
Amerika’nın gizemi bir türlü çözülemeyen korkutucu evinin filmi geliyor. 1880’lerin sonuna denk gelen hikaye kısaca şöyle; Kaliforniya’da bulunan tüfek üreticisi William Wirt Winchester’ın muazzam serveti ölümünün ardından eşi Sarah Winchester’a kalır. Fakat Sarah Winchester kocasının silahlarıyla öldürülen insanların hayaletlerinin peşini bırakmadığını söyleyerek delirir. Mimarisi hayli şaşırtıcı olan evde 160 oda, 47 şömine ve hiçbir kapıya ya da odaya çıkmayan merdivenler bulunuyor.
Sarah Winchester’ın hayaletlerden kurtulmak için sonradan bu şekilde yapılmasını istediği düşünülen, inşaatı Winchester ölene dek bitmeyen ev ve Sarah’ın hikayesinin hakları satın alındı. Helen Mirren’i başrolde izleyeceğimiz filmde Mirren’in şüpheci psikiyatristi Eric Price ile mücadelesine tanık olacağız. Filmin yönetmen koltuğunda ise Micheal ve Peter Spierig oturuyor.
Massive Attack yine hayli ilginç bir kliple karşımızda. Cate Blanchett’in başrolünde olduğu The Spoils şarkısının klibinde ünlü aktristi yüzünün formu sürekli değişir, dağılır ve yeniden form alırken görüyoruz. Grubun Hope Sandoval’la birlikte çalıştığı şarkının klibinin yönetmenliğini John Hillcoat üstlenmiş.
Klipte sade saçları, değişen makyajı, plastiği andıran derisi, adeta taşa dönüşen yüzüyle Cate Blanchett hiç de görmeye alışık olmadığımız bir biçimde karşımıza çıkıyor. Massive Attack sene boyunca ilgi çekici pek çok klip daha yayınlamıştı. Ritual Spirit klibinde Kate Moss’u Vodoo in My Blood’da ise Rosamund Pike’yi izlemiştik.
https://www.youtube.com/watch?v=8r31DFrFs5A
American Hustle ve Silver Linings Playbook’un yönetmeni David O. Russel’ın yeni projesinin duyurusu yapıldı. Proje iki ünlü oyuncuyu yan yana getiriyor. Robert De Niro ve Julianne Moore’u birlikte izleyeceğimiz televizyon dizisi suç üzerine olacak.
Deadline Hollywood’dan yapılan açıklamaya göre dizi 90’larda geçecek. Russel ve Niro daha önce Joy ve Silver Linings Playbook’ta da birlikte çalışmışlardı. Russel Silver Linings Playbook ve American Hustle ile Bafta ödüllerinde en iyi senaryo ödülünü kazanmıştı.
Çinli sanatçı Ai Weiwei, İsrail ile Filistin’e yaptığı yolculuk sırasında tanıştığı Filistinli sanatçı Eid Hthaleen ile ortak bir sergi açıyor. Sanatçıların “Post Resettlement” adını verdikleri sergi, bu yolculuğun ve kendi deneyimlerinin bir yansıması.
Ai Weiwei’ye göre bu sergi insan hakları krizi ve Akdeniz’deki mülteci sorunu gibi güncel meseleleri araştırma konusunda kendisine ciddi bir alan açıyor.
19 Ağustos’ta kapılarını sanatseverlere açacak olan sergi Berlin Neugerriemschneider Gallery’de 16 Ekim tarihine kadar gezilebilecek.
Filmleriyle olduğu kadar resimleriyle de tanınan David Lynch, son yıllarda müzik alanındaki üretimleriyle de dikkat çekiyor. Lynch şimdi de uzun zamandır birlikte çalışmalar yaptığı Chrysta Bell eşliğinde yeni bir EP yayınlıyor.
David Lynch’in yazdığı ve prodüksiyonunu üstlendiği şarkılardan oluşan Somewhere In Nowhere isimli yakında piyasaya sürülecek EP’den Beat The Beat adındaki şarkı yayımlandı. Lynch, Chrysta Bell’in 2011 yılında yayımlanan ilk albümünde de şarkı yazım ve prodüksiyon aşamalarında rol almıştı. Bu nedenle Somewhere In Nowhere, ikilinin aynı disiplinle çalıştığı ikinci proje olma özelliği taşıyor.
David Lynch’in “Onu ilk gördüğümde bir uzaylıya bakıyor olduğumu zannetmiştim” sözleriyle tanımladığı Chrysta Bell, Lynch’in Inland Empire filminin soundtrack albümünde de yer almıştı. Bell, önümüzdeki yıl gösterime başlayacak yeni Twin Peaks sezonunda bir bölümde oyuncu olarak da yer alacak.
https://www.youtube.com/watch?v=jKA45Cbk-Gs
Morrissey, 1982-1987 yılları arasında yer aldığı The Smiths grubunun tarihinde önemli bir yeri olan Manchester’daki Salford Lads’ Club’da pop-up bir dükkan açmaya hazırlanıyor. 19-21 Ağustos tarihlerinde üç gün boyunca açık kalacak dükkanda merchandise ürünler, kıyafetler, kalemler, Morrissey imzalı plaklar ve kitaplar yer alacak.
MPORIUM isimli pop-up dükkanın açılacağı mekân, Morrissey’in The Smiths grubuyla imza attığı The Queen is Dead albümünün gizli öznelerinden biri olarak anılıyor. Dükkanda satışı yapılacak eşyalarsa “ilk gelen kapar” tekniğiyle satılacağından ilk gün için yoğun bir ilgi bekleniyor.
Sanatçı Abigail Goldman, “Mea Culpa” adını verdiği diorama serisinde minik insan figürlerinin yer aldığı dünyamıza benzer küçük dünyalar yaratıyor. Çok fazla ayrıntı içeren bu dioramalara dikkatli bakıldığındaysa her birinin içinde cinayet, kan ve sapkınlık detayları göze çarpıyor.
Daha önce cinayet haberleri ve polis için danışmanlık yapmış olan sanatçının suç ve adli tıbba olan ilgisi küçük yaşta başlıyor. Tasarladığı bu “die-o-rama”larda sentetik çim, strafor köpük ve model tren setlerinden insan figürleri kullanan Goldman, şaşırtıcı suç mahallerini şiddete dikkat çekmek için kurguluyor.
İngiliz punk rock grubu Sex Pistols'ın canlı kayıtlarından oluşan özel set 19 Ağustos'ta satışa çıkarılıyor. Punk ikonlarına ait çeşitli çalışmalar yapılan punk’ın 40’ıncı yılında, yalnızca üç yıl aktif kalmasına rağmen İngiliz punk rock türünde simgeleşmiş olan Sex Pistols’ın da 4-CD/LP’lik özel boxset’i piyasaya sürülüyor.
Efsanevi grubun ilk dönemlerine ait kayıtlar ve Free Trade Hall, The Screen On The Green, 76 Club ve HM Prison Chelmsford’daki konserlerinden görüntüler bu özel setin içinde yer alıyor. Özel setin içeriğine ve satışıyla ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir.
https://www.youtube.com/watch?v=V3c1cDBwnCY
1980 doğumlu Letonyalı sanatçı Jana Brike’ın eserleri 15 yaşından beri uluslararası alanda sergileniyor. Avrupa’nın yanı sıra Amerika ve Avustralya’da da birçok sergi açarak başarısını kanıtlayan sanatçı hayatı ve insanları ilham kaynağı olarak görüyor.
Yağlı boya çalışmalarında insan ruhunun etkilendiği rüya, özlem, aşk ve acı gibi safhalar dışında Brike; geleneksel halk hikayelerinden, çocuk kitabı illüstrasyonlarından ve hiperrealist çizimlerden de ilham alıyor. Hâlâ Riga’da yaşayan sanatçının doğduğu tarihte yaşanan Sovyet işgali ve savaşın korkunçluğu da kullandığı temalar arasında.
BBC Music dergisi tüm zamanların en iyi şarkılarını seçtiği bir liste yayımladı. Beethoven’ın insanın tüylerini diken diken eden senfonisi Eroica listenin birinci sırasına yerleşti. Sanatçının 1803 senesinde bestelediği ve Avrupa’daki devrim ruhuna adanan senfonisini yine Beethoven’ın 1824 tarihli 9. Senfoni’si takip ediyor.
Beethoven’ın başarısı sadece ilk ikiyle de sınırlı değil, zira ünlü besteci listede sekiz sırayı da ele geçirmiş durumda. Derginin editörü Oliver Condy ise duruma şaşırmadığını belirtip, “200 senedir Beethoven’ın senfonileri daima ilk üçtedir zaten” açıklamasında bulundu. Listenin tamamı ise şöyle: