
Sanatçı Thom Yorke’un Suspiria filmi için yaptığı Soundtrack albümünden ikinci şarkı olan Has Ended yayımlandı. Filmin dikkat çeken ilk single çalışmasının ardından yayımlanan Has Ended, yavaş tempoda ilerliyor. Enstrümantal ve geleneksel şarkı yapılarının bir karışımına ev sahipliği yapan albümün çıkış tarihi ise 26 Ekim olarak belirlendi.
Türkiye’de Filmekimi’nde izleyeceğimiz Suspiria’nın yönetmenliğini Luca Guadagnino üstleniyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Dakota Johnson, Tilda Swinton ve Chloë Grace Moretz yer alıyor.
İngiliz sanatçı Sir Elton John’un biyografisini anlatan ve hayatının en önemli yıllarını konu alan Rocketman filminden ilk fragman geldi. 31 Mayıs 2019 tarihinde Amerika’da vizyona girecek filmin Türkiye vizyon tarihi ise 7 Haziran 2019.
Epik bir müzikal hikâyesi olan filmin senaryosu, sanatçının şarkısı Rocketman’dan yola çıkılarak yazıldı. Lee Hall’ün sinemaya uyarladığı filmin başrolünde Robin Hood ve Kingsman filmleriyle tanıdığımız Taron Egerton yer alıyor. Egerton’a Jamie Bell, Richard Madden ve Bryce Dallas Howard eşlik ediyor. Şarkıcı, besteci ve piyanist olan 71 yaşındaki sanatçının hayatını konu alan filmin yönetmen koltuğunda ise Dexter Fletcher oturuyor.
https://www.youtube.com/watch?v=LaebszMHchM
Stüdyo Gifting, Hollanda Eindhoven’de yer alan Thomas isimli bir mekânının 600 metrekarelik iç kısmını çeşitli figürlerle donattı. Duvarlardan tavana kadar uzanan ve oldukça gerçekçi görünen devasa figürlerle dolu tasarım, mekândaki süs pervazları da dahil olmak üzere haftalarca süren bir çalışma sonucu ortaya çıktı.
Stüdyo Gifting’in arka planında yer alan Niels van Swaemen ve Kaspar van Leek, anıtsal mekâna ait komisyonun onay kararıyla kendi tasarımlarını uygulamaya geçirdi. Yenilenen iç mekân tasarımıyla Thomas’a uğrayan müşterileri, pembe fon üzerine yerleştirilen taç giymiş bir maymun, renkli kâğıt uçaklar, çeşitli süs bitkileri ve insan figürlerinden oluşan sürreal bir atmosfer bekliyor.
Stüdyo Gifting, Hollanda Eindhoven’de yer alan Thomas isimli bir mekânının 600 metrekarelik iç kısmını çeşitli figürlerle donattı. Duvarlardan tavana kadar uzanan ve oldukça gerçekçi görünen devasa figürlerle dolu tasarım, mekândaki süs pervazları da dahil olmak üzere haftalarca süren bir çalışma sonucu ortaya çıktı.
Stüdyo Gifting’in arka planında yer alan Niels van Swaemen ve Kaspar van Leek, anıtsal mekâna ait komisyonun onay kararıyla kendi tasarımlarını uygulamaya geçirdi. Yenilenen iç mekân tasarımıyla Thomas’a uğrayan müşterileri, pembe fon üzerine yerleştirilen taç giymiş bir maymun, renkli kâğıt uçaklar, çeşitli süs bitkileri ve insan figürlerinden oluşan sürreal bir atmosfer bekliyor.
I. Dünya Savaşı için yapılan ateşkesin 100. yılına özel, sanatçı Paul Cummins ve Tom Piper tarafından tasarlanan Poppies: Blood Swept Lands and Seas of Red isimli yerleştirmenin Wave and Weeping Window adlı bölümü, İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde sergilendiği 4 yıllık turun ardından son olarak Londra İmparatorluk Savaş Müzesi’nde ve Manchester’da yer alacak.
Londra Kulesi’ne inşa edilen ve kulenin her yerini kaplayan enstalasyon, gönüllüler tarafından kuleye yerleştirilen el yapımı gelincik seramiklerden oluşuyor. 888.246 adet gelincik, I. Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden İngilizler ile sömürge bölgelerinden getirilen askerleri temsil ediyor. Kişisel olarak satın alınabilen gelinciklerden şu ana kadar 9.5 milyon pound gelir elde edilirken, toplanan para asker yardım derneklerine bağışlandı. Anıtın Wave and Weeping Window isimli bölümü birçok müze, galeri ve kamusal alanda şu ana kadar 4 milyondan fazla izleyiciye ulaşırken Londra Kulesi’ndeki bölüm ise 5 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edildi. 25 Ekim’e kadar Manchester’da görülebilecek Wave and Weeping Window, 5-18 Kasım tarihlerinde ise Londra İmparatorluk Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.
I. Dünya Savaşı için yapılan ateşkesin 100. yılına özel, sanatçı Paul Cummins ve Tom Piper tarafından tasarlanan Poppies: Blood Swept Lands and Seas of Red isimli yerleştirmenin Wave and Weeping Window adlı bölümü, İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde sergilendiği 4 yıllık turun ardından son olarak Londra İmparatorluk Savaş Müzesi’nde ve Manchester’da yer alacak.
Londra Kulesi’ne inşa edilen ve kulenin her yerini kaplayan enstalasyon, gönüllüler tarafından kuleye yerleştirilen el yapımı gelincik seramiklerden oluşuyor. 888.246 adet gelincik, I. Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden İngilizler ile sömürge bölgelerinden getirilen askerleri temsil ediyor. Kişisel olarak satın alınabilen gelinciklerden şu ana kadar 9.5 milyon pound gelir elde edilirken, toplanan para asker yardım derneklerine bağışlandı. Anıtın Wave and Weeping Window isimli bölümü birçok müze, galeri ve kamusal alanda şu ana kadar 4 milyondan fazla izleyiciye ulaşırken Londra Kulesi’ndeki bölüm ise 5 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edildi. 25 Ekim’e kadar Manchester’da görülebilecek Wave and Weeping Window, 5-18 Kasım tarihlerinde ise Londra İmparatorluk Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.
Sanatçı Janet Echelman, Philadelphia’da yer alan Dilworth Park’ın çevresini tepki veren kamusal anıtlarla yeniden şekillendiriyor. Sanatçı “şehrin devinimli sisteminde yaşayan bir x-ray” olarak tanımladığı Pulse isimli çalışmasında, düzensizce hareket eden renkli sis perdelerini konfetiden çıkan dumanların havada salınacağı şekilde tasarlıyor. Echelman, geniş renk aralıklarından yararlanarak kendi kendine bir araya getirdiği karışımları, Mark Rothko’ya saygı göstergesi olarak değerlendiriyor.
12 Eylül’de ilk bölümü sergilenen enstalasyondan elde edilecek gelir, sanatçının diğer bölümleri gerçekleştirebilmesi için mali fon oluşturacak.
Pedro Pires, 2016’da Yunan adaları açıklarında bulunan mülteci botundaki kauçuktan ve 140 adet can yeleğinden oluşan 14.000 newtons isimli bir heykel tasarladı. Portekiz asıllı sanatçı, Levos adasını ziyaret ettiği sırada botlarla yolculuk eden mültecileri kurtaran ve onlara yardım eden NGO ERCI kurumunda gönüllü olarak çalıştığı sırada göçmenliği temel alan bu işle uğraşmaya başladı. 14.000 newtons, belgesel niteliği taşırken mültecilerden artakalanların farklı bir şekilde koleksiyonlaştırılması olarak görülüyor.
14.000 newtons, Mart 2016’da bulunan mülteci botundaki siyah kauçuktan alınan parçaların kesilmesi ve sanatçının Lizbon’daki stüdyosunda dönüştürülmesiyle oluşturuldu. Pedro Pires’in heykeline eklediği 140 adet turuncu renkteki can yeleği Portekiz sınırlarındaki Viseu’da yaşayan mültecilerin şehirle oluşturdukları kontrasta vurgu yapıyor. Ünlü sanatçı Ai Wei Wei de daha önceki çalışmalarında can yeleklerini kullanmıştı.
Ekvator’da yer alan Guayaquil şehrinde doğan sanatçı Vicente Muñoz, alüminyumun süblimleşme tekniğini kullanarak hazırladığı büyük ölçekli 38 adet krom film fotoğraflarından oluşan serisini izleyici ile buluşturdu. Muñoz, Sublimis isimli çalışmasında, insanın doğa karşısındaki kaçınılmaz çaresizliğini keşfederek, kentleşme süreci boyunca doğayı kontrol etme ve evcilleştirme sürecini ele alıyor.
Muñoz kızılötesi fotoğraflarında, ilk olarak savaş sırasında düşman topraklarını keşfetmek için kullanılan hava fotoğrafçılığı tekniğinden yararlandı. Bu türdeki filmlerin üretimi 2011’de durdurulmasına rağmen, sanatçı ikinci el marketlerden, süresi dolmuş film arşivlerinden ve online kaynak temizliklerinden edindikleriyle bir tür kızılötesi film elde etmeyi başardı. Muñoz’a göre Sublimis, iklim değişikliğinin farklı şehirlerdeki etkileriyle şehirleşme ve doğa arasındaki ilişkiye dayanıyor. Serinin ismi, ünlü soyut sanatçı Barnett Newman’a ait Vir Heroicus Sublimis (erkek, kahramanlık ve süblimleşme) eserine referans veriyor. Vicente Muñoz’un 38 fotoğraftan oluşan serisi, mimar Antonio Plaza’nın neo klasik tarzdaki evinde bir geceliğine sergilendi.
New Jersey’in vefat eden yönetim danışmanı ve koleksiyoner David Tieger’in Blue Chip koleksiyonu ekim ayında satışa çıkıyor. Modern, çağdaş ve yerel sanatın eklektik bir karışımı olan koleksiyondaki 58 eser, Sotheby’s’te gerçekleşecek “The History of Now” isimli tek gecelik müzayedeyle yeni alıcılarını bulacak.
Londra’daki müzayededen önce Asya ülkelerini gezecek olan koleksiyondan bazı eserler, öncesinde büyük müzelere de satılmıştı. Geriye kalan eserlerden elde edilecek gelirin ise, Tieger’in 2014’teki ölümünden önce kurulan ve onun adı verilen kuruma çağdaş sanatı desteklemesi için bağışlanması planlanıyor. Sotheby’s’e göre koleksiyondaki eserlerden elde edilecek gelirin 100 milyon doları aşması bekleniyor. Ekimden itibaren başlayacak ve 2018-2019 boyunca New York, Hong Kong ve Londra’daki müzayedelerde satışa çıkarılacak eserler arasında Maurizio Cattelan, John Currin, Peter Doig ve Elizabeth Peyton gibi sanatçıların işleri de yer alacak.