştir. Ancak günümüzde Versailles Sarayı’na aynı açıdan bakmıyoruz. Her gün milyonlarca turistin akınına uğrayan bu sarayı birey nasıl algılıyor? Saray nasıl bir etki bırakıyor? Sarayın eski günlerindeki gücünü hissedemiyorsak yoksa hepimiz artık kral mıyız?
New York’un modern sanat müzesi MoMA, 12 Haziran-18 Eylül tarihleri arasında dadaizm akımına mensup yüzü aşkın eserin yer alacağı "Dadaglobe Reconstructed" sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatın tekrardan üretilebilirliği sorunsalı çerçevesinde düzenlenen sergi, Dadaglobe isimli yayın için üretilmiş olan fotoğraflar, çizimler, fotomontajlar ve kolajlarla arşiv niteliğindeki görsel malzemeleri bir araya getiriyor.
Dadaglobe, Dadaizm akımının kurucularından Fransız şair Tristan Tzara’nın tamamlanamamış 'magnum opus'u, yani büyük projesi. Tzara, 1921 yılında Dadaglobe adı altında Dada akımı kapsamında üretilen işlerden oluşan bir antoloji yayımlamak için harekete geçti. 10 ülkeden 50 sanatçının davet edildiği proje; fotografik otoportreler, özgün işler, çizimler ve sayfa düzenlemeleri olarak dört farklı kategoride üretilmiş işlere yer verecekti. Jean Arp, Marcel Duchamp, Max Ernst, Hannah Höch, Man Ray gibi dönemin öncü isimlerinin de destek vermesiyle toplanan yüzlerce sanat eseri ve metin, finansal zorluklar ile fikir ayrımları yüzünden asla yayımlanamadı.
1966’da Fransız akademisyen Michel Sanouillet tarafından tekrardan keşfedilen bu unutulmaya yüz tutmuş proje, 2016’da Tristan Tzara’nın hayal ettiği şekilde, 160 sayfalık bir kitap halinde basıldı.
Asla yaşlanmayan müzik ilahlarından Iggy Pop, geçtiğimiz Mart ayında çıkarttığı son stüdyo albümü Post Pop Depression’dan ikinci video klibini yayına sundu. Bu albümde Queen of the Stone Age’ten hatırlayacağımız Joshua Homme ile iş birliği yapan Iggy, albümün ilk video klibi Sunday’de de beraber kamera karşısındaydı.
American Valhalla, Jamie-James Medina’nın yönetmenliğinde, siyah beyaz akışa sahip bir video klip. Ayrıca klipte yer alan model Ruth Bell için Iggy, Ruth’un performansına hayran kaldığını da belirtmeden edemiyor.
https://www.nowness.com/story/iggy-pop-american-valhalla-ruth-bell
Kamboçya'nın uluslararası tanınmış sanatçılarından Sopheap Pich, bedensel organlar, bitkisel formlar ve soyut geometrik yapılardan esinlenerek heykeller yaratıyor. Yerel malzemelerle çalışan sanatçı, zaman ve bellek üzerine eğiliyor, sık sık hayvan ve insan figürlerini betimliyor.
İnce bir el işçiliğiyle oluşan eserler zaman zaman da soyut formların bir temsili haline dönüşüyor. Büyük oranda grafik karakter tarafından tanımlanan üç boyutlu nesneler üzerine çalışan Pich, mekan odaklı üretimleriyle de dikkat çekiyor. Sanatçının adeta bir çizimi andıran heykelleri, kültürel ve dini temaları da işliyor. Buddha isimli heykel serisi bu tarzına örnek olarak gösterilebilir.