
Netflix, 2013 yılında dördüncü sezonuyla sonlanan kült dizi Arrested Development için daha önce beşinci sezon onayı vererek diziyi yeniden hayata geçireceğini duyurmuştu. Şimdi ise dizinin yaratıcısı Mitchell Hurwitz, beşinci sezon başlamadan önce dördüncü sezonun bir remiks versiyonunun yayımlanacağını duyurdu ve remiksin yeni sezondan önce kronolojik ilerlemeyle bir hatırlatma görevi üsteleneceğini belirtti. Arrested Development’ın remiks dördüncü sezonu, 4 Mayıs’tan itibaren Netflix’te izlenebilecek.
Mitchell Hurwitz'in de yapımında yer alacağı ve 2018 yılı içinde başlaması beklenen dizinin beşinci sezonunda ise Jason Bateman, Michael Cera, Jeffrey Tambor, Jessica Walter, Will Arnett, Tony Hale, Portia de Rossi, David Cross ve Alia Shawkat’tan oluşan orijinal kadronun tamamı yer alacak.
Art New York bu yıl 30 ülkeden 85'in üzerinde çağdaş ve modern galeriyi bir araya getiriyor. Fuar, son teknoloji yeteneklerini sunmak için yeni ve yerleşik çağdaş galerilerden oluşan bir platform olan CONTEXT de dahil olmak üzere 1.200'den fazla sanatçıyı ağırlayacak. Art New York; resimler, fotoğraflar, baskılar, çizimler, tasarılar, tasarımlar, modern sanatlar, post-war ve pop dönemlerinden önemli sanatçıların dikkat çekici ve taze eserleri ile 3-6 Mayıs tarihleri arasında Pier 94’te gerçekleşecek.
Art New York, Joe Namath Foundation ve Hope for Depression Research Foundation'ın desteğiyle, sadece davetli bir VIP Önizleme etkinliğiyle başlayacak. Bu yıl fuarda Türk isimler de yer alacak. Gama Art Gallery’nin temsilini gerçekleştirdiği Türk resim sanatının önemli isimlerinden Devrim Erbil ve genç kuşak sanatçılardan Yiğit Dündar’ın eserleri Art New York’ta Amerikalı sanatseverlerin izlenimine sunulacak.
İsveç’in ikonik pop grubu Abba, 1982'den bu yana ilk kez yeni şarkı yayımlamak üzere stüdyoya giriyor. Abba’nın resmi Instagram sayfasında yayımlanan bir duyuruda, dört kişiden oluşan grup üyeleri Benny Andersson, Agnetha Fältskog, Anni-Frid Lyngstad ve Björn Ulvaeus, 35 yıl sonra, yeni bir tur için eski şarkıların dijital versiyonlarını içeren iki yeni şarkı kaydettiklerini söyledi.
Bu heyecan verici proje, American Idol yaratıcısı Simon Fuller'la ortak oluşturuldu. Henüz bir tarih belirtilmedi ancak açıklamada, Aralık ayında bir televizyon programında, I Still Have Faith In You adlı yeni şarkının dinlenebileceği duyuruldu.
https://www.youtube.com/watch?v=xFrGuyw1V8s
Çinli performans sanatçısı Liu Bolin, yok olma sanatını mükemmelleştiriyor. Kamuflaj konusunda adını sıkça andığımız Liu Bolin, bu defa işçiliğin görünmez ellerini ortaya çıkarmak için şampanya evi Ruinart ile iş birliği yapıyor.
Sanatçı kamuflaj tekniğini kullanarak çağdaş toplumdaki konulara dikkat çekiyor. Finansal gücün dağılımı, kaynakların kullanımı ya da yaygın tüketicilik gibi konularda gerçekleştirdiği kamuflajları nasıl körleştiğimizi vurgulayan çok katmanlı bir kombinasyon oluşturuyor.
2008'den bu yana, vücudunu arka planla özdeşleştirerek gerçekleştirdiği çalışmalarıyla tanıdığımız Liu Bolin; market raflarının, et reyonlarının, kitap raflarının, çiçek tarlarının arasına karıştıktan sonra bu kez Maison Ruinart'ın engin yeraltı tonozlarında kayboluyor ya da tarihi mahzenlerde şampanya şişeleri sandıklarına saklanıyor. Sanatçı, Ruinart'ın bölgenin doğal çevresi ile olan hassas ilişkisini vurgulamayı ümit ediyor. Bu anlamda, sadece insan emeğinin görünmezliğini değil, aynı zamanda Ruinart'ın doğa ile tarihi bağını da aydınlatıyor.
Martin Leveque, paradoksal bir deneyim yaratmak ve izleyicinin gerçekliğini anlık olarak değiştirmek için ışık, su ve ayna yansımalarıyla oynuyor. İlk olarak Mutek mx Festival’de sunulan kurulum, Martin Leveque’nin Meksika kenti ile olan ilişkisini, sanatçı için hiç bitmeyen bir ilham kaynağı olarak hareket eden, kaotik ve güçlü enerjisini yansıtıyor.
Bu enerjinin görsel bir tezahürü niteliğinde olan çalışma, günlük yaşamın tekdüze ritüellerinden anlık bir şekilde kaçmayı sağlamak için su ve ışığı yansıtıyor. 45 derecelik bir aynadan oluşan yerleştirme, anamorfik bir şekilde seyircinin perspektifinden yüzen suyun, mükemmel bir çemberi olarak görünüyor.
https://vimeo.com/264534156
Yönetmenliğini Vanessa Filho‘nun üstlendiği ve başrolünde Marion Cotillard’ın yer aldığı Gueule d’ange (Angel Face) filminden fragman paylaşıldı. Prömiyerini 71. Cannes Film Festivali'nin Belirli Bakış Bölümü'nde yapacak olan film, sekiz yaşındaki kızı Elli ile Fransız Rivierası yakınlarında bir köyde yaşayan bekar bir anne olan Marlene'i (Marion Cotillard) konu alıyor.
Marlene bir gece tanıştığı bir erkek için kızını terk etmeye karar veriyor ve kızı Elli annesini geri kazanmak için mücadele veriyor. 23 Mayıs’ta Fransa’da vizyona girecek olan filmde Alban Lenoir, Amélie Daure, Ayline Etaix ve Stéphane Rideau gibi oyuncular yer alıyor. Marion Cotillard, geçtiğimiz yıl da Arnaud Desplechin’in Ismael’s Ghosts (İsmail’in Hayaletleri) filminde yer almıştı ve film 70. Cannes Film Festivali'nin açılış filmi olmuştu.
https://www.youtube.com/watch?v=ROZkLKEIPOU
Aktris Scarlett Johansson , 2009 yılında Serge Gainsbourg ve Brigitte Bardot’dan esinlenen Break Up adlı albüm için Pete Yorn ile güçlerini birleştirmişti ve ikili yeni bir EP için yeniden bir araya geldi.
1 Haziran’da Capitol Records etiketiyle piyasaya çıkacak olan EP’nin adı Apart olacak. Beş şarkıdan oluşacak EP, Yorn'un 2016 yılında yayımladığı albümü Arranging Time'da yer alan Tomorrow’un yeni bir versiyonunun yanı sıra dört orijinal şarkıya sahip olacak.
Johansson, yeni EP ile ilgili “Bu projeye Pete ile tamamen farklı bir bakışla bakıp yeniden ve yaratıcı parametrelerle değerlendirebilmek benim için eşsiz bir sanatsal fırsat. Sesimizin ve hikâyelerimizin birbirini tamamladığını düşünüyorum. Üstelik Pete ile şarkı söylemek gerçekten büyük zevk." açıklamasında bulundu. Albümde yer alacak beş şarkının isimleri ise şöyle;
1. Iguana Bird
2. Bad Dreams
3. Movies
4. Cigarillo
5. Tomorrow
İki sezon yayına giren ve hayran kitlesi dünyanın dört bir yanına yayılan Sense8, Netflix tarafından iptal edilmişti. Dizinin hayranlarını fazlasıyla üzen bu haberin üstüne imza kampanyaları da başlatılmıştı. Düzenlenen kampanyalarla Netflix‘in kararını değiştirme girişimi başarılı olamasa da, bu çabalar bir orta yol bulmak adına işe yaramış ve Netflix aldığı büyük tepkilerin ardından Sense8’i iki saatlik bir özel bölümle sonlandırma kararı almıştı. Özel bir finalle veda edecek olan dizi, 8 Haziran’da son kez hayranlarıyla buluşacak.
Oyuncu kadrosunda; Toby Onwumere, Tina Desai, Miguel Angel Silvestre, Jamie Clayton, Tuppence Middleton, Doona Bae, Brian J. Smith ve Max Riemelt gibi isimlerin yer aldığı dizinin yönetmen koltuğunda Matrix filminden tanıdığımız Wachowski Kardeşler bulunurken, senaristliğini ise J. Michael Straczynski üstleniyor.
Oscarlı yazar ve yönetmen Quentin Tarantino, dün son filmi Once Upon a Time in Hollywood (Biz Zamanlar Hollywood’ta) için, Las Vegas’taki Caesars Palace’ta detaylı açıklamalarda bulundu. Böylece Tarantino’nun daha önce Leonardo DiCaprio'yla çalışacağı duyurulan yeni filmine Brad Pitt’in de dâhil olacağı kesinleşti.
Sony Pictures ile iş birliği içinde olan yönetmen, Leonardo DiCaprio ve Brad Pitt için “Sony ve ben, Robert Redford ve Paul Newman'dan bu yana en heyecan verici iki yıldızı bu projede bir araya getireceğiz” dedi. Tarantino, filmin 1969'da Hollywood'ta geçeceğini, “hippi devrimi ile yeni Hollywood'un yükselişinde karşı kültürlerin nasıl patlama yaptığını” konu alacağını açıkladı. Filminin tarz olarak Pulp Fiction (1994) filmine yakın olacağını belirten yönetmen “Los Angeles’ı sokak sokak, blok blok 1969’lu yılların Hollywood’una dönüştüreceğiz” dedi. Daha önce yönetmenle Django Unchained filminde de birlikte çalışan Leonardo DiCaprio: “Henüz tek karesi çekilmemiş bir film için konuşmak zor ancak Brad Pitt ve Tarantino ile birlikte çalışacağım için heyecanlıyım” dedi. DiCaprio, Oscar ödüllü senarist ve yönetmen Tarantino'nun "yazdığı en şaşırtıcı senaryo" olduğunu, sinemaya yeni bir boyut getireceğini ve çok şey ifade ettiğini de ekledi. Filmin 9 Ağustos 2019’da vizyona girmesi bekleniyor.
Yayoi Kusama’nın son obliterasyon çalışması Flower Obsession, Melbourne’de yer alan NGV Triennial’de sergileniyor. Kurulum nispeten normal, sade döşenmiş bir oda ile başlıyor ve hızla, güzel kırmızı çiçeklerin bir “virüs” tarafından tahrip edildiği bir ortama dönüşüyor.
Kırmızı çiçeklerin hikâyesi Kusama’nın çocukluğuna dayanıyor. Kırmızı çiçeği sonsuzlukla ilgili ilk deneyimleri olarak değerlendiren Kusama, bu durumu çocukken mutfaklarında yer alan kırmızı çiçek desenli masa örtüsüne daldığında gördüğü halüsinasyonlarla ilişkilendiriyor. Bu olayla ilgili de “Bütün odayı, tüm vücudumu ve tüm evreni kırmızıyla kaplı gördüm. Çiçekler… Ve o anda ruhum yok oldu. Bu bir yanılsama değil, gerçekliğin kendisiydi” yorumunda bulunuyor.
Kırmızı çiçek her ne kadar naif gözükse de, yerleştirmede bir virüs olarak yayılıyor. Boşlukları yok ederek; kanepeleri, tuvaletleri, pencereleri, tavanları ve sütunları, kaçınılmaz, kırmızı bir tekrarlama ile kaplıyor.