
George Saunders’ın Rus edebiyatının büyük üstatları Çehov, Turgenyev, Tolstoy ve Gogol’ün klasikleşmiş öykülerine eğilerek okurlara yazmak, okumak ve hayat üzerine edebiyat dersleri sunduğu Yağmur Altında Yüzmek, Sabri Gürses’in çevirisiyle Delidolu Yayınları’ndan çıktı.
Amerika’nın en iyi genç yazarlarının akıl hocalığını üstlenen Saunders’ın, Syracuse Üniversitesi’nde Rus öyküsü üzerine verdiği derslerin bir uzantısı olan bu kapsamlı çalışma, “Eğer bir öykü bizi çektiyse, kendini okuttuysa bunu nasıl yaptı?” sorusunun izinden yürüyerek iyi bir öyküyü oluşturan elementlerin neler olduğunu açıklığa kavuşturuyor.
Bu kitap 19. yüzyıl büyük Rus yazarlarının edebî duruşlarına, bakış açılarına ve dünya görüşlerine geniş bir perspektiften bakıyor. Anton Çehov’un “Arabada”, “Tatlım” ve “Frenküzümü”; İvan Turgenyev'in “Şarkıcılar”; Lev Tolstoy'un “Efendi ile Kul” ve “Çömlek Alyoşa”; Nikolay Gogol'ün ise “Burun” isimli öykülerine yer veren Yağmur Altında Yüzmek, ilgili metinleri satır satır çözümleme, anlamlandırma ve yorumlama olanağı sunuyor. Kitabın sonunda bulunan alıştırmalar ise yazmaya heveslenenlerin yaratıcılığını tetikliyor.
Yağmur Altında Yüzmek, Türkçeye iki ayrı dilden yapılmış bir çeviri süreciyle kazandırıldı. Kitapta; Saunders’ın öyküleri değerlendirip yorumladığı denemeleri İngilizceden çevrilirken Rus yazarların öyküleri ise metinlerin özgün dili olan Rusçadan çevrildi.
29 Haziran’da İstanbul Maximum Uniq Açık Hava’da sahne alacak Oscar and the Wolf, “Somebody Without U” isimli yeni teklisini yayımladı.
“Somebody Without U”, çıktığı günden bu yana dünya çapında 5 milyondan fazla dinlenen “Angel Face” isimli tekliyi takip ediyor. Bu şarkı, Oscar and the Wolf için Max Colombie’nin daha savunmasız ve samimi bir yönünü vaat eden yeni bir sanatsal aşamanın başlangıcını temsil ediyor. “Somebody Without U” ve “Angel Face”, Oscar and the Wolf'un yeni müzikal yönünü dinleyiciye sunuyor. Colombie’nin karanlık ve aydınlık arasındaki dengesi; dans müziği, pop ve R&B’nin eşsiz bir karışımı ile bir araya geliyor.
Hem medya hem de kişisel sosyal medya hesapları aracılığıyla Max Colombie, hayatının en karanlık dönemlerinden bazılarını göstermekten çekinmiyor ve platformunu ruh sağlığı ve madde bağımlılığı konusunda kamuoyunda farkındalık yaratmak için kullanıyor.
Max Colombie şarkı hakkında şunları söylüyor: “‘Somebody Without U’ bana çok hızlı ve doğal bir şekilde geldi. Şarkıyı ilk olarak piyanoda yazmıştım; başlangıçta gerçek bir baladdı. Yapımcılarımdan biri şarkıyı bir pop ritmine soktu. Bunun aslında daha iyi olduğunu düşündüm, çünkü bu güçlü bir kontrast yarattı; hüzünlü sözlerle karışık neşeli bir düzenleme. The Smiths’in de yaptığı şey bu… Eskiden kendimi gerçekte var olmayan senaryolardaki bir karakter olarak görürdüm. Şimdi, çalışmalarımın hepsi gerçekten otobiyografik. Akıl hastalığının yüzü olmak istemiyorum ama farkındalığın sesi olmak istiyorum.”
Oscar and the Wolf’un “Somebody Without U” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilir, Haziran’da İstanbul Maximum Uniq Açık Hava’da gerçekleşecek konser biletine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Camila Rocha’nın “Eğrelti Otu Meseleleri” başlıklı kişisel sergisi 20 Temmuz’a kadar Öktem Aykut’ta sanatseverlerle buluşuyor.
Camila Rocha “Eğrelti Otu Meseleleri” sergisinde, gezegendeki en eski canlılardan biri olan eğrelti otları üzerine sürdürdüğü derinlemesine araştırmasını izleyiciye sunuyor. Botanikçi Anderson Santos ve mimar Aslıhan Demirtaş ile yaptığı iş birliği neticesinde ortaya çıkan büyük ebatlı yerleştirme Eğreltikada, bilimsel, sanatsal ve mimari yaklaşımları bir araya getiriyor. Rocha’nın titiz ve gözlemci suluboya çizimleri, zengin floral soyutlama yorumlamalarını bir arada sunan akrilik resimleri ve büyük ebatlı bir tuval yerleştirmesi galeri alanına serbestçe yayılıyor.
“Yapraklardaki ışığı ve hareketi yakalamak, Camila’nın uzun bir zamandır araştırmalarının ana konusu hâline gelmiş olan belirli bir eğrelti otunu resmederken üstlendiği bir zorluk oluyor. Eğrelti otunun yalnızca görünümü değil, aynı zamanda açığa çıkan kırılganlığı da onu cezbediyor: Eğrelti otu çok dayanıklı görünse de resmetmek üzere dikey kesildiğinde hemen ölüyor. Yeni filizlerini kahverengi renkte, neredeyse yanmış gibi bir görünümde veren eğrelti otu, bu sayede hayvanların yeni filizlerini yemesine engel oluyor. Sezgilere aykırı bir şekilde, eğrelti otu büyürken kahverengiden mora ve mordan da yeşile dönüşüyor. Diğer bir ifadeyle, Camila’nın bazı resimleri başka bir gerçeklikte var olan mor bir sıvının içinde asılı kalmış gibi görünse de bu gerçeklik ona ilham veren samambaia’yla sıkı sıkıya bağlı ve samambaia tarafından mesken tutulu.”
Merve Ünsal’ın sergi yayını için yazdığı “Zaman İçi, Zaman Dışı: Camila Rocha’nın Eğrelti Otu Meseleleri Üzerine” başlıklı yazısından alıntı.
Fotoğraf: Barış Özçetin
“Yeni maddecilik”in öncü figürlerinden Manuel DeLanda ve “Spekülatif Gerçekçilik” akımının öncülerinden Graham Harman’ın gerçeğin ve gerçekçiliğin birçok farklı anlamını birlikte inceledikleri çalışmaları Gerçekçiliğin Yükselişi, Hakan Atay ile Hakan Yücefer’in çevirisiyle Tellekt’ten çıktı.
Gerçekçiliğin Yükselişi’nde gerçekçilik ile maddecilik arasındaki ilişki tartışmaya açılıyor. DeLanda’nın çekerler ve tekillikler tartışmasıyla Harman’ın nesne yönelimli ontolojisi üzerine canlı bir düşünsel alışverişi içeriyor. Bilimsel bilginin gerçekliği tam olarak yansıtıp yansıtmadığı “bilinebilirlik” kavramıyla birlikte ele ele alınırken, ayrıca yazarların daha genel olarak uzay, zaman ve bilime dair düşüncelerine de yer veriliyor.
İstanbul Modern Sinema, 2023’e damgasını vuran beş filmi “TOP 5” başlığı altında 8-13 Haziran tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.
Film eleştirmenlerinden tam not alan filmlerden oluşan “TOP 5” programında, Cannes’da kazandığı “Büyük Ödül”ün ardından Oscar’da “En İyi Uluslararası Film” ödülüne layık görülen İlgi Alanı, Hayao Miyazaki’nin bu yıl Akademi Ödülleri’nde “En İyi Animasyon” seçilen Çocuk ve Balıkçıl, usta yönetmen Martin Scorsese’nin son tarihi epik filmi Dolunay Katilleri, Film Comment dergisi tarafından 2023’ün en iyi filmi seçilen Bir Skandalın Peşinde ve Romanya’nın Oscar adayı Dünyanın Sonundan Çok da Bir Şey Beklemeyin filmleri yer alıyor.
Filmlerin biletlerine ve programa buradan ulaşabilirsiniz.
“TOP 5” Film Programı:
Bir Skandalın Peşinde
8 Haziran 2024, Cumartesi Saat: 13.00
9 Haziran 2024, Pazar Saat: 15.15
Çocuk ve Balıkçıl
9 Haziran 2024, Pazar Saat: 13.00
13 Haziran 2024, Perşembe: 15.00
Dolunay Katilleri
9 Haziran 2024, Pazar Saat: 17.30
Dünyanın Sonundan Çok da Bir Şey Beklemeyin
8 Haziran 2024, Cumartesi Saat: 17.30
13 Haziran 2024, Perşembe Saat: 17.15
İlgi Alanı
8 Haziran 2024, Cumartesi Saat: 15.15
13 Haziran 2024, Pazar Saat: 13.00
Avrupa’nın her yıl düzenlenen önemli ve en büyük çağdaş sanat sergilerinden biri olan NordArt’ta, bu sene Server Demirtaş, İrfan Önürmen, Varol Topaç, Zuhal Baysar, Kemal Tufan, Ayla Turan ve Erdil Yaşaroğlu’nun eserleri sanatseverlerle buluşacak.
Bu yıl yirmi beşincisi düzenlenen NordArt, 1 Haziran-6 Ekim tarihleri arasında Büdelsdorf Almanya’da, Carlshütte tarihi demir dökümhanesinin arazisinde gerçekleşecek. Sergide; Server Demirtaş, İrfan Önürmen, Varol Topaç, Zuhal Baysar, Kemal Tufan, Ayla Turan ve Erdil Yaşaroğlu’nun eserleri dört ay boyunca izleyiciyle buluşacak.
Çeyrek asırlık yıldönümünü özel projelerle kutlayan Nord Art, 2010 yılından beri Nord Art sergilerinde ödül almış olan sanatçıları bir araya getiriyor. Geçtiğimiz sene ödül alan Server Demirtaş ve İrfan Önürmen’in eserleri ile 2017 yılında ödül alan Varol Topaç’ın eseri bu çerçevede sergilenecek.
Künye:
1. Zuhal Baysar
2. Erdil Yaşaroğlu
3. Varol Topaç
4. Server Demirtaş
5. Kemal Tufan
6. İrfan Önürmen
7. Ayla Turan
Egretllu’nun insanlar ile hayvanlar arasındaki bağı ve iklim değişikliğine maruz kalıp gidecek yeri olmayanların derin yalnızlığını anlattığı kitabı Başka Bir Yerde, Cansu Gümüş Yılmaz’ın çevirisiyle Meav Yayıncılık’tan çıktı.
Egretllu hem yazdığı hem de resimlediği bu kitap ile 6 yaş ve üzeri okurlarını büyülü atmosferiyle sarıp sarmalıyor. Başka Bir Yerde; 2023 The White Ravens ve The BRAW Amazing Bookshelf ile 2024 Bologna’da The Reading For a Healthy Planet Exhibition ödülünü kazandı.
“Sular altında kalmış bir şehir... Sokak lambaları hâlâ açık, arabalar terk edilmiş. Mavi sayfalara, ağır ağır yüzen balinalar eşlik ediyor.”
Burhan Öçal, Okay Temiz, Cem Aksel, Engin Gürkey gibi Türkiye’nin en önemli perküsyoncuların sahne alacağı Perküsyon Günleri, 1-2 Haziran’da Beykoz’da yer alan Çubuklu Silolar’da gerçekleşecek.
Çubuklu Silolar’ın biçimselliğinden alınan ilhamla, İBB Kültür ve İBB Orkestralar Müdürlüğü tarafından düzenlenen Perküsyon Günleri’nde, 1-2 Haziran’da perküsyon dünyasının uzman isimlerinin master class çalışmaları, söyleşileri, atölyeleri ve konserler gerçekleşecek. Perküsyon Günleri’nde Engin Gürkey, Okay Temiz ve Gürkan Özkan’ın master class çalışmalarının yanı sıra palmas, boomwhackers, erbane gibi farklı alanlarda atölyeler düzenlenecek. Cem Aksel, Emin Bolat, Ferruh Yarkın, Burak Gürpınar ve Özgür Can Öney’in söyleşilerde katılımcılarla bir araya geleceği etkinlikler kapsamında 1 Haziran Cumartesi akşamı Yarkın Ritim Topluluğu, Akatay Ritim Trio ve Defjen; 2 Haziran Pazar akşamı ise Burhan Öçal konserleri de İstanbullularla buluşacak. Perküsyon Günleri kapsamında Zuhal Müzik de enstrüman deneyim alanında ziyaretçileri ağırlayacak.
Perküsyon Günleri hakkında detaylı bilgiye ve programa buradan ulaşabilirsiniz.
Eda Emirdağ’ın “Bilmediğin” başlıklı kişisel sergisi 8 Haziran tarihine kadar Bilsart’ta sanatseverlerle buluşuyor.
“Bilmediğin” sergisi, Eda Emirdağ’ın 2015 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalarının arşivini sanatçının gözünden izlemeye imkân sağlarken, pandemi döneminde araştırdığı gözetleme sistemlerinin güncel etkisini konu alan akademik video projesini de izleyiciye sunuyor. İmaj üzerindeki kişisel verileri spekülatif bir bakış açısıyla ele alan ve tartışmaya açmak isteyen zoom as a panopticon adlı çalışma Nisan 2020’den bu yana biriktirmeye devam ettiği zoom görüntülerini kaydetmesi ve sanat üretimi için kullanmasının etiğini sorguluyor. Geçmişten bugüne video işlerini içeren sergide yer alan democracy adlı çalışma ise yakın dönemde ilgilendiği doğanın bilgeliğini hareketli görüntü ile inceliyor.
Kültür kuramcısı Byung-Chul Han’ın hikâye anlatıcılığının kapitalizmle yaşadığı dönüşümü ele aldığı kitabı Anlatının Krizi, Murat Erşen’in çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.
Anlatılar bizi birbirimize kenetleyen bağları üretir; topluluk oluşturur, olumsallığı ortadan kaldırır ve bizi varlığa demirler. Ancak her şeyin keyfi ve gelişigüzel hale geldiği çağdaş enformasyon toplumunda, hikâye anlatıcılığı hikâye satıcılığına dönüşmekte ve anlatılar bağlayıcı güçlerini yitirmektedir. Hikâye anlatıcılığı, anlatı ortaklıklarının aksine, sadece geçici bir topluluk ortaya çıkarır, bu da olsa olsa tüketiciler topluluğudur. Hikâye anlatıcılığı yoluyla kapitalizm anlatıya el koyar: Hikâyeleri satar. Böylece anlatılar paylaşılan bir deneyim olmaktan çıkıp çağımızın patolojik bir fenomenine dönüşürler.
“Bugün herkesin ağzında bir ‘anlatı’ lafıdır gidiyor. Oysa anlatı enflasyonu paradoksal olarak bir anlatı krizine işaret ediyor. Tüm bu storytelling yaygarasının ortasında, kendini anlam ve istikamet eksikliğiyle açığa vuran bir anlatı boşluğu hüküm sürüyor.”