
Amin Maalouf’un Batı ile hasımları arasında yaşanan yeni çatışmaların ve meydan okumaların kadim kökenlerini dört büyük ulusun tarihi üzerinden anlattığı kitabı Labirent, Ali Berktay’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Kitapta tarihinden bahsedilen o dört büyük ulus: Meiji döneminde büyük bir modernleşme ivmesi kazanarak Asya’nın yükselen gücü olan Japonya; uzun yıllar Batılı uluslar için tehdit oluşturmuş Rusya; 21. yüzyılda ekonomik üstünlüğünü ilan eden Çin ve gezegenin hâlâ kültürel, teknik ve ekonomik anlamda süper gücü sayılan Amerika Birleşik Devletleri. Maalouf, bu kitabıyla yönünü ve yolunu kaybetmiş insanlık için bir pusula sunuyor.
“Çok geç değil. Bu “labirent”ten çıkma olanaklarına sahibiz. Yeter ki önce yolumuzu yitirdiğimizi kabul edelim…
2022 yılında Avrupa’nın göbeğinde geçmişin travmalarını tetikleyen yıkıcı bir savaş patlak verdi. Nükleer felaket senaryolarının gerçeğe dönüşmesine ramak kaldı. Demirden bir el, Batı’yı Rusya ve Çin’le karşı karşıya getirdi adeta.
Kibirli ve bencil yöneticilerin, aklı küçümseyip eşitsizliği besleyen köhne ideolojilerin hükmü altındaki çağımız, son hızla uçuruma doğru sürüklenmekte. Günümüzde ne Batı ne de hasımları insanlığı hapsolduğu bu labirentten çıkarmaya muktedir. Batı’nın da, Doğu’nun da yaydığı ışık dünyayı aydınlatmakta artık yetersiz ama umutsuzluğa yer yok.”
Ukraynalı elektronik müzik grubu ARTBAT, Epifoni organizasyonu ile 20 Eylül Cuma akşamı KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.
Techno müziğin yüksek temposunu ve tınılarını dinleyicilerin ruhunu aşılayan, günümüz techno müziğine büyük bir soluk getiren ve global sahnelerin vazgeçilmezleri arasında yer alan Artur ve Batish, 2015 yılından bu yana büyük bir dinleyici kitlesine ulaştı. İkili, çeşitli müzik tarzlarını birleştirerek kendilerine özgü bir ses oluşturarak, techno ve house müzik sahnesinde öne çıkıyor.
“Age of Love” gibi liste başı hitleri ve David Guetta ve Idris Elba gibi sanatçılarla yaptıkları iş birlikleri, sektörün güçlü isimleri olarak konumlarını sağlamlaştırdı. Tomorrowland ve EDC gibi festivallerde sahne alan ARTBAT’in müzikleri dünya çapında milyonlarca kez dinlendi. Dinamik performansları ve etkileyici prodüksiyonları ile elektronik müzik sahnesinde geniş bir hayran kitlesine sahip olan ikili, 20 Eylül akşamı sürpriz sahne ve ışık gösterileri eşliğinde KüçükÇiftlik Park’ta İstanbullu dinleyicilerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
İKSV Alt Kat’tan Paribu desteğiyle 16-25 yaş arasındaki gençlere yönelik “Sanatta Yaratıcı Bakışlar” atölye programının ikincisinin başvuruları başladı.
İKSV Alt Kat tarafından Paribu'nun desteğiyle 2023’te hayata geçirilen “Sanatta Yaratıcı Bakışlar” programının ikincisi Nisan-Mayıs ve Ekim-Kasım olmak üzere iki dönemde gerçekleştirilecek. 16-25 yaş arasındaki katılımcılara yönelik farklı disiplinlerden altı sanatçının hazırladığı atölyelerden oluşan proje, fiziksel ve çevrim içi ortamda sanatçılar ve gençleri buluşturacak. Atölyelerde gençler, farklı disiplinlerde sanatsal üretim süreçlerini deneyimleme fırsatı bulacak. Her biri dört hafta sürecek atölyelerde katılımcılar, Selin Saygılı ile hareketli görüntüler, Murat Mahmutyazıcıoğlu ile dramatik yazarlık, Aslı Uludağ ile sanatta çevre araştırmaları, Selçuk Artut ile teknoloji ve diyalektik yaratıcılık, Zeynep Oktar ile mekân etkileşimli ses üretimi ve Serdar Kökçeoğlu ile ifade aracı olarak belgesel başlıklarında sanatın farklı dallarında deneyimler elde etmek için bir araya gelecek. Serinin ilk atölyesi “Selin Saygılı ile Hareketli Görüntüler” 17 Nisan’da başlayacak. Atölyeye buradan başvuru yapabilirsiniz.
“Sanatta Yaratıcı Bakışlar”, gençlere fikirlerini hayata geçirme cesareti ve motivasyon kazandırmayı, sosyal etki yaratmayı, bilgi ve yetkinlik edinmeyi, bireysel yetkinliklerin gelişimini teşvik etmeyi ve harekete geçme motivasyonu kazandırmayı amaçlıyor. 2023 yılında gerçekleştirilen “Sanatta Yaratıcı Bakışlar” atölye programının ilk dönemi, gençlere bu becerileri elde etme konusunda değerli deneyimler sundu ve onların potansiyellerini ortaya çıkarmalarına destek oldu.
“Sanatta Yaratıcı Bakışlar II” Atölye Programı:
Selin Saygılı ile hareketli görüntüler (16-18 yaş)
Tarih: 17 Nisan Çarşamba, 24 Nisan Çarşamba, 8 Mayıs Çarşamba, 15 Mayıs Çarşamba
Saat: 17.00-19.30
Atölye alanı: İKSV Alt Kat
Başvuru başlangıcı: 12 Mart 2024
Son başvuru tarihi: 20 Mart 2024
Murat Mahmutyazıcıoğlu ile dramatik yazarlık (19-22 yaş)
Tarih: 18 Nisan Perşembe, 25 Nisan Perşembe, 2 Mayıs Perşembe, 9 Mayıs Perşembe
Saat: 17.00-19.30
Atölye alanı: İKSV Alt Kat
Başvuru başlangıcı: 18 Mart 2024
Son başvuru tarihi: 27 Mart 2024
Aslı Uludağ ile sanatta çevre araştırmaları (23-25 yaş)
Tarih: 9 Ekim Çarşamba, 16 Ekim Çarşamba, 23 Ekim Çarşamba, 30 Ekim Çarşamba
Saat: 17.00-19.30
Atölye alanı: Çevrimiçi
Başvuru başlangıcı: 19 Eylül 2024
Son başvuru tarihi: 29 Eylül 2024
Selçuk Artut ile teknoloji ve diyalektik yaratıcılık (23-25 yaş)
Tarih: 16 Ekim Çarşamba, 23 Ekim Çarşamba, 30 Ekim Çarşamba, 6 Kasım Çarşamba
Saat: 17.00-19.30
Atölye alanı: İKSV Alt Kat
Başvuru başlangıcı: 24 Eylül 2024
Son başvuru tarihi: 6 Ekim 2024
Zeynep Oktar ile mekân etkileşimli ses üretimi (19-22 yaş)
Tarih: 17 Ekim Perşembe, 24 Ekim Perşembe, 31 Ekim Perşembe, 7 Kasım Perşembe
Saat: 17.00-19.30
Atölye alanı: İKSV Alt Kat
Başvuru başlangıcı: 26 Eylül 2024
Son başvuru tarihi: 8 Ekim 2024
Serdar Kökçeoğlu ile ifade aracı olarak belgesel (19-22 yaş)
Tarih: 31 Ekim Perşembe, 7 Kasım Perşembe, 14 Kasım Perşembe, 21 Kasım Perşembe
Saat: 17.00-19.30
Atölye alanı: Çevrimiçi
Başvuru başlangıcı: 10 Ekim 2024
Son başvuru tarihi: 20 Ekim 2024
Tove Jansson’un hayaller, umutlar, sevgi bağları ve dostluklar etrafında şekillenen serisi “Mumi”nin renkli maceralarından Mumi Kışı, Ali Arda’nın İsveççeden dilimize çevirisiyle Dinozor Genç’ten çıktı.
Jansson’un yazdığı ve resimlediği Mumi Vadisi’nin muhteşem atmosferinde geçen Mumi Kışı’nda tüm Mumiler her yıl olduğu gibi kış uykusuna yatmışken kışın ortasında uyanan Mumiş’in bir daha uyuyamadığı için tek başına kalmasıyla ilk kez kışı ve soğuğu deneyimlemesi anlatılıyor.
“Mumi Vadisi’nde kış. Her şey sessiz ve hareketsiz çünkü Mumiler kasım ve nisan ayları arasında kış uykusuna yatıyor. Ancak aniden beklenmedik bir şey olur: Ocak ayının soğuk bir gününde Mumiş uyanır ve bir daha uyuyamaz. Mumişilk başta, oldukça korkar ve yalnızlık çeker, ancak yavaş yavaş harika yaratıklarla dolu yeni ve soğuk bir kış dünyasını keşfeder.
Başını yukarı çevirdi, kendine doğru nasıl alçaldıklarını izledi ,gittikçe daha fazla, daha yumuşak, tüyden daha hafif. ‘Demek böyle oluyor,’ diye düşündü Mumiş. ‘Ben de topraktan çıkıyor sanıyordum.’ Hava yumuşamıştı. Yağan kardan başka bir şey görünmüyordu etrafta. Mumiş, aynı yazları deniz kenarında, suda yürürken hissettiği coşkuya kapıldı. Bornozunu çıkardı, bir kar yığınının üstüne attı kendini. “Kış!” diye düşündü. ‘Sevilebilir bir şey.’”
Damla Sari, Deniz Özuygur, Sena Başöz ve Seniha Ünay’ın eserlerini bir araya getiren “I'm here to tell you about destruction” başlıklı karma sergi, 6 Nisan’a kadar Art On Piyalepaşa’da sanatseverlerle buluşuyor.
Sergi adını Nina Simone’nın “Revolution” adlı şarkısında geçen “I'm here to tell you about destruction” cümlesinden alıyor. “I'm here to tell you about destruction” sergisi, dört farklı kadın sanatçının kolektif gücü ve farklı bakış açılarıyla kadın deneyimini keşfeden çeşitli eserlerini izleyiciye sunuyor.
“Kadınlar, tarih boyunca eril normlara karşı çeşitli mücadele biçimleri geliştirdiler. Bu mücadeleler, geniş bir yelpazede farklı kimlikler altında şekillendi ve kadınların deneyimlerine bağlı olarak çeşitlilik gösterdi. Anne olma rolleriyle birlikte, işçi olarak çalışanlar veya aktivist kimlikleriyle öne çıkanlar, toplumun dayattığı sınırları aşmak ve değişimi teşvik etmek için mücadele ettiler. Bazıları, anne olmanın getirdiği sorumlulukları ve zorlukları deneyimlerken, diğerleri iş dünyasında var olma mücadelesi verdi veya toplumsal değişim için aktif olarak mücadele ettiler. Ancak, hepsi ortak bir hedef doğrultusunda bir araya gelerek, cinsiyetçi normların ve kısıtlamaların üstesinden gelmek için çaba harcadılar ve kadınların toplumsal rollerini yeniden tanımlama ve güçlendirme yolunda ilerlediler. Bu mücadeleler, kadınların tarih boyunca yaşadıkları deneyimlerin zenginliğini ve çeşitliliğini yansıtırken, toplumun ilerlemesi ve eşitlik için önemli bir rol oynadılar.”
Arter’in, edebiyat ve sanat ilişkisine yeni bakışları mümkün kılmak amacıyla düzenleyeceği yeni serisi “Kütüphane Konuşmaları”nın ilk konuğu yazar Latife Tekin olacak.
Seri boyunca farklı konuklarla ele alınacak kitapların ve eserlerin ortaya çıkış serüvenlerine ve alt metinlerine odaklanılırken, çeşitli okuma biçimleri yorumlanarak tartışmaya açılacak. İlk etkinliğin konuğu 1983’de yayımlanan ilk romanı Sevgili Arsız Ölüm’den 2022’de yayımlanan Zamansız’a 40 yıldır Türkiye’nin edebiyat ortamını yenilemeye devam eden yazar Latife Tekin olacak. Doğayla kurduğu ilişkiyi sanat anlayışının merkezine alan Tekin, sanatın rolünü edebiyat penceresinden ele alacak.
Latife Tekin ile gerçekleşecek “Kütüphane Konuşmaları”nın ilki 23 Mart Cumartesi günü 17.00’de Arter Kütüphanesi’nde ücretsiz olarak düzenlenecek. Etkinliğe katılmak için kayıt gerekmiyor.
Künye:
1. Latife Tekin ©Muhsin Akgün
2. Arter Kütüphane Konuşmaları ©Ada Gökçin
“Feveran”, “Torpak”, “Biber” gibi şarkılarıyla tanınan Develer grubu, ilk albümü Fauna’yı müzikseverlerle buluşturdu.
Fauna albümünün çıkış şarkısı “Galenik”; perdesiz ve bas gitar, tanbur, davul ve tuşluların uyumuna eşlik eden ilham verici bir melodiyi dinleyiciye sunuyor. Grubun diğer işlerinden farklı olarak çağlama, drive’lı gitar tonları, döküm darbuka ve koro gibi elementlere sahip olan albümde sekiz şarkı yer alıyor. Albümün tamamı neredeyse 24 saat içinde kaydedilse de albümdeki tüm parçalar canlı çalınarak seyircilerin de katılımıyla sahnede olgunlaşarak son hâlini aldı. Fauna’nın kapağı, geçtiğimiz aylarda albümden yayımlanan iki teklide olduğu gibi Kutlay Evrensel tarafından, Develer’in provaları sırasında eş zamanlı olarak çizildi.
Develer ekibi albümün adını şu sözlerle açıklıyor: “Parçaların kendi içlerindeki dinamik dokusu ile taşıdıkları dünyaların ve bu farklı dünyaların toplamının, Develer’in Fauna’sını yansıttıklarını düşünüyoruz. Bir yandan da albümdeki bütün aromalar, bundan sonraki yolculuğumuzda gidebileceğimiz yolların çeşitliliğine göz kırpıyor.”
Develer, Fauna’nın ilk konserini 21 Mart Perşembe akşamı Babylon’da verecek. Konserin biletlerini Biletix, Mobilet ve Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
Develer’in ilk albümü Fauna’yı buradan dinleyebilirsiniz.
İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, Ozan Sağdıç’ın 1950’lerden itibaren çalışmalarından geniş bir seçkinin yer aldığı “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçının Tanıklığı” başlıklı sergiyi 20 Ekim tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Burgan Bank’ın sponsorluğunda hayata geçirilen “Ozan Sağdıç: Fotoğrafçının Tanıklığı” sergisi, dünyada fotoğrafın en yaygın türlerinden biri olan belgesel fotoğrafa odaklanıyor. İstanbul Modern Fotoğraf Küratörü ve Bölüm Yöneticisi Demet Yıldız Dinçer ile fotoğraf sanatçısı ve yazar Merih Akoğul’un küratörlüğünü üstlendiği sergide Dr. Ruhi Oğuz Sağdıç ise danışman olarak yer alıyor. Türkiye’nin sosyal, politik, ekonomik, kültürel ve görsel tarihine de ışık tutmayı amaçlayan sergide, Türkiye’de fotoğraf alanının yaşayan en önemli figürlerinden biri olan Ozan Sağdıç’ın karanlık odasından çıkan baskılar da dahil olmak üzere 127 fotoğraf yer alıyor. Fotoğrafların üretildiği teknik ve dönem, sergide yer alan vintage baskılar ve Hayat dergisinden örneklerle de aktarılırken, ülkenin 1950’lerden itibaren görsel bir panoraması izleyiciye sunuluyor. Fotoğrafa başladığı yıllarda dünyada ve Türkiye’de “altın çağını” yaşamaya başlayan fotomuhabirliğin ülkedeki en önemli temsilcilerinden biri olan Sağdıç’ın “Fotoğrafçının Tanıklığı” sergisi, aynı zamanda sanatçının çalışmalarının çok yönlülüğünü de gözler önüne seriyor.
Hans-Åke Lilja tarafından derlenen, Lilja’s Library’nin 20. yılını kutlamak için korku edebiyatının 13 usta yazarının kaleminden çıkan tüyler ürpertici 12 hikâyeden oluşan Karanlıkta Parlayanlar, İpek Demir Gedik'in çevirisiyle Altın Kitaplar’dan çıktı.
Hans-Åke Lilja, kurucusu olduğu internet sitesi Lilja's Library’nin 20. yılı şerefine bu antolojide topluyor. Kitapta Stephen King, Jack Ketchum, P. D. Cacek, Stewart O’Nan, Bev Vincent, Clive Barker, Brian Keene, Richard Chizmar, Kevin Quigley, Ramsey Campbell, Edgar Allan Poe, Brian James Freeman ve John Ajvide Lindqvist’in kan donduran hikâyelerini bir araya geliyor.
Her yazar okurunun kâbuslarına yeni bir boyut katıyor. Zihnin karanlık köşelerinde saklanan korkulara dokunan bu öyküler gerçek ve hayal arasında ince bir çizgide yürütüyor.
“En derin korkularınızla yüzleşmeye hazır mısınız?”
Uzun yıllar Beykoz Çubuklu mevkiinde akaryakıt depoları olarak kullanılan, işlevlerini kaybettikten sonra ise kaderine terk edilen Çubuklu Silolar, bir kültür sanat alanına olarak kapılarını açtı.
İBB Miras’ın kapsamlı restorasyonu ile yeniden işlevlendirilen Çubuklu Silolar; Dijital Sanatlar Müzesi, Doğa ve Bilim Müzesi, atölye, karşılama merkezi, sahne, gökyüzü çayırı, çocuk oyun alanları, kütüphane, kafe ve restoran gibi çok amaçlı birimleriyle İstanbullularla buluşuyor. Çubuklu Silolar, ziyaretçilerine yeni bir İstanbul deneyimi sunuyor. İBB Miras ve İBB Kültür tarafından kent hayatına kazandırılan Çubuklu Silolar’daki Dijital Sanatlar Müzesi, 1979’dan beri dijital devrimin izlerini süren ve tüm dünyadan sanatçı, sanat teknolojisi ve bilim insanını bir araya getiren Ars Electronica’dan bir seçkiyle açıldı. Ars Electronica küratörlüğünde ve Piksel.Creative Solutions prodüktörlüğünde gerçekleşen “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” başlıklı sergi, gerçeklik kavramına medya sanatının merceğinden yeni ve alternatif bir bakış açısı sunuyor. Sergide yer alan hem uluslararası hem de yerel dokuz farklı sanat pratiği, görünmez olana görünür bir yaklaşım getiriyor. Sanat ve teknoloji ekseninde bir düşünce alanı açmayı hedefleyen “Bilinci Yeniden Kurmak: Gerçek Nedir?” sergisi, izleyiciyi somut olanın sınırlarının ötesini keşfetmeye ve algılanabilir gerçekliklere temas etmeye davet ediyor.