
Gallery 11.17, Türk sanatının usta isimlerini bir araya getirdiği “Zamansızlar” başlıklı yeni sergisini 20 Aralık tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Zamansızlar” sergisi; Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nuri İyem, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejad Melih Devrim, Adnan Turani, Fikret Otyam, Orhan Peker, Burhan Doğançay, Mehmet Güleryüz, Mustafa Pilevneli, Yalçın Gökçebağ, Muzaffer Akyol, İbrahim Örs, Fevzi Karakoç, Bubi, Mehmet Gün, Nejdet Vergili ve Selma Gürbüz gibi pek çok önemli sanatçının eserleri yer alıyor.
“Seçkide yer alan sanatçılar, Türkiye’nin kültür ve sanat tarihinin oluşumunun birer tanıkları olmakla bilirlikte, aynı zamanda üreten özneleridirler. ‘Zamansızlar’ sergisinde yer alan sanatçılar, dünyanın sayısız ülkesinde eserlerini üretme ve sergileme koşullarını oluşturmuş, bir yüzyıla yayılan deneyimli kuşaklardır. Gallery 11.17 bu deneyimli usta isimlerden, tarihe adlarını Yeniler Grubu ve D Grubu olarak yazdıranları, sanat eğitimi ve tarihini bütün yönleriyle bir sonraki nesillere bilgelikle aktarmış olanları ve bugün o ustalardan aldıkları eğitimleri daha öteye taşımış sanatçılara ev sahipliği yapmaktadır. Seçkinin bütününe baktığınızda Türk resim tarihiyle ilgilenen sanat sever ve koleksiyonerlere bir öneri sunmaktadır. Usta isimlerin, iz bırakan yaşam deneyimleri ve eserlerinin yan yana getirildiği bu özel seçki, bizlere yüzyıllık resim tarihimizi duyumsamamıza fırsat sağlamaktadır. Geniş zamana yayılan sanatçı deneyimlerini, farklı perspektiflerden incelediğimizde zenginliğimize tanık oluyoruz. Türkiye’nin genç bir cumhuriyet olarak sağladığı aydınlanma zemini, Köy Enstitüleri ve yurtdışı eğitim destekleri bugünlerin özgünlüğünün temellerini atar. Sergide yer alan eserlere baktığımızda büyük bir özet görmekteyiz. Bir inşa ve yaratım hafızası, tanıklıklar, olaylar ve sanatçıların öznel izleri. Dünyanın sayılı müzelerinin koleksiyonlarına girmiş olanlar, dünya sanat piyasasında Art Prize listelerine girmişler ve rekor rakamlara müzayedelerde değerleme alan sanatçılarımız. Özgürleşmenin ve özgünleşmenin deneyimi, aldığı zamanı ve detaylarını bu kapsamlı sergide izleyebilirsiniz.”
Haydar Akdağ
Bu yıl 39’uncu kez düzenlenecek Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, iki yıllık pandemi arasından sonra kapılarını 3-11 Aralık tarihleri arasında İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde yeniden açıyor.
Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ile düzenlenen fuar, yurt içi ve yurt dışından yayınevlerini, yazarları ve okurları ağırlayacak, yüzlerce kültür etkinliğine ve binlerce imza gününe ev sahipliği yapacak.
Bu yılki fuarın sloganı “Kitap şehre geri dönüyor” olarak belirlenirken, teması “Kitabın Büyülü Dünyası” oldu. Fuarda fantastik edebiyata, bilimkurguya ve büyülü gerçekçilik akımına odaklanılacak. Fuarın bu yılki onur yazarı ise Türk edebiyatının önemli ve üretken yazarlarından Nazlı Eray olacak. Fuar kapsamında; Eray’ın katılımıyla söyleşi, panel ve etkinlikler yapılacak, ayrıca yazarın yaşamına ve eserlerine odaklanan bir anı kitabı da okurlarla buluşacak.
25 Kasım günü gerçekleşen basın toplantısında Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, “Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın kapılarını 3 Aralık’ta açmak için çok heyecanlı olduğumuzu belirtmek isterim. 2019’da kaldığımız yerden devam ediyoruz, aynı büyüklükte fuarımızı açmak için tüm gücümüzle hazırlanıyoruz. ‘Kitabın Büyülü Dünyası’ temasıyla gerçekleşecek fuarımızda 1000’e yakın yayınevi, marka, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşu yer alacak, 750 binin üzerinde ziyaretçinin yoğun ilgisini bekliyoruz. Onur yazarımız Nazlı Eray’ın yanı sıra çok sevilen yazarlar ve çizerler çeşitli etkinliklerle ziyaretçilerimizle buluşacak. Böylesine ilgi gören fuarımıza kavuşmaktan dolayı çok mutluyuz. Bu bağlamda iş birlikçimiz Türkiye Yayıncılar Birliği’ne ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, fuarımızın başarıyla geçmesini diliyorum” dedi. Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk “İki yıl aradan sonra Kitap Fuarı’nın şehre geri dönüyor olması yaşanan ağır ekonomik koşullara rağmen faaliyetini sürdürme çabasını hiç elden bırakmayan bağımsız yayıncılığımızın tüm bileşenlerini sevindirmekte. İstanbul Kitap Fuarı, yayınlanmış ve mevcudu bulunan yaklaşık 350 binden fazla kitap çeşidimizin en az 200 bine yakın adediyle kültürel çeşitliliğimizin sergilendiği ve okurla kitaplarımızın buluştuğu en önemli alanlarımızdan birisi olma özelliğindedir. Ancak zor zamanlarda büyük bir dayanışma örneği gösteren okurlarımızı, kültürel çeşitliliğimize sahip çıkmak ve yayıncılarla dayanışma için fuara davet ediyoruz.” açıklamasında bulundu.
İstanbul Kitap Fuarı’nda, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yürütülen ve kısa adı “TEDA” olan “Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını Destekleme Projesi” kapsamında yerli ve yabancı yayınevleri arasında ikili iş görüşmeleri yapılacak. Fuarda ayrıca Yunanistan, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Hırvatistan ve Kosova’nın da içerisinde bulunduğu odak pazar ülkelerinden yetkililer, katılımcı yayınevleri temsilcileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirecek, telif alışverişinde bulunacak. Bunun yanı sıra Almanya, İran, BAE ve Romanya’dan yayınevleri de fuarın uluslararası salonunda yerlerini alacak.
39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı; 3-11 Aralık tarihleri arasında İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Giriş öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engellilere ücretsiz olacak ve fuar son günü olan 11 Aralık Pazar akşamı 19.00’da sona erecek. Fuarla ilgili etkinlik listesi, imza günleri ve detaylı bilgilere buradan erişilebilirsiniz.
Kanadalı müzisyen ve şarkı yazarı Michelle Gurevich, 2 ve 3 Mart 2023 tarihlerinde Babylon’da iki akşam dinleyicileriyle buluşacak.
Chinawoman adıyla başladığı kariyerine 2016 yılından beri kendi ismi ile devam eden Michelle Gurevich; Party Girl isimli ilk albümünü 2007’de, ikinci albümü Show Me The Face’i 2010’da yayımladı. Kısa sürede büyük kitlelere ulaşan sanatçı, 2020’de altıncı ve son albümü Ecstasy in the Shadow of Ecstasy’yi çıkardı. Gurevich’in trajikomik, içten, melodi odaklı ve farklı duygu durumları arasında gezinen şarkıları; içinde karanlık ve ışıltılı retro motifleri barındırıyor. Nico (Christa Päffgen) ve Leonard Cohen gibi isimlerle karşılaştırılan müziği ve Alla Pugacheva gibi Sovyet dönemi yıldızlarını andıran sesi ile sevilen Gurevich, “Kiss in Taksim Square”, “First Six Months of Love”, “Lovers Are Strangers” gibi hit parçalara imza attı. Etkileyici sesi, farklı vokal tarzı ve söz yazma yeteneği ile dikkat çeken Michelle Gurevich, Ecstasy in the Shadow of Ecstasy isimli son albümünün ardından tekli üretimlerine devam ediyor.
2 ve 3 Mart 2023 tarihlerinde Babylon’da gerçekleşecek Michelle Gurevich konserinin biletlerini Biletix ve Mobilet üzerinden satın alabilirsiniz.
OneArc Galeri, Emilie Gotmann’ın “Kimera” başlıklı kişisel sergisini 14 Ocak 2023 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Fransız sanatçı Emilie Gotmann, 2017’de başladığı Kimera serisi ile izleyiciyi kendi hayal dünyasının şiirinde dolaşan bir trans-türe davet ediyor. Mitoloji ve sembolizmin ötesine geçen metal heykelleri hem hayvanı hem de bitkiyi çağrıştırıyor, sürekli kendini yeniden var eden figüratif bir dille ve kendine has bir soyutlamayla yüzleşiyor. Sanatçının devingen heykelleri, tehdit altında olan bir güzelliği gözler önüne sererek kadının toplumdaki karmaşık durumunu ve organik dünyaya yeniden odaklanmanın gerekliliğini yansıtıyor.
Emilie Gotmann’ın “Kimera” başlıklı kişisel sergisini 14 Ocak 2023 tarihine kadar OneArc Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Emilie Gotmann “Kimera” Sergisi
2. Emilie Gotmann, Button, Paslandırılmış ve cilalı çelik, 38x35x32 cm, 2022
3. Emilie Gotmann, Think, Paslandırılmış ve cilalı çelik, 70x80x174 cm, 2022
Yazar ve eleştirmen Asuman Kafaoğlu-Büke’nin tablolar üzerinden kadının okuma serüveninin izini sürdüğü kitabı Tablodaki Kadın – Sanat Tarihinin Kitap Tutkunu Kadınları Epsilon Yayınevi’nden çıktı.
Asuman Kafaoğlu-Büke, geçmişte toplumsal yaşama katılmaları engellenen kadınların ancak kitaplar sayesinde dünyayı keşfedebildiğini ifade ederken ele aldığı tablolarda kitap okurken resmedilen kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bu hikâyelerle “okuyan kadın” resimleri üzerinden sanatın, kitabın ve nihayetinde kadının zaman içinde nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor.
“Ressamlar öteden beri kitap okuyanları, özellikle de kitap okuyan kadınları resmetmeyi sevmişler. Her kitabın farklı mimikler ve duruşla okunduğunu izlemek, ayrıca bir düşünme nedeni olmuş ressamlara. Bizler de okuyan kadınların resimlerine baktığımızda, kim oldukları, ne okudukları ve nasıl okudukları hakkında bilgi edinebiliriz çünkü okunan metin bir şekilde bedene yansır: Merak, dikkat, heyecan, hüzün ya da sıkıntı izlerini görebiliriz. Okuma eylemi üzerine yoğunlaşmak ayrıca bize kitabın yüzyıllar içinde nasıl farklı şekillere büründüğünü de gösterir.
Sanat tarihi bilgim sınırlı olduğu için, bu kitapta yer alan resimlere sanatsal değerleri ya da teknikleri açısından değil, basılı kitabın tarihini yansıtmaları açısından baktım. Anlayacağınız, bu klasik bir sanat tarihi ya da sanat eleştirisi kitabı değil, sadece resimlere hayranlıkla bakan, gördüklerini paylaşmaktan zevk alan birinin denemeleri…”
Ömür İklim Demir’in çok sesli, çok katmanlı hikâyelerin peşine düştüğü ve her katmanıyla derinleşen, şiirsel bir anlatının kapılarını araladığı yeni kitabı Mutedil Dalgalı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Demir’in on dört öyküden oluşan yeni kitabında bazen kendinden taşıyor anlattığı hikâye, bazen kendi içine gömülüyor ve de nereye giderse gitsin, okuyanı da hep yanında götürüyor. Her öyküde dalgalanıyor hayatlar, geçmişle geleceğin, olmuşla olmamışın arasında. Her öyküde biraz daha ölüyor ve biraz daha yaşıyor her karakter. Bunlarla dönüyor dünya, devasa bir sarmalın içinde; bunlarla dönüyor sandalyeler, ruhlar, kelimeler, karasinekler, eski ceketler, oyuncak ayılar, çalakalem notlar, tuhaf aynalar ve bütün o taşınamayan sırlar. Çıkışa doğru ışık azalıyor, oksijen azalıyor, sesler azalıyor; yan yana üç nokta kalıyor hepsinden geriye, koca bir sessizliğin devamı gibi. Varla yok arasında, yan yana üç nokta…
“Üzüntüyle başını cama dayayacak, herkes bir şekilde, diye düşünecek, herkes bir şekilde, bir yerlerde, bir karenin içinde yok oluyor işte. Bir mezarın, dört duvarın ya da bir sayfanın içinde…”
Cam sanatçısı Derya Geylani’nin Turgut Uyar’ın Geyikli Gece şiirinden ilham alarak yarattığı aynı adlı enstalasyonu 1 Aralık tarihine kadar Akaretler 17 numaralı binada sergileniyor.
PG Art Gallery tarafından temsil edilen Derya Geylani ile BE THE MEISTER iş birliğiyle hayata geçirilen enstalasyon; ustalığa, modern zamanlara, geceye ve aynı zamanda mirasa işaret ediyor. BE THE MEISTER, farklı disiplinlerden kendi alanlarında uzman isimlerle iş birliği yaparak, kendi ustalığını çeşitli alanlardan beslenerek orta koyuyor. Geylani’nin Geyikli Gece adlı geri dönüştürülmüş camlardan oluşan enstalasyonu Akaretler’de izleyiciyle buluşuyor.
Bilgili Holding Sanat Projeleri yöneticisi Begüm Güney, enstalasyon hakkında şunları söylüyor: “‘Be the meister’ fikrinin çok uzun zamandır aynı köprülerle birbirine bağladığı miras, gelenek ve ustalığı tam da bu nedenle bugün sanatsal ifadesini camla bulan bir sanatçı ile temsil etmektedir. Gelenek ve ustalığı yücelten ‘be the meister’ın çağdaş cam sanatçısı Derya Geylani ile birlikte aynı odada olmasının tek sebebi budur. ‘Be the meister’ kendi pratiğinde ustalaşan genç bir sanatçının uzun bir süredir üzerinde çalıştığı kavramlar bağlamında yolculuğuna eşlik etmektir. Yapıtın taşıdığı çoklu anlamların yoğun hisleri ile hiç beklenmedik bir anda havaya yükselen nesnelerle zamanı donduran bu eser mikro zamanın anıtlarına dönüşüyor. Büyülü ve sonsuz bir odaya buyurun.”
Afşin Kum’un aynı adlı romanından Mert Baykal tarafından uyarlanan Netflix’in yeni dizisi Sıcak Kafa’dan yeni görseller paylaşıldı.
2 Aralık’ta Netflix’te gösterime girecek olan Sıcak Kafa, iletişim yoluyla zihinden zihine bulaşarak yayılan bir salgını ele alıyor. Dizide Osman Sonant, Şevket Çoruh, Hazal Subaşı, Tilbe Saran, Kubilay Tunçer, Özgür Emre Yıldırım, Gonca Vuslateri, Zerrin Sümer, Yetkin Dikinciler, Hakan Gerçek, Erdem Akakçe, Barış Yıldız, Arda Anarat, Furkan Kalabalık, Şebnem Hassanisoughi, Cüneyt Uzunlar ve Haluk Bilginer rol alıyor. Sekiz bölümden oluşan ve distopik macera türündeki hikâyenin yapımcılığını Timur Savcı üstleniyor. Dizinin yazar kadrosunu Mert Baykal, Zafer Külünk, Gökhan Şeker, Müjgan Ferhan Şensoy oluştururken, dizinin uygulayıcı yapımcıları Şeyba Tüysüzoğlu ve Fatih Tekşal oldu.
“Konuşmayla bulaşan ve ‘abuklama’ adı verilen bir tür delilik salgınının alt üst ettiği dünyada, bu hastalıktan gizemli bir şekilde kurtulmuş tek kişi, eski bir dilbilimci olan Murat Siyavuş’tur. Herkesten gizlediği bu durumun fark edildiğini ve arandığını öğrenen Murat, saklandığı kurtarılmış bölgeden kaçmak ve yangınlar içindeki İstanbul'un gizemli dehlizlerinde hastalığın ona mirası olan “sıcak kafa”sının sırrının peşine düşmek zorunda kalır.”
2 Aralık’ta tüm dünya ile aynı anda Netflix’te gösterime girecek olan Sıcak Kafa’nın fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=RYxal6GS9c4
Fotoğrafçı Orçun Karamustafa’nın “Our Queens” başlıklı fotoğraf serisi, 8 - 11 Aralık tarihleri arasında Belgrad’da düzenlenen Uluslararası Kuir Film Festivali Merlinka’da sanatseverlerle buluşacak.
Orçun Karamustafa’nın “Our Queens” başlıklı fotoğraf serisi, gösteri ve etkinlik mekânı Cahide’de video çekimlerini yaparken, queer dansçılarla beraber uzun süre geçirdiği kuliste doğdu. Fotoğraf serisi ayrıca 27 Ağustos 2022 Dünya Fotoğrafçılık Günü’nden bu yana Norveç Ulusal Fotoğrafçılık Müzesi Preus Museum tarafından “Queer Edition” teması altında sergileniyor.
“Fotoğraflarına görmek-anlamak isteyen ve saklamak isteyeni savuşturacak kadar dirençli bir his yansıtıyor. Eğer fotoğraf hayata bir bakış açısı önerisi ise, Orçun Karamustafa’nınki yaşam kavgasından korkmamak: ‘Genellikle fotoğraf çekerken barındırdığım arzu, kavgası olacak konulara temas etmesi, göstermesi veya hayatta yapamadığım konulara değinerek bunları göstermesidir. Bu serideki fotoğraflar kavgası olan fotoğraflara örnek diyebilirim. Hayati olan bir konunun bastırılmaya çalışması benim düşüncemle uyuşmuyor. Fotoğraflara konu olan insanların yaşıyor ve yaşayacak olmasını göstermek ve yaymak istedim. Onların bu renkli ve sevgi dolu dünyası hepimiz için kucaklayıcıdır.’”
Merlinka Festivali tarafından davet edilen Orçun Karamustafa’ya, seyahatini gerçekleştirebilmesi için 26 Kasım’a kadar Fongogo üzerinden destek verebilirsiniz.
Grégory Panaccione'nin oyunbaz bir köpeğin, sahibiyle olan ilişkisini köpeğin gözünden suluboya resimler eşliğinde anlattığı sessiz kitabı Arkadaşım Toby, Desen Yayınları’ndan çıktı.
Panaccione, okurun hayvanların dünyasını çok daha yakından anlamasını sağlıyor. Arkadaşım Toby'de, köpekleri insanlara bağlayan dostluğun derinliği hakkında uzun uzun düşündürüyor.
Toby, bir sahil kasabasında sahibiyle birlikte sakin ve sessiz bir hayat sürmektedir. Günlerini doğa içinde, topraklarına ve sahibine göz kulak olarak geçiren Toby, diğer tüm köpekler kadar mutlu ve huzurludur. Derken, ''ansızın'' bir kedinin hayatlarına girmesiyle tüm dengeler değişir. Acaba ressamlık yapan sahibi gerçekte göründüğü kadar mutlu değil midir? Kimbilir belki kedi de davetsiz bir misafir değildir. Her şeyden öte, belki de kişinin iç dünyasıyla iletişim kurmasının çok farklı yolları vardır. Özgürlüğüne düşkün bir köpek olan Toby, kafasını kurcalayan ve yaşama bağlılığını sınırlayan bu yeni sürece alışabilecek midir?