
Piyanist ve besteci AyşeDeniz Gökçin’in sinemadan esinlediği ve kendi bestelerinden oluşan, ilk canlı orkestra ile albümü Patterns'in Türkiye prömiyeri 12 Haziran'da Antalya Türkan Şoray Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek.
Klasik müziğe rock ve pop gibi farklı müzik türlerinden esinlenerek yeni bir bakış açısı getiren piyanist AyşeDeniz Gökçin'in Patterns adlı albümü 2 Haziran 2023’te piyasaya çıktı. Albüm; BBC, Disney ve Netflix’in de yer aldığı, İngiltere'nin en prestijli televizyon, medya ve reklam müziği şirketi “Audio Network” tarafından kaydedildi ve kataloglarına girdi. AyşeDeniz Gökçin, albüm prömiyerini 1 Haziran'da Londra'da yaptı.
Kendi besteleri üzerine odaklanmaya devam eden sanatçı, yeni albümünde film müziklerinden esinlenerek beyazperdeye de uyarlanabilecek eserler besteledi. Albümün piyasaya sürülen ilk eseri olan “Chaos”, 17 Mart'ta tüm müzik platformlarında yayımlandı. Patterns, kadın müzisyenlerin bestelerinin sadece yüzde 8 oranında yer bulabildiği klasik müzik dünyasında cesur bir adım olarak öne çıkıyor.
“İlkokuldan üniversiteye kadar arkadaşlarımın çoğu klasik müziğe bir şans tanımadan onun sıkıcı, uzun, karmaşık olduğunu düşünüyorlardı. Konserlerime ancak ailelerinin zorlamasıyla geliyorlardı” diyen AyşeDeniz, klasik müziği gençlere sevdirmeyi, ve çeşitli müzik zevkleri olan, her yaştan ve kültürden insanı bir platformda buluşturmayı bir misyon hâline getirdi. Pop ve rock şarkıcılarından esinlenerek sanatçı ile seyirci arasındaki duvarları yıkmak için konserlerinde yenilikçi bir tarz uygulamaya başladı ve ilk defa 2013'te Pink Floyd’u Franz Liszt tarzı uyarlamalarıyla ün kazandı.Sonrasında Nirvana’dan Chopin’e birçok kaydı bulunan AyşeDeniz, piyanoda kendi sesini bulmak için ilk adımı 2019'da Earth Prelude albümü ile attı ve iTunes klasik müzik ilk 10 listesine İngiltere, ABD ve Türkiye'de girmeyi başardı.
Patterns'i tüm müzik platformları üzerinden dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz. “Chaos”un videosuna buradan ulaşabilirsiniz.
Fotoğraflar Marcus Maschwitz'e aittir.
https://www.youtube.com/watch?v=X4XEQvtMXBw
Yedikule Gazhanesi Hangar, İBB Kültür ve İBB Miras iş birliğiyle gerçekleşen, küratörlüğünü Feyyaz Yaman’ın üstlendiği “Uzun Yürüyüş 68” başlıklı sergi ile açıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restore edilerek 2023 yılının haziran ayında açılan Yedikule Gazhanesi Hangar, ilk sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. 24 sanatçının işlerinin yer aldığı “Uzun Yürüyüş 68” sergisi, dünyadaki kültürel ve ekonomik dönüşümler bağlamında Türkiye politik tarihinin büyük kırılma noktasına ve hâlâ üzerinde yürümekte olduğumuz özgürlük yolunun en güzel ilk yüz metresine odaklanıyor.
Sergide; Alaettin Aksoy, Asım İşler, Burhan Uygur, Cihat Aral, Zehra Aral, Sadık Karamustafa, Gülsün Karamustafa, Mustafa Ata, Nevhiz Tanyeli, Ömer Uluç, Özer Kabaş, Teoman Südor, Gülseren Südor, Komet, Koray Ariş, Ali Teoman Germener, Nur Koçak, Seyhun Topuz, Saim Bugay, Yüksel Arslan, Neşe Erdok, Balkan Naci İslimyeli, Kemal İskeder ve Orhan Peker’in işleri yer alıyor.
“Uzun Yürüyüş 68”, 1960’ların kültürel dokusunu belirleyen ekonomik altyapı, tam istihdamın sağlanması, alım gücünün artması, emeklilik haklarının kazanılması, kırdan kente yoğun göçün ikinci kuşağının modern kent hayatının nimetleri içinde refahı tatmış olmasıyla şekilleniyor. Küreselleşen piyasanın gücü kültürel sembollerin üretimini hızlandırıyor. Toplumsal ilişkiler muazzam bir hızla değişmeye ve yenilenmeye başlıyor. 1960’lar dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gençliğin bireysel özgürlük talebinin kolektif ve yakıcı bir tutkuyla sokakları ve meydanları ele geçirmesiyle hatırlanıyor.
“Uzun Yürüyüş 68” başlıklı sergiyi 31 Temmuz tarihine kadar pazartesi hariç her gün 10.00 - 18.00 saatleri arasında Yedikule Gazhanesi Hangar’da ziyaret edebilirsiniz.
Tolga Karaçelik yazıp yönettiği, başrollerini Steve Buscemi, Britt Lower ve John Magaro’nun paylaştığı The Shallow Tale’in çekimlerine New York’ta başladı.
Tolga Karaçelik’in İngilizce çekilen ilk filmi olan The Shallow Tale, bir boşanmanın ortasında bocalayan bir yazarla ona gündüzleri evliliği, geceleri ise yeni kitabında kaleme aldığı cinayetler için danışmanlık yapan emekli bir seri katilin arkadaşlığını konu alıyor. Tolga Karaçelik’in The Shallow Tale of a Writer Who Decided To Write about A Serial Killer (Bir Seri Katil Hakkında Yazmaya Karar Veren Bir Yazarın Sığ Hikâyesi) adlı dördüncü filminin başrollerini Rezervuar Köpekleri, Fargo, Büyük Lebowski, Stalin’in Ölümü, Sopranos, 30 Rock gibi yapımlarla tanınan Golden Globe ödüllü Steve Buscemi; Severance dizisiyle gündemde olan Britt Lower ile son olarak Sundance ve Berlin film festivallerinde ses getiren Past Lives’da rol alan John Magaro paylaşıyor.
Filmin yapımcılığını Cinegryphon Entertainment çatısı altında Sinan Eczacıbaşı, Scott Aharoni ve Mustafa Kaymak’la birlikte Wren Arthur ile Steve Buscemi’nin Olive Productions ve Alihan Yalçındağ’ın May Productions şirketleri, Tolga Karaçelik ve Alex Peace Power üstleniyor. Britt Lower, John Magaro ve Kanat Doğramacı’nın (Asteros Film) uygulayıcı yapımcı olduğu filmin dünya çapındaki haklarını ise CAA Media Finance ve UTA yönetiyor. Görüntü yönetmenliğini Black Bird ile tanınan Natalia Kingston’ın, prodüksiyon tasarımını American Honey, Hanna gibi yapımlara imza atan Lance Mitchell’in üstlendiği The Shallow Tale’in müzik süpervizörlüğünü ise Emmy ödüllü Ciara Elwis yapacak.
Dünya çapında festivallere gösterilen ve çok sayıda ödül alan Gişe Memuru, Sarmaşık ve Kelebekler filmleriyle tanınan Tolga Karaçelik’in Kelebekler filmi Sundance Film Festivali 2018’de Dünya Sineması Büyük Ödülü’nü kazanan ilk yerli yapım oldu. Karaçelik’in yönetmenliğini üstlendiği Bartu Ben, Yakamoz S-245 dizileri ise dijital platformlarda yayımlandı.
2012’de yayımladığı ilk albümü A Paris’ten beri özgün müziği ve hit şarkıları ile öne çıkan İsrailli şarkıcı Riff Cohen, 5 Temmuz Çarşamba günü CSO Ada Ankara Ana Salon'da dinleyicileriyle buluşacak.
Konserde mezopotamya folk sesleri, Afrika ve Ortadoğu ritimleri ile Riff Cohen en beğenilen şarkılarını Ankara’daki dinleyicileriyle paylaşacak. “Dans Mon Quartier” şarkısı Türkiye’de 180 milyondan fazla dinlenen ödüllü sanatçı, eserlerini İngilizce, Fransızca, Hebrew ve Arapça seslendiriyor.
Riff Cohen’in 5 Temmuz Çarşamba günü CSO Ada Ankara Ana Salon'daki konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Ayrıca 30. İstanbul Caz Festivali kapsamında 8 Temmuz’da Riff Cohen & Okay Temiz “The Ritual” başlıklı konserle Parkorman’a konuk olacak. 30. İstanbul Caz Festivali biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Heykeltıraş Cem Sağbil’in “Direnç - Doğadan Mitlere” başlıklı kişisel sergisi, 13 Haziran - 30 Ağustos tarihleri arasında Paris 10. Bölge Belediye Binasında (Mairie Du Dix) sanatseverlerle buluşacak.
Mitolojik hikâyeleri kendine özgü tarzıyla heykellerine aktaran Cem Sağbil, 2010’da Paris’te açtığı kişisel sergisinden sonra “Direnç - Doğadan Mitlere” (Resister De La Nature Au Mythe) sergisi ile yeniden Paris’te izleyici karşısına çıkacak.
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde okuduktan sonra Stuttgart Güzel Sanatlar Akademisi’nde seramik ve heykel dalında eğitim alan Sağbil, 2007 yılında Türkiye’de “Yılın Sanatçısı” ödülüne layık görüldü. Paris’te bronz heykelleri sergilenen, Harvard Üniversitesi, Boston gibi yurt dışında ve yurt içinde birçok meydanda eserleri bulunan sanatçı, izleyicilerin heykellerinde hissedebilecekleri duyguyu aktarabilmek için kendi dinamiği olan malzemeleri kullanmayı seçiyor. Çağdaş Türk heykel sanatının figüratif heykeltıraşlarından olan Sağbil, mitolojik kavramla yola çıktığı heykellerinde ağırlıklı bronz malzemeyi kullanıyor.
Cem Sağbil “Direnç - Doğadan Mitlere” başlıklı sergisi için şunları söylüyor: “Paris’te aynı yerde 2010’da bir kişisel sergim gerçekleşti. İki heykelim Faubourgh-Saint-Denis meydanında hâlen sergileniyor. On üç yıl sonra eserlerimle yeniden Paris’te olmak benim için çok büyük mutluluk... İnsanın var olabilmesi için geliştirdiği önemli özelliklerinden biri direnç göstermek. Bu ilk başlarda yaşama güdüsü ile doğaya karşı bir direnç iken zamanla doğaya karşı olan direnç hakimiyete ve ciddi bir sömürüye dönüşüyor. Bu kadar zarara rağmen doğa hâlâ bize bütün ihtiyaçlarımızı ve güzelliklerini sunmakta ve bu mücadele nereye giderse gitsin doğa yolculuğuna devam edecek.”
İngiliz illüstratör, yazar ve feminist aktivist Florence Given’ın kaleme aldığı ve yayımlandığı günden beri büyük yankı uyandıran kitabı Kadınların Size Güzellik Borcu Yok, Ece Çavuşlu ve Ece Yücesoy’un çevirisiyle Yabancı Yayınları’ndan 14 Haziran’da çıkacak.
Glamour dergisinin “Modern feminizmin olağanüstü sözcüsü.” olarak tanımladığı Given, çağımızın kadınlara yüklediği güzellik standartlarını sert bir dille eleştiriyor.
“Bize sürekli ya çok fazla olduğumuzu ya da yetersiz kaldığımızı söyleyen bir dünyada yaşıyoruz.
Özgüvenimiz baltalanırken başkalarının kusurlarını gördükçe rahatlıyor, istemeden de olsa bu düzenin parçası oluyoruz.
Ancak artık kendimizi sevmenin ve dünyaya hiçbir şey borçlu olmadığımızı fark etmenin zamanı geldi.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Garanti BBVA’nın sponsorluğunda düzenlenen ve 7 Temmuz’da başlayacak olan 30. İstanbul Caz Festivali, kapanışını 19 Temmuz’da “İstanbul Cazının Üç Kuşağı” başlıklı özel bir konserle yapacak.
Clifford Chance ve Çiftçi Avukatlık Ortaklığı desteğiyle gerçekleştirilecek “İstanbul Cazının Üç Kuşağı” konseri, 19 Temmuz Çarşamba saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda müzikseverlerle buluşacak. Selen Gülün’ün müzik direktörlüğünü yaptığı konser, İmer Demirer, Can Kozlu, Ali Perret, Selen Gülün Blue Band ve İpek Göztepe Quintet gibi farklı kuşaklardan müzisyenleri aynı sahnede bir araya getirecek. Gecede İstanbul’un ve Türkiye’nin en önemli caz okullarından birinin kurucusu olarak bugüne kadar pek çok farklı kuşağı yetiştiren Can Kozlu’ya festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü takdim edilecek.
Konserin açılışını, Nardis Genç Caz Vokal Yarışması ve Genç Caz gibi etkinliklerde kendini gösteren 1997 doğumlu caz vokalisti İpek Göztepe’nin beşlisi yapacak. İpek Göztepe’ye yine genç kuşaktan Engin Özşahin, Eren Turgut, Mehmet Ali Şimaylı gibi başarılı isimler eşlik edecek. Konserin devamında Selen Gülün Blue Band sahnede olacak. Besteci ve piyanist Gülün orkestra için yazdığı müzikleri Engin Recepoğulları, Serhan Erkol, Barış Ertürk, Bulut Gülen, Halil İbrahim Işık, Barış Doğukan Yazıcı, Ozan Musluoğlu ve Berke Özgümüş ile birlikte seslendirecek. Gecenin sonunda ise İstanbul ve Türkiye’de caza büyük katkıda bulunmuş öncü isimlerden oluşan İmer Demirer Trio sahneye çıkacak. Trompetçi Demirer’e davulda festivalin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi Can Kozlu’nun eşlik edeceği bu ekibe, bazı parçalarda önemli caz piyanistimiz Ali Perret de konuk olacak. “İstanbul Cazının Üç Kuşağı” başlıklı özel konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu sene beraberliğe odaklanan İstanbul Caz Festivali, 40’a yakın konserde usta isimlerden yeni keşiflere 200’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı ağırlayacak. Festival programında, “Ho Hey” ve “Ophelia” gibi şarkılarıyla tanınan Amerikan folk topluluklarından The Lumineers, Afro-pop’un ünlü sesi Fatoumata Diawara, cazdan blues ve folka uzanan güçlü vokaliyle Lizz Wright ve Güney Kore’nin yıldız ismi Youn Sun Nah Quartet’in yanı sıra Morcheeba, Alfa Mist, Kovacs, Mammal Hands gibi isimler yer alıyor. Ayrıca festival kapsamında Okay Temiz ve Riff Cohen, Riff Cohen & Okay Temiz “The Ritual” isimli proje ile ilk kez bir araya gelecek. 30. İstanbul Caz Festivali’nin detaylı programına ve ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Artopol Gallery ve Oasis Art Project iş birliği ile gerçekleşen heykel sergisi “Art Blues”, Sabrinas Haus’un ev sahipliğinde sanatseverlerle buluşacak.
“Art Blues”, altı heykel sanatçısının Aşan Akın, Ebru Çakmak, Nilay Özenbay, Şafak Yükseler, Turgut Türker ve Zeynep Koçan’ın özel üretimlerinden oluşan bir seçki sunuyor.
“Art Blues” heykel sergisi, Bozburun’da yer alan Sabrinas Haus’da 29 Ekim 2023 tarihine dek gezilebilir.
Künye sırasıyla;
Şafak Yükseler - "Pose On The World"
Turgut Türker - "Pink Dream"
Zeynep Koçan - "Light Up Your Soul"
Orhan Koçak’ın son yirmi yıl içinde çıkan ve kendisini etkileyen bazı romanlar ve öykü toplamları üzerine kaleme aldığı Romanın Kaygısı, Metis Yayınları’ndan çıktı.
“Son yirmi yıl içinde çıkan ve beni etkileyen bazı romanlar ve öykü toplamları üzerine yazmaya başlamıştım, bunları belli bir tema üzerinden birbirine bağlamayı aklımdan geçirmeden. Ama yazdıkça hep belli bir soruna doğru çekildiğimi hissettim. Sonra bu sorun dikkatime el koymaya başladı ve artık başka kitapları da bu gözle okur oldum. Bu kitapların ortak noktası belirli bir kaygıydı, bazen alttan alta sürüp giden bazen de görünür bir “telaş” veya “mecburiyet hissi” biçiminde romancıyı / öykücüyü yakalayan bir sıkıntı: romancıdan çok önce oraya varıp da onu orada çoktan şekillenmiş (denebilirse “paketlenmiş”) olarak bekleyen bir konuyla uğraşma ihtiyacı, zorunluluğu, zorlanması.” — Orhan Koçak
“Burada toplanmış denemeler ilkin bir kitabın parçaları olarak tasarlanmadı. Son yirmi yıl içinde çıkan ve beni etkileyen bazı romanlar ve öykü toplamları üzerine yazmaya başlamıştım, bunları belli bir tema üzerinden birbirine bağlamayı aklımdan geçirmeden. Ama yazdıkça hep belli bir soruna doğru çekildiğimi hissettim. Sonra bu sorun dikkatime el koymaya başladı ve artık başka kitapları da bu gözle okur oldum, sundukları zenginliklerin önemlice bir kısmını kaçırmak pahasına. Sakatlanma hemen fark edilecektir: daha erken tarihli denemelerde nerdeyse rastlansal olarak yüz yüze kalınmış bir sorun, başka birçok sorunun arasındaki bir sorun, sonraki yazılarda “eleştirmenin kıymetlisi” haline gelerek başka sorunları boğmaya veya görüş alanı dışına itmeye başlıyor.” (Kitaptan bir bölüm)
Günümüz rafine müziğinin başarılı isimlerini dileyicilerle buluşturan Chill-Out Festival’in ilk etabı, 24 Haziran’da Urla Sahne’de gerçekleştirilecek.
Müziğin birleştirici gücünü esas alan Chill-Out Festival, Lounge FM 96’nın küresel bakış açısını yansıtan sanatçı kadrosu, atölyeleri ve aktiviteleri ile katılımcılarına yeniliklerle dolu bir festival deneyimi yaşatmayı amaçlıyor.
%100 Music presents Chill-Out Festival Urla 2023 kapsamında Ali Kuru, Anatolian Sessions, CanTanca, DJ Bey, Islandman (Live) ve Moullinex & GPU Panic müzikseverlerle buluşacak. “Yeryüzündeki Cennet” mottosu ile yola çıkan festival, katılımcılarını şehir hayatının kaotik yaşam tarzından uzaklaştırarak “yeryüzünde cenneti” deneyimleme fırsatı sunuyor.
Chill-Out Festival’in biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.