
JKMM Mimarlık tarafından tasarlanan Amos Rex, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’nin yeni yer altı müzesi olarak karşımıza çıkıyor. 1930’larda inşa edilen ikonik kulenin de bulunduğu Lasipalatsi Meydanı, Amos Rex’in çıkıntılı kubbeleri ve camdan tepeleriyle dalgalı bir denizi andırıyor.
1965’ten beri varlığını sürdürerek Helsinki’deki Amos Anderson Sanat Müzesi’nin merkezini oluşturan yapı, tarihi Lasipalatsi Meydanı için yapılan restorasyonun bir parçası. Yerin altı kazılarak oluşturulan mekân, Amos Anderson Sanat Müzesi’nin kararıyla müzenin varlığını sürdüren basın – yayın ofisleri yerine sanat alanlarına ayrılmasıyla bugünkü hâlini aldı. 13 bin metre küplük bir alana yayılan Amos Rex’in küratörü yer altı müzesinin geçmiş, gelecek ve günümüzü bir araya getirdiğini vurgularken yapı aynı zamanda 21. yy çağdaş sanat mimarisinin bir örneği olarak görülüyor.
Oscar ödüllü yönetmen Damien Chazelle ve oyuncu Ryan Gosling’in, altı Oscar ödüllü filmleri La La Land’ten sonra yeniden bir araya geldikleri ve Venedik Film Festivali’nin açılışını yapan First Man (Ay’da İlk İnsan) filminden altyazılı fragman yayımlandı.
Film, Neil Armstrong’u ve Apollo 11 uçuşunu odağına alarak aya yapılan insanlı ilk yolculuğun arkasındaki hikâyeyi konu alıyor. James R. Hansen’in kaleme aldığı biyografik roman First Man: A Life Of Neil Armstrong’tan ilham alınan film, Armstrong’un perspektifinden duygusal ve samimi bir anlatımla tarihin en tehlikeli görevlerinden biri için seçilen Armstrong’un, ailesinin ve iş arkadaşlarının yaptığı fedakarlıkları ve ödedikleri bedeli anlatıyor. Oyuncu kadrosunda Ryan Gosling, Claire Foy, Jason Clarke, Kyle Chandler, Corey Stoll, Ciaran Hinds, Christopher Abbott, Patrick Fugit ve Lukas Haas’ın yer aldığı film, 19 Ekim’de vizyona girecek.
https://www.youtube.com/watch?v=mCFA7gdDtuA
Medya sanatçısı Naoko Tosa “Invisible Beauty” isimli sergisinde, geleneksel Japon kültürüyle ileri teknolojiyi bir araya getiriyor. Hong Kong Galerisi’nde kaleydoskop multimedya deneyimi için düzenlenen alanda sergilenen sanatçının video çalışmaları, saniyede 2000 kare yakalayabilen yüksek hızlı bir kamera ile çekilen anları yansıtıyor. Mürekkep ve buz tanecikleri gibi malzemelerle renkli sıvıların kullanıldığı videolar ses dalgalarının geçişlerini yansıtıyor.
Naoko Tosa’nın çalışmaları New York Metropolitan Müzesi’nin dışında Londra Meclis Salonu, The Long Beach Müzesi ve Singapur’daki Japonya Tasarım Merkezi’nde sergilendi. Sanatçının birçok medya çalışması Genesis, Space Flower ve en ünlü olan Sound of İkebana başlıklarında sergilenmeye devam ediyor. Japon çiçek düzenlenme sanatından esinlenen Tosa, renkli boya ve yağlara ses titreşimleri göndererek ortaya çıkan görüntüleri yüksek hızlı kamerayla kayda alıyor. Sanatçının altın, inci gibi malzemeler kullanarak yarattığı Space Flower serisi, 17. yy’da tarihi Japon Sanat Okulu’nda öğretilen “rimpa”ya saygı niteliği taşıyor.
David August, 5 Ekim’de PIAS etiketiyle yayımlayacağı üçüncü albümü D'Angelo'dan önce albümle aynı adı taşıyan ilk parçasını temmuz ayında paylaşmıştı. Albümden 33CHANTS adlı ikinci bir single da paylaşan August, bu yıl yayımladığı DCXXXIX A.C. adlı ambient türdeki albümünden sonra bir süredir ara verdiği kendi tarzındaki elektronik tabana geri döndüğünü netleştirmiş oldu. Yeni albümündeki iki şarkısında da baskın olan gitar tınıları, organik ve güçlü vokaller ile birleşerek, zenginleştirilmiş bir David August tarzıyla karşı karşıya olduğumuzu işaret ediyor.
David August, aynı zamanda D'Angelo kapsamında 28Ağustos’ta Leipzig'te başlayıp 5 Aralık'ta Amsterdam'da sona erecek olan kapsamlı bir Avrupa turuna da çıktı. Aralarında, Londra, Berlin, Glasgow, Paris ve daha fazlasının olduğu tur programına ve albüm ile ilgili detaylara http://www.davidxaugust.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=jxH7bdQUl-s
Londra’da yer alan Victoria ve Albert Müzesi, “The Future Starts Here” sergisine ev sahipliği yapıyor. Bir dönemin moda objeleriyle en son teknolojiyi buluşturan sergi, geleceğin teknoloji dünyasını hayal eden bir nokta ile modern yaşamın karmaşıklığına dikkat çekiyor. Oumarou Idrissa ve oyuncu Miranda July’ın birlikte hazırladığı I’m the President, Baby ise sergide en çok ziyaret edilen enstalasyonlardan biri.
Ortak bir çalışma olan I’m the President, Baby, uyku ve telefon kullanımı arasındaki ilişkiyi inceliyor. Los Angeles asıllı Oumarou Idrissa, Nijerya’dan Londra’ya göçen bir taksi sürücüsü ve bir tür uyku bozukluğu olan insomnia hastası. Sergiye gelen ziyaretçiler, enstalasyonda yer alan göstergelerden Idrissa’nın uyku alışkanlığı ile uyuyamadığı zamanlarda Instagram, Uber, WhatsApp kullanımına ait kayıtları eş zamanlı olarak görebiliyor. Öte yandan sergideki mavi, yeşil, turuncu ve kırmızı perdeler, Idrissa’nın kullandığı app ve uyku durumlarına göre farklı tepkiler gösteriyor.
Victoria ve Albert Müzesi’nde yer alan I’m the President, Baby, “The Future Starts Here” sergisi kapsamında 4 Kasım’a kadar görülebilecek.
Luca Guadagnino’nun çok ses getiren filmi Call Me By Your Name’in devam filmi doğrulanmıştı. Yönetmen Luca Guadagnino, André Aciman ile bir araya geldiklerini, hikâyenin yepyeni bir hikâye olarak 5-6 yıl sonrasında geçeceğini, Elio ve Oliver’ın İtalya yerine Amerika’da karşılaşıp Amerika'nın birçok doğu sahilini gezeceklerini açıklamıştı.
Filmin oyuncularından Armie Hammer, Toronto Uluslararası Film Festivali'nde devam filmi için yaptığı açıklamada “Devam filmi hakkında çok şey biliyorum ancak hiçbir şey açıklayamam" dedi ve Guadagnino ve Aciman ile tekrar çalışmak için ne kadar heyecanlı olduğunu "Luca ve André Aciman’ın sanatsal bakışlarına inanıyor ve yeniden birlikte çalışmak için heyecan duyuyorum. İlk filmde oldukça güzel bir iş çıkardık ve bunu yeniden gerçekleştirmek beni çok mutlu edecek." sözleriyle dile getirdi.
Oyuncu Paul Dano’nun, Richard Ford’un 1990 yılında kaleme aldığı aynı adlı kitabından uyarladığı ve ilk yönetmenlik denemesi olan Wildlife’tan yeni fragman yayımlandı. Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde gerçekleştiren Wildlife’ın başrollerini ise Jake Gyllenhaal ve Carey Mulligan paylaşıyor.
Paul Dano’nun, Zoe Kazan ile birlikte senaryosunu ortaklaşa kaleme aldığı film, 1960'larda Montana'da bir ev kadını ile bir golf profesyoneli olan Jeanette (Mulligan) ve Jerry’nin (Gyllenhaal) evlilik hayatına odaklanıyor. Jerry işini kaybettiğinde, Kanada sınırındaki kontrolsüz bir orman yangınını söndürme mücadelesine katılıyor. Jeanette ve oğulları Joe (Ed Oxenbould tarafından oynanan) ise Montana’da kendi başlarına kalıyor. Sallantıya uğrayan evlilikleri ile boğuşan çift karşısında oğulları Joe ise ailenin dışında kalmaya başlıyor. Filmde Jake Gyllenhaal ve Carey Mulligan’a oyuncu olarak Ed Oxenbould, Bill Camp, Zoe Margaret Colletti ve Cate Jones eşlik ediyor. Wildlife, 19 Ekim’de vizyona girecek.
https://www.youtube.com/watch?v=OoJpVQTY_t4
Taschen, In Walt Disney’s Disneyland adındaki yeni kitabını yayımladı. Kitap Walt Disney’in, Kaliforniya Tema Park’ta inşa ettiği Disneyland için hayal edilen ilk tasarımları ve ilham kaynaklarını konu ediniyor. 1954’te, televizyon ekranlarında ilk kez gösterilen eğlence merkezinin inşa sürecinden çizimler Taschen’in yayımladığı kitapta yer buluyor.
1994 yapımı Little Women filminin Remake versiyonunu Lady Bird filminin yönetmeni Greta Gerwig üstleniyor. Louisa May Alcott'un 1868'de çıkardığı klasik romanı Little Women, 1994 yılında filme uyarlanmıştı. 1994 yapımında Winona Ryder, Kirsten Dunst, Claire Danes, Susan Sarandon gibi yıldız isimlerin yer aldığı filmin yeni versiyonunda da oldukça iddialı isimler yer almaya devam ediyor.
Daha önce filmin oyuncu kadrosunu açıklayan Gerwig, yeni filminde çalışacağı oyunculardan Meryl Streep, Emma Stone, Saoirse Ronan ve Timothée Chalamet’in yanına Louis Garrel’i de ekledi ve Laura Dern, Florence Pugh, Eliza Scanlon ve James Norton’un da diğer oyuncular arasında olduğunu duyurdu. Yapımcılığını Columbia Pictures’ın üstlendiği filmin vizyon tarihi 25 Kasım 2019 olarak belirlendi.
İngiliz asıllı enstalasyon sanatçısı Luke Jerram, “Museum of Moon” adını verdiği dünya turuna devam ediyor. Jerram Çin, Avusturalya, Hindistan, Fransa ve İskoçya’nın ardından “Museum of Moon” turundaki Ay’ını şimdilerde Londra’da sergiliyor.
Çapı yedi metre olan Ay, NASA‘nın uzaydan görüntülediği gerçek ay görüntülerine göre hazırlandı. Sanatçının Ay’ı, 1/500.000 ölçeğinde küçültülen Dünya uydusunun 5 km’lik yüzeyini, 120 inç’lik tasarımıyla gözler önüne seriyor. Ay’daki tüm ayrıntıları sergileyen “Museum of Moon” turundaki çalışma, izleyicileri bir gezgin olarak gittiği yerlerin kültürel benzerlik ve farklılıklarını düşünmeye davet ediyor.