
Son olarak The End of the Tour‘la karşımıza çıkan yönetmen James Ponsoldt’un başrollerinde Tom Hanks ve Emma Watson’ın yer aldığı yeni filmi The Circle’dan bir fragman yayımlandı.
Smashed, The Spectacular Now filmleriyle tanınan ve son olarak prömiyerini Sundance’te yapan, ülkemizde ise !f İstanbul’da izleme fırsatı bulduğumuz başarılı filmi The End of the Tour‘la karşımıza çıkan James Ponsoldt‘un önümüzdeki aylarda vizyona girecek yeni filmi The Circle fragmanıyla dikkat çekiyor. Dave Eggers‘ın dijital dünyayı gerçekçi bir şekilde kaleme aldığı aynı adlı kitabından beyazperdeye uyarlanan filmin senaryosu Eggers ve James Ponsoldt’a ait. Teknolojinin insanlığa verebileceği potansiyel zararları sorgulatan filmin fragmanını youtube üzerinden izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=QUlr8Am4zQ0
Meksika doğumlu sanatçı Gabriel Dawe, moda ile mimari arasındaki ilişkiye odaklandığı mekâna özgü enstalasyon çalışmalarıyla tanınıyor. Sanatçı, çalışmalarını eğitimi için taşındığı Amerika’da sürdürse de Meksika’nın renkli ve canlılığı yoğun kültüründen çokça etkileniyor.
Dawe, Plexus adını verdiği gökkuşağı çalışmalarında ışığın kırılmasından yararlanarak izleyiciye optik illüzyon yaratan renkli bir görsellik sunuyor. Doğanın kendini yenileyen ve düzenleyen gücünden ilham alan sanatçı, eserlerinde özellikle toplumsal cinsiyet ve kimlik kavramlarını sorguluyor.
20. yüzyılın önemli ve popüler isimlerinden biri olan İngiliz sanatçı David Hockney, 80. doğum günü kapsamında şimdiye kadar düzenlenmiş en kapsamlı sergisi ile Tate Britain’a konuk oluyor.
Dün açılışı yapılan retrospektif; sanatçının resim, çizim, baskı, fotoğraf ve video gibi farklı disiplinlerde verdiği önemli eserleri bir araya getiriyor. Aynı zamanda Hockney’in daha önce sergilenmemiş son dönem eserlerinin de bulunduğu serginin küratörlüğünü ise Chris Stephens üstleniyor.
Müzenin toplam 13 odasında 100’den fazla eserin sergilendiği “The David Hockney Retrospective”, 29 Mayıs tarihine kadar Londra’da bulunan Tate Britain’da görülebilecek.
1943 doğumlu Alman fotoğraf sanatçısı Jürgen Klauke, 1968 yılından beri çalışmalarına Köln’de devam ediyor. 1960’lardan itibaren günümüze kadar fotoğraf sanatının kilit isimlerinden biri olan sanatçı, özellikle kimlik ve toplumsal cinsiyet normlarını sorguladığı eserlerle tanınıyor.
Body Art akımının öncülerinden kabul edilen Klauke, fotoğraflarında minimalizm ve sürrealizm gibi akımlar ile Vito Acconci ve Cindy Sherman gibi isimlerden etkileniyor. Karelerinde öteki kavramına odaklanarak izleyiciye öz bilinç ve kendini anlama gibi deneyimleri keşfetme olanağı veren sanatçı, provokatif tarzı ile dikkat çekiyor.
New York’un önemli sanat kurumlarından biri olan Metropolitan Museum of Art, geçtiğimiz Salı günü yaptığı açıklamada bünyesinde bulunan 375 bin sanat eserini kamuya açtığını duyurdu.
Metropolitan Museum of Art koleksiyonuna dahil olan eserler, Creative Commons adı altında lisanslandı ve internet ortamında izin alma gerektirmeden ticari ve ticari olmayan aktiviteler için kullanıma açıldı.
Müze direktörü Thomas P. Campbell ise yaptığı açıklamada, eserlerin müzeyi ziyaret edemeyen tüm sanatseverler için ulaşıma açılmaya devam edeceğini ve dünyanın en geniş kamuya açık müze koleksiyonu olmayı amaçladıklarını belirtti.
Sofia Coppola’nın yönetmen koltuğunda oturduğu; Nicole Kidman, Kirsten Dunst, Colin Farrell, Elle Fanning gibi isimlerin yer aldığı muazzam bir oyuncu kadrosuyla bizi heyecanlandırmayı başaran, iç savaş sırasında geçen bir kadın hikâyesi, The Beguiled’dan fragman yayımlandı.
The Virgin Suicides, Lost in Translation, Somewhere gibi başarılı yapımlara imza atan Sofia Coppola, uzun zamandır ara verdiği beyazperdeye muazzam bir kadroyla geri dönüyor. Nicole Kidman, Kirsten Dunst, Colin Farrell, Elle Fanning gibi isimlerin yer aldığı, Coppola’nın yeni filmi The Beguiled’dan fragman ve yeni yayımlandı. Thomas P. Cullinan’ın 1966’da yayımlandığı A Painted Devil adlı southern gothic tarzdaki kitabından uyarlanan filmin fragmanını youtube üzerinden izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=GRKXyeoWfco
Rus ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Dostoyevski 11 Kasım 1821’de Moskova’da doğdu, 9 Şubat 1881'de St. Petersburg'ta öldü. Yazarın insan psikolojisinin derinlerine inen anlatma gücü, çağları aşan dili ve gerçekçi kahramanları ile bugün hâlâ bir edebiyat dahisi olarak anılmasının başlıca nedenleri:
*Asıl adı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’dir.
* 1846’da ilk kitabı İnsancıklar’ın yayımlanmasının ardından şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Ancak aynı yıl yazdığı Öteki, eleştirmenler tarafından sıkıcı bulundu ve alay edildi.
* Dostoyevski, 1847’de kaleme aldığı Ev Sahibesi isimli romanına yapılan olumsuz yorumlardan dolayı ruhsal bir çöküntü yaşadı. Bir yıl sonra yayımladığı Bir Yufka Yürekli, beklenen başarıyı elde edemedi ve Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi.
*Yazarın ünlü romanına hazırlık süreci 1849’da sürgün edildiği Sibirya’da başlar. Burada suç ve ceza kavramlarıyla yüzleşir. 1858’de Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlar ve roman 1866’da tamamlanır.
* Yazarın kaleme aldığı Yeraltından Notlar, Kumarbaz, Budala, Ecinniler, Karamazov Kardeşler ve nice eseri yüzyıllardır dünya edebiyatında önemli yere sahip.
"Cehennem, insanın yüreğinde sevginin bittiği yerdir." Dostoyevski
13 Mayıs 2017 tarihinde Giardini ve Arsenale’de gerçekleşecek 57. Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi, sanatçı listesini açıkladı.
“Viva Arte Viva” başlığıyla düzenlenecek sergi, bu yıl 51 ülkeden 120 sanatçıyı konuk edecek. Daha önce bienalde yer almamış 103 yeni sanatçının yer aldığı serginin küratörlüğünü ise Christine Macel üstleniyor.
57. Uluslararası Sanat Sergisi bu yıl, yeni keşfedilen genç sanatçıların çalışmalarına odaklanmakla beraber çalışmalarına yeterli ilgi çekilemeyen ustaları da ağırlayacak. Dokuz ayrı bölümden oluşacak sergi 26 Kasım tarihine kadar Venedik’te sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
Doğayla iç içe ürettiği enstalasyon çalışmalarını şiirsel bir atmosferde fotoğraflayan Fransız sanatçı Charles Pétillon, Invasion adını verdiği serisine ilk kez Paris’te açacağı bir sergi için başladı. Daha sonra pek çok mekâna özgü yerleştirme yapan sanatçı, uluslararası bir obje olarak kullandığı beyaz balonları farklı alanlara yerleştirerek söyleyemediklerimizi temsil etmeyi amaçlıyor.
Fransa’da bulunan 19. yüzyıldan kalma pazar yeri binası Covent Garden’e yerleştirdiği yüz bin balonla dikkatleri üzerine çeken Pétillon, balonlar aracılığıyla söze dökemediği düşünceleri görselleştiriyor. Doğada insana dair bir imge olarak ortaya çıkan balonlarla sanatçı, doğal hayata verdiğimiz tahribata da dikkat çekiyor.
Dünyanın önemli kısa film festivallerinden biri olan Tropfest, 7 dakikayı geçmeyecek kısa filmlerle her sene yeniden seçilen ‘imza nesnelerini’ bir araya getiriyor. Geçmişte Nicole Kidman, Russell Crowe gibi jüri üyelerini ağırlayan festivalin bu seneki imza nesnesi ‘ananas.’
Dünyanın ilk global kısa film yarışması Tropfest, her sene Avustralya’nın Sidney kentinde düzenleniyor. Festivalin diğer kısa film yarışmalarından ayıran en önemli özelliğiyse ‘imza nesneleri.’ Her sene yeniden belirlenen imza nesnesinin, festivale katılacak filmlerin senaryosunda geçmesi zorunlu kural olarak belirlenmiş. Ananasın kullanıldığı ve süresi 7 dakikayı geçmeyen 16 film Sidney’deki finalde açık hava sinemasında gösterime girecek.
Tropfest Kısa Film Festivali, 11 Şubat Cumartesi günü saat 11.30’da Avustralya’dan canlı yayınla Red Bull TV’de izlenebilecek.