
Fransız grup Ko Shin Moon, ilk İstanbul konserini, 18 Ekim Çarşamba gecesi Asmalımescit’te yer alan Blind’da gerçekleştirecek.
2017’de kurulan Ko Shin Moon, Melike Şahin ile beraber seslendirdikleri “İsyan” şarkısı ile Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine ulaştı. Axel Moon’un Hindistan’da halk enstrümanları toplayarak dört yıl geçirdikten sonra, eski arkadaşı Niko Shin ile analog sentezler ve klasik aletlerle dolu bir kayıt stüdyosu kurmasıyla başlayan Ko Shin Moon, farklı türleri bir araya getirerek kendi tarzını yaratıyor.
Ko Shin Moon dinleyiciye sürükleyici bir dinleme ve dans etme deneyimi sunuyor. Pek çok Fransız avangart müzik festivalinde, Danimarka, Finlandiya, Hırvatistan, Fas, Lübnan, İsrail-Filistin ve Mısır gibi ülkelerde sahne alan grup, David Byrne, Bill Laswell, Jah Wobble, Ryuichi Sakamoto gibi deneyci müzisyenlerden ilham alıyor. Grup, üslup deneyleri yoluyla bir zıtlıklar evreninin ana hatlarını çiziyor.
18 Ekim Çarşamba saat 22.00’de Blind’da gerçekleşecek Ko Shin Moon konserinin biletlerine Biletix ve Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
Pera Müzesi, Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda yer alan portrelerden ilhamla hazırladığı Yüzyılların Yüzleri isimli Instagram filtresini kullanıma sundu.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin Instagram filtresi “Yüzyılların Yüzleri”nde kullanıcılar oryantalist tablolardaki tarihi figürlere dönüşüyorlar. Yüzlerini oryantalist tablolarda resmedilen figürlerle buluşturan kullanıcılar; Osmanlı döneminden bir hizmetçinin, Avrupa ve Osmanlı modasına uygun giyinen bir genç kadının, bir Osmanlı sultanının ve daha pek çok figürün yerine geçebiliyor ve dönemin karakteristik özelliklerini taşıyan tarihi kostümler içinde bir tabloya konuk olma fırsatı buluyorlar.
Yüzyılların Yüzleri filtresindeki tablolar arasında; Henry Bone’un Sir William Beechey’nin eserinden hareketle emaye tekniğinde çoğalttığı Thomas Hope’un Türk Giysileri İçinde Portresi, Fransız asıllı Malta şövalyesi Antoine de Favray’e ait olabileceği düşünülen Türk Giysileri İçinde Bir Avrupalı, Fransız ressam Jules Joseph Lefebvre imzalı Hizmetçi, portre ve gündelik yaşam resimleriyle tanınmış Fransız ressam Thomas de Barbarin’e ait Genç Kadın Portresi ile ressamı bilinmeyen Osmanlı Sultanı ve Hasekisi ve Sultan Abdülmecid adlı eserler yer alıyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu, 17. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına uzanan bir dönemde, Avrupalı ressamların özellikle Osmanlı dünyasını ve Türkiye coğrafyasını betimleyen eserlerinin yanı sıra, Osmanlı sanatçılarının bu dönemdeki karşılıklı etkileşimini yansıtan eserlerden oluşuyor. İmparatorluğun son iki yüzyılından geniş bir görsel panorama sunan bu koleksiyonda, Osman Hamdi Bey’in yapıtları ve ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunu da yer alıyor. Oryantalist sanatın Osmanlı eksenli bu özel kesitine yönelmiş olmasıyla da ayrıcalıklı bir yere sahip olan koleksiyon, Pera Müzesi’nin Sevgi ve Erdoğan Gönül Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Yüzyılların Yüzleri isimli filtreye, Pera Müzesi’nin Instagram hesabından ulaşabilirsiniz.
Künye:
1-2. Yüzyılların Yüzleri filtresi
3. Osmanlı Sultanı ve Hasekisi, ressamı belirsiz; tuval üstüne yağlıboya, 97 x 130.5 cm (18. yüzyılın ilk yarısı)
4. Sultan Abdülmecid, ressamı belirsiz; tuval üstüne yağlıboya, 81.5 x 60 cm. (1850’ler)
5. Genç Kadın Portresi, Thomas de Barbarin; tuval üstüne pastel, 123 x 87 cm. (19. yüzyılın ikinci yarısı)
Terry Eagleton’ın İngiliz edebiyatında romanın ortaya çıkışı, gelişimi, temaları ve problemlerini özgün bir yaklaşımla ortaya koyduğu çalışması İngiliz Romanı, Barış Özkul’un çevirisiyle İletişim Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.
Eagleton; Daniel Defoe’dan Jonathan Swift’e, Laurence Sterne’den Charles Dickens’a, George Eliot’tan Henry James’e, James Joyce’dan Virginia Woolf’a belli başlı İngiliz romancılarını gerek roman sanatına yaptıkları nadide katkılar gerek kendi devirlerine özgü düşünüş, davranış biçimleri ve egemen ideolojilerle olan bağlantıları ışığında ele alıyor.
İngiliz Romanı, hem İngiliz edebiyatı öğrencileri ve araştırmacıları hem de genel edebiyat okuru için eşsiz bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Eagleton’ın kendine has leziz anlatımıyla geniş bir edebiyat coğrafyasını keşfe çıktığı bu kitap, İngiliz edebiyatının oldukça uzun bir dönemine dair son derece yetkin bir inceleme sunuyor.
Fin melodik death metal grubu Insomnium, Epifoni organizasyonuyla 8 Eylül’de Dorock XL Venue Taksim’de konser verecek.
Death metali Finlandiya folk ezgileri ve hüzünlü sözlerle bir araya getiren Insomnium, son albümü Anno 1696 turnesi kapsamında İstanbul’da sahne alacak. Grup, dokuzuncu stüdyo albümü Anno 1696 ile dinleyiciyi kederden, gazaptan ve hastalıklı ninnilerden örülmüş bir dünyaya, seslerinin gücüne dayanan bir albüme ve yeni bir görkemli, melankolik hikâyeye götürüyor.
İnsomnium, müzik sektördeki 25 yıllık kariyerlerini şu sözlerle tanımlıyor: “Sanat yapmak her zaman kendinizle bir savaştır, kendinizi yenmek ve içinizde yükselen güçlü duyguları hem yönlendirmek hem de bunlara katlanmakla ilgilidir. Ancak yaratıcı sürecinizi başarılı bir şekilde tamamlamayı başardığınızda, bu küçük zafer anını yenen pek çok şey yoktur. O kısacık anın peşinden koşmak, işte bu yüzden bunu 25 yıldır yapıyoruz.”
8 Eylül Cuma saat 22.00’de Dorock XL Venue Taksim sahnesinde gerçekleşecek Insomnium konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Serkan Özkaya’nın yaklaşık beş yıldır üzerinde çalıştığı O başlıklı eseri yeni açılan St. Louis, 21c Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Heykel, enstalasyon, video ve dijital uygulamalar gibi birçok farklı medyumla ilgilenen kavramsal sanatçı Serkan Özkaya’nın eseri O, basit biçimde, dünyanın en büyük kristal küresi olarak tarif edilebiliyor. 21c Müzesi’nin daimî koleksiyonunda yer alan 250 cm çapındaki bu devasa heykel tamamen şeffaf görünümde; destile su ile doldurulmuş akrilik bir küreden oluşuyor.
O’nun akrilik küre ve kaidesi, Colorado’da bulunan Reynolds Polymer Technology şirketi tarafından üretildi. Yaklaşık dört yılda üretilen bu eser, 21c Müzesi’nin kapısından sığmayacağı için bulunduğu noktaya, müzenin duvarları tamamlanmadan önce yerleştirildi. Heykel, inşaatın tamamlanmasının ardından, yaklaşık 8 bin litre destile su ile dolduruldu. Toplam ağırlığı 10 tonu bulan heykel için müzenin zemininde özel bir destek inşa edildi. Tıpkı kristal bir küre gibi, O’da bir lens görevi görüyor ve içinden bakıldığında çevresini baş aşağı gösteriyor. Önü ya da arkası olmayan bu büyük kütle, boyutlarına ve ağırlığına rağmen geçirgenliğini koruyor ve izleyiciler heykele değil, heykel aracılığıyla dünyaya bakıyor. Baş aşağı görüntüye maruz kalan izleyiciler ise kendilerinin de O’nun diğer tarafından baş aşağı bir şekilde göründüklerini biliyor. Serkan Özkaya’nın O başlıklı eserinin kurulum sürecinin hızlandırılmış hâlini buradan izleyebilirsiniz.
Özkaya’nın son projeleri arasında, insan boyutunda bir ayna küreyi, dev bir göz bebeğine dönüştürmek için yansımaları kullanan enstalasyonu gözegöz; Duchamp’ın New York’taki stüdyosunda kurulan ve bir camera obscura olarak çalışan, Marcel Duchamp’ın Étant donnés’inin yeniden yaratımı olan Bekleyeceğiz; galeriyi duvarların ardında olup bitenlerin yansımalarıyla kaplayan Bir New York Mekanını Tüketme Girişimi; her dört dakikada bir galeriden geçen bir yolcu uçağının gölgesinden oluşan Mirage; doksan iki makarna türü için 3D bilgisayar modelleri oluşturduğu Bir ve Üç Makarna (George L. Legendre ile birlikte) ve Main Street Louisville’de dikili, orijinalinin iki katında ve altın kaplama olan Davut (Mikelanj’dan esinle) yer alıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=CWv6B9rrhpM
Philippe Djian’ın insan duygularının sefilliğini ve düşüncelerinin bencilliğini hiç de sıradan olmayan bir ailenin hikâyesi üzerinden anlattığı romanı İnsafsızlar, Gökçe Yavaş’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.
Philippe Djian’ın karanlık dünyasından, başına buyruk ve sürprizlerle dolu kaleminden çıkan İnsafsızlar, karakterlerin iç dünyalarını takip ederken kendimizi sorgulamamıza da neden olan bir kitap. Diana eşini kaybettiğinden beri, eşinin kardeşi Marc’la yaşamaktadır. Marc her anlamda onun üzerine titrer ve ikili yaslarını beraber atlatmaya çalışırlar. Ancak fırtınalı bir akşamın sabahında Marc sahilde kıyıya vuran üç paket uyuşturucu bulunca, Diana’nın abisi Joël’in yardımıyla bunları satmaya karar verir ve her şey bir anda değişir. Sıkıntılar peş peşe gelir, arkadaşlıklar bozulur, aşk ölüme karışır ve bu karmaşanın ortasında yeni duygular ortaya çıkar. Kimsenin kimseye güvenemediği, herkesin hem psikolojik hem sosyal anlamda hayatta kalma ve sevgiye tutunma savaşı verdiği bir dünyada geçer olaylar. Romanın kahramanlarıysa adaletin olmadığı bir dünyada hâlâ büyüyememiş milyonlarca insan gibi insafsızlar…
“Hâlâ burada olsaydı tüm bunlarla uğraşmam gerekmezdi. Hâlâ burada olsaydı böyle sorunlar doğmazdı. Hayatımın bir anlamı olurdu. Gölgelerle dolu bir vadide yürüyorum ve yerler korlarla kaplı…”
İBB Kültür Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen İstanbul’un ilk Koro Festivali, 12 - 20 Ağustos tarihleri arasında yedi ayrı noktada gerçekleştirilecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Dairesi Başkanlığı’nın hayata geçirdiği Koro Festivali; Bebek Parkı, Sarıyer Haydar Aliyev Parkı, Müze Gazhane, Üsküdar Sahili, Kadıköy Meydanı, Anadolu Hisarı ve Metrohan’da gerçekleşecek. 27 koro ve 900 korist ile düzenlenecek festival, farklı mekânların ruhuyla farklı türlerde gerçekleşecek performansları dinleyicilerle buluşturacak.
Festival kapsamında; Boğaziçi Gençlik Korosu, Ladies & Gentlemen, Ruhi Su Dostlar Korosu, Rezonans, İTÜ 250. Yıl Çoksesli Korosu, BOÜ ve ODTÜ Halk Müziği Topluluğu, BAU Polifonik Koro, Marmara Üniversitesi GSE Bölümü Müzik Öğretmenliği Korosu, Boğaziçi Mezunlar Korosu, Barbershop İstanbul, We Play Choral, Acapella Khalkedon, Koroİstanbul, Lozan Mübadilleri Vakfı Korosu, Avrupa Müzik Topluluğu, Orphe Çoksesli Koro, BÜMK Klasik Müzik Korosu, Güneşin Sofrasından Sesler, Gürcü Sanat Evi Çok Sesli Korosu, Vokal Akademi Pop & Caz Korosu, Yeditepe Üniversitesi Çoksesli Korosu, İstanbul Armoni Korosu, Sirene, Yubal Dünya Müziği Topluluğu, GOP Akademi Korosu, European Voices İstanbul, ve Sansev Korosu sahne alacak. Koro Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Koro Festivali Programı:
12 Ağustos Cumartesi 20.00
Casa Botter Balkonu - Barbershop İstanbul
Sarıyer Haydar Aliyev Parkı - Acapella Khalkedon
Bebek Parkı - We Play Choral
Üsküdar Sahil - Marmara Üniversitesi GSE Bölümü Müzik Öğretmenliği Korosu
Kadıköy Meydanı – Koroİstanbul
12 Ağustos Cumartesi 21:00
Üsküdar Sahil - BÜ ve ODTÜ Halk Müziği Topluluğu
13 Ağustos Pazar 20:00
Metrohan - Lozan Mübadilleri Vakfı Korosu
Sarıyer Haydar Aliyev Parkı - BAU Polifonik Koro
Bebek Parkı - Avrupa Müzik Topluluğu
Üsküdar Sahil - İTÜ 250. Yıl Çoksesli Korosu
Anadolu Hisarı - BÜMK Klasik Müzik Korosu
Müze Gazhane - Ladies & Gentlemen
13 Ağustos Pazar 21:00
Bebek Parkı - Güneşin Sofrasından Sesler
Üsküdar Sahil - Orphe Çoksesli Koro
Müze Gazhane - Gürcü Sanat Evi Çok Sesli Korosu
19 Ağustos Cumartesi 20:00
Sarıyer Haydar Aliyev Parkı - Sirene
Bebek Parkı - Vokal Akademi Pop&Caz Korosu
Üsküdar Sahil - Yeditepe Üniversitesi Çoksesli Korosu
Kadıköy Meydanı - İstanbul Armoni Korosu
19 Ağustos Cumartesi 21:00
Bebek Parkı - Yubal Dünya Müziği Topluluğu
20 Ağustos Pazar 20:00
Metrohan - GOP Akademi Korosu
Sarıyer Haydar Aliyev Parkı - European Voices İstanbul
Bebek Parkı - Rezonans
Üsküdar Sahil - Sansev Korosu
Müze Gazhane - Boğaziçi Mezunlar Korosu
20 Ağustos Pazar 21:00
Kadıköy Meydanı - Boğaziçi Gençlik Korosu
Müze Gazhane - Ruhi Su Dostlar Korosu
Orhan Koçak’ın Ekim 1997’den Aralık 2009’a dek istikrarlı olarak çıkan ve kapandığı güne kadar genel yayın yönetmenliğini üstlendiği aylık kitap ve eleştiri dergisi Virgül’deki yazılarını bir araya getiren Virgül, Yazıları adlı kitabı Everest Yayınları’ndan çıktı.
Koçak, Virgül’ün ilk sayısını şu sözlerle açmıştı: “Virgül’ü şöyle tanımlamak isteriz: Okunmuş gazetelerle birlikte atılmayacak bir kitap dergisi. Günü geçtikten sonra da okunacağını varsaydığımız bir dergi. Niçin çıkarıyoruz Virgül’ü? Okura yol göstermekten çok, kitaba bir eleştirel bağlam kazandırmak için. Bu ülkede başka kitap dergileri de olduğu halde, bazı önemli yayınların yeterince tartışılmadan özel kitaplıkların dilsiz dünyasında kaybolduğunu gördük, hep görüyoruz. Çoğu zaman gözden kaçan şey, o kitabın kendi türünden ya da farklı türlerden kitaplarla ilişkisi oluyor. Oysa anlamın ve anlamanın ilk koşulu, bağlamın bilinmesidir.”
Virgül, Yazıları; Koçak’ın editoryal yazılardan güncel değinilere, kitap tanıtımlarından polemiklere ve her alandan edebiyat ve sanat tahlillerine uzanan geniş bir yelpazedeki metinlerinden oluşuyor. Bu kitap, bir arşiv kaynağı olarak hem kaleme alındıkları dönemin dünyasına ve edebiyatına hem de Koçak’ın yazarlığının ufkuna ve kuvvetine ışık tutuyor.
Kanadalı müzisyen Charlotte Cardin, %100 Müzik katkılarıyla “99 Nights Tour” kapsamında 30 Eylül’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek.
Dokunaklı sesi, özgün, duygusal ve etkileyici tarzıyla hayran kitlesini günden güne genişleten Charlotte Cardin; “Main Girl”, “Passive Agressive”, “Good Girl” gibi hit şarkılara imza attı. 2018 yılında Juno Ödülleri’nde “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı” ve “Yılın En İyi Şarkı Yazarı” ödüllerini kazanan Cardin, 2023 yılında çıkardığı 99 Nights albümünde yer alan “Confetti” ve “Looping” şarkıları milyonlarca dinleyiciye ulaştı. Cardin; soul-pop, indie electronica, R&B, caz gibi birden fazla müzik türünden ilham alan tarzıyla son yılların uluslararası müzik sahnesinde önemli bir yer tutuyor.
30 Eylül Cumartesi saat 21.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Charlotte Cardin konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Mine Art Gallery organizasyonuyla, CaresseArt ev sahipliğinde hayata geçirilen “Sanatta Birlik: Yansımalar ve Kırılmalar” başlıklı karma sergi 31 Ağustos tarihine kadar Bodrum’da sanatseverlerle buluşuyor.
“Sanatta Birlik: Yansımalar ve Kırılmalar” sergisinde Türk Çağdaş Sanatı’nın önde gelen usta ve genç sanatçıları, yaratıcılıklarını çeşitli tekniklerle birleştirerek ürettikleri işleriyle günlük yaşamın yansımalarını ve kırılmalarını estetik bir bakış açısıyla ele alıyorlar. Malzeme çeşitliliği ve imge zenginliği sunan sanatçıların eserlerinden oluşan sergi, sanat ile bir araya gelmenin öneminin altını çiziyor. Sergi, izleyicileri sanatın gücünü deneyimlemeye ve sanatın evrensel dilinde birleşmeye davet ediyor. Sergide; Halil Akdeniz, Nadide Akdeniz, Ahu Akkan, Gülçin Aksoy, Turan Aksoy, Özdemir Altan, Beril Anılanmert, Mustafa Ata, Tomur Atagök, Nazan Azeri, Nilay Kan Büyükişliyen, M. Zahit Büyükişliyen, Sabahat Çıkıntaş, Bülent Çınar, Adnan Çoker, İsmet Doğan, Ahmet Rüstem Ekici, Devrim Erbil, Melih Erdoğan, Berna Erkün, Dagmar Göğdün, Müge Göğüş, Meriç Hızal, Gül Ilgaz, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Devabil Kara, Serhat Kiraz, Deniz Kulaksızoğlu, Can Maden, Ferhat Özgür, H. Avni Öztopçu, Neslihan Pala, Deniz Pireci, Seçkin Pirim, Esra Sağlık, Şermin Seval, Yusuf Taktak, Cansu Tanpolat ve Serkan Yüksel’in eserleri yer alıyor.
Adres: Caresse, a Luxury Collection Resort & Spa, Bodrum, Adnan Menderes Caddesi No: 89, Asarlık Mevkii PK 225, Bodrum, 48400, Türkiye
Künye:
1. Ahmet Rüstem Ekici
2. Yusuf Taktak
3. Devrim Erbil
4. Nazan Azeri