
Nilüfer Belediyesi, Orhan Taylan’ın çalışmalarından oluşan “Orhan Taylan Sokağın Direniş Hafızası” başlıklı sergiyi 28 Temmuz’a kadar Nâzım Hikmet Kültürevi ve Meteor I Balat Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşturuyor.
Orhan Taylan’ın büyük kısmını 2013 yılında yaptığı Gezi Resimleri ile DİSK’le beraber çalıştığı dönemden afişleri, fotoğrafları, çizimleri ve yazılarını buluşturan sergi; aile arşivi yanında DİSK ve SALT arşivinden bir seçkiyi de Bursa’daki izleyicilerle bir araya getiriyor. Herhangi bir akım içerisinde sıkışıp kalmaktansa birçok akımdan ve disiplinden ilham alan Taylan’ın çalışmalarında hikâye anlatımı sıklıkla yer alıyor. İnsanların kendilerini ifade edebilmek için yarattıkları yeni eylem biçimlerini resimleştirirken kendisi de yeni bir dil arayışına giren sanatçının çalışmalarında sosyopolitik yansımalar ağırlıkla bulunuyor. Figüratif üslubuyla Türk resim sanatında önemli bir konum edinen sanatçının üretimlerine farklı perspektiflerden mercek tutan sergi, 1 Mayıs kutlamalarının simge afişlerinin yaratıcısı Orhan Taylan’ı onsuz gerçekleşen ilk 1 Mayıs’ta anıyor.
“Orhan Taylan Sokağın Direniş Hafızası” sergisini 28 Temmuz tarihine kadar Nâzım Hikmet Kültürevi ve Meteor I Balat Kültürevi’nde ziyaret edebilirsiniz.
İstanbul Modern Sinema, animasyondan belgesele, ilk kez gösterilen ve festivallerden ödüllerle dönen kısa filmlerden oluşan “Gelecek Kısa” başlıklı seçkiyi 2-5 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşturacak. İstanbul Modern Sinema’nın Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla hazırladığı mayıs programı kapsamında 25 kısa film gösterilecek.
İstanbul Modern Sinema Küratörü Müge Turan şunları söylüyor: “Üçüncü kez düzenlediğimiz ‘Gelecek Kısa’ programında bu yıl 25 filme yer veriyoruz. Aralarında Küçük Buluntular, Ferret gibi izleyiciyle ilk kez buluşacak filmler de var. İstanbul Modern Sinema’da bir kısa film festivali gibi hazırlandığımız ‘Gelecek Kısa’yı, Yiğit Hepsev, Vehbi Bozdağ, Selin Öksüzoğlu başta olmak üzere yönetmenlerin katılımıyla gerçekleştireceğiz.”
“Gelecek Kısa” programı hakkında detaylı bilgiye ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.
Program 1
Aç Karnına Çıkmayalım, 2023
Yönetmen: Yiğit Hepsev
Kurdun Kutusu, 2023
Yönetmen: Uğur Savaş
Gukla, 2024
Yönetmenler: Emine Uysal Berger, Özgür Ceylan
Kalabalık, 2022
Yönetmen: Pelin Kırca
Ferret, 2023
Yönetmenler: Serra Duran, Halil Tanışan
Program 2
Onun Kalesinde, 2023
Yönetmen: Yasemin Demirci
Küçük Buluntular, 2023
Yönetmen: Sevgi Ortaç
Zarafet ve Şiddet Arasında, 2023
Yönetmen: Şirin Bahar Demirel
36, 2023
Yönetmen: Rezan Mir Uğurlu
Bir Dostluk, 2024
Yönetmen: Gürkan Yücel
Program 3
Kadıköy'ün En İyi Falcısı, 2023
Yönetmen: Emine Yıldırım
Burası Size Göre Değil, 2023
Yönetmen: Ceyda Aşar
Nasıl Kaybolunur, 2023
Yönetmen: Tilbe Cana İnan
Kurbağalar, 2023
Yönetmen: Vehbi Bozdağ
En Uzun Gece, 2023
Yönetmen: Can Merdan Doğan
Ben Sen O Biz Siz Onlar, 2023
Yönetmen: Sevin Yaman
Program 4
Avrupa Fatihi, 2023
Yönetmen: Onur Yağız
Eksi Bir, 2024
Yönetmen: Ömer Ferhat Özmen
Ben Süpermarket Değilim, 2023
Yönetmen: Ekrem Ayhan Çakay
Paket, 2023
Yönetmen: Melih Aslan
Sonunda, 2023
Yönetmen: Resmiye Emir
Program 5
Tarihte Yaşanmamış Olaylar (Serpêhatiyên Neqewimî), 2023
Yönetmen: Ramazan Kılıç
Beyaz Dağın Çocukları, 2023
Yönetmen: Yalçın Çiftçi
Oyunbozan, 2023
Yönetmen: İlayda İşeri
Görüşürüz Kaplumbağa (Adieu Tortue), 2024
Yönetmen: Selin Öksüzoğlu
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin Sabancı Holding’in ana sponsorluğunda ve Gilan’ın katkılarıyla hayata geçirdiği, geç Osmanlı İmparatorluğu’nun ve erken Cumhuriyet döneminin öncü kadın sanatçılarından Melek Celâl’e odaklanan sergi, 23 Haziran’a kadar uzatıldı.
“Unutulmuş Bir Cumhuriyet Kadını: Bütün Yönleriyle Melek Celâl” sergisi, 1924’te Galatasaray Sergileri’nde ilk nü eserleri gösteren, 1935’te ise ilk kişisel sergisini açan Cumhuriyet aydını kadın sanatçı Melek Celâl’i tüm yönleriyle sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi çok yönlü üretim yapan sanatçının tablo ve eskizleri, Anadolu motiflerinden esinlenerek çizdiği desenleri, şehir planlama, hat sanatı ve Türk işlemeleri ile ilgili kaleme aldığı makaleleri, eleştirileri ve kitapları ile hayatına ışık tutan fotoğraflar, kartpostallar, hatıra yazıları ve mektupların bulunduğu zengin bir arşivden oluşuyor. Sergi kapsamında Melek Celâl’in tekniğine, eserlerinin geçirmiş olduğu restorasyon çalışmalarına, kullandığı malzemelerin yapısı ve dokusuna ışık tutan Görünenin Ötesinde Melek Celâl bilimsel analiz çalışması da yer alıyor.
“Unutulmuş Bir Cumhuriyet Kadını: Bütün Yönleriyle Melek Celâl” sergisini, 23 Haziran tarihine kadar pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında SSM Galeri -2’de ziyaret edebilirsiniz.
Sanat eleştirmeni Kirsty Bell'in bir şehrin portresi ile bir kadının içsel yolculuğu aynı pencerenin manzarasında birleştirdiği kitabı Dip Akıntıları, Yasemin Çongar’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.
Bell, sıra dışı anlatısında penceresinden görünen manzaradan Berlin’in geçmişine, bir evliliğin bitiminden bir imparatorluğun yıkımına, Rosa Luxemburg’dan Christa Wolf , Walter Benjamin ve David Bowie gibi şehir sakinlerine, kent hafızasından aile dizimine uzanıyor. Bir Berlin panoramasında tarihsel bir döküm, mekân ruhuna bir saygı duruşu ve çarpıcı bir psikocoğrafya çalışması olduğu kadar kişisel ve toplumsal travmaları odağına alan bir anlatı sunuyor.
“Berlin’de, eşi ve çocuklarıyla yeni taşındıkları evde aniden bir su sızıntısıyla karşılaşan anlatıcı, bu sorunla birlikte sadece evde değil, kendi hayatında da bir şeylerin birikip taştığını fark ediyor. Bu bir kırılma ânı; bir işaret, belki bir kehanet. Evliliği parçalanmaya, ailesi bölünmeye başlarken evdeki bu tekinsiz akıntı adeta bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Berlin’in yeraltı suları yüzeye çıkmak için bastırırken yazarın zihninin derinliklerinden de Berlin’e, geçmişi trajedilerle, anlatılması gereken hikâyelerle, hatırlanması gereken insanlarla dolu bu şehre dair bir sel boşanıyor.”
Ankara’dan Üsküp’e, Saraybosna’ya ve Mostar’a uzanan kent ve kadın hikâyelerinin kesişiminde yazılan 12 müzisyen kadının özgün şarkılarından oluşan Benim Şehrim Benim Sesim albümü yayımlandı.
Kreşendo’nun bir sanatçı gelişim projesi olarak üç senedir yürüttüğü Benim Şehrim Benim Sesim, British Council destekleriyle müzik sahnesinde çok sesli bir kültürün gelişmesine alan açıyor. Kentin seslerini indie rock tınılarıyla harmanlayarak elektronik altyapıda birleştiren Benim Şehrim Benim Sesim albümü, alternatif müziğin ruhunu tam anlamıyla yansıtıyor. Ankara ve Belgrad’da stüdyo kayıtları gerçekleşen albümün prodüktörlüğünü Beril Sarıaltun üstlenirken indie rock’tan deneysel elektronik müziğe uzanan parçaların söz, müzik ve düzenlemesi tamamen kadınlar tarafından gerçekleştirildi. Ankara’nın ruhunu ortaya koyan şarkıları yer yer avangart öğeler zenginleştirirken Balkan şarkılarında geleneksel ile moderni bir araya getiren tınılar, kent sokaklarını tanımlayan seslerle buluşuyor. Şehirde kadın olarak var olma deneyimini farklı açılardan ele alan Benim Şehrim Benim Sesim albümünde dinleyiciler, Ankara’dan Balkanlar’a uzanan kültürel zenginliğin izlerini sürüyor.
Benim Şehrim Benim Sesim projesinin Ankara katılımcılarıyla Busker ve Tuborg destekleri ve Radyo ODTÜ basın sponsorluğunda Ankara’da sahne alacak. Sanatçılar, yaşadıkları şehirlerin seslerinden ilhamla ürettikleri, albümde yer alan şarkılarını 4 Mayıs Cumartesi günü Ankara Kulüp Müjgan’da gerçekleşecek konserle seyirciyle buluşturacak. Farklı dillerden ve müzikal janralardan orijinal şarkıları sahneye taşıyan Benim Şehrim Benim Sesim müzisyenleri, Selin Sümbültepe ve Feryal Öney ile birlikte dinleyicilerini bambaşka şehirlerden şarkılarla keyifli bir yolculuğa çıkarmak için 20 Mayıs Pazartesi günü Babylon’da olacak.
Benim Şehrim Benim Sesim albümünü buradan dinleyebilirsiniz.
Benim Şehrim Benim Sesim
1- Sıla Argun- “Belki Bir Gün Evi Bulursun”
2- Seda Savaş- “Benimleyim”
3- Alaska- “Fanus”
4- Göksu- “Sığamam”
5- Katarina Rankovic- “Dreamy lament “
6- Mabaster- “Sower”
7- Burçe Karaca- “Kuma”
8- Dora Sesar- “Gazel o Mostaru”
9- Plamenka Trajkovska- “Lamento velo”
10- Berfin Deniz- “Biz”
11- Marla Felis- “Afterdark 33”
12- Oiku- “Benim Artık”
Benim Şehrim Benim Sesim
Proje Küratörü & Prodüktörü: Beril Sarıaltun
Müzik Koordinatörleri: Ezgi Karadayı & Ayça Akkın
Proje Koordinatörü: Ayça Akkın
Stüdyo Kayıtları: Shoom Studios (Belgrad), Midas’ın Kulaklığı (Ankara)
Mix - Mastering: Ozan Demir (ODES Studios)
Video & Fotoğraf Prodüksiyon: Kalt Film
Milli Reasürans Sanat Galerisi, Hasan Deniz tarafından hazırlanan “Hakiki Hikâyeler” başlıklı sergiyi 30 Nisan-14 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Hasan Deniz, 2014 yılında Millî Reasürans Sanat Galerisi’nde açtığı "Alte Liebe" başlıklı ilk sergisinin ardından 10 yıl sonra “Hakiki Hikâyeler” ile izleyenlerin karşısına çıkıyor. Sergi, fotografik göstergeleri ve teknikleri kullanarak bir yönüyle kurmaca diğer yönüyle ise tamamen “gerçek” bir yaşamın, kişisel hikâyelerin izlerini taşıyor. Oldukça bilinçli bir seçkiyi açık bir zihinle oluşturulmuş bulanık bir ilişkisellik içinde izleyiciye sunan sergi, tüm bunları sahici bir tesadüfilik izlenimi içinde tutuyor.
Bir tür belge olarak algılanan ve bu yolla gerçek bir gerçekliği aktardığı düşünülebilecek inandırıcılığın sınırlarını zorlayan bu disiplin, Deniz’in ellerinde anlatılmayan bir tarihin kimi zaman dolaylı kimi zaman ironik kimi zaman da kriptografik kayıtlarına dönüşüyor. Hareketin bulanıklığını veya geçmişin yıkıcılığını taşıyan insan yüzleri, duyular ve zamanlar arası bir dil kuran, bazen de “sıradan” manzaralara bilinçli bir biçimde gizlenmiş detaylar, ekseninden ya da oryantasyonundan kaymış, konusuna olan mesafesini yeniden ayarlamış kadrajlar, sanatçının söylemini şiirsel bir yalın yoğunluğa yaklaştırıyor. Her ne kadar eserlerin ardındaki hikâye veya hikâye parçaları sanatçı tarafından bilinse de izleyici başı ve sonu net sınırlarla çizilmemiş, ucu özellikle açık bırakılarak tahminlere yer açan bu iz sürme durumundayken o arkeolojiye yeni bir katman ekleme, belki de eserin içeriğindeki anlamı yeniden kurgulama ihtimaliyle karşı karşıya geliyor.
“Hakiki Hikâyeler” sergisine eşlik eden kitapta yer alan sergi metni Sinan Eren Erk tarafından kaleme alınırken, kitabın grafik tasarımı ise İrem Ela Yıldızeli tarafından hazırlandı.
Milli Reasürans Sanat Galerisi, Hasan Deniz tarafından hazırlanan “Hakiki Hikâyeler” başlıklı sergiyi 30 Nisan-14 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Hasan Deniz, 2014 yılında Millî Reasürans Sanat Galerisi’nde açtığı Alte Liebe isimli ilk sergisinin ardından 10 yıl sonra “Hakiki Hikâyeler” ile izleyenlerin karşısına çıkıyor. Sergi, fotografik göstergeleri ve teknikleri kullanarak bir yönüyle kurmaca diğer yönüyle ise tamamen “gerçek” bir yaşamın, kişisel hikâyelerin izlerini taşıyor. Oldukça bilinçli bir seçkiyi açık bir zihinle oluşturulmuş bulanık bir ilişkisellik içinde izleyiciye sunan sergi, tüm bunları sahici bir tesadüfilik izlenimi içinde tutuyor.
Bir tür belge olarak algılanan ve bu yolla gerçek bir gerçekliği aktardığı düşünülebilecek inandırıcılığın sınırlarını zorlayan bu disiplin, Deniz’in ellerinde anlatılmayan bir tarihin kimi zaman dolaylı kimi zaman ironik kimi zaman da kriptografik kayıtlarına dönüşüyor. Hareketin bulanıklığını veya geçmişin yıkıcılığını taşıyan insan yüzleri, duyular ve zamanlar arası bir dil kuran, bazen de “sıradan” manzaralara bilinçli bir biçimde gizlenmiş detaylar, ekseninden ya da oryantasyonundan kaymış, konusuna olan mesafesini yeniden ayarlamış kadrajlar, sanatçının söylemini şiirsel bir yalın yoğunluğa yaklaştırıyor. Her ne kadar eserlerin ardındaki hikâye veya hikâye parçaları sanatçı tarafından bilinse de izleyici başı ve sonu net sınırlarla çizilmemiş, ucu özellikle açık bırakılarak tahminlere yer açan bu iz sürme durumundayken o arkeolojiye yeni bir katman ekleme, belki de eserin içeriğindeki anlamı yeniden kurgulama ihtimaliyle karşı karşıya geliyor.
“Hakiki Hikâyeler” sergisine eşlik eden kitapta yer alan sergi metni Sinan Eren Erk tarafından kaleme alınırken, kitabın grafik tasarımı ise İrem Ela Yıldızeli tarafından hazırlandı.
Indie müziğin sevilen isimleri Can Ozan ve Dolu Kadehi Ters Tut’un birlikte hazırladığı “Ölene Dek” adını verdikleri şarkı dinleyiciyle buluştu.
Kalp kırıklığının ardından yaşanan acıyı ve iyileşme sürecini anlatan, Can Ozan ve Dolu Kadehi Ters Tut’un ortak imzasını ve güçlü uyumlarını yansıtan “Ölene Dek” dokunaklı bir rock şarkısı olarak öne çıkıyor. “Ölene Dek” duygusal vokal harmonileri, davullar ve gitar melodileriyle, tutkulu bir aşkı geride bırakmanın mücadelesine sürüklüyor dinleyicisini.
“Ölene Dek”i tüm dijital müzik platformlarından dinleyebilirsiniz.
Yaratıcı disiplinler için bir buluşma mekânı sunan ve DAC tarafından düzenlenen SPACE’24, 7 ve 8 Mayıs’ta Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleşecek.
Mimar, iç mimar, tasarımcı, sanatçı ve markaları, özgün mekân kurgusunda ve entelektüel içerikleriyle bir araya getiren SPACE organizasyonu 3. yılında da tasarımın farklı alanlarında öne çıkan, özgün isimlerin söyleşilerini katılımcılarla buluşturacak. Trendleri belirleyen yerel ve global markalar ile Türk tasarımcıların markalarının da yer alacağı organizasyon, “in SPACE’24 Mekânlar Seçkisi” başlıklı özel bir sergiye de ev sahipliği yapacak.
SPACE’24, bu yıl da programında kent ölçeğinden yapıya, mekâna ve objeye; fikirden yazıya, müziğe ve lezzete tasarımın her alanından üreten, düşünen, sorgulayan ve kendi alanlarında öne çıkan isimlerin söyleşileri katılımcılarla bir araya getirecek. İstanbul Kent Konseyi Başkanı mimar Tülin Hadi ve grafiker Mahir Akkoyun’un, gazeteci Mirgün Cabas’ın moderatörlüğünde gerçekleştireceği açılış oturumunun ardından yönetmen, senarist, yapımcı Yeşim Ustaoğlu; mimarlar Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, Cem Sorguç, Alper Derinboğaz, Ömer Selçuk Baz, Heval Zeliha Yüksel, Esra Aydınoğlu; sanatçılar Sinan Logie, Ozan Ünal; tasarımcılar Özlem Yalım, Sezgin Aksu ile İran’dan mimar Habibeh Madjdabadi, İsveç’ten mimar Jesus Azpeitia Seron, İtalya’dan mimar Michele Rossi, Almanya’dan mimar Tobias Wallisser ve İtalya’dan Japon tasarımcılar Setsu & Shinobu ITO’nun katılacağı oturumlar iki gün boyu SPACE’24 sahnesinde olacak.
“in SPACE’24 Mekânlar Seçkisi” başlıklı sergide; iç mimar Barbara Pensoy, sanatçı Canan Tolon, mimar Hakan Demirel, iç mimar Hakan Ezer, mimar Mahmut Anlar, heykeltıraş Seçkin Pirim ve mimar Sibel Dalokay Bozer’den oluşan seçici kurulun belirlediği, profesyonel disiplinle yaratılmış özgün projeler ve boşluğu mekân algısına çeviren tasarımlar sergilenecek.
in SPACE sergi sponsoru Kartes, in SPACE plaket sponsoru Askon, sahne mobilya sponsoru Addo, Pop-Up Zone sponsoru Jotun, ortak alan mobilya sponsorları Koleksiyon ve Klassis, Coffee Zone sponsoru EnPlus ve marka alanlarında AGT, Baumit, Bien, Han Stone, Hürsan, Işık Landscape Global, Kesseböhmer, Laodikeia, Liebherr, Mozeks, Palazzo Fabric, Orka Banyo, Rota Wall, Tepta, tRACK; tasarım marka alanlarında Atelier TAS, Oobje, Otto Tiles ve YET Design, SPACE’24’te yer alacak.
7 ve 8 Mayıs’ta 10.00-20.00 saatleri arasında Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleşecek SPACE’24’e buradan kayıt olarak katılabilirsiniz.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 43. İstanbul Film Festivali ödülleri dün akşam (28 Nisan Pazar) Atlas 1948’de gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. 43. İstanbul Film Festivali’nin ulusal ve uluslararası yarışmalarında kısa ve uzun metrajlı toplam 51 film yarıştı.
Uluslararası Yarışma’da Altın Lale’yi bu yıl, Anna Buryachkova’nın yönettiği Sonsuza Dek kazandı. Uluslararası Yarışma’da Jüri Özel Ödülü, Ena Sendijarević’in yönetmenliğini üstlendiği Tatlı Rüyalar filme verildi. Festivalin Uluslararası Yarışma ödülleri Eczacıbaşı Topluluğu tarafından destekleniyor ve büyük ödül Altın Lale’yi kazanan yönetmen 10.000 avro, filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenen firma 150.000 TL, Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yönetmeni ise 5.000 avro ile ödüllendiriliyor.
İstanbul Film Festivali’nin, genç yönetmenlerin çektikleri ilk veya ikinci filmlerin yer aldığı Genç Ustalar bölümündeki Genç Usta Ödülü’nü İstif filmiyle Luna Carmoon kazandı. Genç Usta ödülü Nespresso tarafından 3.000 avro para ödülüyle destekleniyor.
Ulusal Yarışma kapsamında En İyi Film’e verilen Altın Lale ödülüyle birlikte En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Sanat Yönetmeni ve En İyi Özgün Müzik olmak üzere toplam 10 ödül takdim edildi.
Ulusal Yarışma’da en iyi filme verilen Altın Lale’yi Nehir Tuna’nın yönettiği Yurt kazandı. Ödülü jüri başkanı yönetmen Aslı Özge takdim etti. Ulusal Yarışma’da En İyi Film Altın Lale Ödülü İKSV tarafından 300 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
Festivalin kurucularından Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’ne Vuslat Saraçoğlu’nun yönettiği Bildiğin Gibi Değil layık görüldü. Ödülü kazanan filmi jüri üyelerinden Merve Dizdar açıkladı. Jüri Özel Ödülü, Kariyo & Ababay Vakfı tarafından 150 bin TL para ödülüyle destekleniyor. Ödül filmin yapımcısı ve yönetmeni arasında eşit bölüşülüyor.
En İyi Yönetmen ödülünü, Tereddüt Çizgisi filmiyle Selman Nacar kazandı. Ödülü kazanan filmi, festivalin konuklarından yönetmen Tarsem Singh açıkladı. En İyi Yönetmen ödülü, festivale Yüksek Katkıda Bulunan Tema Sponsoru olarak da destek veren Anadolu Efes tarafından 75 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
En İyi Senaryo Ödülü’nü Bildiğin Gibi Değil filmiyle yönetmen ve senarist Vuslat Saraçoğlu kazandı. Kazanan ismi, uluslararası jüri üyelerinden Guy Lodge açıkladı. En İyi Senaryo Ödülü Alamet Holistic tarafından 25 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Tereddüt Çizgisi filmindeki rolüyle Tülin Özen’in oldu. Ödülü, festivalin bu yılki onur konuklarından, oyuncu Koji Yakusho takdim etti. En İyi Kadın Oyuncu ödülü İKSV tarafından 25 bin TL para ödülü ile destekleniyor.
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Bildiğin Gibi Değil filmindeki rolleriyle Alican Yücesoy ve Serdar Orçin’in oldu. Ödülü geçtiğimiz yıl festivalden En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Manolya Maya takdim etti. En İyi Erkek Oyuncu ödülü İKSV tarafından 25 bin TL para ödülü ile destekleniyor.
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü Yurt filmiyle Florent Herry’ye verildi. Geçen yıl bu ödülü alan jüri üyesi Barış Aygen’in açıkladığı Ulusal Yarışma En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü İKSV tarafından 25 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
En İyi Kurgu Ödülü Bildiğin Gibi Değil filmiyle Naim Kanat’a verildi. Ödülü jüri üyelerinden Gladys Joujou takdim etti. En iyi Kurgu Ödülü İKSV tarafından 25 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü’nü Beraber filmiyle Nadide Argun van Uden kazandı. Ödül, jüri üyelerinden Halil Altındere tarafından takdim edildi. En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü Milliyet Sanat tarafından 25 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
En İyi Özgün Müzik Ödülü Son Hasat filmiyle Doğan Duru’nun oldu. Ödülü jüri üyelerinden Ekin Fil takdim etti. En İyi Özgün Müzik Ödülü İKSV tarafından 25 bin TL para ödülüyle destekleniyor.
İstanbul Film Festivali, 2012 yılında erken yaşta kaybettiğimiz yönetmen ve yapımcı Seyfi Teoman anısına verilen En İyi İlk Film Ödülü’nün bu yılki kazananı Büyük Kuşatma filminin yönetmeni Sinan Kesova, İKSV Lale Kart üyelerinin desteğiyle 50.000 TL para ödülünün de sahibi oldu. Jüri ayrıca Ozan Yoleri’nin yönettiği Başlangıçlar’a Mansiyon vermeyi uygun gördü.
En İyi Belgesel Ödülü, Berke Baş’ın yönettiği Dargeçit filmine verildi. En İyi Belgesel Ödülü, İKSV tarafından 30.000 TL para ödülü ile destekleniyor. Ulusal Belgesel Yarışması’nda Aybüke Avcı’nın yönettiği Domates Biber Depresyon’a Mansiyon verildi.
En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ömer Ferhat Özmen’in yönettiği Eksi Bir kazandı. En İyi Kısa Film ödülü Anadolu Efes tarafından 30.000 TL para ödülü ile destekleniyor. Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Şirin Bahar Demirel’in yönettiği Zarafet ve Şiddet Arasında filmine Mansiyon verildi.
Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI de İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma, Uluslararası Yarışma ve Ulusal Kısa Film Yarışması kapsamında birer ödül verdi. Uluslararası Yarışma’da Anna Buryachkova’nın yönettiği Sonsuza Dek, Ulusal Yarışma’da Selman Nacar’ın yönettiği Tereddüt Çizgisi, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda ise Yalçın Çiftçi’nin yönettiği Beyaz Dağın Çocukları FIPRESCI ödüllerine layık bulundu.