
Yeni sezonda farklı projeleriyle öne çıkan DasDas’ın seyircilerine interaktif bir deneyim sunduğu yeni prodüksiyonu Benimle Dans Eder Misin? prömiyerini gerçekleştirdi.
Mert Fırat’ın uyarladığı, Kadir Çevik’in yönetmenliğini üstlendiği Benimle Dans Eder Misin?, kalabalık oyuncu kadrosu ve orkestrasıyla seyircileri iki saat boyunca müzik ve dansın uyumuna ortak ediyor.
Seyircileri sahneye davet ederek amatör ve profesyonel dansçılarla bir araya getiren Benimle Dans Eder Misin? deneyimini yaşamak isteyenler 19 Kasım 20.30’da DasDas’ta yerlerini alabilirler. Biletlerinizi buradan edinebilirsiniz.
“En rahat ayakkabılarını giy ve piste çıkmaya hazır ol. Çünkü Benimle Dans Eder Misin’de hep birlikte dans edip eğleniyoruz. Her turda farklı danslar, bazen tanıdık, nostaljik bir melodide rahatlıyoruz, bazen zamana karşı bir yarışa giriyoruz… Profesyonel ve amatör dansçılarla birlikte sahnenin tozunu attırıyoruz. Benimle Dans Eder Misin sunucularının ve orkestrasının da bizimle birlikte olacağı bu deneyimde şimdiden görüşmek üzere…”
Kasa Galeri, küratörlüğünü M. Cevahir Akbaş’ın üstlendiği “Gizil Bir Empati” başlıklı karma sergiyi 8 Kasım’da sanatseverlerle buluşturuyor.
İletişimlerin ve empati kavramının insan ve hayvanlar arasında kurulan görünmeyen, sezilmeyen taraflarının altını çizen “Gizil Bir Empati” sergisinde evcil ya da vahşi hayvanlar olarak ayrılmadan, insanlığın tüm hayvanlar ile geliştirdiği empatik iletişim ele alınıyor.
Bekir Dindar, Edze Ali, Erdem Varol, Naile Kaş, küratör olması yanında sanatçı olarak da yer alan M. Cevahir Akbaş, No More Lies, Şifa Girinci, Özge Akdeniz, Servet Aslan, Sena Başöz, Ozan Atalan, Neval Tarım ve Doğa Ünyaylar’ın video, fotoğraf, resim, yerleştirme, ses enstalasyonu, çizim, stencil/grafiti gibi eserleriyle hayvanlarla kurulan diyalog süreci eserleri üzerinden aktarılıyor.
İnsan ve hayvanların gizil biçimde kurduğu dostluk ilişkisi, kendiliğinden gelişen yoldaşlık, arkadaşlık bağları disiplinler arası pratiklerde üreten sanatçıların eserleri ile görünür kılınıyor. Kentsel dönüşüm, ekolojik yıkım, merhametsizlik, ötekileştirme, kimlik, aidiyet, ölüm, yaşam, göç, varoluş, sevgi, yıkım gibi birçok duygu “Gizil Bir Empati” sergisinde çok boyutlu bir değerlendirmeye açılıyor.
Sergide yer alan sanatçıların koşulsuz bir sevgi ve empati ile diyalog kurduğumuz canlılar ile olan kişisel hikâyeleri üzerinden bir anlatı sunduğu “Gizil Bir Empati”yi 8 Kasım - 23 Aralık 2022 tarihleri arasında Kasa Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Görseller:
Bekir Dindar, Flu serisinden, Fineart Fotoğraf Baskısı/ Fineart Photo Printing, Ahşap Çerçeve 40*50cm 3+1, 2018
Özge Akdeniz Wings Depressed / Tuval Bezi Üzeri Kuru Kalem Boya / 120x400 cm, 2022
Erdem Varol, Gak, Fineart Fotoğraf Baskısı/ Fineart Photo Printing, 100*130cm, 5+1, 2020
Maddie Mortimer’ın 2022 Booker Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ve Desmond Elliott - Erken Başarı Ödülü’ne layık görülen, hayata, ölüme ve aşka edebiyatın en gerçek yerinden orijinal bir bakış sunduğu romanı Muhteşem Bedenlerimizin Coğrafyası, Rabia Elif Özcan’ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Her şey bir kaza ile başlar. Lia, kaza sonucu hastaneye kaldırılınca çoktandır mücadele ettiği kanserin tüm vücuduna yayıldığını öğrenir. Lia, bunun üzerine geçmişiyle bugününü dengelemeye; kızı ve kocasının yanında olmaya çalışır. Ailedeki herkes bu gerçeği kabullenmiş, tüm hayatını buna göre düzenlemiştir; ancak kanser, herkesi farklı etkiler. Karısına her konuda destek olmaya çalışan eşi Harry, solan evliliklerinde kendini kaybolmuş gibi hissetmeye başlar. Öte yandan kızı Iris, kanser gerçeğini yaşamının bir parçası olarak görse de annesinin öleceğini bir türlü kabul etmek istemez. Sona yaklaştıkça Lia en baştan başlamak ister, bunun için de geçmişine döner.
Gençlik günleri, aşırı muhafazakâr annesi, papaz babası, Tanrı’yla ilişkisi, geçmiş aşkları ve arkadaşları bütün bu mozaiğin içinde yerini alır. Kendisi ve geçmişiyle yüzleştiği bu süreç boyunca kanser ve tedavisi, vücudun tepkileri, en çok da annelik ve beden üzerindeki etkisine dair sayısız şey öğrenir. Her geçen gün nafile bir çabayla birbirine yaklaşmaya çalışan aile, gerçekte bunun tam aksinin yaşandığının farkındadır. Ve hayat her zaman olduğu gibi kaldığı yerden devam eder.
“Ölümden daha kötü bir şey varsa, o da ölümün yaklaştığını bilmektir.”
Uğur Yücel, BKM’nin yapımcılığını üstlendiği Neyzen Tevfik ‘Hiç’ oyunu ile uzun bir aradan sonra tiyatro sahnelerine geri dönecek.
Uğur Yücel’in Neyzen Tevfik’i canlandırdığı tek kişilik oyunu Neyzen Tevfik ‘Hiç’, Neyzen Tevfik'in doğum yeri olan Bodrum’da 14 Kasım’da prömiyerini yapacak. Uğraş Güneş’in yazdığı, Can Yücel’in yönettiği, BKM imzalı oyunda dekor ve ışık tasarımı ile müziği Cem Yılmazer üstleniyor. Oyun, Bodrum’daki prömiyerinin ardından İzmir ve İstanbul’da sahnelenecek. Oyunda Uğur Yücel, Hiç’in peşinde alemlerde bazen mecnun bazen meczup gezerken, veli ile deli arasında ince çizgide tekkesi kalbi olarak yasamış Neyzen’in hayat hikâyesini, dünyasını, dostlarını; anekdotlar, hicivler ve şiirler ile izleyiciye aktaracak.
Neyzen Tevfik ‘Hiç’ hem İstanbul’un farklı sahnelerinde hem de Türkiye’nin birçok şehrinde tiyatroseverlerle buluşacak.
SKLAD Kültür Merkezi (Abhazya) ve Asida Butba iş birliğinde düzenlenen “Bunu Hiç Unutma” başlıklı multi-medya sergisi 8 Kasım 2022 - 7 Ocak 2023 tarihleri arasında Depo’da sanatseverlerle buluşacak.
“Bunu Hiç Unutma” sergisinde Britanyalı film yapımcısı Sam Jury’nin yeni film enstalasyonunun yanı sıra, besteci Rob Godman’ın ses tasarımı ve Abhazya’da yaşayan Anton Ochirov’un şiirleri de yer alıyor. Sergi, Gürcü-Abhaz savaşından (1992/3) bu yana fiilen durağan bir devlet olan çatışma sonrası Abhazyası ile ilgili askıya alınmış travma ve uzun süren savaş sonrası tedrici şiddet kavramlarını ele alıyor. Abhazya’nın imajı dışarda çoğunlukla, şehirlerini ve tabiatını yaralayan savaşın yarattığı yıkım aracılığıyla yansıtılır. Sam Jury’nin film enstalasyonu geride kalanların, o harabeleri evler, okullar, iş ve eğlence yerleri olarak bilenlerin kişisel hatıralarından yola çıkarak bir karşı anlatı oluşturuyor. Sergide yer alan Anton Ochirov’un metni, ışık kutusu kaidelerinin üzerinde nesne benzeri bir hâle dönüşmüş kitap sayfalarında izleyiciye sunuluyor. Hem bağımsız metinler hem de Sam Jury’nin filme alınmış gözlemlerine şiirsel yanıtlar olarak yazılan yapıt, modern Abhazya'nın sıradan konuşmalarından yola çıkarak günlük hayatı da gözlemliyor.
Künye: Sam Jury, “Bunu Hiç Unutma”dan (2022) video detayı, Rob Godman’ın ses tasarımı ile çok kanallı video yerleştirmesi, renkli, 38'36''
Sefa Kaplan’ın bildiğimiz ve bilmediğimiz şeyler üzerine yeniden düşünmeye zorladığı, bakmanın görmek olmadığını da kanıtladığı kitabı Yaygın Yanlışlar Ansiklopedisi, Holden Kitap’tan çıktı.
Kaplan, edebiyattan sinemaya, resimden heykele, müzikten tiyatroya değin birçok sanat disiplinini mercek altına alıyor. Şiirden müphem, düzyazıdan hariç bambaşka bir yazım diline sahip. Yaygın Yanlışlar Ansiklopedisi, okunması dikkat ve çaba isteyen, insanı bambaşka okumalara, arayışlara götürecek bir eleştiri kitabı olarak çıkıyor okurun karşısına.
“ben öldükten sonra birileri kezzap niyetine kullansa mesela yazdıklarımı, gurur mu duyacağım bundan? akrepleri nihayet dizginlenmiş kemiklerim bir başka terbiye mi edinecek birdenbire? tabiî ki hayır, ben dostoyevski okurken, ben tanpınar okurken, ben bachmann okurken, ben necatigil okurken ne olmuşsa onlar olacak elbette. geniş ve kayıtsız bir umutsuzluk yani, bir başka ifadeyle beyhûdelikler zincirine eklenen yeni bir halka sadece.” (Arka kapaktan)
ENKA Sanat, besteci ve piyanist Fazıl Say ve keman sanatçısı Friedemann Eichhorn’u 10 Kasım Perşembe günü ENKA Oditoryumu’nda müzikseverlerle bir araya getirecek.
Konserde Fazıl Say ve Friedemann Eichhorni 19. yüzyıl Almanyası’nın hem romantik müzik hem de oda müziğinden çok önemli eserleri yorumlayacaklar. Ayrıca Say’ın piyano ve keman için yeni bir uyarlamasını yaptığı, Wagner’in ünlü Tristan ve İsolde operasındaki “Prelüd” ve “Aşk Ölümü” parçaları Türkiye’de ilk kez dinleyiciyle buluşacak. Konser repertuvarında ayrıca Robert Schumann’ın “Keman ve Piyano için Sonat No. 1 Minör, Op. 105” eseri, Albert Dietrich/Robert Schumann/Johannes Brahms’ın birlikte bestelediği dört bölümlü bir çalışma olan Frei Aber Einsam yani Hür Ama Yalnız anlamına gelen “F-A-E sonatı” ve Fazıl Say’ın “Kaz Dağları” keman ve piyano sonatı da yer alıyor.
10 Kasım Perşembe saat 20.30’da ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek Fazıl Say & Friedemann Eichhorn konserinin biletlerine Biletix’ten ya da ENKA Vakfı ana gişesinden ulaşabilirsiniz.
Gül Kozacıoğlu’nun kuantum fiziğindeki gözlemci teorisinden ilham alan “I SEE YOU” başlıklı sergisi 11 - 20 Kasım tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada’da sanatseverlerle buluşacak.
Gül Kozacıoğlu’nun durağan, statik portrelerinin izleyici ile birlikte hareketli, değişen portrelere dönüştüğü bu interaktif sergi, ancak bir gözlemci olduğunda gerçeklikte bir değişim olabildiğini söyleyen kuantum fiziğindeki “gözlemci” teoriden ilham alıyor. Sergi için Danimarkalı/Amerikan müzisyen Michael Kiaer ile iş birliği yapan Kozacıoğlu, doğada bir meditasyon sırasında çekilen görüntüleri Kiaer’in elektronik olarak yarattığı sesler ile bir araya getiriyor. Bu sayede izleyiciye sanat izleyicisine etkileşimli bir video, fotoğraf, şiir ve ses deneyimi sunuyor.
Sergide, durağan görüntülü sabit açılı videolar izleyicinin karşına geçmesi ile etkinleşerek, “farkındalık” olunca, hareketli ve değişen portrelere dönüşüyor. Bu değişim bireysel psişenin bilgeliği ile toplum arasında bir bağlantı oluştururken; çevre felaketleri, ekonomik krizler ve pandemi gerçeğini çerçevenin hemen dışında tutarak, yakın çevremizi tehdit eden somut olmayan bir küreselleşmenin kararsız deneyimini de aktarıyor.
Sergiye paralel olarak mimar ve tarihçi Gökhan Karakuş’un yöneteceği, Danimarka ve Türkiye’den konuk konuşmacıların katılacağı “WE SEE YOU” başlıklı konuşma serisi 11 ve 12 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek. Konuşmalarda, günümüzün psikososyal ortamı, ekolojik uyumu ve hızlanan küresel iklim değişikliği karşısındaki eylemler ile topluma ilham vermenin yeni sürdürülebilir yollarını yaratma çabaları tartışılacak.
Danimarka Kültür Enstitüsü Türkiye Ofisi ile ortaklaşa yürütülen “I SEE YOU” sergisi ve söyleşi programı, Danimarka Kültür Bakanlığı, Danimarka Dışişleri Bakanlığı ve Danimarka Ankara Büyükelçiliği tarafından da destekleniyor.
Gül Kozacıoğlu’nun “I SEE YOU” başlıklı kişisel sergisini 11 - 20 Kasım tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Avustralya edebiyatının yaşayan en önemli yazarlarından Gerald Murnane’in manzaralar, hatıralar, aşk ve hafıza üzerine kaleme aldığı romanı Düzlükler, Roza Hakmen’in çevirisiyle Harfa Yayınları’ndan çıktı.
Düzlükler, Murnane’nin yazarlık kariyerinin en unutulmaz eseri olarak görülüyor. J.M. Coetzee, Düzlükler için şunları söylüyor: “Duygusal kanaati öylesine yoğun, kasvetli şiirselliği öylesine dokunaklı ve büyük bir ustalık gerektiren cümlelerin ardındaki deha öylesine inkâr edilemez ki tüm kuşkularımızı bir kenara atıp her şeye inanacak hale geliyoruz.”
Uçsuz bucaksız düzlüklerde, göz alabildiğine uzanan arazilerindeki malikânelerinde yaşayan düzlükler ahalisi, kültürlerini ve tarihlerini en iyi şekilde korumayı kendilerine ödev bilir. Hayatlarının her anının her açıdan kaydının tutulması ve düzlüklerin doğasının anlatılması için uzak diyarlardan gelen tarihçileri, yazarları ve sanatçıları himaye altına almayı da başlıca sorumlulukları olarak görür. Bu anlatının bir parçası olmak isteyen isimsiz yönetmen yıllarca düzlükler ahalisini gözlemleyip haklarında bilgi edindikten sonra başrolünde müstakbel hamisinin kızını oynatacağı, düzlükleri daha önce kimsenin başaramadığı bir biçimde göstermeyi vaat eden filmi için kendine bir hami bulmak üzere düzlüklerin o meşhur ekâbir toplantılarından birine katılır. Diğer adayların arasından sıyrılır, himayesine girdiği hamisinin malikânesine yerleşir ve kütüphanesinde çalışmaya başlar. Ne var ki en az kütüphanenin enginliği ve uçsuz bucaksız düzlüklerin manzaraları kadar hamisinin kızı ve karısı da dikkatini dağıtacak birer cazibe öğesi olarak karşısındadır artık.
“Göz kamaştırıcı ufka artık bakamaz olduğum an, görünmez olan aslında fazlasıyla parlak ve aydınlık olandır, sonucuna varıyorum.”
Alternatif müzik grubu Hedonutopia, “Atlantis” isimli yeni teklisini DokuzSekiz Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Hedonutopia verdiği “7 yılda 7 albüm” sözünü tutarak “Atlantis” ile 7. albümünün müjdesini veriyor. 2016’da çıkardıkları ilk albümleri Ucube Dizayn’dan bu yana yayımladıkları her albüm ile dinleyici kitlesini daha da büyüten grup, 7. albümlerinin hazırlıklarını tamamladı. Yeni albümün habercisi olarak yayımlanan “Atlantis” grubun kendi müziği ile kendi topraklarının müziğine bir saygı duruşu niteliği taşıyor.
Hedonutopia “Atlantis” şarkısını şu sözlerle tanımlıyor: “Karşı taraf olmadan bu taraf olmaz. Karşı taraf ve bu taraf hiç birleşmez. Fakat birbirlerine muhtaçtırlar. Karşı kıyılardan gelen kötü rüzgârlara göğüs gere gere erken öğrenmişizdir ayakta kalmayı. Ah şu karşı taraf olmasa ömür geçmez düşünce gelişmez.”
Hedonutopia, “Atlantis” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.