
C. Pekcan Birinci ve Ulaş Karabulut’tan oluşan Darkwave ikilisi Makyaj, “Delirtir Beni” isimli yeni teklisini BBI Music Co. etiketiyle yayımladı.
İstanbul’un enerjik sokaklarından çıkarak Ankara’nın gri atmosferinde olgunlaşan ikili Makyaj’ın son teklisi “Delirtir Beni”, karanlığın ve yalnızlığın kaçınılmazlığıyla yüzleşmeyi anlatıyor. Şarkının ritmik bas vuruşları, yankılanan vokalleri ve synth arpejleri; dinleyiciyi derin bir melankoliye sürüklerken, klostrofobik çağrışımlar ile boğulma ve çaresizlik duygularını yansıtıyor. Cevap arayışında güçsüz kalmış ve yorgun hisseden dinleyicilerini ortak bir şarkıya çağıran grup, dinleyicilerine yalnız olmadıklarını hissettirmeyi ve bu ortak duygusal deneyimi paylaşmayı amaçlıyor. Retro esintili sesler ve içe dönük sözlerle, kapris ve içtenlik arasındaki hassas dengeyi yakalayan ikili, nostaljik ve çağdaş cazibenin karışımıyla dinleyicilerini kendi dünyalarına çekiyor.
Makyaj’ın “Delirtir Beni” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
“Delirtir Beni”
Söz: C. Pekcan Birinci
Müzik: C. Pekcan Birinci, Ulaş Karabulut
Mix & Mastering: C. Pekcan Birinci
Fotoğraflar: Subterra Photography (Melisa Çelik)
Kapak Tasarımı: C. Pekcan Birinci
Label: BBI Music Co.
Çetin Akmeşe’nin “Bekleyenler” başlıklı kişisel sergisi 2 Temmuz tarihinden itibaren Galeri / Miz’de sanatseverlerle buluşacak.
Arzu Sancar’ın küratörlüğünü üstlendiği “Bekleyenler” sergisinde Çetin Akmeşe modern yaşamın paradokslarını ele alarak, bireyin kendi kimliğini oluşturmadaki etkilerini, topluma adaptasyonu için sunulan imajlar üzerinden sorguluyor. Sanatçı sürrealist bir yaklaşımla yaparak, gerçekliğin ötesindeki semboller ve imgeler aracılığıyla toplumsal ve bireysel kimlik arasındaki dinamikleri keşfediyor. Bireylerin kimlik oluşturma süreçlerinde kullandıkları yolları sorgulayan sergi, izleyicilerin kendi deneyimlerini ve dönüşümlerini yeniden değerlendirmeye teşvik ederek içsel keşiflerini arttırmayı amaçlıyor.
Sanatçı, modern hayatın hızla değişen gerekliliklerine uyum sağlama çabalarını, bir yere yetişme telaşını ve yaşam döngüsünde kendini var etme mücadelesini ele alıyor. Bu süreçler, bireylerde herkesle aynı olma, makineleşme ve sıkışmışlık hissi yaratarak bir nevi hapis olma durumunu ortaya çıkarıyor. Bu bağlamda sanatçı, bireyin kimlik edinme sürecini, -dayatılan imaj ve beğeniler doğrultusunda- modern yaşamda onay ve geçiş hakkı sağlayan davranışları araştırıyor. Sergideki eserler, modern yaşamın kolayca edinilmiş ve seri üretim kimlik anlayışını; zaman, mekân ve obje üzerinden ele alarak eleştirel bir yaklaşımla merkezine alıyor. Bu şekilde bireyin gerçek kimliğini ve modern toplumun dayattığı kimliklerin etkilerini araştırıyor.
İtalyan karikatürist Gipi’nin yazdığı ve resimlediği, okura sanatçının yaşadığı hayat hakkında neler hissettiğini samimi ve çarpıcı bir şekilde anlattığı Benim Kötü Şekillenmiş Hayatım (BKŞH), Kara Karga Yayınları’ndan çıktı.
Gipi, sanat çevrelerince “büyük bir sanatçının olgunluğunun kanıtı” olarak adlandırılan eserinde dram ve komedi arasında dengelenmiş gergin ve heyecan verici bir anlatım sunuyor.
Bugüne kadar 50.000'den fazla kopya satan Benim Kötü Şekillenmiş Hayatım, yazarın gerçek biyografisinin ötesine geçerken; yabancılaşma, izolasyon, hayatın ve acının anlamını çılgınca ve görünüşe göre boşuna arama duygusunu anlatan ironik, bazen de komik bir hikâye.
Amerikalı multidisipliner sanatçı Doug Aitken, Türkiye’deki ilk sergisini eylül ayında Borusan Contemporary’de sanatseverlerle buluşturacak.
Doug Aitken, günümüz varoluşuyla özdeşleşmiş hiper-bağlantılılığın karmaşıklıkları ve çelişkilerinin küreselleşmiş neoliberal toplumlardaki özgürlüğün anlamının ve tüm bunların bireyin izolasyonu üzerindeki etkilerinin izlendiği bir anlatı sunuyor. Jérôme Sans küratörlüğünde, günümüz dünyasının insanlık durumunu resmedecek monografik sergi, Aitken’ın 2007’den 2024’e kadar olan dönemi kapsayan eserlerini bir araya getiriyor. Sanatçının farklı medyumları kullanmakta ustalaşmış sanatsal pratiğini deneyimsel alanlar yaratarak sunan sergi, ziyaretçileri pasif bir gözlemciden öteye hem diğer ziyaretçilerle hem de içinde bulundukları mekânın ritmiyle etkileşime giren birer katılımcıya dönüştürüyor. Sergi diğer eserlerin yanı sıra sanatçının Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu siparişiyle ürettiği mekâna özgü yerleştirmesini de izleyicilerle buluşturacak.
Künye:
1. Doug Aitken, 3 Modern Figür (nefes almayı unutma), 2018 Kurulum görünümü: 6775 Santa Monica Bulvarı, Los Angeles, 2019 © Doug Aitken (Sanatçının izniyle) Fotoğraf: Dakota Higgins
2. Doug Aitken Fotoğraf: Ami Sioux
3. Jérôme Sans Fotoğraf: Sam Samore
Piksel. Creative Solutions tarafından gerçekleştirilen medya sanatı odaklı uluslararası sanat fuarı Noise_Media Art, 12-15 Eylül tarihleri arasında Viyana’da yer alan Palais Festetics’te gerçekleşecek.
19. yüzyıl Viyana mimarisinin karakteristik mekânlarından Palais Festetics’te gerçekleşecek Noise_Media Art’ın yeni edisyonunda ağırlıklı olarak Türkiye’den medya sanatı ekseninde eser seçkisi sunan galeriler yer alacak. Sadece davetli sanatçı ve galerilere açık bir yapıya sahip olan fuar, teknolojinin sunduğu olanakları sanat pratiğinde kullanan sanatçıların eserlerinden oluşan seçkiyi sanatseverlerle buluşturacak. Noise_Vienna, 2021 yılında Viyana’da kurulan ve odak noktası yeni medya sanatı, bilim ve teknoloji alanında disiplinler arası deneyimlerin keşfedilmesi ve üretilmesi olan Node Media Lab iş birliği ile Vienna Belediyesi Kültür Departmanı desteğiyle gerçekleşecek.
Noise_Media Art etkinlikleri kapsamında OI_Music, OI_Focus, OI_Talks | OI_Education bölümleri sanatseverlerle bir araya gelecek. Deneysel yaklaşımlarla şekillenen; tekno, elektronik dub, proto electronica, endüstriyel müzik, glitch tekno, ambient ve drone müzik birbirinden farklı türler OI_Music bu sene Palais Festetics’te katılımcılar buluşacak. OI_Focus, Node Media Lab iş birliği ve Vienna State’nin desteğiyle Türkiye’den bağımsız medya sanatçılarının sergisine ev sahipliği yapacak. Teknoloji ve sanat birlikteliğinden temellenen OI_Talks Vienna, teknolojik gelişmeleri anlama, öğrenme ve bu gelişmeler üzerinde söz sahibi olma konularına eşitlikçi bir yerden yaklaşan “Tekno-Eşitlik” isimli bir konuşma serisini katılımcılarla buluşturacak. OI_Education programı kapsamında Notch, Noitom Motion Capture, Adobe programları gibi sanatçılar tarafında üretimlerinde sıklıkla kullanılan yazılımlar hakkında atölye çalışmalarına yer verilecek.
Noise_Vienna’nın etkinlik takvimine ve detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Albert Bitran’ın 3 Mayıs–14 Haziran 2024 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de gerçekleşen “Gölge Topraklar Gök Topraklar” başlıklı ilk kişisel sergisi kapsamında aynı adlı sergi kataloğu yayımlandı.
Katalog, sanat tarihçisi Clotilde Scordia ve şair, yazar ve piyanist Laure Cambau’nun yazılarıyla Bitran’ın özgün pratiğine ve seçili eserlerine derinlemesine bir bakış sunuyor. Türkçe-İngilizce-Fransızca olarak üç dilli yayımlanan kataloğun çevirilerini Merve Akar Akgün, Baptiste Gacoin, Kerem Topuz üstlendi. Erdem İlgi Akter’in editörlüğünde hazırlanan kataloğun eser ve sergi görünümü fotoğrafları Nazlı Erdemirel tarafından çekildi. Tasarımın Atelier Neşe Nogay, tasarım uygulamasını Gökmen Soylu yaptı.
Katalog, II. Dünya Savaşı sonrası Paris’te yükselen soyut sanat akımının önemli temsilcilerinden olan Bitran’ın, 1956–2013 yılları arasında ürettiği seçili eserlerini bir araya getirerek, sanatçının kariyeri boyunca gözettiği mekân duyarlılığına ve farklı dönemlerde ürettiği seriler arasındaki akışkanlığa odaklanıyor. Bitran’ın farklı dönem ve üsluplardaki serilerinin ve/veya üretimlerindeki kronolojik sıralamaların ötesine geçen sergi seçkisi etrafında şekillenen kitap, sanatçının içinde bulunduğu büyük ya da küçük ölçekli çevreye karşı duyarlığının etrafında örülmüş soyutlamalarının başlangıçlarını ve birbirleri arasındaki akışkan ilişkileri gözler önüne seriyor.
“Gölge Topraklar Gök Topraklar” başlıklı kataloğun detayları için info@dirimart.com adresi üzerinden bilgi alabilirsiniz.
Pera Film, “hiçbir şeyden korkmuyorum” başlıklı Onur Ayı seçkisini 28 Haziran-10 Temmuz arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda izleyicilerle buluşturacak.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları’nın Onur Ayı’na özel hazırladığı, benzersiz yolculuklarında cesurca ilerleyen karakterlerin hikâyelerini ele alan “hiçbir şeyden korkmuyorum” programı kapsamında, kuir kültürünü ana akım sinema aracılığıyla geniş kitlelerle buluşturan iki kült film, Priscilla Çöller Kraliçesi ve Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı gösterilecek. Bireysel kimliklerin önemini ve normların dışında yaşamanın zenginliğini vurgulayan Onur Ayı seçkisi; ilham verici öyküleri, unutulmaz müzikleri, büyüleyici sahne performansları, göz alıcı kostüm ve makyajlarıyla ikonikleşmiş iki kült filmi sinemaseverlerle bir araya getiriyor.
“En İyi Kostüm Tasarımı” dalında Oscar Ödülü kazanan ve bu yıl 30. yaşını kutlayan Stephan Elliott imzalı Priscilla Çöller Kraliçesi filminde, Avustralya’nın ücra çöllerindeki tatil beldesi Alice Springs’te bir drag gösterisi yapmak üzere anlaşan Tick, Adam ve Bernadette, lavanta rengi emektar tur otobüsleri Priscilla’ya atlayıp Sidney'den taşraya uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyor. Yol boyunca farklı kişi ve topluluklarla tanışan karakterler, önyargılarla mücadele edip kimliklerini yeniden keşfedecekleri bir dizi maceraya tanıklık ediyor.
John Cameron Mitchell’ın yönetmenliğini üstlendiği Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı, Doğu Almanya’da işlevsiz bir ailede büyüyen ve rock yıldızı olmayı hayal eden Hansel Schmidt’in hikâyesini anlatıyor. Hansel bir çıkış yolu ararken Amerikalı asker Luther ile tanışıp ona âşık oluyor. Yasal olarak evlenip ABD’ye taşınabilmeleri için nişanlısı ve annesi, Hansel’i cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmeye ve Hedwig olmaya zorluyor. Hedwig cinsel kimliğini bulmaya çalışırken drag sanatını keşfediyor.
Programın biletlerini Biletix üzerinden veya Pera Müzesi resepsiyonundan satın alabilirsiniz.
Gösterim Programı:
Priscilla Çöller Kraliçesi
28 Haziran Cuma, 19.00
6 Temmuz Cumartesi, 15.00
Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı
30 Haziran Pazar, 15.00
10 Temmuz Çarşamba, 19.00
İrem Yüksekbilgili’nin hayvan haklarına yönelik farkındalık yaratmayı hedefleyen “Göz Teması” başlıklı 1wall sergisi 25 Haziran-28 Temmuz tarihleri arasında Büyükdere35’te sanatseverlerle buluşuyor.
Sergi; Doğuş Grubu’nun 2015 yılından bu yana sanatla uğraşan öğrencilere destek olmak üzere yürüttüğü Sanata Bi Yer platformu ile Büyükdere35 iş birliğinde hayata geçiriliyor. Sanata Bi Yer platformunun üyesi İrem Yüksekbilgili’nin “Göz Teması” başlıklı sergisinde, sanatçının çeşitli teknikler kullanarak bitkisel sabun, imitasyon deri ve suni yün ile oluşturduğu çalışmaları yer alıyor. İşlerinde hayvan meselesini konu edinen Yüksekbilgili, insanların neden olduğu tahribatı gözler önüne sermeye çalışıyor. Bu probleme yönelik tahakküm, türcülük ve meta kavramlarının hayvan bedeni üzerinden kurulan sistemin yarattığı baskıyı; insan ırkının üstünlüğünün hangi türü sevmemiz ve hangisini yememiz gerektiğini dikte etmesinden kaynaklı, hayvanları kaynak olarak kullanıp üzerinden kazanç sağlanması gibi anlamlara gelen olgular üzerinde duruyor.
Genç yeteneklerin eserlerini galeriler dışında da daha geniş kitlelere ulaştırarak onların sanat dünyasında yer edinmelerine olanak tanıyan Sanata Bi Yer platformu, genç sanatçıların üretimlerini doğru yerde ve doğru kişilerle buluşturmayı amaçlıyor.
Bu yıl edebiyatta 50’nci yılını kutlayan ressam ve yazar Can Göknil’in 1974’te yayımlanan ve Türkiye'nin ilk resimli çocuk kitaplarından biri olan Kirpi Masalı, Can Çocuk tarafından 50. yıla özel bir baskı ile yeniden yayımlandı.
Kirpi Masalı, Göknil'in aynı zamanda çocuk edebiyatındaki ilk eseri. Dünyanın işleyişi ve gezegeni diğer canlılarla paylaşma temalarına dostluk, yardımlaşma ve duygular eşlik ediyor.
“Uzak bir ülkede, yağmursuz geçen günler ve susuzluğun sıkıntısını çeken hayvanlar. Çözüm, arkadaş canlısı mor kirpinin dikenlerinde gizli...”
Bu yıl ikincisi düzenlenen Adalar’da Caz, 27-30 Haziran tarihleri arasında Prens Adaları’nda müzikseverlerle buluşacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Dairesi Başkanlığı’nın geçtiğimiz yıl ilk kez gerçekleştirdiği Adalar’da Caz’da bu sene Büyükada Taş Mektep ve Atatürk Meydanı, Heybeliada Pazar Yeri, Burgazada Eski İskele Meydanı ve Kınalıada İskele Meydanı’nın yanı sıra Kadıköy, Kabataş ve Bostancı’da bulunan Adalar vapur iskelelerinde; Elif Çağlar Jazz & Groove, İsmail Tunçbilek, Sarp Maden, Arto Tunçboyacıyan, What Da Funk, Alice Francis, Anıl Şallıel & Sevda Alekperzadeh gibi yerli ve yabancı birbirinden özel caz müzisyenleri sahne alacak. Festivalde konserlerin yanında ayrıca söyleşiler ve atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.
Festival kapsamında Sarp Maden, İsmail Tunçbilek, Elif Çağlar Jazz & Groove, Afroloji, Arto Tunçboyacıyan 1 To 3, Mustafa İpekçioğlu Miquartet, What Da Funk, Anıl Şallıel & Sevda Alekperzadeh, Duende - Erdem Sökmen & Nağme Yarkın & Hasan Meten, Deli Bakkal ve Alice Francis, Büyükada’da sahne alacak. Burgazada’da Barış Doğukan Yazıcı Quartet, Korhan Furtacı, CanSu Aslan ve Manuş-u Âlâ’nın; Heybeliada’da Onur Ataman Trio, Şenova Ülker Quartet, Baturay Yarkın Trio Feat. Nağme Yarkın ve Ateş Tezer Trio’nun sahne alacağı festivalde Kınalıada’nın konukları ise Çağıl Kaya, İmer Demirer Quartet, Tolga Şanlı Power Trio ve KAPIKO olacak. Adalar vapur iskelelerinde gerçekleşecek konserlerde ise dört gün boyunca Bestem Yuvarlak Jazz Quintet, Ayşenur Çınar Duo, Esra Gürçay Duo, Hot Shots Jazz Band, Gizem Gündoğdu Trio, Kaan Arslan Co., DJ The Diplobrat, Kamucan Yalçın & Friends, Elif Çohaz Duo, Gizem Ekiz Duo, Nisan Biçer Duo ve DJ Yakuza dinleyicilerle buluşacak.
Adalar’da Caz, konserlerin yanı sıra Büyükada Taş Mektep’te yetişkinler için Street Jazz ve çocuklar için Solo Jazz atölyeleriyle Yüksel Aksu, Seren Yüce ve Cenk Erdoğan’ın gerçekleştireceği “Caz Müziğinin Yön Verdiği Filmler” başlıklı söyleşiye ev sahipliği yapacak.
Adalar’da Caz’ın programına buradan ulaşabilirsiniz.