NELER OLUYOR
  • 05-09-2018

    Uluslararası alanda 160’ın üzerinde galeri ve 1000’in üzerinde eserin yer alacağı Frieze London, 4 Ekim’de başlıyor. Senenin en beklenen fuarlarından biri olan Frieze London, Regent’s Park’ta 7 Ekim’e kadar sanatseverlerle birlikte olacak.

    ​Frieze London, yedi kategoriden oluşacak. Kâr amacı gütmeyen “Frieze Project” ile “Frieze Award” bölümlerinde, çağdaş sanatçıların yeni ve mekâna özgü işleri sergilenecek. “Frieze Film” kategorisinde prömiyeri etkinlikte gösterilecek filmlere yer verilirken, “Frieze Music” ve “Frize Talks” bölümlerinde ise etkinlik kapsamında konserler ile etkinliğe yönelik panel ve tartışmalar düzenlenecek. “Focus” kategorisinde 12 yıl ve daha genç yaşta galeriler yer alacak. Son olarak “Live” başlığı altındaysa izleyicilerin de katılabileceği performanslara yer verilecek. 

    0
    0
    1455
  • 04-09-2018

    Luca Guadagnino’nun yönetmen koltuğunda yer aldığı, 1977 yapımı kült korku klasiği ve yılın en korkutucu filmlerinden biri olmaya aday olan Suspiria’nın remake versiyonu 75. Venedik Film Festivali'nde izleyiciyle buluştu.

    ​Daria Argento yönetmenliğindeki ilk Suspiria filminin kendisi kadar kültleşen soundtrack’leri İtalyan grup Goblin tarafından kaydedilmişti. 41 yıl aradan sonra yeniden çekilen remake filmin sountrackleri ise Thom Yorke tarafından bestelendi. 75. Venedik Film Festivali'nde soruları yanıtlayan Yorke; “Suspiria için sürekli yeni bir şeyler denemek istedim. Goblin’in film için yaptığı müzikleri andırmayacak, yepyeni çalışmalar ortaya koymak için daima çabaladım. Kayıt stüdyosunda fazlaca özgür bir alanım vardı ve kendimi zaman zaman büyü yapan bir büyücü gibi hissediyordum. Kulağa saçma gelebilir ama tam olarak hissettiğim buydu.” açıklamasında bulundu.

    ​Oyuncu kadrosunda Dakota Johnson, Tilda Swinton ve Chloë Grace Moretz’in yer aldığı film ABD’de 26 Ekim’de vizyona girecek. Türkiye’de ise 2 Kasım’da seyirci ile buluşacak.

    0
    0
    1854
  • 04-09-2018

    Amerikalı sanatçı Bruce Nauman, 20 yılın ardından kapsamlı ilk kişisel sergisi “Disappearing Acts” ile izleyici karşısına çıkacak. MoMa’da 21 Ekim 2018 – 18 Şubat 2019 arasında görülebilecek olan sergi, MoMa PS1’de ise 21 Ekim 2018 – 25 Şubat 2019 arasında ziyaret edilebilecek.

    ​Bruce Nauman’ın 1960’ların ortalarından günümüze uzanan kariyerine odaklanan retrospektifi sanatçının; çizim, baskı resim, fotoğraf ve geniş ölçekli enstalasyon türündeki 170 çalışmasını bir araya getirecek. Nauman’ın withdrawal tekniğinin izini süren sergi düzenlemesi ise parçalanmış bedenler, boş bırakılmış merkezler ve gizli hoparlörlerden yayılan sesler şeklinde tasarlanacak. Kronolojik olarak düzenlenecek “Disappearing Acts” sergisi, sanatçının 1980’lerden bu yana geri plana itilen teknik ressam yönüne de vurgu yapacak.

    0
    0
    2551
  • 03-09-2018

    Stephen King dahil birçok yazarın beğenisini kazanan A.J. Finn’in Penceredeki Kadın (The Woman in The Window) romanı beyazperde için hazırlıklarına devam ediyor.

    Psikolojik gerilim romanı Penceredeki Kadın’ın sinema uyarlamasında kitabın ana karakteri Anna Fox’u beş kez Oscar’a aday gösterilen oyuncu Amy Adams canlandırıyor. Gerilim dolu hikâyede başarılı oyuncuya Alistair Russell rolüyle Akademi Ödüllü oyuncu Gary Oldman eşlik ederken filmin diğer önemli isimleri arasında Wyatt Russell ve Julianne Moore yer alacak.

    ​Filmin yönetmen koltuğunda Atonement, Anna Karenina ve Darkest Hour gibi filmlerin yönetmeni Joe Wright yer alacak. Filmin görüntü yönetmenliğini ise Amelie ve A Very Long Engagement gibi filmlerle bilinen Bruno Delbonnel üstlenirken senaryosunu da Pulitzer ödüllü senarist Tracy Letts kaleme alıyor. A.J. Finn’in kitabını ekrana taşıyan yapımcılar ise Oscar ödüllü Scott Rudin ve Oscar’a aday gösterilen Eli Bush.

    0
    0
    4447
  • 03-09-2018

    Hawaii asıllı çağdaş sanatçı Christy Lee Rogers ile barok dönem, su altında yeniden hayat bulacak. Çalışmalar, Şanghay PHOTOFAIR’de 21 – 23 Eylül arasında ziyaret edilebilecekken barok dönemin giysi ve atmosferine sahip bedenlerin iç içe geçtiği bir su altı dünyası da izleyicilerin karşısına çıkacak.

    ​Çalışmalarının ilham kaynağını “Bir yılda kaybettiği yakınlarının ardından her şeyi yapabilme gücü” şeklinde tanımlayan Rogers, eserlerinde ışık, hareket, su ve renk arasındaki ilişkiyi inceliyor. Sanatçı, eserlerinde yansıttığı manipülasyon ve dönüşümü duygu dünyasında yer alan sanatsal ifade araçları olarak değerlendiriyor. 

    0
    0
    3318
  • 03-09-2018

    Childish Gambino olarak bildiğimiz Donald Glover’ın yayımladığı iki yeni şarkıdan biri olan Feels Like Summer, animasyon video ile karşımıza çıktı. Glover’a Feels Like Summer şarkısında Young Thug, 21 Savage, Quavo, Rae Sremmurd’s Slim Jxmmi ve BlocBoy JB vokal olarak eşlik etti.

    ​Donald Glover’ın, Ivan Dixon ve Greg Sharp’la yönetmenliğini üstlendiği klip çalışmasında ise 21 Savage, Nicki Minaj, Travis Scott, ASAP Rocky, Solange, The Weeknd, Drake, Future, Kanye West, Florida Valisi Andrew Gillium ve Michelle Obama çizgisel bir dünyada karşımıza çıkıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=F1B9Fk_SgI0

    0
    0
    2787
  • 01-09-2018

    2013’ten itibaren İngiltere’de uygulanan “Kültürel Bağış Tasarısı”, vergi borcunu sanat eserleriyle takas etmeyi kapsıyor. Tasarıdan yararlanan birçok İngiliz iş adamı ve koleksiyonerin arasına,   şimdilerde Damien Hirst’ün eski menajeri Frank Dunphy de katıldı. Frank ve Lorna Dunphy çifti £185,100 değerindeki vergi borçlarını, koleksiyonlarından 6 sanat eserini bağışlayarak ödedi.

    ​Frank Dunphy’nin bağışladığı eserler Damien Hirst, Tracey Emin, Rachel Whiteread, Peter Blake, Michael Craig-Martin ve Gavin Turk’un çalışmalarından oluşuyor. Çifte ait yerel bir galeriye gönderilen işlerden en dikkat çekeni ise Gavin Turk’un çalışması. İlk bakışta siyah, büyük bir çöp poşetini andıran Dump isimli eser, gerçekte bronzdan yapılmış bir heykel. Tasarıdan yararlanan Frank ve Lorna Dunphy, ulusal bir galeride daha az yer kaplayacağı ve ziyaret edileceğini düşündüklerinden bağış için daha küçük bir galeriyi tercih ettiklerini belirtti.

    0
    0
    1854
  • 31-08-2018

    2014 yılında İskoç sanatçı Katie Paterson’ın Norveç’te başlattığı Future Library projesi yazarları arasına ödüllü romanı Vejetaryen ile tanıdığımız Güney Koreli yazar Han Kang da katıldı.

    Han Kang, Future Library için seçilen beşinci yazar oldu. Proje kapsamında yer alan yazarlar Margaret Atwood, David Mitchell, Türk romancı Elif Şafak ve İzlanda'lı yazar Sjón. Future Library için seçilecek 100 yazarın eseri saklı tutulacak ve Oslo’nun kuzeyinde bulunan Nordmark’a dikilen 1000 ladin ağacının kağıda dönüştürülmesiyle 2114 yılında yayımlanacak ve eserler ancak o zaman okunabilecek. Geleceğin kütüphanesi için kurulan bu ormanın bakımı ve 100 yıl sonra eserlerin basılması yine Future Library projesine ait olacak.

    Paterson, proje için “100 yılı aşkın bir süre yaşayan, nefes alan, organik sanat eseri” tanımını kullanıyor. Proje hakkında ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

    0
    0
    2308
  • 31-08-2018

    Jüri başkanlığını The Shape of Water’la geçen yıl Altın Aslan kazanan yönetmen Guillermo Del Toro'nun yaptığı 75. Venedik Film Festivali, bu yıl 29 Ağustos – 8 Eylül tarihleri arasında gerçekleşiyor. Bu sene festivalin açılışı, Ryan Gosling’in başrolünde oynadığı, La La Land filmi ile 2017'de En İyi Yönetmen dalında Oscar kazanan Damien Chazelle'in First Man filmi ile gerçekleşti. Ay'a ilk ayak basan astronot Neil Armstrong'un öyküsünün aktarıldığı First Man’in galası eleştirmenlerden aldığı iyi yorumlarla son buldu. Açılış töreninde İngiliz aktris Vanessa Redgrave'e de Yaşam Boyu Başarı Ödülü verildi.

    Berlin ve Cannes ile birlikte dünyanın en prestijli üç büyük film festivali arasında yer alan 75. Venedik Film Festivali'nde bu yıl 21 yapım büyük ödül olan Altın Aslan için yarışıyor. Festivalin yarışma kapsamında gösterilecek Jacques Audiard ve Olivier Assayas, Yunan Yorgos Lanthimos, Macar László Nemes, İngiliz Mike Leigh ve ABD'li Julian Schnabel'in son filmleri de merakla bekleniyor. Natalie Portman’ın, Brady Corbet'in müzik biyografisi olan Vox Lux filmindeki performansı ve Luca Guadagnino’nun 1977 yapımı kült korku klasiği olan, yılın en korkutucu filmlerinden biri olmaya aday filmi Suspiria’nın remake filmi de festivalin merakla beklenen filmleri arasında. 75. Venedik Film Festivali’nin Biennale College - Cinema bölümünde dünya prömiyerini dün gerçekleştiren Emre Yeksan’ın YUVA filmi ise bu yıl ülkemizden katılan yerli yapımlardan merakla beklediğimiz bir film. Mahmut Fazıl Coşkun'un Anons ve Deniz Tortum'un VR filmi Sel Yatağı da bu yılki festivalin, festival dışı bölümlerinde yer alan diğer yerli yapımlardan.

    ​Sanat sineması için bir ekol oluşturan Venedik Film Festivali, son yıllarda oturan kimliği ile ana akım filmlerden deneysel sinema örneklerine, belgesellerden klasik başyapıtlara farklı türlerden filmlere ev sahipliği yapan bir festival hâline geldi. Arthouse anlatıma sahip ancak ana akıma da yakın bağımsız ve cross-over türde filmlerin, bu yıl festivalin üçte birini oluşturduğu görülüyor. Özellikle Cannes’nın Netflix filmlerine olan tutumuna karşı, Venedik Film Festivali'nin çeşitlilik politikasının yanında Netflix filmlerine açık olduğu görülüyor.

    0
    0
    1653
  • 31-08-2018

    Dünyanın en ünlü ressamlarından Vincent van Gogh’un acı ve mücadele dolu yaşamı birçok film ve kitaba konu oldu. Son olarak, Vincent van Gogh üzerine uzmanlaşan gazeteci ve yazar Martin Bailey’nin yeni çıkan Starry Night isimli kitabı ise sanatçının bir süre tedavi gördüğü Fransa’nın kuzeyindeki Saint Paul de Mausole bakımevinin bilinmeyen yönlerini açığa çıkardı.

    ​Sanatçı, kardeşi Theo’nun masraflarını karşıladığı özel bir odada tedavi görürken, bulunan belgelerde kendisiyle aynı bakımevinde kalan 18 erkek hastanın kaydına daha ulaşıldı. Belgeler arasında bakımevinin yöneticisi Peyron’un, hastalara uygulanan basit tıbbi tedavileri anlattığı kitabı ile hasta kayıtlarıyla eşleşen ölüm belgeleri de bulunuyor. Bailey‘nin edindiği kayıtlarda bakımevi koşullarının kınanacak kadar kötü olduğu resmî belgelerle doğrulanıyor. Kötü yemekler ve bakımsız odaların yanı sıra yaşlı hastaların “gübre yığını” adındaki saman yataklara yatırıldığından bahsediliyor. Peyron’un ifadelerine göre bu koşullarda tedavi gören Vincent van Gogh, kendisini zehirlemek için resim yaptığı boyaları ya da diğer hastaların ampul duyuna sakladığı parafinleri kullanıyordu. Ancak Peyron‘un, sanatçının boyalarını almak yerine onu hayata bağlayan resimlerine devam etmesi için daima teşvik ettiği de aynı kitapta yer alan bilgiler arasında. Vincent van Gogh’un betimlediği, dünyaca ünlü manzaraların birçoğu ise Saint Paul de Mausole bakımevinden izler taşıyor.

    0
    0
    2288
DAHA FAZLA
Geldanlage