
Fransız sanatçı Julien de Casabianca sanat tarihinden çok sayıda ikonik figürü, mural çalışmalarıyla sokaklara taşıyor. Sanatçının 2014’te başladığı çalışmalarının sonuncusu ise William-Adolphe Bouguereau’nun 1886’da resmettiği neo-klasik eseri au pied de la falaise. Farklı sanat kurumlarından teklif alan Casabianca, son mural çalışmasını Amerika’daki Memphis Brooks Sanat Müzesi’nin dış cephesi için tasarladı.
Memphis Brooks Sanat Müzesi’nin dışında yer alan eser, sanatçı için düzenlenen workshop ve sergi programının dışında anıtsal bir çalışma olarak da sergileniyor. Çalışma, Casabianca’nın farklı mekânlarda sergilenecek üç büyük muralinden yalnızca biri. Diğer çalışmaları ise Amerika’daki Cummer Müzesi ile İsviçre’deki Cenevre Sanat Müzesi’nde görülebilecek.
Sanat dünyası başta olmak üzere son zamanların en çok konuşulan haberi Banksy’nin kendi eserini yok etmek için oluşturduğu düzenek. Londra Sotheby’s’te 1,4 milyon dolara satılan eser, çekiç vurulduktan sonra kendisini kırpmaya başlamış, görenler ve eserin alıcısı ise bu olay karşısında büyük şok geçirmişti. Olayın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen tazeliğini koruyan şok etkisi, sosyal medyanın en sevilen akımlarından “meme” listelerinde de zirveye yerleşmiş durumda.
Anti-kapitalist bir yaklaşım olarak değerlendirilen bu eylem ironik bir şekilde eserin değerini yükseltirken piyasadaki dengeleri de bir gecede değiştirdi. Twitter ve Instagram’ın ardından reklam değerini katlayan Banksy eserleri, şimdilerde popüler markaların reklam yüzü oluyor. “Meme” olarak da bilinen sosyal medya içerikleriyse sanatçının resmini farklı alanlarda kullanarak esere olan ilgiden yararlanmaya çalışıyor.
Yazar John le Carre’nin The Little Drummer Girl adlı eserinin televizyon uyarlamasından ilk fragman yayımlandı.
1983 yılında piyasaya çıkan kitap, çok geçmeden sinemaya da uyarlanmıştı. Şimdilerde ise dizi olarak çekimlerini sürdüren yapımın başrolünde Big Little Lies, True Blood gibi dizilerden tanıdığımız Altın Küre ve Emmy Ödüllü, İsveçli oyuncu Alexander Skarsgard yer alıyor. İki kez Oscar’a aday olan oyuncuya başrolde 2016 yılında Lady Macbeth filmiyle adından söz ettiren oyuncu Florence Pugh eşlik ediyor. Dizinin yıldızlarla dolu kadrosunda Kurtz rolüyle iki Oscar adaylığı bulunan Michael Shannon da yer alıyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise Güney Koreli yönetmen Chanwook Park oturuyor. İlk dizi deneyimi olacak Park’ın Hizmetçi filmi Bafta’da En İyi Yabancı Dilde Film Ödülü’nün yanı sıra 2016-2017 yıllarında farklı mecralardan dokuz ödülün sahibi olmuştu.
https://www.youtube.com/watch?v=9GZZ0oXsuQQ
Oscar ödüllü yönetmen Damien Chazelle ve oyuncu Ryan Gosling’in, La La Land filminden sonra yeniden bir araya geldikleri ve 75. Venedik Film Festivali’nin açılışını yapan First Man (Ay’da İlk İnsan) filmi 19 Ekim'de vizyona giriyor.
Film, Neil Armstrong’u ve Apollo 11 uçuşunu odağına alarak aya yapılan insanlı ilk yolculuğun arkasındaki hikâyeyi konu alıyor. James R. Hansen’in kaleme aldığı biyografik roman First Man: A Life Of Neil Armstrong’tan ilham alınan film, Armstrong’un perspektifinden duygusal ve samimi bir anlatımla tarihin en tehlikeli görevlerinden biri için seçilen Armstrong’un, ailesinin ve iş arkadaşlarının yaptığı fedakarlıkları ve ödedikleri bedeli anlatıyor. Oyuncu kadrosunda Ryan Gosling, Claire Foy, Jason Clarke, Kyle Chandler, Corey Stoll, Ciaran Hinds, Christopher Abbott, Patrick Fugit ve Lukas Haas’ın yer aldığı film, 19 Ekim’de vizyona girecek.
İstanbul Fotoğraf Galerisi sanatçılarının yer aldığı “Türkiye Blues” isimli sergi European Month of Photography Berlin’e kabul edildi. Altı fotoğraf sanatçısının yer aldığı sergi, 11 Ekim’de Berlin’in en köklü fotoğraf galerilerinden Fotogalerie Friedrichshain’da kapılarını açacak. Sergi 23 Kasım tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
İstanbul Fotoğraf Galerisi sanatçıları arasında; İstanbul’daki yaşamı siyah beyaz çalışmalarıyla otuz yılı aşkın bir zamandır anlatan fotoğrafçı Timurtaş Onan, soylulaştırma ve şehrin kâr amaçlı dönüştürülüşünün izini süren Erhan Şermet, fotoğraf makinesini bırakıp bir iPhone kullanarak fotoğrafçı ve subjesi arasındaki mesafeyi ortadan kaldıran İlknur Can, fotoğraflarında İstanbul’un azınlık gruplarına görünürlük kazandıran Dinçer Dökümcü ve beraber çalışmayı seven, fotoğraflarıyla bizi görünenin ötesine taşıyan Cem Turgay ve Tuncer Tunç yer alıyor.
Popüler müziğin ikonu hâline gelmiş, İngiliz, şarkıcı, şarkı yazarı, aktör ve prodüktör David Bowie’nin gençlik yıllarını anlatan belgesel geliyor. 8 Ocak’ta yayımlanan Francis Whately yönetmenliğindeki David Bowie: The Last Five Years belgeselinin devam niteliğindeki David Bowie: The First Five Years’tan ilk görüntüler geldi. Bu sefer Bowie’nin gençlik yıllarını göreceğimiz belgesel, sanatçının ailesi ve çocukluğundan başlayıp 1972 çıkışlı albümüne kadarki dönemi kapsayacak.
Belgeselde Bowie’nin kendi röportajları haricinde ilk bölümde de rastladığımız Tony Visconti, Earl Slick, Gail Ann Dorsey ve Carlos Alomar gibi sürpriz isimler de bizi bekliyor olacak. David Bowie: The First Five Years’ın yayın tarihi için ise 2019’u bekleyeceğiz.
Yönetmenliğini Josie Rourke’nin yaptığı İskoçya Kraliçesi Mary filminden altyazılı ilk fragman yayımlandı. Ülkemizde 1 Şubat 2019 tarihinde vizyona girecek olan ve Mary Stuart’ın çalkantılı hayatını konu alan filmin oyuncu kadrosunda Saoirse Ronan, Margot Robbie, Jack Lowden gibi isimler yer alıyor.
16 yaşında Fransa kraliçesi olan, 18 yaşında dul kalan Mary, yeniden evlenmesi için yapılan baskıya karşı gelir ve ülkesi İskoçya’ya dönerek hakkı olan tahtı geri ister. Ama bu göründüğü kadar kolay olmayacaktır. Çünkü İskoçya ve İngiltere, zorlu 1. Elizabeth’in yönetimi altındadır. Sembolik bir hükümdardan daha fazlası olmaya kararlı olan Mary, İngiltere tahtında hak iddia ederek Elizabeth’in hükümdarlığını tehdit eder. Her iki sarayın içindeki ihanetler, isyanlar ve komplolar iki tahtı da tehlikeye sokar ve tarihin akışını değiştirir.
https://www.youtube.com/watch?v=dK3lzl_mFKE
Ünlü Afroamerikan sanatçı Jean-Michel Basquiat’ya ait eserler, Sotheby’s’in sonbahar müzayedesinde satışa çıkıyor. 14 Kasım'da gerçekleşecek müzayedede Basquiat’ya ait dört eser için kıyasıya bir mücadele verilecek.
Ünlü tekstil ve kozmetik markası Louis Vuitton Koleksiyonu’nda bulunan dört Basquiat eseri, Sotheby’s ile yapılan anlaşma sonucu kasımda düzenlenecek müzayedede yer alacak. Satışa sunulan tüm eserlerin tahmini değerinin, kesin olmamakla birlikte 34.5 ile 39 milyon dolar arasında olduğu düşünülüyor. Çalışmaların arasında, bu zamana kadar hiçbir müzayedede görülmeyen 25 milyon dolar değerindeki Untitled (Pollo Frito), 1982 adlı eser de yer alıyor. Sotheby’s’in 2005 Londra müzayedesinde 872,922 dolara satılan 1984 yılına ait Taxi, 45th/Broadway adlı eserin koleksiyondaki değeri ise 6 milyon dolar olarak belirlenmiş durumda. 1998’de Sotheby’s New York müzayedesinde satılan Untitled (1982) ise 20 yıl aradan sonra bir kez daha Sotheby’s’te satışa çıkacak. Müzayedede yer alacak son eser ise sanatçının Untitled (1988) isimli çalışması olacak.
Sanatçı Damien Hirst, Ilfracombe’da yer alan The Quay isimli restoranını kapatıyor. Restoranın hemen yanında yer alan 20 metrelik devasa heykel ise Hirst’ün mekânla özdeşleşen ikonik tasarımı olarak biliniyor.
The Quay’a gelen birçok kişi deniz kıyısına konumlandırılan restoranda ilk olarak fetüsün görülebildiği hamile bir kadın heykeliyle karşılaşıyor. Öte yandan Damien Hirst’ün the Complete Spot Paintings ile Medicine Cabinets gibi dünyaca ünlü eserlerinden ilham alan tasarımlar da restorana gelenler tarafından görülebiliyor hatta aralarında yemek yenebiliyor. Bölge sakinleri ve restoranı seven birçok müşteri, restorana hareketlilik kazandırmak ve gelen müşteri sayısını artırmak için çalışmalara başladı. Ancak Hirst’e yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre, sanatçı ekonomik zorluklar nedeniyle değil kendisine ait atölye ve stüdyo şirketi Science Ltd’in büyük çaplı yapılandırılmasına daha çok zaman ayırabilmek için restoranı kapatma kararı almış. Ünlü restoranın kasım ayında kapatılacağı duyuruldu.
Londra Tasarım Festivali kapsamında Cyril Lancelin ve stüdyosu Town and Concrete, Ligne Roset Westend isimli bir mobilya mağazasını altın renkli şişme kemerlerle doldurdu. Yapı, yarattığı görünümle karmaşık bir labirenti andırırken gerçekte üç boyutlu iki uzun çizgiden oluşuyor. Fransız sanatçının mimari alanlardaki bölme ve sınırlara yönelik araştırmasının bir parçası olan eser, kusurlu ve yumuşak dokusu ile izleyicilerin içinden geçebileceği alanlar yaratırken aynı zamanda onlarla birlikte hareket ediyormuş hissi de uyandırıyor. Lancelin’e göre tasarım, kapı ve pencere inşasındaki en önemli iki ögeye de vurgu yapıyor.